OKCUOGLU
erkek - 25 yaş, Talas,Malazgirt,Söğüt,İstanbul,Ankara,Kerkük, Türkiye
- Arkadaşlar |
- Ziyaretçi defteri
- | Resimler
- | Blog
- | Gruplar
- | Videolar
- | Etkinlikler
- | Müzik
- | Haykırlar
- | Anketler
- | Uygulamalar
Blog / Etiketler / söz
'söz' etiketine sahip blog mesajları:
-
İbretli bir söz AFRİKADAN.......
Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı.
Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler.
Gözümüzü açtığımızda ise;
bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.
Kenya Kurucu Devlet Başkanı -
BİR DÜŞÜN NE YAPARDIN!!!
EĞER Bİ GÜN PEYGAMBER ZİYERETİMİZE GELSE YALNIZCA Bİ KAÇ GÜNLÜĞÜNE ANİDEN ÇALSA KAPIMIZI DOĞRUSU MERAK EDİYORUM NELER YAPACAĞIMIZI AMA BİLİYORUM BÖYLESİ ŞEREFLİ Bİ MİSAFİRE EVİMİZİN EN GÜZEL ODASINI AÇACAĞIMIZI YEMEKLERİMİZİN EN İYİSİNİ SONACAĞIMIZI VE İNANDIRMAYA ÇALIŞACAĞIMIZI ONU EVİMİZDE GÖRMEKTEN DOLAYI DUYDUĞUMUZ HASSI AMA SÖYLEYİN BANA PEYGAMBERİ EVİNİZE DOĞRU GELİRKEN KAPIDAMI KARŞILACAKSINIZ YOKSA ONU İÇERİ DAVET ETMEDEN ÖNCE O SABAH ALDIĞINIZ GAZETELERİ VE DERGİLERİ ÇABUCAK TOPLAYIP KANEPENİN ALTINAMI ATACAKSINIZ PEKİ AÇIKMI BIRAKACAKSINIZ PEMBE DİZİ OYNAYAN TELEVİZYONUZU KİM BİLİR BELKİDE AZIMIZDAN HİÇ ÇIKMAMIŞ OLMASINI DİLERDİK GÜN İÇİNDEYDİ VERDİĞİMİZ BİR SÜRÜ YALANIN VE HAKARETİN PEKİYA KASETLERİMİZİ HIZLI MÜZİKLERİMİZİ YENİ ÇIKAN STARLARIN SON ALBÜMLERİNİ ORTALIKKTAN KALDIRACAKMIYIZ Bİ ÇIRPIDA BELKİDE ONLARIN YERİNE YILLARDIR RAFLARDAN BOYNU BÜKÜK KİTAPLARIMIZI SERPİŞTİRECEĞİZ ORTALIĞA PEKİ
HEMEN EVİMİZE GİRMESİNE İZİN VERECEKMİYİZ YOKSA NOLUR Bİ DAKİKA DİYEREK YALVARARAK KAPIDA HANGİSİNİ KALDIRAYIM NEYİ YOK EDEYİM NASIL GİZLİYEYİM DİYE KOŞTURACAKMIYIZ EVİMİZİN İÇİNDE BİNBİR TELAŞLA MERAK EDİYORUM EĞER PEYGAMBER Bİ KAÇ GÜNLÜĞÜNE BİZİMLE BİRLİKTE YAŞASA YAPMAYA DEVAM EDERMİYİZ HER ZAMAN YAPTIĞIMIZ İŞLERİ MESELA GÖTÜRE BİLECEKMİYİZ YANIMIZDA HER GİTTİĞİMİZ ONUDA TANIŞTIRMAYA ONUR DUYACAKMIYIZ EN YAKIN ARKADAŞLARIMIZLA ŞÖYLE DİYELİM YADA O GELİNCE Bİ KAÇ GÜNLÜĞÜNE DEĞİŞMELİMİ PLANLARIMIZ VE HAYATIMIZ ŞİMDİ SÖYLEYELİM BİR BİRİMİZE AÇIK YÜREKLİLİKLE KALMASINI İSTERMİYİZ HAYATIMIZIN SONUNA KADAR BİZİMLE YOKSA RAHAT Bİ NEFESMİ ALIRI ZİYARETİ BİTİPTE ÇABUCAK GİDİVERDİĞİNDE GERÇEKTEN BİLMEK İLGİNÇ OLABİLİR DİĞİLMİ EĞER Bİ GÜN PEYGAMBER ANİDEN ZİYERETİMİZE GELSE YAPACAĞIMIZ ŞEYLERİ <SENİN HASRETİNDEN MAHSUNDUR ALEM CİHAN SENİ ÖZLER YA RASULALLAH VASVEDEMEZ SENİ DÜNYADA KALEM TÜKENİRDE SÖZLER YA RASULALLAH CENNET SANA MÜŞTAK ARŞ SENİ BEKLER ADIN HÜRMETİNE MAKBUL DİLEKLER NURUN ETRAFINDA DÖNER MELEKLER MUHTAÇ SANA BİZLER YA RASULALLAH AŞKIN LEZZETİNE ERMEYECEKSEM RUHUMU YOLUNA VERMEYECEKSEM MAHŞER GÜNÜ SENİ GÖRMEYECEKSEM KÖR OLSUN BU GÖZLER YA RASULALLAH CENNET SANA MÜŞTAK ARŞ SENİ BEKLER ADIN HÜRMETİNE MAKBUL DİLEKLER NURUN ETRAFINDA DÖNER MELEKLER MUHTAÇ SANA BİZLER YA RASULALLAH ARZULAYIP GÖL RAVZANA VARAYIM KABUL EDERİSEN SANA GELEYİM LAYIKMIYIM HUZURUNDA DURAYIM BENDE YOK O YÜZLER YA RASULALLAH CENNET SANA MÜŞTAK ARŞ SENİ BEKLER ADIN HÜRMETİNE MAKBUL DİLEKLER NURUN ETRAFINDA DÖNER MELEKLER MUHTAÇ SANA BİZLER YA RASULALLAH >seveceksen ALLAH için sev sevmeyeceksen de ALLAH için sevme< sevgim yanlız ALLAH'a> -
Müslüman Mucitler ve İcatları?
Müslüman Mucitler ve İcatları?
[photo]25436312[/photo]
İnsanların zihninde bütün icatları hep batılıların yaptığına dair bir inanış oluşturuldu. Gerçek öyle değil. İşte müslüman mucitler.
19 Mayıs 2008 / 11:45Tarihin tozlu raflarında kalmış gün yüzüne çıkmamış birçok fikir ve icadın insanlık tarafından bilinmediğinden yola çıkan Prof. Dr. Salim El-Hassani, akademik olarak gerçekleştirdiği uzun çalışmaların ardından, 1001 Buluş projesini hayata geçirdi.
Proje, Batının ‘karanlık çağlar’ olarak nitelediği ortaçağda bilim ve teknolojinin olmadığına dair yanlış bir yargıdan hareketle oluşturuldu. Bu düşünceyi ortadan kaldırmak, müslümanların bilim ve teknolojiye nasıl katkıda bulunduklarını anlatmak için, Müslümanların yaptığı icatlar biraraya getirildi. Bu icatların örnekleri, hikayeleri 2007 yılında İngiltere’de Glasgow Bilim Merkezi’nde sergilendi. ‘Müslüman Mirasını Keşfet’ ismi verilen sergide binlerce eser yer aldı. Sergi bütün dünyanın ilgisini çekti ve medyada yer aldı. The Guardian, geniş yer ayırdığı bu sergi için ‘İslam uygarlığının Batı dünyasına yaptığı büyük tarihsel katkılar artık görmezden gelinemez.’ yorumunu yaptı. 1001 Buluş projesi, özellikle astronomi alanında müslümanların dünya bilim hayatına çok önemli katkıları gözler önüne seriyor.
9. yüzyılda yaşamış olan El Battani’nin Kopernik’e yol gösterdiği, trigonometrinin ilk mimarlarından olduğu ifade ediliyor. Yine 9. yüzyılda yaşamış olan Cabir İbni Hayyan’ın kimya biliminin kurucularından olduğu ve kendine ait bir labratuarda yaptığı kimyasal çalışmalar ve deneyler gözler önüne seriliyor. 10. yüzyılda yaşamış olan Gökbilimci Abdurrahman El Sufi, galaksimizin dışında bir galaksi olduğunu ilk keşfeden kişi olarak anlatılıyor. 12. yüzyılda yaşamış coğrafyacı El-İdrisi’nin 70 haritayı içeren ‘The Book of Roger’ diye bilinen atlası insanlığa hediye ettiğinden bahsediliyor. Bunlara benzer pek çok icat 1001 icat projesiyle dünyaya tanıtılıyor. Proje, üç binden fazla akademik yayının taranması, bunlardan belgelerin ve resimlerin seçilmesiyle oluşturulmuş.
1001 İcat belgesel oldu
Prof. Dr. Salim El Hassani’nin başkanlığını yaptığı Bilim Teknoloji ve Medeniyet Vakfı çeşitli ülkelerden birçok akademisyenin katılımıyla hazırladığı 1001 Inventıon (1001 İcat) kitabı içeriği ve tüm detaylarıyla Hilal Tv ekranlarında bir belgesel formatında da Türk izleyiciyle buluşuyor. Müslümanların tarih boyunca başta eğitim, şehir, tıp, ticaret, astronomi, coğrafya olmak üzere günümüzdeki bilim ve teknolojinin alt yapısını oluşturan birbirinden ilginç icatları ve parlak fikirleri gerçekleştirenler bu program ile meraklısına sunuluyor.Bir çok üniversiteden akademisyenin, konuya dair araştırmaları, belgeleri ve yorumları ile katıldığı 1001 İcat belgeseli, her birinde farklı bir alanın ele alındığı yedi bölüm halinde hazırlanmış. Fatih Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Ebubekir Ceylan ve Doç. Dr. Salim Aydüz tarafından hazırlanan belgesel Hilal tv’de Pazar günleri saat 17:00, salı günü de 17:30 da yayınlanıyor.
Bazı Müslüman mucitler ve icatları
İbni Yunus
?-1009) Galile’den önce sarkacı buldu.
İbnünnefis
1210-1288) Küçük kan dolaşımını bulan ünlü İslam alimi.
İbrahim Efendi
18.yüzyıl)Osmanlılarda ilk denizaltıyı yapan mühendis.
Akşemseddin
1389-1459) Pasteur’den önce mikrobu bulan ilk bilim adamı.
Ammar: (11.yüzyıl) İlk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan bilim adamı.
Battani
858-929) Dünyanın en meşhur 20 astronomundan biri, trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin.
Cabir Bin Eflah
12. yüzyıl) Çubuklu güneş saatini bulan bilim adamı.
Cahiz
776-869) Zooloji İlminin öncülerinden. Hayvan gübresinden amonyak elde etti.
Cezeri
1136-1206) İlk sistem mühendisi, sibernetikçi, elektronikçi ve bilgisayarın babası; oysa bilgisayarın babası yanlış olarak İngiliz matematikçi Charles Babbage olarak bilinir.
Demiri
1349-1405) ilk zooloji ansiklopedisini yazan alim.
Ebu’l Vefa
940-998) Matematik ve Astronomi bilginidir, trigonometriye; tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı kazandıran matematik bilginidir.
Ebu Maşer
785 - 886) Med-Cezir olayını (gel-git) ilk keşfeden bilgin.
Gıyasüddin Cemşid
?-1429) Ondalık kesir sistemini bulan Cemşid aynı zamanda cebir ve astronomi alimi.
Harizmi: (780 - 850 ) İlk cebir kitabını yazan ve batıya cebiri öğreten kişidir. Adı algoritmaya isim olurken, rakamları Avrupa’ ya öğreten kişi olarak tanınır.
İbni Cessar
?- 1009) Cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 900 sene önce açıklayan müslüman tabip.
İbni Fazıl
73 -805) 12 asır önce ilk kağıt fabrikasını kuran vezir.
İbni Havkal
10. yüzyıl) 10 asır önce ilmi değeri yüksek bir coğrafya kitabı yazan alim.
İbni Karaka
?- 1100) Dokuzyüz yıl önce torna tezgahı yapan bilgin.
İstahri
10. yüzyıl) Minyatürlü coğrafya kitabı yazan bilgin.
