OKCUOGLU
erkek - 25 yaş, Talas,Malazgirt,Söğüt,İstanbul,Ankara,Kerkük, Türkiye
- Arkadaşlar |
- Ziyaretçi defteri
- | Resimler
- | Blog
- | Gruplar
- | Videolar
- | Etkinlikler
- | Müzik
- | Haykırlar
- | Anketler
- | Uygulamalar
Blog / Etiketler / sözün doğrusu
'sözün doğrusu' etiketine sahip blog mesajları:
-
YAZICIOĞLU NEDEN TACEDDİN DERGAHI 'NA DEFNEDİLMEK İST

Akşam yazarı Gürkan Hacır, helikopter kazasında hayatını kaybeden BBP lideri Yazıcıoğlu'nun sağlığında, Taceddin Dergahı'na defnedilmek isteğinin nedenlerini araştırdı. Yazıcıoğlu'nu İstiklal Marşı'nın yazıldığı o dergaha çeken neden:
Neden Taceddin Dergahı'na gömüldü?
Şüphelerle dolu bir helikopter kazasında yaşamını yitiren Yazıcıoğlu, vasiyeti gereği Taceddin Dergahı bahçesine defnedildi. Peki, Yazıcıoğlu'nu İstiklal Marşı'nın yazıldığı o dergaha çeken neydi? Sadece milli bir tavır ya da Akif sevgisi mi? Yoksa daha derin bağlar mı?
BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun beklenmedik ölümü halen tartışılıyor. Kaza mı yoksa suikast mıydı net bir şey söylemek imkansız. Kimilerine göre Yazıcıoğlu, hiç kullanmadığı helikopter konusunda zorla ikna edilmiş ve sorunlu olan bu araca binmesi sağlanmıştı. Kimine göreyse pilot önceden verilen ilaçlarla etkisiz hale getirilmiş, helikopterin düşmesi planlanmıştı. Kaza ihtimalini dillendiren ise az sayıda kişi var.
Yazıcıoğlu'nun cenazesi tüm bu tartışmaların gölgesinde kaldırıldı. Türkiye'nin dört bir yanından gelen Nizam-ı ålem Ocağı'ndan gençler Ankara sokaklarını doldurdular ve liderlerine son görevlerini yerine getirdiler. Ve naaşı, Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı'nı yazdığı Taceddin Dergahı'nın bahçesine defnettiler.
Yazıcıoğlu'nun sağlığında, defnedilmek üzere vasiyet ettiği Taceddin Dergahı'nın özelliği neydi? Sadece Milli Şair'e ev sahipliği yapmış olması mı bu ünlü ülkücü-aksiyoneri buraya çekmişti?
İsterseniz Taceddin Dergahı'nın hikayesine bir uzanalım...
Öncelikle belirtmem gerek. Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşamında Mehmet Akif Ersoy'un yeri başkaydı. Sadece İstiklal Marşı'nın yazarı olması değil, yaşamı ve İslami düşüncesini de kendine yakın buluyordu. Üstelik her ikisi de veterinerlik okulunda okumuşlardı. (Yazıcıoğlu Veterinerlik Fakültesi'ni bitiremedi.)
Ama onları aynı dergahta buluşturan sebep bu değildi.
CELVETİYE TARİKATI: Halk içinde hakla birlikte...
Celvetiyye tarikatı, Bayramiyye tarikatının bir koludur. Bayramiyye ise Nakşibend”lik ve Halvetiliğin birleşimi olarak kabul edilir. Bayramiyye ismini Hacı Bayram-ı Veli'den alır. Yani Nakşibend”lik ve Celvetilik birbiri içine geçmiş bir haldedir.
BBP liderinin defnedildiği Taceddin Dergahı da Celveti tarikatının dergahıdır. Milli Mücadele yıllarında Mehmet Akif Ersoy'u evinde ağırlayan da bir Celveti şeyhiydi. Yani Ersoy, İstiklal Marşı'nı bir Celveti tekkesinde yazmıştı.
