http://netlog.com/OKCUOGLUSahan YİLDİZYİLDİZSahanOKCUOGLUhttp://tr.netlogstatic.com/p/tt/016/412/16412026.jpgTürkiyeVan OKCUOGLU profil sayfası

OKCUOGLU

erkek - 25 yaş, Talas,Malazgirt,Söğüt,İstanbul,Ankara,Kerkük, Türkiye


RSS bildirimi

Blog / Etiketler / Sevgi

Tüm blog mesajlarını göster

'Sevgi' etiketine sahip blog mesajları:


  • Berat Gecesi'nin 2 önemli özelliği

    Berat Gecesi'nin 2 önemli özelliği



    Yarın gece Berat Kandili, İnsanlık âleminin önüne açılan aydınlık bir gece. Bu geceyi nasıl değelendirmeliyiz. Mehemet Paksu'nun yazısı.

    Mehmet PAKSU'nun yazısı...

    Berat Gecesi davetiyesi

    Yarın gece Berat Kandili, Şaban ayının 15. gecesi. İnsanlık âleminin önüne açılan aydınlık bir gece…

    Berat Gecesinin en başta iki önemli özelliği göze çarpar.

    Birisi, Ramazan’a hazırlık aşaması olması, diğeri de Allah’ın özel davetinin öne çıkmasıdır.

    Ramazan’a hazırlıktır, çünkü Berat Gecesi Ramazan’dan öncesi en son mübarek gecedir.

    Bu gece beratımızı, kurtuluş belgemizi alır almaz, ver elini Ramazan ayı. Artık kimse bizi tutamaz. Başlar bir hasret ve koşturmaca…

    Hasret, gittikçe artan Ramazan özlemidir, koşturmaca da, durmadan, dinlenmeden Ramazan’ın ilk gecesini, orucun ilk gününü yakalamaktır.

    Ramazan bir gelmeye görsün, ondan sonra Kadir Gecesine kadar hızlı bir tempo başlar. Gittikçe yükselen bir eforla sürekli mesafe alma gayreti başlar.

    Bu mesafe imanda ve ibadette, şükürde ve sabırda, mağfirette ve merhamette sürer gider.

    Berat Gecesinde bir de bitip tükenmeyen, ara vermeden sürüp giden nurlu bir davetiye elimizden tutar. Alır bizi, kudreti her şeyi yetene, hazinesi sonsuz olana, nimeti ve ikramı had hudut olmayana götürür.

    Berat Gecesinde beni heyecanlandıran ve coşturan bu davette yer alan şu cümleler ruhuma ve gönlüme bayram ettirir:

    Davetinin habercisi Peygamberimizdir. Buyururular ki:

    "Şaban ayının 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:

    "İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım.

    "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.

    "Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.

    "Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."5

    Kulun önüne açılan bu fırsatlar zincirinin içinden neler yok ki…

    Af, rızık, sağlık, afiyet ve nimetler üstü nimet olan Allah’ın yakınlık mesajı.

    Bu mesaj inanan herkese, gönül kapısı açık olan her kula, ümitle dolu her mü’mine, günahlar içinde bocalayan her nefis sahibine, açlık, yokluk ve tükenmişlik yaşayan her insanadır; sabahlara kadar, gün ağarıncaya kadar…

    Bu davete koşmayanı düşünebiliyor musunuz? Bu ziyafette yer almak istemeyene hayal edebiliyor musunuz? Bu nimetlere sırt döneni tahmin edebiliyor musunuz? Ne bahtsızlıktır, ne kayıptır ve ne perişanlıktır bu tembellikler…

    Hala nefsiyle barışık olanlar vardır, hala şeytanla arasını bozmak istemeyenler vardır. Bunların bir kısmını Peygamberimiz şöyle dile getiriyor:

    "Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şaban'ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip her şeyi kuşatır. Bütün insanları bağışlar. Yalnızca Allah’a ortak koşanlar ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler af dışı kalırlar."6

    Bunlara ek olarak bir de,

    "Kâhin, sihirbaz, kinci veya içkiye düşkün olanlarla ana babasını incitenler ve zinaya ısrarla devam edenler."7 af nimetinden mahrum olurlar.

    Manevi âlemde bir yıllık kader programının yapıldığı ve bir yerde Kadir Gecesi kutsiyetinde olan, her amelin sevabının 20 bine çıktığı bu gecede dua iklimine biraz daha yoğun girmek gerekiyor.

    Özellikle Allah’a yakınlığının zirvesinde bulunan Peygamberimizin şu yakarışını tekrar ederek…

    "Allah’ım!, Azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana sığınırım. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini övdüğün gibi yücesin."

  • İbretli bir söz AFRİKADAN.......



    Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı.
    Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler.
    Gözümüzü açtığımızda ise;
    bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.





    Kenya Kurucu Devlet Başkanı

  • DNA'nın Sırrı keşfediliyor!

    DNA'nın Sırrı keşfediliyor!

    DNA profiline bakarak verilen ilaçlar psikiyatrik sorunlara çözüm olacak. Yapılan araştırmalara göre artık kişinin DNA'sı onun kimliği olabilecek..



    DNA profili bir kişinin kimliği gibi.
    Bir kere çıkartıyorsunuz, bu profili ve değişmiyor.
    DNA bir bakıma kimlik numarası gibi.
    İleride belki kimlik yerine DNA geçecek.
    Dünyadaki her bireyin DNA'sı farklı tıpkı parmak izi gibi.

    Geçtiğimiz ay yapılan Amerikan Psikiyatri Kongresi, psikiyatri alanında bir çok yeni gelişmenin habercisi gibiydi. Kongreye katılan Prof. Dr. Psikiyatr Nevzat Tarhan dünyanın psikiyatri alanında en çok tartıştığı konunun, psikiyatri ve genetik ilişkisi olduğunu söylüyor.