Kadızade Rumi
1337-1430) Osmanlının ve Türklerin ilk astronomudur.
Kambur Vesim
?- 1761) Verem mikrobunu Robert Koch’dan 150 sene önce keşfeden ünlü doktor.
Kazvini
1203-1283) Ortaçağın Herodot’u Müslümanların Plinius’u , astronom ve coğrafyacı bilgin. -
Osmanlı Maliyesi’nin çöküşünü sahte Alman paraları
Osmanlı Maliyesi’ni sahte paralar çökertti
Dr. Latif Çelik, Osmanlı Maliyesi’nin çöküş sebeplerinin başında Almanya’da bastırılan sahte paraların olduğunu öne sürdü
Türk Ocakları Gebze Şubesi’nin davetlisi olarak Almanya’dan Gebze’ye gelen araştırmacı- yazar Dr. Latif Çelik, Osmanlı Maliyesi’nin çöküş sebeplerinin başında Almanya’da bastırılan sahte paraların olduğunu öne sürdü. Türk Ocakları Gebze Şubesi tarafından düzenlenen, “Osmanlı maliyesi” konulu konferansta konuşan Çelik, “Osmanlı’nın duraklama devrinden hızlı yükselen enflasyon Münih ve çeşitli şehirlerde basılan sahte paralar ile sürekli körüklendi. lll.Mustafa, l.Abdülhamid ve lll.Selim döneminde Osmanlı altın ve gümüş paralarının sahteleri Münih darphanesinde de basıldı. Benzer sahte paraların İtalya’nın Modene ve Parma, Rusya’nın St.Petersburg ve Almanya’nın Münih ve Durlach şehirlerinde basıldığı da bilinmektedir. O dönemde Avrupa darphanelerinde 490 bin adet sahte Osmanlı kuruşu basılmıştır. Dışarıda basılıp gelen paraların hedefi, devletin mali sistemini zayıflatıp daha çok dış borçlanmaya gitmesini sağlamaktı. Bu da başarıldı” dedi.
Araştırmacı-yazar Dr. Latif Çelik konuşmasının diğer bölümünde bastırılan sahte paraların Osmanlı ekonomisine etkisini de şöyle izah etti: “ Her durumda bu korsan baskılar, Osmanlı İmparatorluğu böyle bir izin vermediği için sahte para olarak kabul edilmelidir. Bu paralar hükümran bir ülkenin paranın metal değeri ile yazılı değeri arasındaki farktan elde ettiği geliri çalmaktadır. Bu paraları bastıranlar, Avrupa pazarına gelen Güney Amerika gümüşlerini çok uygun fiyattan kalitede metalden (altın veya gümüş) yapıldıkları için bu kopya paralarla yapılan ticari işlemler bir mesele çıkarmadan devam edebilmiş. Bugüne kadar Münih’te Osmanlı parası basıldığına dair tek kanıt Münih Eyalet Para Koleksiyonu ve Karlsruhe Eyalet arşivlerinde bulunan belgelerdir.”
“Kader onları hem esir,
hem Hıristiyan etti”
Gebze Ticaret Odası Meclis Salonu’ndaki konuşmasında 2.Viyana kuşatması’yla başlayan bozgun döneminde esir düşen Türk kızlarının vaftiz edildikten sonra Almanlarla evlendirildiklerini belgeleriyle ortaya koyan Dr. Latif Çelik, “1683 yılında yaşanan Viyana bozgunu başta olmak üzere, Budin, Mohaç, Belgrat, Salamenken ve Zenta savaşları sonunda, gerek şehirlerdeki soylu Türk ailelerinin kızlarından, gerekse komuta kademesinin aile fertlerinden çok sayıda Türk kadını esir olarak Almanya’ya getirildi, çoğu da Hıristiyan edilerek Almanlarla evlendirildi” dedi. Çelik şöyle devam etti:
“Tarihin karanlığında kayboldular”
“ Gururdan olsa gerek, şehit ve yaralı sayılarını yazan tarihçiler nedense esirlerden pek bahsetmezler. Viyana kuşatmasının perde arkasındaki bir grup “Esir Türk Kadını” tarihin karanlığında kaybolup gitmişlerdir. Türklerin yazmayı gururuna yediremediği yüzlerce Ayşe, Fatma, Merve ve Fadime Bavyera ve BedenWürttemberg’deki kiliseler tarafından vaftiz edilip, Hıristiyan adı verilerek adı sanı bilinmeyen yerlerde kaybolup gitmişlerdir.”
“Edebiyete kadar sürdüreceğiz”
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan konferansın açış konuşması Türk Ocakları Gebze Şube Başkanı Prof.Dr.Yavuz Sezen tarafından yapıldı. Sezen, “89 yıl önce bugün büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Anadolu’yu dolaşarak, Kurtuluş Savaşı’nın başlatılmasını sağlamıştır. O büyük irade bugün bize bu güzel vatanı emanet etmiş ve ebediyete kadar el üstünde tutmamızı istemiştir. Bizlerde Türk Ocakları olarak bu görevimizi Cumhuriyet kurulmadan önce nasıl büyük bir kararlılıkla yerine getirdiysek, bundan sonra da aynı azim ve şuurla mücadelemizi ebediyete kadar sürdüreceğiz” dedi.
Çelik’e hediyeler verildi
Yaklaşık iki saat süren konferansta Çelik’e konuşmasının ardından Türk Ocakları logolu çini tabak Dilovası Belediye Başkanı Musa Kahraman tarafından verildi. Yine Gebze Şehit Aileleri Derneği Başkanı ihsan Duyar ve gazeteci İsmail Kahraman’da Dr. Latif Çelik’e hediyeler vererek, teşekkür ettiler. Konferansı İşçi Partisi Gebze İlçe Başkanı Mustafa Cerit, Gebze Kırım Türkleri Derneği Başkanı Ertan Öztürkoğlu, ÜSİAD ve Türk Ocakları yönetici ve üyelerinin de aralarında bulunduğu davetliler takip etti. -
Türklerde Havacılık
Türklerde Havacılık
İlk Uçuş Teşebbüsleri
Türklerin havacılık tarihindeki yeri oldukça eskilere dayanmaktadır. Türklere ait bilinen ilk uçuş teşebbüsü M. S. 1002 yılında Orta Asya'daki Nişabur şehrinde İmam Cevherî tarafından gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda büyük bir dil bilgini olan; fizik, matematik, ve tabiî ilimler üzerinde de çalışan İmam Cevherî, kuşların hareketlerini inceleyip bunları simüle ederek ilk sunî kanat yardımı ile uçmayı denemiş, Nişabur Ulu Camii'nin tepesinden atlayarak biraz süzülmüş, ancak yere çakılarak vefat etmiştir.
Bir diğer başarısız uçma teşebbüsü de 1159 yılında İstanbul'da Sultan 2. Kılıçarslan'ın Bizans İmparatoru Manuel Komnios'u ziyareti esnasında cereyan etmiştir. Bizans'ta yaşayan Türklerden Siraceddin adlı kişi, sazlarla takviye ederek kanatlı bir paraşüt şekline getirdiği geniş etekli elbisesiyle, Atmeydam'nda bulunan bir kuleden atlamış, ancak kanatlar vücut ağırlığını taşıyamadığmdan düşerek ölmüşter. Türklerde ilk başarılı uçuş, Osmanlı Padişahı IV. Murat döneminde (tahminen 1622) İstanbul'da Hazerfan Ahmet Çelebi tarafından gerçekleştirilmiştir. Evliye Çelebi Seyahatnamesi'nde anlatıldığına göre, Hazerfan
sinden uçarak lodosun da yardımı ile Boğaz'ı geçmiş, 6 km. kadar mesafe katederek Üsküdar'da, Doğancılar meydanına inmiştir. Bu hadiseden, İngiliz Papazı John Wilkins'in 1638'de yazdığı "Yeni Bir Dünyanın Keşfi" adlı kitapta da bahsedilmektedir. Osmanlı dönemindeki bir diğer başarılı uçuş ise, Lagarı Hasan Çelebi tarafından gerçekleştirilmiştir. Takriben Hazerfan Ahmet Çelebi ile aynı dönemde, (muhtemelen 1633) Hasan Çelebi de kendi imâl ettiği bir roket fişeğine binerek Sarayburnu'ndan uçuşa geçmiş, roketin yakıtını teşkil eden barut macunu biterken kollarındaki kanat benzeri yüzeyleri açarak Sinanpaşa Kasrı önünde denize iniş yapmıştır.
Lagarî Hasan Çelebi'nin 50 okka baruttan müteşekkil 7 fişekli roketi takriben 64 kg. ağırlığında olup, merhum Yavuz Kansu'nun hesabına göre, barutun 15-20 saniyede yanacağı varsayımı ile Çelebi'nin 115-125 km/saat hıza eriştiği ve 250-370 m arası bir yüksekliğe çıktığı anlaşılmaktadır/*) İnsanlı roket uçuşunda Lagarî Hasan Çelebi'nin denemesi dünyada ilk olmakla birlikte, Türklerde roketle ilgili çalışmalar daha da eskilere dayanmaktadır. Ortaçağ Fransız tarihçilerinden Jean de Joinville'in 1268'de yazdığı "Histoire Du Roy Saint Louis" adlı eserinde, 7. ve 8. Haçlı seferlerinde Fransa Kralı Saint Louis'in 1248'de Mısır'a çıktığı sırada Türklerin Haçlılar üzerine "Yanan Yumurtalar" şeklinde tarif edilen roketler yağdırdığından bahsedilmektedir.
Bu roketler Topkapı Sarayı kütüphanesinde bulunan "Kitab-al Vazıh Fi'Rammî Va'n-Nuşşab" adlı kitapta, resimlerle ve yakıt formülleri ile birlikte anlatılmaktadır. Yine Topkapı Sarayı'nda mevcut bir silâh ve askerlik kitabının Alâaddin Tayboğa adlı Türk kumandanı tarafından 1356 yılında yazılan "Kitabül-Hıyal Fi'l Hurub ve Fath-almada in Hiyalad Durub" adlı ikinci bölümü tamamen roket, bomba, yanıcı ve yakıcı silahlara ayrılmıştır. Kitapta, bugünkü napalm bombalarının atası denilebilecek küre şeklinde bir yangın bombası, içine at nalı parçaları konularak şarapnel etkisi yapan bomba tarifleri, göz yakan bombalar, gemilere karşı kullanılan torpil benzeri mermiler ile bunların yakıtları resimli olarak tarif edilmektedir.
Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethi sırasında Osmanlı Ordusunca bazı ilkel füzeler kullanıldığı da muhtelif yazarlar tarafından belirtilmektedir. Fransız tarihçisi Benoist Mechin; "11. Mehmed'in şimdiye kadar dünyanın görmediği silâhları vardı. Bilhassa uçan füzeleri ve müthiş bir topçusu. Bu uçan füzeler, zamanımızın Vel'lerinin atası idi. Çukur imlayı bile biliyorlardı. 20. yüzyıl mühendisleri bunu sonradan ele alacaklardı ." denilmektedir. XIX. yüzyıl başlarında, Trabzon'un Of kazasında Veli Direko adlı bir medrese öğrencisi, aerodinamik prensiplerini inceleyerek kartalların kanat yapılarını taklit ederek planöre benzer bir alet yapmıştır. Daha sonra bunu sırtına geçirerek 200 m. kadar uçmuştur. Bilâhere bölgedeki hükümet temsilcisi tarafından bu çalışmalarının durdurulduğu bilinmektedir.
1861 yılında, İstanbul'da Bebekli Atıf Bey kanat, kuyruk ve pervanesi olan ayakla çevrilen pedallar yardımı ile pervaneye hareket verilen basit bir uçak icat etmiş, bununla yatay olarak kısa bir uçuş yapabilmiş, sonra düşüp yaralanmıştır. 1900'lü yıllarda Avrupa ülkelerindeki uçak imâlatı yapan muhtelif atölyeler örnek alınarak, Türkiye'de de o devirdeki basit uçakların imâli düşünülmüş; ilk teşebbüs 1914'te Hayri Bey ile Rıza adlı bir otomobil teknisyeni tarafından yapılmıştır. Bu iki zât, Tophane Askeri Fabrikası'na müracaat edmişler, fabrikada çalışmalara başlanmış, ancak imâl ettikleri uçak uçurulamamıştır.