Taceddin Dergahı, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Hacı Bayramı Veli'nin kurduğu Bayramiyye tarikatının bir kolu olan Celvetiler için yaptırılmıştı. Taceddin Dergahı, Celvetilerin olduğu kadar Nakşibend”ler için de önemli dergahlardan biridir.
Muhsin Yazıcıoğlu, hayattayken ölümü halinde Taceddin Dergahı'na gömülmesini, eğer orası olmazsa Hacı Bayram Camii haziresine, orası da olmazsa Yazıcıoğlu Camii'ne defnedilmesini istemişti.
Peki, Nakşibend”ler için önemli sayılan bu Celveti tekkesine defnedilmek neden Yazıcıoğlu'nun vasiyeti olmuştu?
Yazıcıoğlu, Nakşibend”lerin lideri konumundaki Esat Coşan'ın yakınıydı. Coşan, Menzil Şeyhi olarak bilinen Mehmet Zahit Kotku'dan sonra cemaatin lideriydi. Her fırsatta Muhsin Yazıcıoğlu'yla bir araya geliyordu. Buluşmaları kamuoyundan pek gizlenmiyor, Coşan'ın verdiği yemeklerde Yazıcıoğlu hemen yanında onur konuğu olarak yer alıyordu.
KADERLERİ AYNI OLDU
Türk siyasi yaşamında önemli yer tutan İskenderpaşa cemaati, Coşan'ın liderliğindeydi. Bugün AKP'nin birçok kadrosu bu cemaatin talebesiydi. Ancak Coşan'ın ismi hep Yazıcıoğlu'yla anılıyordu. Esat Coşan'ın da kaderi tıpkı Yazıcıoğlu gibi oldu. O da Avustralya'nın Sdyney kentinde geçirdiği bir trafik kazasında yaşamını kaybetti. -
DAVOS'TA BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN pereze GAZZE AYARI ! . ..
israil GAZZE'YE GİRİP SOYKIRIM YAPIYOR, DÜNYA SUSUYOR İRAN EL ALTINDAN, TÜRKİYE FİİLEN ve MEYDANLARDAKİ ve HATTA DAVOS'TAKİ TOPLANTI DA DAHİ FİLİSTİN'E DESTEK OLUYOR ! . . .
israil cumhurbaşkanı perez REZİL OLUYOR ! . . .
[photo]42355410[/photo]


BÜYÜK TÜRK DEVLETİ GELİYOR ! . . .
BEKLEYİN, GÖRECEKSİNİZ ! . . .
-
Her sabah ilk ezanın okunduğu yer neresi
Her sabah dünyada ilk ezanın nerede okunduğunu, ilk kameti kimin getirdiğini ve ilk namazı kimlerin kıldığını biliyor musunuz? İşte cevabı...
Milyonlarca yıldır güneş ilk defa oraya doğuyor her sabah. Japonya'nın doğusuna, Rusya'dan okyanusa bir çengel gibi sarkan Kamçatka'ya... Dünyada güneşi ilk görenler Kamçatkalılar.
Kainatın deveranına eşlik etmeye de ilk olarak onlar davet ediliyor her sabah.
Ne kutlu bir davet...
Kamçatka'da başlayan sabah ezanı, sırayla bütün ülkelere uğruyor, meridyenlerde konaklıyor, şehirlerde minareler arıyor kendine. Buhara, İsfahan, Şam, Mekke, Medine, Urfa, İstanbul gür sesli müezzinlerini ezanla buluşturuyor şerefelerde.
Bütün dünyada her an ezan okunuyor... İnsanlık her an kurtuluşa davet ediliyor...
Arap, Acem, Türk, Bosnalı müezzinler hepsi aynı cümleyi tekrar ediyor; Allahu ekber!
www.sonpeygamber.info -
İbretli bir söz AFRİKADAN.......
Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı.
Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler.
Gözümüzü açtığımızda ise;
bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.
Kenya Kurucu Devlet Başkanı -
ÖSS puanınızı hesaplamanın pratik formülü...
5 milyonu aşkın adayın katıldığı ÖSS sona erdi. Sınavdan çıkanlar artık 10-15 Temmuz'da açıklanacak sonuçları bekleyecek. Siz beklemeyin. Yaklaşık puanınızı hesaplayın!