    Tarhan, kongre kapsamında; verilen ilaçların takibinde DNA takibi yapılmasının en önemli konu başlığı olarak ele alındığını belirterek şunları söyledi: " Artık DNA'sına bakarak bir kişinin psikiyatrik sorununa hangi ilaç iyi gelir bu biliniyor. Ve yeni doğmuş birinin DNA'sını çıkardığınızda bu DNA 100 yıl saklanabiliyor. Sonuç olarak, bir kişinin DNA'sında hangi enzimlerin iyi çalıştığına bakılarak, ona hangi ilaç zayıf etki yapıyor, hangisi iyi etkiliyor bu kesin olarak öğrenilebiliyor. Geçmişte, DNA kolay çıkartılamıyordu ama şimdi özellikle kronik ve tedaviye dirençli hastaların DNA haritasını çıkartıp ilaçların DNA üzerindeki etkisine bakılıyor. Şöyle ki, hangi ilacın aktif maddesi, hangi enzimle çalışıyora bakılıyor ve o enzim, o kişide aktif mi bakılıyor."

    DNA Türkiye'de çıkartılıyor

    Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyada bazı laboratuvarlarla anlaştıklarını ve buradan aldıkları DNA'ları o laboratuvarlara gönderdiklerini, dolayısıyla bu incelemenin sonucuna göre, o kişilere uygun ilaç tedavisi uyguladıklarını belirtiyor. Tarhan; "DNA profilini çıkartmanın böyle bir kolaylığı var. Genetik cevapta önemli olan ilacın kan düzeyinde olan etkisidir. Çünkü 100 hasta içinde 30 hasta tedaviye dirençlidir ve DNA sayesinde bu hastalar için ne yapılabiir konusuna bakılıyor. Burada fakmakogenetik konusu dikkat çekiyor. Kesinlikle genler önümüzdeki yıllarda psikiyatrinin önemli bir konusu olacak."

    Herkesin DNA'sı farklı olduğuna göre herkese hitap edecek ilaç üretmek mümkün mü? Sorusunun sormak herkesin aklına gelebilir.
    Bunun yanıtı şu; Herkesin yediği gıdalar vardır ama bir takım insanlara olumsuz etki yapabilir. Mesela greyfurt yiyenlerin bazılarında bir takım ilaçlar olumlu etki yapamıyor. Mesela bir hasta devamlı roka yiyormuş ve o nedenle ilaç tesir etmiyormuş.

    Bunun gibi kişiye özel tedavi önem kazanıyor. Kişiye özel tıp yaklaşımı önemli artık. Hastalığı değil, hastayı tedavi önemseniyor" diyor.

    Amerikan Psikiyatri Kongresi ve diğer önemli konu başlıkları

    Amerikan Psikiyatri Kongresinde, beyin görüntüleme sistemleri, EEG tanıtımları, ilaç ve EEG etkileşimleri ele alındı. Işık terapisi de önemli konuların arasında yer alıyordu. Ve artık psikiyatri de teknoloji kullanımı çok önemli bir hale geliyor. Örneğin tele konferans tarzında terapiler yapılacak ve ciddi olarak tartışılıyor.

    Ve Eşikaltı psikiyatri kavramı

    Kongrede önemle tartışılan oturumlardan biri de "Eşikaltı Psikiyatri" kavramı oldu. Çünkü bazı psikiyatrik vakalar her tanıma uymuyor ama eşikaltı vakalar olarak tanımlanabiliyor ve bunlar ilaç tedavisi gerektiriyor, bu ortaya çıktı. Kolay aşık olmanın bir psikiyatrik bozukluk olduğu ve tedavi edilmesi gerektiği de bu çerçevede ortaya çıktı. Manik depresiflik durumunun ön işaretleri olarak kabul ediliyor kolay aşık olma, öfkelilik de duygu durum bozukluğunun ayak sesleri gibi kabul ediliyor art

  • Selülitlerinize 5 günde veda edin!

    Selülitlerinizden bu karşımla kurtulun... Herkesin kendi evinde hazırlayabileceği bu karışım sayesinde 5 günde selülitlerinize veda edebilirsiniz... İşte mucize tarif...

    [photo]25591780[/photo]

    Selülitlerinizden bu karşımla kurtulun... Herkesin kendi evinde hazırlayabileceği bu karışım sayesinde 5 günde selülitlerinize veda edebilirsiniz... İşte mucize tarif...

    3 Kabak
    2 Enginar
    1 Avuç Brokoli
    1 Avuç Maydanoz
    1 Orta boy soğan
    Yarım limon suyu

    Sebzeleri az suda haşlıyorsunuz.

    Daha sonra bu suyla birlikte sebzeleri blendırdan geçiriyorsunuz. Üzerine limon suyunu da ekleyip tekrar blendırda karıştırdıktan sonra soğuk veya sıcak olarak içebiliyorsunuz. İçine başka hiçbir şey katmıyorsunuz. Sabahları günde 1 bardak içiyorsunuz.

    Bugün

  • 110 ülkeden 550 öğrenci Türkçe konuştu!



    6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları, dün İstanbul'da düzenlenen muhteşem bir ödül töreniyle sona erdi. Olimpiyatlar, Türkiye'nin gurur tablosunu oluşturdu

    6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları, dün İstanbul'da düzenlenen muhteşem bir ödül töreniyle sona erdi. 110 ülkeden, her renk ve kültürden 550 öğrencinin ortak bir dilde buluştuğu olimpiyatlar, Türkiye'nin gurur tablosunu oluşturdu

    Yaklaşık bir aydır Anadolu'nun değişik yerlerinde yaşanan final heyecanı yerini Türkçe sevdalılarından ayrılmanın burukluğuna bırakırken, şiir, şarkı ve folklorla birlikte 13 dalda zirveye çıkan öğrenciler, bütün dünyaya barış mesajı gönderdi.

    Şampiyonlara ödüllerini Meclis Başkanı Köksal Toptan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in de aralarında bulunduğu seçkin davetli topluluğu verdi.

    Başbakan Tayyip Erdoğan ise törene katılamamanın üzüntüsünü, partisinin Kızılcahamam kampında dile getirdi. Türkçe Olimpiyatları'nın medeniyetler ittifakı ve barış açısından önemine dikkat çekerken, "Dünyanın değişik ülkelerinde Türkçe konuşanları gördükçe iftihar ediyoruz." dedi.