Osmanlı Ordusunda Havacılık Teşkilatının Kuruluşu
Türkiye'de havacılık faaliyetleri konusunda devlet eliyle yapılan ilk teşebbüsün, Sultan 11. Abdülhamit zamanında başlatıldığı bilinmektedir. "Jane's Ali the World's Aircraff'in 1909 yıllığının 250. sayfasında "Türkiye'deki bütün uçan makinaların Alman Wright Uçan Makina Şirketi tarafından temin edileceğine dair bir anlaşmanın mevcut olduğu, ancak Türkiye'de henüz havacı bulunmadığı, eski Padişahın (Sultan II. Abdülhamit) Fransa'ya kabilisevk balon ısmarlamış olduğu ve bir çift zeplin için müzakerelerin ilerlemiş bulunduğu" ifade edilmektedir/3)
Memleketimizde havacılık konusundaki ilk ciddî ve kapsamlı faaliyet askerî alanda olmuştur. 1903'te Wright kardeşlerin ilk uçuşunu müteakip, bütün Avrupa'da yarış halinde başlayan havacılık ve uçak yapımı faaliyetleri, askerî alana yansımış ve bu maksatla muhtelif Avrupa ordularının uçak edinmeye başlamaları üzerine Osmanlı ordusunda da bu işin önemi görülerek faaliyete geçilmiştir. 11 Haziran 1911'de, Genelkurmay Başkanlığının yayınladığı bir tamim üzerine havacılık konusunda yetiştirilmek üzere müracaat eden subaylar arasında Yzb. Fesa ve Tğm. Kenan beyler seçilerek, eğitim için Fransa'ya gönderimiştir. Bu arada Genelkurmay Başkanlığı, henüz başlayan havacılık faaliyetlerini yürütmek için Kurmay Yarbay Süreyya Bey'i görevlendirmiştir/4)
Anyı yıl İtalyanların Trablusgarp'a çıkması için Osmanlı İtalyan savaşı başlamış, bu savaşta 22 Ekim 1911'de İtalyanlar dünyada ilk defa askerî amaçla uçak kullanmışlardır. Avrupadaki gelişmeler ve İtalyanların Trablusgarp'ta kullandıkları uçak yardımıyla keşif ve gözetleme konusunda sağladıkları üstünlürler, bu işin önemini daha fazla ortaya çıkarmıştır. 1912 yılı Mart ayında İstanbul'da bir tayyare mektebinin kurulması çalışmalarına başlanmış, Fransa REP uçak fabrikası yetkilileriyle müzakereler yapılmıştır. Bu amaçla, Ayastefanos (Yeşilkoy)'ün ilerisinde, Kalitorya Köyü ile Safaköy'e kadar olan düz arazi seçilmiş, uçak hangarı yerine büyük çadırlar inşa edilmiştir/5) 15 Mart 1912'de Deperdussin marka, birisi çift,
birisi tek kişilk iki adet Fransız yapısı uçak İstanbul'a getirilerek, eğitimlerini tamamlamış bulunan Fesa ve Kenan beylere teslim edilmiştir. Bunların peşinden, Nisan ve Mayıs 1912'de Fransız REP fabrikasından sipariş edilen iki uçak gelmiş, Haziran'da ise İngiliz Bristol fabrikasından iki uçak daha satın alınmıştır. 1912 yılı içinde Almanların iki adet Harlem uçağı alınmış, daha sonra 5 adet REP ve iki adet Bristol uçağı daha alınarak küçük bir uçak filosu oluşturulmuştur. 1912 yılı sonunda, Osmanlı ordusundaki uçak mevcudu, Mısır Prensi Celaleddin'in hediyesi olan Deperdussin uçağı ve eski Serasker Rıza Paşa'nın hediyesi Bleriot uçağı ile birlikte onyedi'yi bulmuştur. Bu uçaklar, bugünkü teknolojiye göre fazlasıyla derme çatma ve basit uçaklardır. O dönemde yapılan uçakların konstrüksiyonu hakkında fikir edinmek için, Yarbay Süreyya Bey'in 28.7.1912 tarihli raporundan bazı kısımlara bakmakta yarar vardır :
"Uçaklar askı ve gergi tel ve kabloları haricinde ahşap veya demir malzemeden yapılmaktadır. Ancak kanatlar hemen hepsinde ahşaptır .Bazı cinslerde ise ahşap ve demir malzeme veya demirkamış yapıda kanatlara rastlanmaktadır. Muhtelif tipte (ahşap, demir, hafif, ağır) uçakların lehinde ve aleyhinde görüşler mevcuttur. Her iki görüşün haklı noktaları vardır. Gövdeleri demir borudan mamul uçaklar nisbeten ağır olmakla beraber, halen kullanılan güçlü motorlar için bu pek önemli değildir. Özellikle, alçak irtifalardan düşen metal gövdeli uçaklardan pilotların kurtuluş şansı mevcuttur. Halbuki ahşap gövdeli uçaklardaki kazalar ekseriya pilotların ölümüne sebep olmaktadır. Motorlarda genellikle her ülke millî duygularla, kendi malını tercih etmekle birlikte bazen gerçekçi bir yaklaşımla başka ülke malı motor kullananlar da vardır.
Avusturyalılar Daimler, Almanlar Argus ve Mercedes, Fransızlar ise Gnome motorunu tercih etmektedirler. Bununla beraber, Gnome'un uçaklar için güzel bir motor olduğu, çoğunluğun kanaatidir. Bu motorların çok hassas cihazlar olması sebebiyle muhafazası ve muayenelerine önem vermek gerekmektedir. Muhtelif imalatçıların yaptığı uçakların birbirinden pek az farkı vardır. Bu bakımdan, bunların arasında hemen bir seçim yapmak güçtür. Uçak imâlatındaki çok hızlı ilerlemeler sebebiyle, mevcut bir uçak küçük biriki tadilatla diğer uçaklara üstünlük kazanmakta ve bu gelişmelerin sonu gelmemektedir." Gerçekten de, REP, Deperdussin, Harlan, Bleriot, Bristol gibi Fransız, Alman ve İngiliz orijinli uçakların hepsi de yapı ve performansları itibariyle birbirine çok yakındırlar.
Meselâ bunların kanat açıklıkları 13 m. civarında, uzunlukları 12 m. civarında, uçuş hızları 100-130 km/h arasında, servis tavanları ise 1900-2000 m arasında idi. Kullanılan motorlar 70 HP ve pervane devir adetleri 1200 devir civarında idi. Siparişi verilen ve teslim alman uçakların kullanımı ve teknik hizmetleri çin gerekli pilot ve teknisyen ihtiyacını karşılamak üzere 1912 Mayıs ayında sekiz subay Fransa'da REP fabrikasına, Haziran ayında ise yedi subay İngiltere'de Bristol tayyare okuluna eğitim için gönderilmişlerdir. Balkan savaşı çıkınca, bu subayların çoğu eğitimlerini tamamlayamadan geri dönmek zorunda kalmıştır.
Balkan Savaşında Havacılık Faaliyetleri
1912 yılında başlayan Balkan Savaşı'nda hem Osmanlı ordusunda, hem de düşman ordularında uçak kullanılmıştır. Ancak bu savaşta Osmanlı uçaklarından çok fazla istifâde edilememiştir. Buna karşılık Bulgarların elinde bulunun, Rus pilotların kullandıkları Rus uçakları ile, Yunanlılar ve Sırplarda bulunan, Fransız pilotların kullandıkları Fransız yapısı uçaklar bu ülkeler için nisbeten daha fazla yararlı olmuşlardır. Bu savaşta yabancı pilotlar Sırp, Bulgar ve Yunan ordularında Haçlı zihniyetiyle, gayretle çalışmışlar, halbuki Osmanlı ordusundaki yabancı pilotlardan ciddî bir hizmet sağlanamamıştır.
Balkan Savaşı'mn ilk safhasında pek başarılı bir şekilde kullanılmayan uçaklardan kalanlar, savaşın ikinci safhasında mevcut Türk pilotlara paylaştırılarak küçük bir uçak birliği meydana getirilmiştir. Eğitimlerini tamamlayamadan yurda dönen pilotların da uçuş tecrübeleri arttığından, bu pilotlardan daha fazla istifâde edilebilmiştir. Yzb.Salim'e (ilkuçan) Bristol, Yzb.Feza'ya (Evrensel) "Vatan" adlı Bleriot, Üsteğmen Fethi'ye "Osmanlı" adlı Deperdussin, Tğm. Nuri'ye REP, Teğmen Fazıl'a da Bristol uçakları teslim edilmiş, 1913 yılı boyunca bu uçaklar çok değerli keşif vb. hizmetlerde kullanılmıştır.
Bu arada, Balkan Savaşı sırasında Edirne kalesinde bir keşif balonumuz bulunduğu, ancak bu balonun hatalı muhafaza ve çok bekleme sebebiyle evsafını kaybedip uçurulamadığı bilinmektedir. Balkan savaşından hemen sonra Donanma Cemiyeti Ordumuza uçak ve gemi alınması için bir bağış kampanyası başlatarak fon oluşturma gayreti içerisine girmiş; bu kampanyalara katılan Osmanlı Kadın Hakları Koruma Derneği'ni temsilen, Öğretmen Belkıs Şekvet Hanım da 30 Kasım 1913'te Fethi Bey'in kullandığı Deperdussin uçağı ile İstanbul üzerinde uçarak Derneğin satın alarak orduya hediye edeceği "Kadın Dünyası" adlı uçak için yardım afişleri atmak suretiyle uçağa binen ilk kadın unvanını kazanmıştır. Trablusgarp ve Balkan harplerinden sonra, kaybolan itibarımızın iadesi ve İslâm Birliğini kurma gayesine matuf olmak üzere, İstanbul-Kahire arasında uzun mesafeli bir mukavemet uçuşu düzenlenmiştir.
16 Ocak 1914'te iki uçakla hareket edilmiş, Toroslar aşılarak Filistin'e, kadar varıldıktan sonra meydana gelen kazalar sebebiyle bu sefer tamamlanamamış; üçüncü bir uçakla yola çıkan Yzb.Salim (İlkuçan), ortalama 3000 m. irtifadan uçarak Torosları ve sonraki engelleri aşıp, Kahire'ye ulaşmayı başarmıştır. Bu sefer uzun mesafeli ve yüksek irtifalı mukavemet uçuşu olarak o günün dünyasında büyük bir rekor idi. Balkan Savaşını müteakip havacılık faaliyetleri-mizdeki hareketlenme çerçevesinde, Yeşilköy'deki Havacılık Okulu büyütülmüş, Fransa'dan Binbaşı Degois adlı bir pilot öğretmeni getirilmiştir. Bu zât, Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması ile memleketine dönmüştür.
Birinci Dünya Savaşında Havacılık Faaliyetleri
Birinci Dünya Savaşında Osmanlı devleti Almanya'nın müttefiki olarak harbe katılınca, askerî ve sınaî konularda bu devletle işbirliği ağırlık kazanmıştır. Böylece oldukça ilerlemiş bulunan Alman havacılığından da istifade edilmiştir. 1914'te başlatılan Havacılık Islahat Programı yürütüldüğü sırada Türkiye'nin savaşa girmesi sebebiyle Fransızlara ısmarlanan uçaklar alınamamış, Türkiye savaşa 5 kara ve 2 deniz uçağı ile girmek zorunda kalmıştır. 1915 yılında Almanya'dan getirilen uzmanların
yardımı ile Osmanlı ordusundaki havacılık faaliyetlerinin yeniden teşkilatlanması çalışmalarına başlanmıştır. Yeşilköy'deki Tayyare mektebinin müdürlüğüne, 1915 Ocak ayında Bnb.Serno adlı bir Alman subayı tayin edilmiş, Almanya'dan getirilen eğitim uçakları kullanılmaya başlanmış, Alman öğretmen ve teknisyenlerin nezaretinde çok sayıda pilot ve teknisyen yetiştirilmiştir. Osmanlı ordusunda 17 adet Tayyare Bölüğü meydana getirilmiştir. Bu bölükler, uçaklar ve balonlarla Çanakkale, Kafkas, Filistin ve Irak cephelerinde harbe iştirak etmişler, uçaklardan 5-10 kg.lık bombalar, çivi ile doldurulmuş basit şarapneller atılarak ve makinalı tüfek ateşi ile aktif bir şekilde istifade edilmiştir. Keşif ve gözetleme görevlerinde de hem uçaklar, hem balonlar kullanılmıştır.