5 milyonu aşkın adayın katıldığı ÖSS sona erdi. Sınavdan çıkanlar artık 10-15 Temmuz'da açıklanacak sonuçları bekleyecek. Siz beklemeyin. Yaklaşık puanınızı hesaplayın!
Soru kitapçıkları kopyanın önlenmesi amacıyla 10 tür basıldı.
Sınavda, 30’ar soruluk toplam 8 test yer alıyor. Ön lisans programlarını tercih edecek adayların ilk 4 testi yapmaları yeterli olacak. Lisans programlarını tercih edecek adayların ise bu 4 teste ek olarak, alanları doğrultusundaki 2 testi daha yapmaları gerekiyor.
İlk 4 test Türkçe, Sosyal Bilimler-1 (Sos-1), Matematik-1 (Mat-1) ve Fen Bilimleri-1 (Fen-1) olarak isimlendirildi. Bu testleri yanıtlayan adaylar, sınavın ikinci bölümünde alan dersleriyle ilgili testlere geçecekler.
Alan testleri de edebiyat - sosyal bilimler (Ed-Sos), Sosyal Bilimler-2 (Sos-2), Matematik-2 (Mat-2) ve Fen Bilimleri-2 (Fen-2) olacak.
İŞTE ÖSS PUANLARINI HESAPLAMANIN PRATİK FORMÜLÜ
TESTLERİN KAPSAMLARI VE YÜZDELERİ
Sınavın, ortak müfredattan oluşan ilk bölümünde Türkçe testinde Türkçe’yi kullanma gücü ile ilgili sorular, Sos-1’de sosyal bilimlerdeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı sorular (Tarih yüzde 43, coğrafya yüzde 34, felsefe yüzde 23 oranında), Mat-1’de matematiksel ilişkilerden yararlanma gücüyle ilgili sorular, Fen-1’de fen bilimlerindeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı sorular (Fizik yüzde 43, kimya yüzde 30, biyoloji yüzde 27) yer alacak.
Sınavın alan testlerini kapsayan ikinci bölümünde de Ed-Sos alanında Türk dili ve edebiyatı (Edebi metinler dahil - yüzde 57), Türkiye coğrafyası (yüzde 27), psikoloji (yüzde 16) sorulacak.
Sos-2’de tarih (yüzde 43), ülkeler coğrafyası (yüzde 23), sosyoloji (yüzde 17), mantık (yüzde 17) olacak. Mat-2’de matematik yüzde 70, geometri yüzde 30 oranında sorulacak. Fen-2’de ise yüzde 43 fizik, yüzde 30 Kimya ve yüzde 27 biyoloji soruları yer alacak.
Dil alanında da kelime ve dil bilgisi (yüzde 25), çeviri (yüzde 15) ve okuduğunu anlama (yüzde 60) soruları olacak.
PUANLARIN KULLANILACAĞI YERLER
Sınav sonuçları, temmuz ayının son haftasında açıklanacak. Sınavın 120 soruluk ilk kısmını yanıtlayan, yani EA-1, Söz-1 ve Say-1 puanı olan adaylar, meslek yüksek okullarını (Sınavsız geçişten sonra boş kalan kontenjanlara yerleşebilmek için), açık öğretim ön lisans programlarını, Açık öğretim lisans programlarını (İngilizce Öğretmenliği hariç) ve özel yetenek sınavı sonuçlarına göre öğrenci alan lisans programlarını tercih edebilecekler.
Bu puanlar, ayrıca mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından mezun olanların kendi alanlarında ek puanla girilen yüksek öğretim programlarına (Mesleki eğitim fakültesi, teknik eğitim fakültesi, endüstriyel sanatlar eğitim fakültesi, ticaret ve turizm eğitimi fakültesi, ilahiyat fakültesi; eğitim fakültelerinin bilgisayar ve öğretim teknolojileri, okul öncesi, anaokulu, üstün zekalılar, zihin engelliler, görme özürlüler ve işitme engelliler öğretmenlikleri; sağlık yüksek okulu, turizm işletmeciliği ve otelcilik yüksek okulu, turizm ve otel işletmeciliği yüksek okulu, endüstriyel sanatlar yüksek okulu, sivil havacılık yüksek okulu, uygulamalı yabancı diller yüksek okulu, bankacılık ve sigortacılık yüksek okulu, uygulamalı bilimler yüksek okulu ve bu türdeki okullara yerleşmek amacıyla kullanılacak.