    Alkışlar Türkçenin yıldızlarına
    Bu yıl 6.sı düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nın gala gecesi muhteşem bir finale sahne oldu. Dili, dini, rengi ve ırkı farklı 110 ülkeden 550 öğrenci Türkçede buluşurken, dünyaya da barış, kardeşlik, sevgi ve hoşgörü mesajları verdi. İstanbul Gösteri Merkezi'ni dolduran binlerce insan da Türkçenin şampiyonlarını alkış yağmuruna tuttu. Kemal Gülen ile Ebru Gediz'in sunduğu ödül gecesi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

    Programın açılış konuşmasını yapan Tertip Komitesi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Türkçenin bir sevgi ve hoşgörü dili olarak dünya dilleri arasındaki yerini almasını istediklerini dile getirdi. Öğretmenlerin, akıncı ataları gibi dünyanın her tarafına gittiklerini ifade eden Sağlam, "Bunlar kalem tutan akıncılar. Her gittikleri yerde destanlar yazdılar, dünyanın beş kıtasında yüzlerce okul kurdular. Bunların Türkçe ve ülke sevdası ile ahlak timsali yaşantıları dünyaya örnek oldu, her gittikleri ülkede saygı sevgi ve itibar gördüler." dedi.

    Tanzanya, Makedonya, Vietnam ve Moğolistanlı öğrencilerden oluşan Olimpiyat Halk Dansları Topluluğu'nun halay, semah, karşılama, türkü, teke ve zeybekle iç içe sergilediği Anadolu mozaiği oyunu büyük beğeni topladı. Yasin İlhan yönetimindeki her milletten çocukların oluşturduğu Olimpiyat Korosu, birbirinden güzel şarkılarla davetlileri adeta büyüledi. Dünya çocuklarının oluşturduğu Dünya Korosu, "Biz dünya çocuklarıyız, bir ağacın dalıyız, evreni kucaklayan, sevgi ile barışız" mesajı verdi. Kenya'dan olimpiyatlara katılan Samuel'in Cem Karaca'dan söylediği 'Allah Yar' şarkısı yoğun alkış alırken, Kamboçyalı öğrencinin söylediği 'Çile Bülbülüm Çile' şarkısına seyirciler hep birlikte 'Allah' dedi. Senegal halk oyunlarının hem Kırklareli hem de kendi yörelerinden sergilediği halk oyunlarını, Moldovalı öğrencilerin oynadığı Giresun yöresi karşılama oyunu izledi. 'Haydi ya Allah' diyerek sahneye çıkan Endonezya Mehter Takımı gecenin en çok ilgi gören ekiplerinden biri oldu. Mozambikli Henrique, 'Ben siyah bir gülüm' derken, Iraklı Erdal Hüseyin, 'Altın hızma' türküsünü söyledi. Ukraynalı Anastasya, 'Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda' derken, Moğol öğrencinin okuduğu Sakarya Türküsü bütün davetlilere duygulu anlar yaşattı.

    Ünlü futbolcu Hakan Şükür, şarkı yarışmasında dereceye girenlerin ismini açıklamak üzere çıktığı sahnede duygulu bir konuşma yaptı. 'Sahaların sultanı' anonsuyla sahneye gelen Şükür, 'inanılmaz bir gurur yaşadığını' söyledi. Dünyanın birçok ülkesinde büyük kalabalıkların önüne çıktığını belirten ünlü futbolcu, "Ama bu sahneye çıkarkenki heyecanı yaşamadım" dedi. 'Dünyanın değişik ülkelerinde görev yapan öğretmenlerin önünde saygıyla eğiliyorum' diyerek başını eğen Şükür'e davetliler alkışlarla cevap verdi.

    --------------------------------------------------- ------------------------------

    Geceye katılan ünlü isimler
    TBMM Başkanı Köksal Toptan ve eşi Saime Toptan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Başkan Vekili Meral Akşener, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Sağlam, DYP Genel Başkanı Süleyman Soylu, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Başbakanlık Dışişleri Başdanışmanı ve Uluslararası Stratejik İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, eski İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş, eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, eski Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Celal Doğan, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, işadamı İhsan Kalkavan, Ayhan Bermek, TİM Başkanı Oğuz Satıcı, Orka Grup Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Zaman Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ali Akbulut ve Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Bülent Korucu, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, İBB eski Başkanı Ali Müfit Gürtuna, gazeteci Taha Akyol, yazar Beşir Ayvazoğlu, Hilmi Yavuz, Prof. Dr. Orhan Okay, Prof. Dr. Toktamış Ateş, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Yıldırım, Spor dünyasından Hakan Şükür, Arif Erdem, Uğur Tütüneker, İsmail Demiriz, Cihat Aslan, sanat dünyasından Ferdi Tayfur, Necla Nazır, Bedia Akartürk, Yaşar Alptekin, Eşref Kolçak, Beşinci Boyut dizisinin "Salih" karakterini canlandıran Cengiz Toraman, Yeşeren Düşler dizisinde "Halil" karakterli oyuncusu Ali Başar ve Yeşeren Düşler dizisinin "Hazal" isimli oyuncusu Nilüfer Aydan, yapımcı Şahin Özer, iş adamı Nadir Güllü, Mahir Kaynak, Toktamış Ateş, Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Azeri milletvekili Genira Paşaoğlu, Kazakistan Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Anuvar Tanalinov.

    --------------------------------------------------- ------------------------------

    Şarkı yarışmasının galibi kızlar oldu
    Şarkı yarışması dalında Orta Asya ülkelerinden 3 kız dereceye girdi. Azerbaycan'dan Hatice Alizade, 'Ben seni sevdiğimi dünyalara bildirdim 'le birinci, Türkmenistan'dan Abadan Halmedova, 'Dön gel bir tanem'le ikinci, Tacikistan'dan Suman Kurbanova da 'Aldım başımı'yla üçüncü oldu. Şarkı yarışmasının ödüllerini TBMM Başkanı Köksal Toptan verdi.