1916 yılında Osmanlı Ordusunun havacılık kısmı, "Umuru Havaiye Müfettişliği" adı altında yeniden organize edilerek, Bnb. Serno bu teşkilatın başına getirilmiştir. Savaş boyunca Türk Ordusunda toplam 450 uçak görev almıştır. Bunların 150 adedi Almanların "Paşa Bölükleri" adı verilen bölükten ibaret olup, 150 Alman pilot ve 1500 Alman teknisyen de ordumuzda görev yapmıştır. 1915'te Türkiye'de ilk metoroloji istasyonları kurulmuş, ordumuza muhtelif tiplerde 37 tane Alman yapısı uçak katılmıştır. Almanlardan 1916'da 72, 1917'de 111 ve 1918'de 86 uçak daha temin edilmiştir. Başlangıçta elimizde bulunan Rumpler, Bleriot, Deperdussin, Nieuport ve Ponnier tipi uçaklara ilave olarak Almanlardan alınan 100 BG. uçakları, 160 BG.Tük Gotha ve Albotros Cltipi uçaklar; 120 BG.'lük Gotha ve Pflaz uçakları orduuçaklar; 120 BG.lik Gotha ve Pfalz uçakları ordumuza dahil olmuştur. Bunlar 1917 ve 1918 yıllarında gelen Albatros, Halbarstad, Fokker, Rumpler, AEG, Pfalz, DWFC ve Brandenburg uçakları eklenmiştir.
Türkiye savaşa girdikten sonra, Almanya'dan alınan deniz uçaklarının karadan naklindeki güçlükler sebebiyle, bu uçakların botlarına tekerlekler monte edilip, içlerine yedek parça ve yakıt konulmak suretiyle İstabul'a uçarak getirilmişlerdir. Böylece ilk amfibik uçağın (hem karaya hem denize inişkalkış kabiliyeti olan) ortaya çıkışı da Türklere ait olmuştur/7) Savaşın başlangıcında Çanakkale, Süveyş Kanalı ve Kafkas cephesine sevkedilen ikişer uçaktan Çanakkale'ye gönderilenler başarı gösterebilmiş, Süveyş Kanalı'na gönderilen uçaklardan biri Halep'te diğeri çölde kaza geçirmiş, Kafkas cephesine gitmek üzere Trabzon'a sevkedilen uçaklar ise Karadeniz'de Rus filosunun hücumu sonucunda hiçbir faaliyette bulunamadan Rusların eline geçmişler, pilotları Salim ve Fesa beyler esir
1. Çanakkale Cephesi
Çanakkale cephesinde başlangıçta sadece boğaz çevresinde ve dışında keşif uçuşları ile denizaltı gözlemi şeklinde sürdürülen hava faaliyeti 1915 yılında çok önem kazanmıştır. 1915 yılı başında 72 uçaklık düşman kuvvetine karşılık bir tek Türk uçağı ile sürdürülen keşif faaliyetleri, 17 Mart'ta gelen ikinci uçak ile birlikte, 18 Mart 1915 zaferinin kazanılmasında büyük rol oynamıştır. 25 Nisan' da yapılan düşman çıkartmasından, hava gözlemleri yardımı ile iki gün önce haberdar olunmuştur. 1915 yılında Çanakkale cephesinde 20 İngiliz ve Fransız uçağı düşürülmüştür.
28 Aralık 1915'te başlayan Çanakkale boşaltması uçaklarımızla kovalanmış, 1916 yılı içide yapılan hava savaşlarında 25 düşman uçağı düşürülmüştür. 1916'da İzmir'deki 5. Ordu emrine verilen bir hava bölüğü, Çanakkale'den çıkartılan düşmanın Ege adalarına yığınak yapmasını kontrol amacı ile başarılı keşif ve bomba uçuşları yapmıştır. Çanakkele'de üslenen 6. Av Bölüğümüz, İngiliz, Fransız ve Yunan uçaklarının Çanakkale ve Kuzey Ege'deki keşif ve bomba uçuşlarını büyük ölçüde engellemişler, 1917 yılında 11, 1918'de ise 10 düşman uçağı daha düşürülmüştür. Yapılan keşif faaliyetleri yanında, 20 Ocak 1918'de Yavuz ve Midilli zırhlılarımızın yaptığı İmroz baskını havadan başarıyla desteklenmiştir
2. Kafkas ve Doğu cephesi
Kafkas cephesinde başlangıçta iki uçağımız ve pilotlarının Rusların eline geçmesi ile pasif kalan havacılık faaliyetimiz, 1916 yılında 3. Ordu'ya bir hava bölüğü ve 1917'de ikinci bir hava bölüğü verilmesiyle hareketlenmiş, Erzincan, Erzurum, Kelkit civarında başarılı keşifler yapılmış, 1916'da üç Rus uçağı düşürülmüş, 1917'de bir uçak ele geçirilmiştir. Aynı yıllarda 2. Ordu emrine verilerek Elazığ'da üslendirilen hava bölüğü de Diyarbakır-Bitlis-Van çevresinde keşif uçuşları yapmıştır. 1917'de Rusya'daki ihtilâl sonucunda, 18 Aralık tarihine kadar Kafkas cephesinde karşılıklı süren hava harekâtı sona ermiş, Rus ordusunun çekilmesinden sonra bu bölgede katliam yapan Ermeni çetecilerine karşı keşif ve bomba uçuşları yapılmıştır.
3. Güney Cephesi
Güney cephesinde başlangıçta pek hareketli olmayan havacılık faaliyetlerimiz 1916 yılı başlarında 4. Ordu emrine üç hava bölüğü gönderilmesiyle canlanmıştır. Süveyş Kanalı çevresi ve Mısır topraklarında bomba, keşif ve av uçuşları yapan Alman bölüğü, 1916 yılında 39 İngiliz uçağı düşürmüştür. Adana'daki 4.Bölük Çukurova bölgesine muhtemel bir çıkartmayı önlemek maksadıyla buradaki tren hattını ve Kıbrıs adasını hava kontrolünde tutmuştur. Medine Dera'daki 3. Bölük de bu bölgedeki âsî Arap kabilelerine karşı keşif ve bombardıman faaliyetlerinde bulunmuş, Hicaz demiryolunu kontrol altında tutmuştur.
1917 yılında Filistin cephesindeki Paşa bölükleri diye adlandırılan altı Alman hava bölüğü, 1., 2. ve 3. Gazze savaşlarında başarılı görevler yapmışlar, bu yıl içerisinde de 31 düşman uçağı düşürülmüştür. Bu cephede hava harekâtımız, savaş sonuna doğru Toroslara doğru çekilmek zorunda kalan ordumuzun ikmalini sağlayan Hicaz demiryolunu koruma, keşif ve bomba uçuşları şeklinde devam etmiş, 1918 yılında Filistin cephesinde 29 İngiliz uçağı daha düşürülmüştür. Filistin cephesinde savaş boyunca 190 Alman pilot ve gözlemci ordumuzda görev almış, bunlardan 47'si ölmüştür.
İrak cephesindeki 6. Ordunun elinde uçak olmamasına rağmen, ele geçirilen İngiliz uçakları başarıyla kullanılmış, bu bölgede 1915'te 8 İngiliz uçağı düşürülmüştür. Medine'deki 3. Bölüğün bir kısmı 1916 Şubat'ında Irak cephesine aktarılmış, özellikle Kutül Emare savaşlarında önemli keşif uçuşları yapılmıştır. (Mayıs'ta ise bu uçaklardan bir bölümü Kuzeydoğu'ya Hemedan cephesine, daha sonra da 13. Hava Bölüğü adıyla Baku'ya gönderilmiştir.) 1917'de Irak cephesinde iki hava bölüğü daha görevlendirilmiş, başarılı keşif ve bombardıman uçuşları yapılmış, bu cephede 1916'da 14, 1917'de 20 ve 1918'de aralarında
4. Karadeniz ve İstanbul Boğazı
Karadeniz ve İstanbul Boğazı üzerinde de savaşın başlangıcında keşif uçuşları yapılmış, Rus donanmasının hareketleri gözlenmiş, 1916 Ağustos-Eylül aylarında Zonguldak ve Ereğli liinanlarına saldıran Rus donanması başarı ile bombalanmıştır. Ruslar 1917 Aralık'mda ateş kesinceye kadar Boğaz çevresine ve Zonguldak civarına yapılan kömür nakliyatını önlemek için bir çok defa saldırmışlar, 1917 yılındaki hava çarpışmalarında bu bölgede 3 Rus uçağı düşürülmüştür. Aynı yıl İstanbul ve Trakya bölgesinde görevli 1. Orduya bağlı olarak bir hava birliği Uzunköprü'ye yerleştirilerek Edirne-İstanbl demiryolunu koruma görevi yapmış, 1918 yılında devam eden İngiliz saldırılarına başarı ile karşı konulmuş, bir İngiliz uçağı düşürülüp bu bölgedeki Yunan demiryolu köprüleri bombalanarak tahrip edilmiştir.
Savaşın son yılında, İmroz'da üslenen İngiliz uçaklarının İstanbul üzerine 14 hava hücumu gerçekleşmiş, bunların bazıları Türk filolarınca kesilerek geri çevrilmişler, bu saldırılarda 2 İngiliz uçağı düşürülmüştür. Özellikle, 25 Ekim 1918'de Kızkulesi üzerinde beş İngiliz De Havilland-9 uçağından oluşan bir filo ile tek başına çarpışarak, yaralanmasına rağmen düşman uçaklarını dağıtan Yzb. Fazıl Bey'in başarısı
Kurtuluş Savaşında Havacılık Faaliyetleri
Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan ülkemiz, askerî kuvvetlerimizin tamamında olduğu gibi hava kuvvetlerimiz açısından da büyük zararlara uğramıştır. Mondros Mütarekesi'nden sonra, Irak cephesinden gelen birkaç uçak Elazığ'da, Filistin ve Suriye'den gelen 4 keşif ve 13 av uçağı Konya'da diğer cephelerden gelen 45 civarında uçak ise İstanbul'da toplanmıştır. Ancak mütareke sonunda işgal altındaki İstanbul'a gelen uçaklar, Yeşilköy ve Maltepe meydanlarının düşman tarafından işgali ile kullanılmayacak şekilde tahrip edilmişlerdir. Pilotlarımızın bir kısmı, Maltepe'den kurtarılabilen birkaç uçak ile, Kuva-yı Milliye'ye katılmışlardır. İzmir, Seydiköy'deki 8 uçağımız Yunanlıların eline geçmiş, Erzincan'da bulunan 8 uçağın hepsi de uçamayacak vaziyette bırakılmıştır. 16 Mart 1920'den itibaren Konya'da tamir edilen ve farklı uçak parçalarından birleştirilerek meydana getirilen uçaklar Kurtuluş savaşımızın ilk hava gücünü teşkil etmişlerdir.
Kurtuluş Savaşı esnasında Türk odrusunun havacılık faaliyetleri, 1920'de kurulan Kuva-i Havaiye Şubesi tarafından yürütülmüştür. Aynı yıl Garp Cephesi Kumandanlığının teşkîli ile, Eskişehir ve Konya uçak istasyonlarındaki uçaklardan teşkil edilen 3 av + 3 keşif uçaklık bir bölük Eskişehir'de; 2 av + 1 keşif uçaklık bir bölük de Uşak'ta üslendirilmiştir. İstabul'dan kaçabilen pilot ve teknisyenler teknik işlerle görevlendirilen Konya İstasyonunda toplanarak buradaki hasarlı uçakların tamiratına başlamışlardır. 1920 Mayıs ayında tamir edilen 1 av ve 2 keşif uçağından bir bölük oluşturulup Ankara'ya gönderilmiştir. Konya uçak istasyonu, malzeme yokluğu sebebiyle 17 uçaktan önce sadece dördünü uçabilir hale getirmiştir.