Say-2, Söz-2 ve EA-2 puanları da mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından mezun olanların kendi alanlarındaki ek puanla girilen yüksek öğretim programları ile açık öğretim lisans programları dışındaki 4 ve daha fazla yıllık lisans programlarına giriş amacıyla kullanılacak.
Dil puanı da sadece yabancı dil ağırlıklı puanla öğrenci alan tüm lisans ve ön lisans programları için geçerli olacak.
Üniversitelerin yabancı dil bölümlerinde okumak isteyen adaylar, ÖSS’nin yanı sıra 22 Haziran Pazar günü yabancı dil sınavına katılacaklar. -
Etnik temizliği Ermeniler yaptı!
Moskova'daki Askeri Tarih Devlet Arşivi'ni (RGVİA) araştıran akademisyen Mehmet Perinçek, Tuğgeneral Bolhovitinov'un 11 Aralık 1915'te karargahına gönderdiği 65 sayfalık raporu buldu. Rus komutan raporda, "Ermeni gönüllü birlikleri ırkçı duygularla Müslüman halka karşı vahşi kırımlara girişti" diyor.
Rusya'nın başkenti Moskova'da bulunan Rusya Askeri Tarih Devlet Arşivi'nde (RGVİA) çalışmalar yapan İstanbul Üniversitesi araştırma görevlisi Mehmet Perinçek, Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas cephesinde görevli Tuğgeneral Leonid Bolhovitinov'un karargahına gönderdiği raporu buldu. Diğer adı 'Çarlık Rusyası Askeri Arşivi' olan merkezde bulunan tarihi belge, günümüzde Erivan hükümeti ve diasporanın sloganı haline gelen "Türkler 1915 yılında 1.5 milyon Ermeni'yi öldürdü" iddiasını ilk elden çürüten bilgiler içeriyor.
Sorumlu kendileri
11 Aralık 1915'te Rus karargahına gönderilen 65 sayfalık rapor, "Gerçek durum. Düzeltme" başlığını taşıyor. Taşnak Partisi'nin, "Kafkas cephesinde Ermeni gönüllü çetelerinin faaliyetleri" başlıklı bir mektubu Rus Çarı'na iletmesinden iki ay sonra yazılan raporun girişinde, Ermenilerin kaleme aldığı bu mektuptaki bilgilerin "siyasi amaçlı" olduğu uyarısı yapıldıktan sonra, bölgedeki "gerçek durum" özetleniyor. Bölgede patlak veren hadiselere, "Ermeni problemi olarak tabir edilen mesele" tanımını uygun gören Rus general, Osmanlı içinde istenmeyen unsur haline gelmelerinde sorumluluğu Ermenilere yüklüyor. Raporda, "Ermenilerin verdiği ölü sayısına güvenmemek gerekir. Taşnak partisi bildirilerinde belirtilen kayıp rakamları devamlı surette abartılıyor ve bunların siyasi amaç taşıdıkları şüphe götürmüyor. Bu kayıpların sorumluları da, kırımı ateşleyen Ermeni çetelerinin kendisidir" ifadesi yer alıyor.
İngiltere kışkırttı
Bölgede fitilin 1915'ten çok daha önce, 1890 tarihlerinde dış güçler tarafından ateşlendiğini merkeze bildiren Bolhovitinov, "Özellikle İngiltere, Osmanlı ile Çarlık Rusya arasında ittifak kurulup Ortadoğu'da yeni güç merkezi oluşmaması için, Türkiye'nin doğusundaki Ermenileri kışkırtarak karışıklık çıkartmıştır. Bundan önce, Türkler, Ermeniler ve Kürtler barış içinde yaşıyordu. Hatta bölgedeki Ermenilerin hayat koşulları, Kürtler'den ve Türkler'den bile iyiydi" diyor. Rus general şöyle yazıyor: "Rusya, Osmanlı içindeki Ermeni meselesini ilk başta uzaktan izlemekle yetinmiştir. İmparatorumuzun görüşü, Almanya ve üç ay sonra Osmanlı devletinin de bize savaş ilan etmesiyle değişti. Rus birliklerine ek olarak Ermeni gönüllü çetelerini kullanma kararı, Osmanlı'nın bize savaş ilanı sonrasında alındı. Zayıflayan Osmanlı Devleti, Rusya için potansiyel müttefik olmaktan zaten çıkmıştı."