    --------------------------------------------------- ------------------------------

    Şiir'in birincisi Arnavutluk'tan çıktı

    Şiir yarışması dalında birinciliği Arnavutluk'tan Adeila Selimaj Arif Nihat Asya'nın Naat'ını okuyarak kazandı. Endonezya'dan Anisa Fitria Dewi, Asrın Türküsü isimli şiirle ikinci olurken, üçüncülüğü Sudan'dan Walaa Tarık Mohamed, Türküler Dolusu şiiriyle aldı. Şiir yarışmasının finali önceki gün Bursa'da düzenlenen Türkçe şöleninde yapılmıştı.

    --------------------------------------------------- ------------------------------

    Vietnamlı efeler sahnenin yıldızıydı
    Halk oyunları yarışmasında Vietnamlı ekip Zeybek oyunuyla birinci seçilmişti. Kayseri'deki final programında ikinciliği Kafkas oyunuyla Azerbaycan, üçüncülüğü de Karadeniz oyunuyla Moldova ekibi kazanmıştı. İstanbul'daki final gecesinde sergilenen oyunlar büyük alkış topladı.

    --------------------------------------------------- ------------------------------

    Özel ödüller
    Gecede özel ödüller de sahiplerini buldu. Atatürk Türk Dili Ödülü, Kazakistan'ın Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'e, Karamanoğlu Mehmet Bey Ödülü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, Ali Şir Nevai Türk Dili Ödülü, şair ve fikir adamı Hilmi Yavuz ile Prof. Dr. Orhan Okay'a, İsmail Gaspıralı Ödülü'ne Taha Akyol ile Beşir Ayvazoğlu'na Kaşgarlı Mahmut Türk Dili Ödülü Amerikalı Türkolog Robert Tangffe'ye verildi. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev'in ödülünü Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Anuvar Tanalinov, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ödülünü ise Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik aldı. Olimpiyatlara maddi ve manevi destek veren Bülent Arınç'ın başlattığı Meclis özel ödülleri dünyanın değişik ülkelerinden gelen 13 öğrenciye verildi. Gecede Bülent Arınç'a özel teşekkür edilirken, öğrenciler ödüllerini Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın elinden aldı.

    ZAMAN

  • Kültürün ve Tarihin Başilçesi BEYPAZARI!



    Beypazarı Ankara’nın Kuzeybatısı’nda ve yaklaşık 100 km uzaklığında şirin bir Anadolu ilçesidir.

    Ankara’dan yola çıkan biri Sincan, Yenikent, Ayaş istikametini takip ederek Beypazarı’na ulaşabilir. Arabasıyla gelecekler için yol çift şeritli asfalt olduğundan ulaşımı kolaydır.

    Beypazarı son 10 yılda ciddi bir turizm şehri özelliği kazanmış, kendi kültürel özellikleriyle, tarihi dokusuyla, farklı mimari yapıda evleriyle, ev yapımı değişik tadlarıyla Türkiye’de çok farklı özellikleri olan bir ilçe konumuna gelmiştir.

    Beypazarı ekonomisi tarım, hayvancılık, sanayi ve turizme dayanır.

    Tarımda öne çıkan sebzeciliktir. Beypazarı sebzesi gerek kokusu gerekse tadıyla kendini hemen tanıtır. Özellikle havucu Türkiye ihtiyacının % 60’ını karşılar. Beypazarı halkı havucu iyi değerlendirmiş; suyundan lokumuna, salebinden dönerine, reçeline kadar tüketicilerin beğenisine sunmuştur. Ankara sebze ihtiyacı (domates, ıspanak, salatalık,tere, marul, biber…) çoğunlukla Beypazarı’ndan karşılanmıştır.

    Bağcılık özellikle önemlidir. Üzüm üreticiliği ve bunlardan pekmez, cevizli tatlı sucuğu gibi yan ürünlerin talebi ve üretimi gün geçtikçe artmaktadır.

    Meyvelerin lezzetlerine doyum olmaz. Evliya Çelebi’de Seyahatnamesinde Beypazarı lezzetleri hakkında şöyle demiştir.

    “Bostanlarından bir çeşit kavun olur ki lezzetinden adamın damağı yarılır…Bir çeşit yeşil armudu olup yuvarlak olduğu gibi dördü beşi de bir okka gelir.”

    Hayvancılık sektörü ise daha çok kümes ve küçükbaş hayvancılığa dayanır. Beypazarı’nın başağaç mahallesinde öyle kümesler vardır ki o kümeslerden çıkan yumurtalar çift sarılı olup bir tanesi marketlerde satılan yumurtaların 3 katına eşittir.

    Sanayide Beypazarı’nın öne çıkan faaliyetleri ise karasör sanayi, maden suyu, trona, el becerisine dayalı gümüşçülük… sayılabilir.

    Turizm sektörü ise bizim özellikle üzerinde duracağımız ve Beypazarı’na gidildiğinde muhakkak görülmesi gereken yerlerin tanıtımını içerecektir.

    Beypazarı’nın ilk yerleşim yeri; iki dağın arasında kalan tarıma müsait olmayan arazide kurulan, Kastamonulu ustalarla Beypazarı’nda yetişmiş ustaların birlikte oluşturdukları ahşap evlerden oluşan alandır.Burada restorasyon çalışmalarıyla tarihi doku yeniden ortaya çıkartılmıştır.