Daha sonra uçakların gövde ve kanatlarında hava temas yüzeyleri sızdırmaz ve kaygan hale getiren emayit yerine patates püresi ile koyun ve sığır parçalarının kaynatılmsı ile elde edilen jelatine yumurta karıştırılarak yapılan kaygan bir kaplama malzemesi kullanılmak suretiyle gövde ve kanatlar sıvanarak uçakların bir kısmı daha tamir edilebilmiştir. Böylece önce 3 av, sonra bir keşif uçağı, bir ay sonra da 3 av ve 2 keşif uçağı daha trenle Eskişehir'e yollanmış, Konya uçak istasyonu 1920 sonuna doğru Eskişehir'e taşınarak buradaki "Şimendöfer imalathaneleri" (Bugünkü TÜLOMSAŞ) uçak inşaat ve tamir atölyesi haline dönüştürülmüş; 1.2.1921'de Eskişehir'de kurulan Kuva-î Havaiye Müdürlüğü'ne bağlanmıştır.
Erzurum'da bulunan uçak istasyonu 29.5.1920'de 15. Uçak bölüğü adını almış, buradaki yetenekli pilot ve teknisyenlerimiz büyük zorluklarla Elazığ'a giderek bir kiremit fabrikasında depo edilmiş hurda uçakları tamir edip 2 av uçağı meydana getirmiş, bu bölük 28.9.1920'de başlayan Doğu Cephesi Ermeni Harekâtı'na katılmış, bilâhare Kars'ta üslenmiştir. Eskişehir'deki 1.Bölük 1921'de Çerkeş Ethem isyanında keşif ve propaganda faaliyetlerinde bulunmuş, 1. İnönü savaşında 3 gün içinde 5 keşif ve bomba uçuşu yapmış, Bözöyük ve İnönü çevresindeki Yunan mevzilerine saldırarak piyademizi desteklemiştir. 2. İnönü savaşında 9 keşif uçuşu yapılmış, mecburî iniş yapan iki uçağımızda bir pilotumuz şehit olmuştur.
Uşak'ta üslenen 2. Bölük Ege bölgesinde muhtelif av, keşif ve bomba uçuşları yapmış, Ağustos 1920'de Uşak'ın düşmesiyle Afyon'a çekilmiştir. Bu bölük de 1. ve 2. İnönü savaşlarında Dumlupınar'daki düşmanın durumunu keşfetmiştir.Garp Cephesi Sakarya'ya çekildikten sonra 1. ve 2. Bölükler Polatlı'ya getirilmiş, 15-23 Ağustos tarihleri arasında bir tek av uçağıyla yapılan keşiflerle düşmanın Sakarya'ya saldırı hazırlığı tespit edilmiştir. Sakarya savaşı boyunca 35 keşif uçuşu ile savaş desteklenmiştir. Kurtuluş Savaşının ilk devrelerinde güçlükler içinde ayakta tutulan uçak filosu, birerikişer tedarik edilen yeni uçakların Anadolu'nun muhtelif limanlarından yurda sokulması ile biraz güçlenmiştir. Niğde ve Sivrihisar kasabaları da orduya iki Uçak hediye etmişlerdir.
Kurtuluş Savaşımızın sonlarına doğru, uçaklarla keşifbombardıman görevleri daha sıhhatli yapılabilmeye başlanmış, Yunanlılara karşı 1922'de hava üstünlüğü sağlanmıştır. İki kişilik uçaklarımızın azlığı sebebiyle dünyada ilk defa, tek kişilik av uçakları ordumuz tarafından keşif ve bombardıman uçağı olarak kullanılmıştır/10)
1922'de Ankara Antlaşması'na göre Fransızlardan silâhsız olarak alınan 4 keşif uçağı ve malzeme, Konya'ya aktarılan 1. Uçak bölüğü emrine verilmiş, İtalyanlardan silâhsız olarak alınan 20 adet Spad XIII av uçağı da Mersin'den Konya'ya getirilip silâh monte edilerek cepheye yollanmıştır.
Haziran ayında 1. ve 2. Uçak bölükleri Cephe Uçak Bölüğü adı altında birleştirilmiş, bu bölük, elindeki 10 uçak ile Büyük Taarruz'a kadar keşif uçuşlarını sürdürmüştür. İtalyanlardan alınan uçaklarla Büyük Taarruz öncesinde cephe üzerinde yapılan keşif/saldırı uçuşlarında 4 Yunan keşif uçağı düşürülmüş ve hazırlıklarımızın düşman tarafından keşfedilmesi önlenmiştir. Büyük Taarruz'dan hemen önce, Hava Kuvvetlerimiz aşağıdaki tipleri verilen toplam 37 uçaktan ibaretti: (U)
Spat XIII Av Uçağı: 20 adet
Albatros D III Av Uçağı: 1 adet
Breguet 14 B2 Keşif Uçağı: 10 adet
De Havilland 9 Keşif Uçağı: 1 adet
FIAT Keşif Uçağı: 1 adet
Gotha Deniz Uçağı: 3 adet
Aviatic Eğitim Uçağı: 1 adet
26 Ağustos 1922 günü Büyük Taarruz'un başlamasıyla bu cephedeki 16 kadar uçağımız 12 keşif uçuşu yaparak Afyon demiryolu ve civarında keşifte bulunmuş, düşman ve Türk kuvvetlerinin hareketini izlemiş, bu arada 3 Yunan uçağı düşürmüşlerdir. 28 Ağustos'da Afyon'dan çekilen düşmanın durumunu keşif ve bombardıman yanında, piyademiz makinali tüfek ateşiyle desteklenmiş, düşmanın kaçış yönü takip kuvvetlerimize bildirilerek önemli hizmetlerde bulunulmuştur.
Daha sonra kara Ordumuzun Uşak, Salihli, İzmir yönünde ilerlemesine paralel olarak keşif ve saldırı uçuşları yapılmış, İzmir'in geri alınmasıyla Seydiköy ve Gaziemir alanlarında Yunanlıların 1 keşif , 3 av ve 1 okul uçağı ele geçirilmiştir. Kurtuluş Savaşında Hava Kuvvetlerimizdeki temel personel 20 pilot, gözlemci ve teknisyen subay, 10 sivil ve gedikli pilot, 10 sivil makinist ve teknisyen olmak üzere 40 kişiden ibarettir/12)
Nadir BIYIKOĞLU
Türkyurdu Dergisi sayı 35, 1990
Dipnotlar
(*) Hesap detayları, Y.Kansu, S,Şensöz ve Y.Öztuna'nın hazırladığı "Havacılık Tarihinde Türkler" adlı eserde mevcuttur.
(1) Kansu, Şensöz, Öztuna: Havacılık Tarihinde Türkler, Ankara 1971, sh. 21
(2) Kansu, Şensöz, Öztuna: a.g.e. sh.33
(3) Yüksel, A.Nuri: Havacılık Sanayii Üstüne Düşünceler, Ocak Dergisi, Mayıs 1973, sh.33
(4) Keyüsk, Mazlum: Türk Havacılık Tarihi, 1. Kitap, Eskişehir, 1950, Sh.14
(5) İlmen, Süreyya: Türkiye'de Tayyarecilik ve Balonculuk Tarihi, İstanbul, 1947, Sh. 22
(6) a.g.e., Sh.96-97
(**)Yzb.Süreyya Bey'in 28.7.1912 tarihli raporundan sadeleştirilmiştir.
(7) Yüksel, A.N., a.g.e., Sh. 53
(8) İlmen, S., a.g.e., Sh.13
(9)Keyüsk, Mazlum: Türk Havacılık Tarihi, II.Kitap, I. Cilt, Eskişehir, 1951, Sh.292
(10) Yüksel, A.N.: a.g.e. Sh.53
(11) Türk Kültürü, Yıl.X, Sayı 116 (Hava Kuvv.Sayısı) Ankara 1972
(12) Taman, S.: Türk Havacılık Tarihi-lstiklal Harbi, Eskişehir, 1953
Kaynaklar
1. İlmen Süreyya (İst.Eski Milletvekili): Türkiye'de Tayyarecilik ve Balonculuk Tarihi, İstanbul, 1947
2. Keyüsk, Mazlum (Em.Hv.Al
: Türk Havacılık Tarihi, Eskişehir, 1950, 1-11-11. Kitap
3. Tarman Sıtkı (Em.Hv.Alb.): Türk Havacılık Tarihi, Eskişehir, 1953
4. Kansu, Yavuz - Şensöz, Sermet - Öztuna, Yılmaz: Havacılık Tarihinde Türkler, Ankara 1971
5. Yüksel, A.Nuri: Havacılık Sanayii Üstüne Düşünceler, Ocak dergisi, Mayıs 1973
6. Türk Kültürü, X.Yıl, Sayı 116 (Haziran), Ankara 1972 -
Bilgisayarınızı 52 Çeşit Yolla Hızlandırma
Bilgisayarınızı 52 Çeşit Yolla Hızlandırma
1=işlemci gücüne doping= Başlat-Çalıştır-Aç satırına:"Rundll32.exe advapi32.dll,ProcessIdleTasks" yaz ve tamam.
2=XP'nin hızlı kapatılması= Başlat-Çalıştır-Aç satırına regedit yaz sonra:
HKEY_LOCAL_MACHINE / SYSTEM / CurrentControlSet / Control anahtarına ulaş.Pencerini sağındaki alanda "WaitToKillServiceTimeout" sağ tıkla ve değiştir
değeri 20000'den 200 yap.
3=Sonkullanılan belgeler listesinin silinmesi= Başlat-Çalıştır regedit yaz
HKEY_CURRENT_USER Software Microsoft Windows CurrentVersion Policies Explorer anahtarına ulaşın ve ekranda sağ tıkla yeni DWORD değeri yap değerin adı “NoRecentDocsHistory” olarak yap.Ardından üzerine tıklayarak kısıtlamayı açmak için 1 değerini gir yok ben belgeler geçmişini istiyom diyosan 0 değerini gir.Yeniden başlat..
4)=Bellek perfonmansının arttırılması= Başlat-Çalıştır regedit.Kayıt defterinde;
HKEY_LOCAL_MACHINE SYSTEM CurrentControlSet Control Session Manager Memory Management anahtarına ulaş;
a)DisablePagingExecutive üzerine çift tıkla ondalık tabanında 1 değerini gir.
LargeSystemCache üzerine çift tıkla ondalık tabanda 1 gir.
c)Orada yeni bir DWORD değeri oluştur “IOPageLockLimit” olarak adlandır ve değeri ondalık sistemde hangi rami kullanıyosan 128MB için 4000,256 MB için 10000,512MB ve daha yukarısı için 40000 değerini girin.
Yeniden başlat…
5=Menühızlandırılması= Kayıt defteri düzenleyicisini açın "HKEY_CURRENT_USERControlPanelDestop" altıdaki "MenuShowDelay" dizesine çift tıklayıp 400 olan değeri "0"olarak atadığınızda sorun çözülür...
6)=Bağlantınızın %20 internet hızı artışı= Windows xp professional %80 internet hızını kullanmanıza izin veriyor İnternetinizin hızını % 20 arttırabilmek için
Başlat >çalıştır >gpedit.msc >bilgisayar yapılandırıcısı >yönetim şablonları >ağ >Qus paket zamanlayıcısı >ayarlanabilen bant genişliğini sınırla >etkin >bant genişlik sınırı = 0 >uygula >TAMAM
(önceki bant genişlik ise=20)
7=Tamamensilme= Kaldirdigimiz programin ismi hala görünüyorsa.
HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWAREMicrosoftWindowsCurr entVersionUninstall... yanindaki + isaretli yere tiklayip actigimizda hepsini görebilirsiniz.Sağ tıkla ve sil…
= Gezgin Penceresinin Sabitlenmesi= Windows, oturumu her kapattığınızda görev çubuğunun ve tabii ki gezgin penceresinin büyüklüğünü ve konumunu kaydeder. Söz konusu değerlerin değişmemesini, pencerenin konumunun ve büyüklüğünün sabit kalmasını istiyorsanız, Kayıt Defterine bir ek yapabilirsiniz.
Bunun için ilk olarak söz konusu pencere ve görev çubuğunu istediğiniz gibi yerleştirin.Daha sonra HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurr entVersionPoliciesExplorer adresine ulaşın ve burada yeni bir DWORD değeri oluşturup bu değere NoSaveSetting ismini verin. Ve Değer Verisini 1 yapın.
9)= Konuşma Balonlarından Kurtulun=
Simgelerin üzerinde bilgi kutucuklarının açılması ve konuşma balonlarının Windows turu hakkında açıklama yapması, haklı olarak birçok kullanıcıyı rahatsız eder.
Bu yardım metinlerini devre dışı bırakmak için HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurrentVe- rsionExplorerAdvance anahtarına ulaşın ve bu anahtar altındaki ShowInfoTip kaydını bulun ve değerini 0 yapın. Ardından EnableBallonTips adında yeni bir DWORD değeri oluşturun ve değer verisini 0 yapın.
10)=Yetersiz Disk Alanı Uyarısının Kapatılması =
Bunun için, HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurr entVersionPoliciesExplorer anahtarı altında yeni bir DWORD değeri oluşturup NoLowDiskSpaceCheck adını veri ve değer olarak 1 girin.
11)= Kısayol Menüsü Üzerinden Şifreleme
NTFS bölümleri, bilgilerin şifrelenmelerine imkan tanırlar. Ancak bunun için menüler arasında uzun bir gezinti yapmanız gerekebilir. Ancak bunun yerine dosya ve klasörlere ait nesne menüsüne yeni bir komut eklemek çok daha kolay olacaktır.
Bunun için, HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWAREMicrosoftWindowsCur rentVersionExplorerAdvanced anahtarını bulun. Burada yeni bir DWORD değeri oluşturup EncryptionContextMenu adını verin ardından değerini 1 yapın.
12)= CD lerin Otomatik Açılmasını engellemek =
Sürücüye yerleştirdiğiniz her CD-ROM, üzerinde kurulum programını otomatik olarak çalışır. Eğer CD üzerinde sadece bir kısım veriye ulaşmak istiyorsanız otomatik başlat fonksiyonu oldukça rahatsız edici bir hal alabilir.
Bu özelliği geçici olarak kapatmak için küçük bir hileye başvurabilirsiniz. CD-ROM u sürücüye yerleştirdikten sonra [SHIFT] tuşuna basılı tutun. Bu sayede otomatik başlat fonksiyonu bir defaya mahsus olmak üzere çalışmayacaktır. Eğer bu işlevi tamamen kapatmak istiyorsanız aşağıdaki işlemleri yerine getirmeliniz.
XP Home için: HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEMCurrentControlSetServic esCdrom anahtarına ulaşın Autorun kaydının değerini 0 yapın.
XP Pro Için: Başlat/Çalıştır komutu ile ekrana gelen pencereyi kullanarak gpedit.msc konsolunu çalıştırın. Bilgisayar Yapılandırması başlığı altındaki Yönetim Şablonları / Sistem dizinine geçin. Ardından sağ taraftaki Otomatik çalıştır özelliğini devre dışı bırak öğesine çift tıklayın ve takip eden penceredeki Etkin seçeneğini işaretleyin.
13)= XP Pro da Gelişmiş Dosya Paylaşımı=
Dosyalar ve yazıcıların ağ paylaşımına açılmasının olumsuz bir tarafı mevcut: bu kaynaklara herkes ulaşabilir. Windows XP Professional sürümünü kullanıyorsanız okuma ve yazma hakları atayarak kaynakların kullanımını denetim altında tutabilirsiniz. Ancak bunun için bir ağ etki alanına bağlı olunması gerekiyor. Buna rağmen küçük bir hile yardımıyla herhangi bir firma ağına bağlı olmadan da erişim haklarını kontrol altında tutabilirsiniz.
Başlat menüsündeki Bilgisayarım komutunu kullanarak aynı isimli pencereyi açın. Ardından Araçlar menüsündeki Klasör Seçenekleri komutunu çalıştırın. Görünüm kartındaki Basit dosya paylaşımı kullan (Önerilen) seçeneğindeki işareti kaldırın.
15)= Internet Explorer in Yeniden Kurulumu =Web sayfaları artık doğru görüntülenmiyor ve yüklemeler aniden kesiliyorsa, artık IE yi yeniden kurmanın zamanı gelmiştir. Bunun için XP CD sini sürücüye yerleştirin ve Başlat/Çalıştır a şunu yazın. rundll32.exe.setupapi,InstallHinfSection.DefaultIn- stall.132.%windir%infie.inf
17)= istenmeyen XP Bileşenlerinden kurtulmak mı istiyorsunuz=C:WindowsInf klasörünü açın. Araçlar/Klasör Seçenekleri nden gizli klasörleri açın. Klasör içinde bulunan SYSOC.INF dosyasını metin editörü ile açın her satırdaki hide sözcüğünü kaldırın ve dosyayı tekrar kaydedin. Daha sonra Başlat/Denetim Masası/Ekle-Kaldır/Windows bileşenlerini ekle-kaldır düğmesine tıklayarak istemediğiniz bileşenleri kaldırın.
18)= Güncel Kullanıcının Masaüstünde Görüntülenmesi =
XP sistemindeki kullanıcı sayısı ne kadar artarsa o anda hangi kullanıcının sisteme kayırlı olduğunu tespit etmek o kadar zorlaşır. Ancak bir Kayıt Defteri öğesi yardımıyla o an kullanılan hesabın ismini bilgisayarım simgesi altında görüntülenmesini sağlayabilirsiniz. Bunun için HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurrentVe- rsionExplorerCLSID{20D04FE0-3AEA-1069-A2D8-08002B3- 0309D} anahtarı altında yeni bir dize değeri oluşturun ve Bilgisayarım %USERNAME% olarak isim verin. Ancak bu kayıt sadece etkin kullanıcı içindir aynı işlemi diğer kullanıcılar altında da tekrarlamak gerekir.
19)= Rezerve Bant Genişliğinin Serbest Bırakılması=
Windows XP, ağ aktarım hızının standart olarak yüzde onunu özel işlemler için rezerve eder. Söz konusu sınırlandırmayı kaldırmak için Başlat/Çalıştır ‘a gpedit.msc yazın. Karşınıza gelen ekranda Bilgisayar Yapılandırması altında bulunan Yönetim Şablonları / Ağ / QoS Paket Zamanlayıcı dizinini etkinleştirin. Buradaki Ayrılabilir bant genişliğini sınırla kaydına çift tıklayın ve ayarını Devre Dışı olarak değiştirin.
20)= Otomatik Kullanıcı Kaydı =Eğer bilgisayarınızda birden fazla kullanıcı hesabına sahipseniz, ancak çoğunlukla sadece bir tanesini kullanıyorsanız otomatik kayıt fonksiyonundan faydalanmanız tavsiye edilir. Bu fonksiyonu aşağıdaki gibi etkinleştirebilirsiniz.
Bunun için HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWAREMicrosoftWindows NTCurrentVersionWinlogon kaydına ulaşın ve buradaki AltDefaultUserName kaydına etkin olmasını istediğiniz hesabın adını girin. Daha sona AutoAdminLogon adında bir dize değeri oluşturun ve değerini 1 yapın. Daha sonra DefaultPassword adında bir dize değeri oluşturun ve buna da kullandığınız hesabın şifresini girin. Windows bir sonraki açılışında otomatik olarak yazılan kullanıcıyı açacaktır. Şayet açılış sırasında farklı kullanıcı ile açılış yapmak isterseniz Space tuşuna basmanız yeterli.
21)= Dialer Programlarına Karşı Kalkan =
Çevirmeli Ağ Bağlantısında, bilginiz haricinde bir değişiklik yapılmasını, çevirmeli ağ telefon defterini yazmaya karşı koruyarak rahatlıkla engelleyebilirsiniz. Bunun için Windows gezgini penceresini açın ve Cocuments and SettingsAll UsersApplication DataMicrosoftNetworkConnectionsPbk klasörüne gidin. buradaki RASPHONE.PBK özelliklerine girin ve bunu Salt Okunur hale getirin.
22)= Masaüstünü Göster Simgesinin Oluşturulması =
Öncelikle Not Defterinden yeni bir metin belgesi açın ve içine şunları ekleyin.
[Shell]
Command=2
IconFile=Explorer.exe,3
[Taskbar]
Command=ToggleDesktop
Daha sonra bunu Masaüstünü Göster.SCF adıyla kaydedin. Daha sonra bunu hızlı başlat üzerine sürükleyin.
23)= Saat Dilimi Penceresine Şehrinizi Ekleyin=
Regedit Düzen-Bul deyip Istanbul kelimesini aratın. (GMT +02:00) Atina, Istanbul, Minsk yazan değeri buluğunuzda Display yazan değere çift tıklayarak içinde yazılanları değiştirin.
24)= XP nin Konuşma Balonlarını Kapatmak =Eğer çalışmanız sırasında sürekli ekranın sağ alt tarafında çıkan d: sürücüsünde az yer türevi konuşma balonları sizi rahatız ediyorsa HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurre ntVersionExplorerAdvanced altında EnableBallonTips DWORD değerini 1 den 0 a çevirmeniz onu kapatacatır.
25)=Dosyaların Takas dosyasına Atılmasını Engellemek
Windows XP bilgisayarınızdaki anabellek miktarı yüksek olsa bile bir çok dosyayı sabit diskinizin üzerindeki takas dosyasına yazacaktır. Sabit diskler bellek modüllerinden daha yavaş oldukları için bilgisayarınızın performansı düşecektir. Eğer bilgisayarınızda 256Mb dan fazla bellek varsa takas dosyanızı kapatmanız olumlu olabilir. HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEMCurrentControlSetContr olSession ManagerMemory Management klasörü altındaki DisablePagingExecutive değerini 1 yapmanız yeterli olacaktır.
26)= Sistemle Ilgili Olan Dosya Yollarını Değiştirmek =
Windows XP ile çalışırken, tüm ayarların ilk kurulduğu zaman belirlenmiş olan klasörlere göre yapılması hoşunuza gitmiyorsa, bu dosya yollarını değiştirebilirsiniz. HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurre ntVersionExplorerShell Folders altında sistem klasörleriyle ilgili yollar tanımlıdır. Burada istediğiniz değişikliği uygulayabilirsiniz.
27)= Büyük Arabellek Ayarıyla Performansı Arttırmak =
Windows XP bir performans canavarıdır. Windows unuzu hızlandırmanın yollarından biri sistem arabelleğiyle ilgili değerleri değiştirmektir. Windows sistem ve dosya arabelleğini dinamik olarak değiştirir. Bu şu anlama geliyor: dosya işlemleri ile ilgili çok bellek gerektiğinde, Windows tüm sistem arabelleğini bu işlem için kullanır, bu da sistem takas dosyasının şişmesine yol açar. 256 MB üzeri ana belleğe sahip bilgisayarlar için yapacağınız bir değişiklik sisteminizin performansını arttıracaktır. HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEMCurrentControlSetContr olSession ManagerMemory Management altında LargeSystemCache değerini 1 yapmanız yeterli olacaktır.
28)= Takılan CD lerin Otomatik Çalışmasını Engellemek =
Bilgisayarınıza yeni bir CD taktığınızda onun otomatik çalışması sizi rahatsız ediyorsa HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEMCurrentControlSetServi cesCdrom altındaki AutoRun değerini 0 yaparak bunu kaldırabilirsiniz.
29)= Windows XP nin CD Yazma Programını Kaldırmak =
Regedit HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurr entVersionPoliciesExplorer anahtarı altında yeni/DWORD Değeri deyin ve adını NoCDBurning verin. Ve değerini 1 yapın.
30)= Kişisel Sistem Öğesini Başlat Menüsüne Eklemek =
Başlat menüsün de en önemli bağlantılar bulunur. Ancak çalıştır komutu altında boş bir alan mevcuttur ve isterseniz buraya kendi öğelerinizi de ekleyebilirsiniz. Bunun için olarak Regedit ‘e gidiyoruz. HKEY_CLASSES_ROOTCLSID{2559a1f6-21d7-11d4-bdaf-00c- 04f60b9f0} anahtarını bulun, sağdaki Varsayılan değerini açın ve Başlat menüsün de Görünmesini istediğiniz ismi girin. Daha sonra boş bir alana tıklayın ve Yeni/Anahtar diyerek bu anahtara DefaultIcon adını verin. Bu anahtara ait Varsayılan değerine koymak istediğiniz iconun adresini yazın. Sol taraf da ki listede bulunan Instance/InitPropertyBag al anahtarına geçin. Sağdaki method öğesine değer olarak ShellExecute girin. Şimdi aynı yerde Command adında yeni bir dize değeri oluşturun ve buraya öğenin sahip olacağı açıklama bilgisini girin. Daha sonra bu anahtar altında Param1 adında yeni bir dize değeri oluşturun ve değer olarak buna girmek istediğiniz program, link veya klasör yolunu yazın. Bu yaptığınız işlem Windows reboot olduktan sonra aktif hale gelecektir.