    Beypazarı’na ulaştığınızda şehrin girişinde sizi güllerle karşılayan nazlı bir kız edası vardır. Şehrin girişinde ki düzenlemeler bile farklı bir ilçe olduğunu hemen belli eder. Gezilip görülmesi gereken yerleri şöyle sıralayabiliriz:

    1-Hıdırlık Tepesi
    2-Tarihi Evler
    3-Taş Mektep
    4-Alaaddin ve Kurşunlu Camileri
    5-El Dokuma Tezgahı
    6-Müzeler (Beypazarı Müzesi, Yaşayan Müze)
    7-Halk Evi
    8-Suluhan
    9-İnözü Vadisi
    10-Gümüşçüler Çarşısı
    11-Türbeler (Yedi Uyuyanlar, İvaz Dede…)
    12-Bağ Evleri, Konaklar
    13-Maden Suyu, Trona Fabrikaları
    14-Sanat Evi
    15-Hakim Evi,
    16-Kaplıcalar (Dutluk, Tahtalı)
    17-Mesire Alanları (Tekke Yaylası, Eğriova, Karagöl…)

    Hıdırlık Tepesi; Beypazarı’na hakim bir tepedir. Şehrin iki yüzünü seyredebilirsiniz. Tepenin sol tarafı tarihi dokunun korunduğu, tarihi evlerin olduğu iki tepe arasında kalan eski Beypazarı, sağ tarafı yeni evlerin betonarmenin hakim olduğu yeni Beypazarı. Tepe adeta yeniden inşa edilerek kale görünümü verdirilmiş, bir yandan çayın yudumlanıp bir yandan da Beypazarı’nın izlenebileceği güzel bir seyir tepesi haline getirilmiştir.

    Alaaddin Sokak; Beypazarı’na gidildiğinde 4-5 saatin harcanmasıyla tam olarak gezilip görülebilecek bir sokaktır. Eski dokunun tamamen korunup, restorasyondan geçirildiği cumbaları birbirine bakan evlerin sıra sıra dizildiği şehrin tüm stresinin atılıp tamamen tarih, kültür, mimari dokunun havasının teneffüs edildiği, tarihi evlerin gezilip hediyelik eşya alınabilecek, kalmak isteyenler için pansiyon görevi de gören bununla birlikte sanat evi, Suluhan, Beypazarı Müzesi, Alaaddin Cami, Taş Mektep, Kurşunlu Cami, Yaşayan Müze, Hakim Evi gezilip görülecek yerlerdir.

    Beypazarı Müzesi’nde eski yaşam tarzı misafire ve geline verilen önem, mutfak kültürü ve birçok tarihi eser bir arada görülebilir.

    Alaaddin Cami Selçuklu tarzı mimarisi ve özellikle tavanındaki işlemeler, Kurşunlu Cami klasik bir Osmanlı cami olma özelliğiyle,

    Sanat Evi ise adeta işleyen bir galeri havasıyla dikkatleri çekiyor.

    Tarihi Taş Mektep ise eski bir okul olup şuan restoran görevi görmekte Beypazarı’na özgü yaprak dolması, baklava, güveç gibi enfes tadları konuklarına sunmaktadır.

    Suluhan tarihi ipek yolu üzerinde bulunan hanlardan biridir.Restorasyon çalışmaları devam etmekte olup bitirildiğinde Beypazarı’na yeni tarihi bir yapı daha kazandırılmış olacaktır.

    Alaaddin Sokak'ın devamında Türkiye’de müzecilik anlayışında sadece Beypazarı’nda olan “Yaşayan Müze” hem kültürümüzün tanıtılması, hem eski sanatlarımızın geleceğe taşınması hem de çocukluk yıllarımızın eğlencelerinin hatırlatılması adına üzerinde durulması gereken müzelerden biridir. Sosyal tesis olarak kullanılan hakim evi de ilçeye zenginlik kazandırmıştır.

    Eski el dokuma tezgahlarının sesini duymak, oradan el dokuması hediyeler almak isteyenler için Taş Mektebin karşısında küçük bir el dokuma atölyesini görebilirsiniz.

    Gezilebilecek diğer bir mekan ise gümüşçüler çarşısıdır. Burada gümüşün usta ellerde nasıl şekil aldığını görüp, alışveriş yapabilirsiniz.

    Özellikle ilkbahar ve yaz mevsimleri için gidilebilecek mekanlardan bir diğeri de İnözü Vadisi'dir. İnözü Vadisi'nde yeşillikler ve meyve ağaçları arasında bir çok bağ evi ve tesis mevcuttur. Buralarda doğaya kendinizi bırakıp güzel lezzetleri tadabilirsiniz. Vadi üzerinde birkaç türbe (Yedi Uyuyanlar gibi) mevcuttur. İnözü Vadisi'nden devam edildiğinde maden suyu fabrikasını görebilir yerinde tadına bakabilirsiniz.

    Beypazarı çarşısından alabileceğiniz ürünleri şöyle sayabiliriz:

    Beypazarı kurusu, havuç lokumu, havuç döneri, baklava, makarna, cevizli tatlı sucuğu, pekmez, baharat türleri (dağlardan toplanmış), bazlama, tarhana… Birde Beypazarı pazarına giderseniz (Çarşamba ve Pazar günleri) taze sebze ve meyve alabilirsiniz.

    Muhakkak denenmesi gereken tadlar yağlıca, yaprak dolması, taze kuru, cevizli tatlı sucuğu, güveç, baklava, havuç suyu…

    Haziran ayında ki Beypazarı Festivali ve Nisan ayında ki uçurtma şenliği hafta sonunu değerlendirme adına kaçırılmayacak fırsatlardır. Bir şehrin nasıl tüm halkıyla birlikte bir etkinliğe sahip çıkıp sadece Türkiye’ye değil dünyaya nasıl açıldığını ve Türk halkının önünün açıldığında neler yapabileceğinin en güzel göstergesidir.

    Uçurtma şenliği de eski ve neredeyse kaybolmak üzere olan bir eğlencenin yaşandığı ve yaşatıldığı ve çocukluklarına dönmek isteyenlere fırsat veren bir zaman dilimi olacaktır.

    Beypazarı’nın yakın çevresinde ki tekke yaylası, eğriova, karagöl… gibi mesire alanları doğal güzelliğini koruyabilmiş, tahtalı ve dutlu gibi kaplıcalarda kaplıca turizmi tutkunları için güzel yerlerdir.

    Yörede yaşam tarzına baktığımızda farklı bir kültür ortaya çıkar. Gerek giyinme tarzı gerek konuşma üslubu ve şivesi gerekse eski gelenek ve göreneklere bağlılık, şehri sadece tarihi dokusuyla değil insanlarıyla da diğer şehirlerden farklı bir konuma getirmiştir.