31)= Kullanıcıları Kayıt Penceresinden Çıkarmak= Bilgisayarınızda çalışabilecek tüm kişiler Login penceresinde isimleri ile listelenir. Şayet bu durumdan rahatsız oluyorsanız, isimlerin ekrana gelmesini engelleyebilirsiniz. Bunun için ilk olarak Regedit i açın ve HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWAREMicrosoftWindows NTCurrentVersionWinlogonSpecialAccountsUserLis t anahtarını bulun. Daha sonra burada yeni bir DWORD değeri oluşturun ve isim olarak kaldırmak istediğiniz kullanıcının adını girin.
32)=Kapanmayan Uygulamayı Daha Hızlı Kapatmak =bunu için Regedit de HKEY_CURRENT_USERControl PanelDesktop anahtarına ulaşıyoruz. Bu anahtar altındaki HungAppTimeout değerini 500 yapın.
33)= Açılış Ekranında ClearType =Regedit den HKEY_CURRENT_USERControl PanelDesktop anahtarına ulaşın. Burada FontSmoothing ve FontSmoothing değerlerini 2 yapın.
34)= Internet Explorer Hızlı Açılsın=
bunun için Explorer kısayolunun sonuna –nohome satırını ekleyin.
35)=Schedule Task Kapansın=
I.E 6 sunucuya her bağlandığında Schedule Task çalıştırmak ister. Bu da kullanıcıya yavaş surf olarak geri dönmektedir. Bunu kapatmak için Regedit den HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWAREMicrosoftWindowsCur rentVersionExplorerRemoteComputerNameSpace{D62 77990-4C6A-11CF-8D87-00AA0060F5BF} bu anahtarı bulun ve silin.
36)= BSDOS Çıktığında Yeniden Başlasın=
BSDOS yani bildiğimiz ismiyle ünlü MaviEkran Çıktığında bilgisayarınızın otomatik yeninden başlaması için Regedit de HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEMCurrentControlSetContr olCrashControl anahtarında AutoReboot değerini bulun ve 1 yapın.
38)= Başlangıç Menüsünün Değişmesini istemiyorsanız=
Sistemdeki diğer kullanıcıların Start Menu de değişiklik yapmalarını istemiyorsanız. Regedit den HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurr entVersionPoliciesExplorer anahtarına ulaşın. Burada yeni bir DWORD anahtarı oluşturun ve isim olarak NoChangeStartMenu yazın ve değerini 1 yapın.
39)= Sistem Bip leri sıktımı=
Arada çık bip seslerinden sıkıldıysanız Regedit den HKEY_CURRENT_USERControl PanelSound anahtarına ulaşın. Beep değerini no olarak değiştirin.
40)=Ekran Koruyuculardan Kurtulmak mı istiyorsun=
Eğer ekran koruyucularını kullanmıyor ve bunlardan kurtulmak istiyorsanız başlatÇalıştıra C:WINDOWSsystem32dllcache (eğer sistem D ye kurulu ise D yapın) yazın ve klasörü açın.. buradaki bütün Ekran koruyucuları silin.daha sonra C:windowssystem32 içindeki ekran koruyucuları silin ve kurtulun.
41)= XP nin Firewall Özelliğini Kapatmak istiyorsanız=
Bu özellik o kadar büyük bir koruma sağlamamakla internet bağlantısının hızınıda büyük oranda düşürür. Bunu kapatmak için: Start-Connect to-Show All Connection (Başlat-Bağlan- Bütün Bağlantıları Göster) bölümüne girin. Firewall koruması olan bağlantılar üzerinde bir kilit işareti görürsünüz. Bu bağlantıya sağ tıklayın ve Properties (özellikler) sekmesine girin. Daha sonra Advanced (Gelişmiş) sekmesine girin. Daha sonra Internet Connection Firewall aktif halden çıkarın.
42)= Windows XP yi Hızlı Kapatmak istiyorsanız =
Regedit HKEY_CURRENT_USERControl PanelDesktop anahtarına gidin ve AutoEndTask DWORD değerini 1 yapın.
43)= xp Daha da Hızlansın istiyorsanız =
Windows XP de NTFS dosya sistemi her dosya ve klasör için son erişim ve son güncelleme bilgilerini tutar. Bu özellik kullanışlı olsa da normal bir kullanıcı için pek bir anlma ifade etmez. Bunu kapatmak için Regedit den HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEMCurrentControlSetCo ntrolFileSystem anahtarına ulaşın ve NtfsDisableLastAccessUpdate değerini bulun ve 1 yapın.
44)=Açıklama Yapmasın’ ı istemiyorsanız= Windows XP Mouse okuyla bir dosyanın yada klasörün üzerine gittiğinizi zaman o dosya/klasör bilgilerini verir. Bu özelliği kapatmak için HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurr entVersionExplorerAdvanced anahtarını bulun ve ShowInfoTip DWORD değerini bulup değerini 0 yapın.
45)=Bilgisayarın Otomatik Kapanmasını istiyorsanız =
Windows XP den çıkarken bazen bilgisayarın otomatik kapanmadığı olur. Bu sorunu halletmek için Regedit den HKEY_CURRENT_USERControl PanelDesktop anahtarına ulaşın ve PowerOffActive DWORD değerini bulup değerini 1 olarak değiştirin.
46)=Açılış Süresini Kısaltmakmı istiyorsunuz = NTFS dosya sistemli işletim sisteminizde NTFS Check e yapacağınız ufak ayarla bilgisayarınızın açılış süresini kısaltabilirisiniz. CHKNTFS komutu AUTOCHK başlangıç sayım zamanının kullanım komutudur. Normalde 9 saniye olan bu zamanı daha aşağıya çekmeniz mümkün. Bunun için komut satırına CHKNTFS/T (4 yerine herhangi bir sayıda olabilir) yazmanız yeterli olacak.Ve Bunun için regeditden HKLMSYSTEMCurrentControlSetControlSessionManag erMemoryManagementPrefetchParameters anahtarına ulaşın ve buradaki EnablePrefetcher değerini 5 yapın.
47)= Boot Dosyaları Ile Açılışı Hızlandırın =
Regedit e giirp HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWAREMicrosoftDfrgBootOp timizeFunction anahtarına gidin, burada Enable adındaki string anahtarını bulun ve değerini Y yapın.
48)= Windows XP yi dahada Uçurun =Regedit den HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEMCurrentControlSetContr olPriorityControl anahtarına ulaşın. Boş bi yere sağ tıklayıp yeniden DOWRD değeri deyin ve isim olarak IRQ8Priority verin.. oluşturduğunuz bu DOWRD değerinin değerini 1 yapın.
49)=Sistemin Klavye Yardımıyla Yeniden Başlatılması =Genellikle yeni sistem kurulduğunda veya bazı boot gerektiren programlar kurulduğunda bilgisayarınızı yeniden başlatmanız gerekir. Buna bi klavye kısayolu atamak için Regedit den HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWAREMicrosoftWindowsCur rentVersionWinlogon anahtarına ulaşın.Yeni bir Dize Değeri oluşturun ve isim olarak EnableQuickReboot yazın ve dize değerini açın değer olarak 1 verin. Bundan sonra bilgisayarınızı Ctrl+Shift+Alt+Del tuş kombinasyonu ile kapatabilirsiniz.
50)= Bir Explorer Hatasında Tüm Explorer ları Kaybetmeyin =
Bunu yapmak için herhangi bir Windows penceresinde üsteki menüden Araçlar-Klasör Seçenekleri-Görünüm sekmesi içinde Gelişmiş Ayarlar ‘da Klasör Pencerelerini Ayrı Bir Işlemde Başlat seçeneğini aktif hale getirin.
51)=Explorer Masaüstünüzde Ayrı Çalıştırın =Bunu yapmak için Regedit den HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurr entVersionExplorer anahtarına ulaşın ve bu anahtar altında yeni bir DWORD değeri oluşturun. Isim olarak DesktopProcess yazın ve değerini 1 yapın.
52)= Gereksiz Servislerden Kurtularak Performansı Arttırın = (Kullanım alanınıza göre bu ayarlar değişebilir. Bazı servisleri durdurmanız sisteminizi olumsuz etkileyebilir (DNS ayarları DHCP server üzerinden ip alma vs. lütfen dikkatle uygulayın)
Bunu yapmak için Başlat-Çalıştır ‘a services.msc yazın. Daha sonra Burada işinize yarmayan servisleri kapatarak hızınızı arttırın. Servisleri yukarıdaki Durum çubuğu ile çalışma durumuna göre sıralayabiliriz. Servisleri kapatmak için ise çift tıklayıp Başlangıç Türünüde Devre Dışı Veya Elle olarak Seçebilirsiniz. -
Uzaydan görülen Gamalı Haç'ın sırrı ne?
Uzaydan görülen Gamalı Haç'ın sırrı ne?
1 Mayıs 2008 Perşembe : 17:51
1969 yılında inşa edilen ve 'Gamalı Haç'a benzeyen binanın sırrı çözüldü. İsrail’de yaşayan ABD vatandaşı Avrahaum Segol, birkaç yıl önce...
1969 yılında inşa edilen ve 'Gamalı Haç'a benzeyen binanın sırrı çözüldü
İsrail’de yaşayan ABD vatandaşı Avrahaum Segol, birkaç yıl önce Google Earth programı sayesinde varlığı ortaya çıkan ABD’nin San Diego deniz üssünde bulunan gamalı haç şeklindeki binasının sırrını çözdüğünü öne sürüyor. Segol’ün komplo teorisine göre 1969 yılında inşa edilen binanın formu sadece astronotlarca görülebiliyordu. Bina, NASA’nın insanlı uzay projesini geliştiren Nazi mühendislerine teşekkür etmek için böyle inşa edilmişti.
Avrahaum Segol, Google Earth programı sayesinde ortaya çıkan gökyüzünden bakıldığında gamalı haç şeklindeki Amerikan üssünü gördüğünde, "Kim, niye böyle bir bina inşa eder" diye kendisine sormuştu. Şimdi yanıtı, kendi geliştirdiği teoriyle bulduğunu iddia ediyor.
Birkaç yıl önce üssün ilk uydu fotoğrafları ortaya çıktığında Yahudi lobisi, kıyameti koparmıştı. 2007 yılının Eylül ayında ABD donanmasından yapılan açıklamaya göre 1969 yılında inşa edilen binanın mimarisinde herhangi bir kasıt yoktu, bölge uçuşa yasaklı olduğundan da gamalı haç formu yıllarca farkedilmemişti.
Ancak bu yanıt Avrahaum Segol’e yetmedi. Eski gazete arşivlerine giren, internette araştırma yapan Segol, bulduğu bilgileri, tıpkı bulmaca çözer gibi yan yana koydu. Binanın antisemitizmin sembolü olarak inşa edildiğine karar veren Segol, teorisini medya kuruluşlarıyla paylaşarak konunun sıcak kalmasını sağladı. Sonunda 2008 yılı ordu bütçesinden binanın elden geçirilmesi için 600 bin dolarlık bir ödenek ayrıldı.
Google bu arada başka gamalı haç formunda binaları ortaya çıkardı; Münih’te bir ev, Delhi’de bir üniversite binası, Belçika’da bir havuz ve Alabama eyaletinin Decatur kentindeki huzur evi. Segol’ün en çok da Methodist bir kilisenin finansörü olduğu yaşlılar evi dikkatini çekti. Avrahaum Segol’e göre San Diego’daki askeri bina ile Decatur’daki huzurevi arasında bir bağlantı vardı. Avrahaum Segol, teorisini şöyle özetliyor:"Donanma binası 1969 yılında inşa edildi, o dönemde orada uçuş yasağı vardı. O dönemde bu gamalı haçı sadece kim görebilirdi?"
"Astronotlar mı?"
"Doğru. Ay’a ilk insanlı yolculuk 1969 yılında gerçekleştirildi. Ay roketini kim inşa etmişti?"
"Wernher von Braun."
"Doğru. Wernher von Braun ve Alman Nazi- mühendisler. 1945’ten sonra Amerikan roket sisteminde çalışan mühendisler. San Diego’daki gamalı haç, NASA’da çalışan Almanlara bir minnettarlık işaretidir."
Huzurevi komplosu
"İyi de o dönemde Alman mühendisler uçmuyordu ki" diye itirazla karşılaştığında Segol anlatmaya devam ediyor. Sıra Alabama’daki huzurevine geliyor. Segol’e göre o zamanlar Almanlar, gamalı haç şeklindeki huzurevine 40 km uzaklıktaki Huntsville’de yaşıyordu. Huzurevi 1980 yılında inşa edildi. Yani tam da Almanların emekliye ayrıldığı dönemde. "1969 ile 1980 arasında kaç yıl var" diye soran Segol, yanıtı da kendisi veriyor. "11 yıl. Apollo 11, yani Ay’a ilk iniş" diyor. Segol, huzurevinin de Alman mühendislere yönelik şükran duygusunun işareti olduğunu savunuyor. Huzurevinin avukatına göre Avrahaum Segol’ün iddiaları ’komik.’ Çünkü takıntılı bir adam Segol. Ama, Alabama’daki üs gibi, huzurevi de inşasını gözden geçirmeyi kabul etmiş.
Dr.Strangelove gibi
Gamalı haçlı binanın NASA için çalışan Nazi mühendislere teşekkür amacıyla inşa edildiği söyleniyor. Stanley Kubrick’in, ABD ile Sovyetler arasındaki nükleer gerilimi mizahi bir dille anlattığı başyapıtı "Dr.Strangelove"da da ABD hesabına çalışan eski bir Nazi bilimadamı vardı. Filmde Peter Sellers, hem Dr.Strangelove’ı, hem ABD başkanını, hem de bir İngiliz subayını canlandırıyordu.
(Hürriyet) -
Yüzünüzü Gençleştirmenin Formülü !
Yüzünüzü Gençleştirmenin Formülü
Yaşın ilerlemesi ile yüzde yerçekimi, güneşin zararlı etkileri, yüz cildinin yeterli yağ dokusu ve su desteğini...
Yaşın ilerlemesi ile yüzde yerçekimi, güneşin zararlı etkileri, yüz cildinin yeterli yağ dokusu ve su desteğini kaybetmesi gibi faktörlere bağlı olarak yaşlanma belirtileri ortaya çıkar. Ancak farklı tekniklerle yüzünüzdeki yaşlanma etkilerinden kurtulabilir, daha genç ve canlı bir görünüme sahip olabilirsiniz...
Türk Böbrek Vakfı Hizmet Hastanesi Plastik ve Rekontrüktif Cerrahi Bölümü Uzmanı Dr. G. Sevin Özgül'ün verdiği bilgilere göre, yüz, alın ve göz çevresi çizgilerinin belirginleştiği, kaş, yanak, çene altı ve boynun sarktığı, göz kapaklarının yağ torbacıklarının belirginleştiği bir hal alır ve sonuç olarak daha yaşlı, yorgun ve çökmüş bir görünüm kazanıyor. Bu görünümden kurtulmak için başvurulabilecek işlemler ise şöyle sıralanıyor:
Yüz Germe
Face-Lift veya Rhytidectomy, yüz ve boyun derisinin sarkması ve kırışıklıkları gibi yaşlanma belirtilerini düzeltmek ve bazen ortadan kaldırmak için uygulanan estetik cerrahidir.
Yüz, anatomik olarak üç farklı bölgeye ayrılır ve gençleştirmeye yönelik olarak yapılacak cerrahi girişim için her bölge ayrı ayrı değerlendirilir. Üst yüz, şakak bölgesi, alın ve kaşları içerir, bu bölgeye uygulanan girişim üst yüz germe işlemidir. Orta yüz, yanak bölgesini içerir, bu bölgeye uygulanan girişim orta yüz ya da yanak germe işlemidir. Alt yüz, çene altı ve boyun bölgesini içerir, bu bölgeye uygulanan girişim alt yüz ya da boyun germe işlemidir. Her bölgeye tek tek veya bir arada işlem uygulanabilir.
Yüz germe ameliyatı hastanın durumuna göre izsiz olarak endoskopik yöntemle saçlı deri içinden yapılabilir. Bu ameliyatta amaç yüzdeki kırıklıkları düzeltirken yüzün üç boyutlu şekillendirilmesini de sağlamaktır.
Göz Kapağı Estetiği
Yaş ilerledikçe üst göz kapağı derisinde bollaşma, kaş ile birlikte, bollaşan bu deride aşağı doğru sarkma oluşur. Alt göz kapaklarında ise deride bollaşma, kırışıklık ve göz altı torbalarının belirginleşmesi dikkati çeker. Göz kapağı estetiği yani blefaroplasti ameliyatları alt ve üst göz kapağındaki fazla deri ve yağın alınması ameliyatıdır.
Botox
Botox mimik kaslarının hareketi ile ortaya çıkan yüzdeki kırışıklıkları azaltmak amacıyla uygulanır. Mimik kaslarının hareketleri sonucu alında, göz çevresinde, kaşlar arasında ve ağız çevresinde kırışıklıklar oluşmaktadır. Botox ile bu kaslar felç edilerek kırışıklıklar yok edilir.
Yağ ve Dolgu Maddesi Enjeksiyonu
Yağ injeksiyonu, lipoinjection, lipofilling gibi terimlerin anlamı birbirine yakın olup, bir bölgeden alınan yağ dokusunun bir başka bölgeye dolgu yapma amacı ile kullanımını ifade eder. Yağ injeksiyonunun başlıca uygulama alanları, vücut hatlarını düzeltmek, yüzdeki yaşlılık çizgilerinin belirginliğini azaltmak, dudakları dolgunlaştırmak ve zayıf yüzlere daha dolgun bir görünüm vermektir.Yüz bölgesinde cilt düzensizlikleri ve kırışıklıklar çeşitli dolgu maddelerinin enjeksiyonu ile düzeltilebilir.
Dermabrazyon ve Kimyasal Peeling
Dermabrazyon, deri yüzeyindeki pürüzlü görünümü azaltmaya yönelik olarak uygulanan deriyi zımparalama işlemidir. En sık olarak iyileşen sivilcelerin bıraktığı izlerin ya da deriden kabarık yara izlerinin azaltılması için uygulanır. Dermabrazyonda derinin en yüzeysel tabakası soyulur. Böylece yeniden oluşan deri tabakası daha pürüzsüz ve gergin olur.
Kimyasal peeling işlemi, cildin yıpranmamış, sağlıklı olan tabakasını örten yıpranmış tabakanın, özel peeling solusyonları ile soyulmasını ve dökülmesini sağlayarak, zemindeki daha sağlıklı ve daha canlı tabakanın ortaya çıkarılması işlemidir. Sonuç ise daha canlı, daha taze, daha gergin ve düzgün bir cilttir. Yüzeysel tabakadaki hücrelerin dökülmesi, yeni deri hücrelerinin yapımını hızlandırır ve cilt yüzeyi daha taze hücreler ile kaplanmış olur.
Yüzünüzde doğuştan veya yaşlanmakla ortaya çıkan problemler nedeniyle önce bir plastik cerraha başvurmalısınız. Yüzünüz için en doğru girişim karşılıklı görüşmeler ve muayenelerle belirlenmelidir. -
SLM
SLM,
NASISIN NE VAR NE YOK ORALARDA,
BURALAR GÜZEL YERLER HER TARAF BİR ŞAHESER.
AMA BİRDE OLMASA ŞU hainler.
HER TÜRK ASKER DOĞDUĞU İÇİN ER OLDUK.
HER ŞEY VATAN İÇİN OLDUĞUNDAN VATANSEVER OLDUK,
BİZ BU TOPRAKLARDA TER,KAN,ORGAN,CAN OLDUK.
CANIMIZI CAN BİLENE SELAM OLSUN...
HAKKIMIZ,VARSA HELAL OLSUN... -
Türkler Anadoluya 1071' de girmedi mi?
Türkler Anadoluya 1071' de girmedi mi?
09 Mayıs 2008 Cuma 09:28
Bize hep "Türkler Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girdi" diye öğretildi. Ama arkeoloji böyle söylemiyor. İşte gerçekler...
Prof. Dr. Ekrem Memiş, Türkler'in Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girdiği ve bu zaferle Anadolu'nun 1071'de el değiştirdiği iddiasını çürüttü.
Arkeolojik buluntular ve bilgi, belgeler Anadolu'ya 1071 Malazgirt Zaferi'yle girilmediğini ortaya çıkardı. Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girildiği yanlışını düzeltmeye çalışan Afyon Kocatepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ekrem Memiş, "Anadolu Türkler'in ikinci yurdu değildir. Anadolu Türkler'in anayurdudur. Anadolu'da bundan 8 bin yıl önce de Türk devletinin varlığı belgelerle kendini gösteriyor. Bu yanlış öğrencilere öğretiliyor" dedi.
ÇİVİ YAZILI METİNDEKİ TÜRK KRALI
Bugün Gazetesi'nin haberine göre; Memiş, tezini belgelere dayanarak şöyle anlattı: "Elimizdeki metinler M.Ö.2 bin 200'lere ait bir olayı anlatıyor. Akat Kralı Mezapotamya'dan gelmiş. Fırat nehrini geçmiş ve Anadolu'ya geçmiş. Anadolu'da o zaman küçük küçük şehir devletleri var. Bu küçük şehir devletlerinden 17'si Hatti Kralı Pampa'nın önderliğinde bir araya gelmişler ve Akat Kralı'na karşı vatanlarını korumak için mücadele etmişler.
Bu 17 kraldan biri de çivi yazılı metnin 15. satırında geçen Türki Kralı İlşu-Nail'di. Burada geçen Türki kelimesinin Türk olduğuna şüphe yok. 2 bin yıl da buradan koyduğumuzda 4 bin 250 yıl önce Anadolu'da Türk kavmi olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor."
8 BİN YILLIK GEÇMİŞİ VAR
Memiş, bu Türk krallığının da Hurri isimli bir kavimden geldiğini belirterek, bu kavmin M.Ö. 3. binde yaşadığını ve dillerinin Türkçe ile aynı dil grubuna girdiğini söyledi. Türki krallığını oluşturan grubun bu kavimden geldiğini ileri süren Memiş, çok geriye gidildiğinde kavmin soyunun 6 binlere dayandığını anlattı. Memiş, “2 bin de milattan sonraki dönemi eklediğinde 8 bin yıllık geçmiş ortaya çıkıyor" dedi.
KÜLTÜRLERDE KOPUKLUK YOK
Yazılı metinlerden Hurriler’in geçmişlerinin 3. bine gittiğini kaydeden Ekrem Memiş, “Fakat işin bir de arkeolojik boyutu var. O günden bu güne gelen bir 3 kültür var. İlki neolitik köy kültürü. Onu takip eden 5 binlerde kalkolitik kültür var. Köylerin yerini şehirlere terk ettiği dönem. 3. dönem ise eski tunç çağı. Şehir kültürünün tamamen oluştuğu dönem. Bu üç kültür arasında hiçbir kopukluk yok. Bu kopukluğun oluşmaması kavmin değişmediğine işaret ediyor” dedi.
TÜRK ADINI TAŞIYAN iLK DEVLET: TURKiLER
Ekrem Memiş, Huriler'in Anadolu'nun doğu bölgelerinde yaşayan en eski sahiplerinden biri olduğunu ve Anadolu'nun Türkün ikinci vatanı olmadığı, hatta anayurdu olduğunu söyledi. Göktürk Devleti'nin de ilk Türk adını taşıyan devlet olduğu tezini de çürüten Memiş, Hureler'in devamı olan ve M.Ö. binlerde yaşayan Türki Krallığı'nın Türk adını taşıyan ilk devlet olduğunun altını çizdi.
YETKİLİLER KULAK VERSİN
"Türk tarihini Hunlar'la başlatıyoruz. Hunlar Orta Asya'da büyük bir devlet kurmuşlar ama ilk değiller. Yetkililerin bu serzenişe kulak vermesi gerek. Çocuklarımıza yanlış bilgiler veriyoruz. Biz buralara sonradan gelmedik. Hep vardık. Bu toprakların o tarihlerden bu yana bizim olduğu gerçeğini görmezlikten gelemeyiz. Ders müfredatlarına bunlar işlenmeli" diyen Memiş, yeni araştırmaları gözden geçirmek gerektiğini belirtti.