    Bayanlar bir yandan çarşıda satıcılık yaparak aktif olarak aile ekonomisine katkı sağlarken giyim tarzlarıyla alt taraflarında “don” ve başlarında “bürgü” isimli kıyafetlerle de yöresel kıyafetlerini devam ettirmişlerdir. Dolayısıyla bir yandan kültürlerini muhafaza etmişler diğer taraftan da aile ekonomisine katkıda bulunmuşlardır. Bu katkı tarhanadan, makarnaya, baklavadan sarmaya kadar direk kendi üretimlerini satarak gerçekleşmiştir.

    Beypazarı insanının şivesi Ankara şivesinden çok farklı ve adeta Ege şivesine yakın bir konuşma üslupları vardır.

    Beypazarı insanı misafirperverliğini, kar kaygısını öne çıkarmadan ürettiği ve pazarladığı ürünlerin kalitesini koruyabilir, tarihine ve kültürüne sahip çıkmaya devam edebildiği, hava kirliliği ve nüfus yapısının değişimine çözüm bulabilirse sivil halkın öncülüğünde gelişimini sağlayan bu gelişmeyle birlikte kültürel ve tarihi değerlerini koruyup gün yüzüne çıkarması özelliğiyle dünyaya örnek olarak gösterilecek bir ilçe olacaktır.

  • Müslüman Mucitler ve İcatları?

    Müslüman Mucitler ve İcatları?

    [photo]25436312[/photo]

    İnsanların zihninde bütün icatları hep batılıların yaptığına dair bir inanış oluşturuldu. Gerçek öyle değil. İşte müslüman mucitler.
    19 Mayıs 2008 / 11:45Tarihin tozlu raflarında kalmış gün yüzüne çıkmamış birçok fikir ve icadın insanlık tarafından bilinmediğinden yola çıkan Prof. Dr. Salim El-Hassani, akademik olarak gerçekleştirdiği uzun çalışmaların ardından, 1001 Buluş projesini hayata geçirdi.
    Proje, Batının ‘karanlık çağlar’ olarak nitelediği ortaçağda bilim ve teknolojinin olmadığına dair yanlış bir yargıdan hareketle oluşturuldu. Bu düşünceyi ortadan kaldırmak, müslümanların bilim ve teknolojiye nasıl katkıda bulunduklarını anlatmak için, Müslümanların yaptığı icatlar biraraya getirildi. Bu icatların örnekleri, hikayeleri 2007 yılında İngiltere’de Glasgow Bilim Merkezi’nde sergilendi. ‘Müslüman Mirasını Keşfet’ ismi verilen sergide binlerce eser yer aldı. Sergi bütün dünyanın ilgisini çekti ve medyada yer aldı. The Guardian, geniş yer ayırdığı bu sergi için ‘İslam uygarlığının Batı dünyasına yaptığı büyük tarihsel katkılar artık görmezden gelinemez.’ yorumunu yaptı. 1001 Buluş projesi, özellikle astronomi alanında müslümanların dünya bilim hayatına çok önemli katkıları gözler önüne seriyor.

    9. yüzyılda yaşamış olan El Battani’nin Kopernik’e yol gösterdiği, trigonometrinin ilk mimarlarından olduğu ifade ediliyor. Yine 9. yüzyılda yaşamış olan Cabir İbni Hayyan’ın kimya biliminin kurucularından olduğu ve kendine ait bir labratuarda yaptığı kimyasal çalışmalar ve deneyler gözler önüne seriliyor. 10. yüzyılda yaşamış olan Gökbilimci Abdurrahman El Sufi, galaksimizin dışında bir galaksi olduğunu ilk keşfeden kişi olarak anlatılıyor. 12. yüzyılda yaşamış coğrafyacı El-İdrisi’nin 70 haritayı içeren ‘The Book of Roger’ diye bilinen atlası insanlığa hediye ettiğinden bahsediliyor. Bunlara benzer pek çok icat 1001 icat projesiyle dünyaya tanıtılıyor. Proje, üç binden fazla akademik yayının taranması, bunlardan belgelerin ve resimlerin seçilmesiyle oluşturulmuş.

    1001 İcat belgesel oldu

    Prof. Dr. Salim El Hassani’nin başkanlığını yaptığı Bilim Teknoloji ve Medeniyet Vakfı çeşitli ülkelerden birçok akademisyenin katılımıyla hazırladığı 1001 Inventıon (1001 İcat) kitabı içeriği ve tüm detaylarıyla Hilal Tv ekranlarında bir belgesel formatında da Türk izleyiciyle buluşuyor. Müslümanların tarih boyunca başta eğitim, şehir, tıp, ticaret, astronomi, coğrafya olmak üzere günümüzdeki bilim ve teknolojinin alt yapısını oluşturan birbirinden ilginç icatları ve parlak fikirleri gerçekleştirenler bu program ile meraklısına sunuluyor.Bir çok üniversiteden akademisyenin, konuya dair araştırmaları, belgeleri ve yorumları ile katıldığı 1001 İcat belgeseli, her birinde farklı bir alanın ele alındığı yedi bölüm halinde hazırlanmış. Fatih Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Ebubekir Ceylan ve Doç. Dr. Salim Aydüz tarafından hazırlanan belgesel Hilal tv’de Pazar günleri saat 17:00, salı günü de 17:30 da yayınlanıyor.

    Bazı Müslüman mucitler ve icatları

    İbni Yunus:)?-1009) Galile’den önce sarkacı buldu.

    İbnünnefis:)1210-1288) Küçük kan dolaşımını bulan ünlü İslam alimi.

    İbrahim Efendi:)18.yüzyıl)Osmanlılarda ilk denizaltıyı yapan mühendis.

    Akşemseddin:)1389-1459) Pasteur’den önce mikrobu bulan ilk bilim adamı.

    Ammar: (11.yüzyıl) İlk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan bilim adamı.

    Battani:)858-929) Dünyanın en meşhur 20 astronomundan biri, trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin.

    Cabir Bin Eflah:)12. yüzyıl) Çubuklu güneş saatini bulan bilim adamı.

    Cahiz:)776-869) Zooloji İlminin öncülerinden. Hayvan gübresinden amonyak elde etti.

    Cezeri:)1136-1206) İlk sistem mühendisi, sibernetikçi, elektronikçi ve bilgisayarın babası; oysa bilgisayarın babası yanlış olarak İngiliz matematikçi Charles Babbage olarak bilinir.

    Demiri:)1349-1405) ilk zooloji ansiklopedisini yazan alim.

    Ebu’l Vefa:)940-998) Matematik ve Astronomi bilginidir, trigonometriye; tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı kazandıran matematik bilginidir.

    Ebu Maşer:)785 - 886) Med-Cezir olayını (gel-git) ilk keşfeden bilgin.

    Gıyasüddin Cemşid:)?-1429) Ondalık kesir sistemini bulan Cemşid aynı zamanda cebir ve astronomi alimi.

    Harizmi: (780 - 850 ) İlk cebir kitabını yazan ve batıya cebiri öğreten kişidir. Adı algoritmaya isim olurken, rakamları Avrupa’ ya öğreten kişi olarak tanınır.

    İbni Cessar:)?- 1009) Cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 900 sene önce açıklayan müslüman tabip.

    İbni Fazıl:)73 -805) 12 asır önce ilk kağıt fabrikasını kuran vezir.

    İbni Havkal:)10. yüzyıl) 10 asır önce ilmi değeri yüksek bir coğrafya kitabı yazan alim.

    İbni Karaka:)?- 1100) Dokuzyüz yıl önce torna tezgahı yapan bilgin.

    İstahri:)10. yüzyıl) Minyatürlü coğrafya kitabı yazan bilgin.

    Kadızade Rumi:)1337-1430) Osmanlının ve Türklerin ilk astronomudur.

    Kambur Vesim:)?- 1761) Verem mikrobunu Robert Koch’dan 150 sene önce keşfeden ünlü doktor.

    Kazvini:)1203-1283) Ortaçağın Herodot’u Müslümanların Plinius’u , astronom ve coğrafyacı bilgin.

  • MEYVELER RENKLERİ İLE BİZE NE DEMEK İSTİYOR?



    Önce her birimizi yakından ilgilendiren ilginç bir araştırma neticesini arz edeceğim. Sonra da renk dili ve hal dili ile gelen mesajları okumaya çalışacağız.

    Amerikan Kanser Derneği ve John Hopkins Hastanesi'nin yaptığı ortak araştırma, diyeti oluşturan renklerin hastalıklarla çok yakın ilişkisi olduğunu ortaya çıkardı. Sebze ve meyveden zengin diyet, kanser ve kronik hastalık riskini azaltıyor.
    Beyazlar kolesterolü düşürürken, morlar kanser ve hafızada çok etkili.
    • İlkbahar ve yaz kargolarıyla, sebze ve meyve ambalajlarıyla özellikle bizlere yüce Yaratıcı tarafından vagon vagon yollanan vitamin, mineral, posa ve fitokimyasalların tesadüfen olmadığı bir kez daha kanıtlandı.
    Hangi renklerin kanser ve kalp hastalıklarına tedbir için yollandığı, hangi renklerin diğer hastalık riskini azalttıkları belirlendi.
    • Yollayan yüce Kudrete, sonsuz hamd, sena ve şükürler olsun…
    İşte renklerine göre besinlerin tanımları:

    BEYAZ GIDALAR:
    Beyaz renkli besinler LDL (kötü huylu) kolesterolü düşürüp, kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Muz, armut, karnabahar, sarımsak, soğan, mantar, patates gibi beyaz renkli besinleri tüketerek kalp hastalıkları riskinizi minimuma indirmeniz mümkün.

    MAVİ ve MOR renkli sebze ve meyveler:
    Mavi ve mor renkli besinler etkisini en çok hafıza üzerinde gösteriyor.
    Bu renkteki gıdalar pek çok kanser türüne (başta prostat kanseri olmak üzere) yakalanma riskini azaltıyor. Dolaşım sisteminin korunmasına ve sağlıklı yaşlanmaya da yardım ediyor. Erik, siyah üzüm, patlıcan, böğürtlen, incir, yaban mersini, lahana gibi besinler, bunlardan bazıları

    SARI ve TURUNCU renkliler:
    Sarı ve turuncu renkli besinler bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor. Göz ve kalp hastalıklarına karşı kalkan oluşturuyor. Portakal, şeftali, mango, kavun, havuç, ananas, üzüm, balkabağı, kayısı, sarı elma, mısır bu renk besinler arasında.

    YEŞİL RENKLİ GIDALAR:
    Yeşil renkli besinler kemikleri koruyor, dişleri güçlendiriyor, göz sağlığına zarar gelmesini önlüyor. Bazı kanser türlerine yakalanma riskini de azaltıyor. Yeşil renkli gıdalar arasında kivi, ıspanak, brokoli, brüksel lahanası, marul, lahana, avakado, yeşil elma, salatalık, biber, taze soğan, roka gibi besinler sadece bir kaçı..

    KIRMIZI GIDALAR:
    Alzheimer hastalığından korunmada başrolü oynadığı artık kanıtlandı. Kırmızı besinler, kalbin kan akımını düzenliyor ve üriner sistemin sağlığını da koruyor. Domates, kırmızı elma, çilek, karpuz, ahududu, kiraz, turp gibi kırmızı ile boyanan besinler sağlık açısından oldukça önemlidir.
    *******
    Bunlar bilimsel tespitlerdir.
    Yani, yüzyıllardan beri var olan bir şeyin, bugünkü ileri teknoloji ile sadece keşfedilmesidir. Fakat bu gıdalar bizlere, binlerce seneden beri gönderiliyordu!!!
    Yabancı bilim adamlarının keşfedebildikleri renklerin dili, acaba bizlere sadece ne işe yaradıklarını mı söylüyor?
    İnsan olarak, işte bunları da mutlaka araştırmak ve keşfetmek zorundayız. Değil mi?

    • Yüz binlerce çeşit meyve ve sebze, elbette kendilerinin niçin böylesine anlamlı renklendirildiğini söylüyorlar.
    Acaba kim tarafından gönderildiğini ve niçin cömertçe gönderildiğini söylemiyorlar mı? İnsan olarak bunları da düşünmemiz ve bilmemiz gerekmiyor mu?...

    • Bu mineral ve vitaminlerin her biri, petrol gibi sıvı olarak gönderilip, serum olarak da alınabilirdi. Böylesine süslendirilerek, tatlandırılarak, şerbetlendirilerek, şekillendirilerek, her birinin tam ihtiyaç duyulan mevsimlerde gönderilmesi, bu cömert gönderici Zât’ın (c.c.) bizlere çok çok değer verdiğini de söylemiyor mu acaba?...

    • Küçücük bir ikramda bulunan birine teşekkürü esirgemeyen akıllı insan, böylesine cömert, bizleri bizden çok çok düşünen ve seven Zât’ı idrak etmesi, O’nu c.c. Esmasıyla tanıması, sevmesi ve şükranlarda bulunması gerekmiyor mu?...

    • Kendilerine akıl ve mükellefiyet verilmeyen diğer mahlûkat bunlara mecbur olmayabilir. Fakat akıl ve mükellefiyet verilmiş olan insanlar, bunları araştırmak, bilmek, takdir ve teşekkür etmek zorundadır...

    Evet O c.c. yüce yaratıcı; gönderdiği tüm nimetlere mukabil bizlerden sadece üç şey istiyor ve bekliyor:
    1.) Öncelikle tefekkürü, yani yukarıda vurgulamaya çalıştığımız incelikleri düşünmemizi.
    2.) O nimetleri toplamaya ve yemeye başladığımız zaman, onları gönderen Zâtı hatırlamayı ve anmayı. Yani “BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM” demeyi.
    3.) Sonunda da O’na c.c. hamd ve şükürler etmeyi istiyor ve bekliyor…

    Yüz binlerce çeşit meyvelerin, sebzelerin ve renklerin mesajlarını anladıktan sonra, şimdi de her şeyin yaratıcısı olan yüce Allahın c.c. mesajına dikkat edelim.

    Sûre:6. Ayet:99. Sayfa: 139.: Gökten suyu indiren Allahtır. Her çeşit bitkiyi bu su aracılığı ile ortaya çıkardık, her bitkiden yeşil sürgün filizler çıkardık, bu yeşil sürgünden taneleri üst üste binmiş başaklar, hurma tomurcuğundan yere sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkarırız. Bu meyvelerin kimi birbirine benzer, kimi de benzemez. Bunların meyvelerine bir ham iken ve bir de olgunlaşınca bakınız. Hiç kuşkusuz ki müminlerin, bunlardan alacakları birçok ibret dersleri vardır…

  • Arkadaş Mısınız? Dost Musunuz?

    Arkadaş Mısınız? Dost Musunuz?



    Arkadaşlık sizin için önemli bir ihtiyaç mı yoksa sadece günümüz koşullarında sahip olmanız gereken soyal...

    Arkadaşlık sizin için önemli bir ihtiyaç mı yoksa sadece günümüz koşullarında sahip olmanız gereken soyal bir durum mu? Arkadaşlık ilişkileriniz nasıl? Gerçekten içten, sıcak ve sağlam bağların kurulduğu arkadaşlıkları mı yoksa mesafeli ilişkilerin olduğu arkadaşlıkları mı tercih ediyorsunuz? Nasıl bir arkadaş olduğunuzu değerlendirmek için bu testi yapın ve arkadaşlığa nasıl baktığınızı objektif bir biçimde anlayın.

    1) Soru :Arkadaşınız sizi aradı, çok üzgün olduğunu ve sizinle buluşmak istediğini söyledi. Ne yaparsınız?

    kesinlikle onunla buluşur, ona yardımcı olmaya çalışırım

    o anki durumuma göre hareket ederim

    2) Soru :Arkadaşlarınız için özel şeyler yapmaktan hoşlanır mısınız?

    evet

    hayır

    3) Soru :Arkadaşlarınız sizinle özel ve hassas durumlarını sıklıkla paylaşırlar mı?

    evet

    hayır

    4) Soru :Çocukluğunuzdan beri tanıdığınız arkadaşlarınız ve uzun süren arkadaşlıklarınız var mı?

    evet

    hayır

    5) Soru :Arkadaşınız sizin çok beğendiğiniz bir elbiseyi gidip aldı, nasıl karşılarsınız?

    mutlu olur, ona bu elbiseyi sizin de çok beğendiğinizi söylersiniz

    kıskanır ve içten içe ona biraz kızarım

    6) Soru :Yakın arkadaşlarınızla ne kadar sıklıkla buluşur ve bir şeyler yaparsınız?

    haftada birkaç kez

    ayda birkaç kez

    DEĞERLENDİRME

    A Şıkkı Çoğunluktaysa
    Kesinlikle harika bir arkadaşsınız, herkes sizin gibi biriyle arkadaşlık yapmak ister. Eminiz arkadaşlıklarınızın hepsinde samimi ve sıcak duygulara sahipsiniz, siz de emin olabilirsiniz ki arkadaşlarınız sizi çok seviyor ve sizin duygularınız hissediyorlar.

    B Şıkkı Çoğunluktaysa
    Arkadaşlıklarınızda mesafeli olmayı seviyorsunuz ama biraz daha yakın ve sıcak davranırsanız arkadaşlarınız sizin yanınızda kendilerini daha rahat hissedebilir ve daha sağlıklı ilişkilere sahip olabilirsiniz.

    Bebek.com

  • SLM

    SLM,
    NASISIN NE VAR NE YOK ORALARDA,
    BURALAR GÜZEL YERLER HER TARAF BİR ŞAHESER.
    AMA BİRDE OLMASA ŞU hainler.
    HER TÜRK ASKER DOĞDUĞU İÇİN ER OLDUK.
    HER ŞEY VATAN İÇİN OLDUĞUNDAN VATANSEVER OLDUK,
    BİZ BU TOPRAKLARDA TER,KAN,ORGAN,CAN OLDUK.
    CANIMIZI CAN BİLENE SELAM OLSUN...
    HAKKIMIZ,VARSA HELAL OLSUN...

1 2