Rapordan tespitler
Cepheyi teftiş eden Çarlık Rusya'sı Tuğgenerali Bolhovitinov'un 1915 tarihli raporunda karargahına bildirdiği bazı tespitler şöyle:
Kullanıldılar Ermenilere kendi yardımlarıyla "Bağımsız Ermenistan" kurabilecekleri fikrini empoze eden Avrupa diplomasisidir. Bu fikrin aşılanmasında özellikle Ermeni diasporası aydınları kullanılmış ve onlar aracılığıyla Osmanlı'da yaşayan Ermenilere karışıklık çıkarmaları ve kan dökerek Avrupa kamuoyunu etkilemeleri öğütlenmiştir.
Feda edildiler Ermeni liderleri, gerçekleşmesi imkansız "Bağımsız Ermenistan" fikrine kapılarak Ermeni halkını Avrupa diplomasisi için feda etmiştir. Ermeni çeteleri, suni ayaklanmalar kışkırtarak, yoğun propaganda faaliyeti yürüterek ve Müslüman nüfus üzerinde her türlü tecavüzü uygulayarak kırımı ateşlemiştir.
Herkese terör Ermeni örgütleri, eylem biçimi olarak terörü benimsemişlerdir. Terörü, sadece başka milletlerden kişilere karşı değil, kendi fikirlerini benimsemeyen Ermenilere karşı da uygulamışlardır. Hatta özerklik karşılığında Rusya ile ittifakı da geçici bir araç olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla Ermeni gönüllü birlikleri uzun vadede Rusya İmparatorluğu çıkarlarının aleyhinedir. Rusya'da terör eylemleri düzenleyen Taşnak komutanlarının 1914 affından yararlandırılması ve serbest bırakılması hatadır.
Vahşi kırımlar Savaş esnasında işgal edilen bölgelerde Ermeni gönüllü birlikleri ırkçı duygularla Müslüman halka karşı vahşi kırımlara girişmiş, nüfusu cins veya yaş ayırtetmeden ya imha etmiş ya da sürmüş, köylerini yerle bir etmiş ve mallarını yağmalamıştır. Bu uygulamalar sistemlidir. Düzensiz ve yağmacı Ermeni çeteleri, müttefik Rus ordularına karşı bile zaman zaman silah kullanmıştır. Rus yetkilileri bu yüzden önlemler almıştır.
Dehşet çeteleri
Rus general Leonid Bolhovitinov'un raporuna göre, Birinci Dünya Savaşı'na Rus saflarında katılan gönüllü Ermeni çeteleri, Anadolu topraklarında sivil halk arasında dehşet saçmıştı. Fotoğrafta görülen "Kazar" ve "Sepuh" gibi çeteler, Ruslar tarafından bile kontrol altında tutulamıyordu.
'Düşman'ın kaleminden
Bugüne kadar Rus arşivinin tozlu raflarında kalan ancak tarihi öneme sahip olan raporun, o dönemde Osmanlı ile düşman olan bir ülkenin askeri yetkilisi tarafından hazırlanmış olması önem taşıyor. Raporu yazan Rus Tuğgeneral Bolhovitinov, Osmanlı İmparatorluğu'nun Almanya ve Avusturya-Macaristan ile birlikte, İngiltere, Fransa ve Rusya'ya karşı savaştığı 1914-1918 yılları arasında Kafkas cephesinde bulunuyordu. Dolayısıyla gördüklerini diplomatik bir çarpıtma yapmadan, asker gerçekçiliğiyle aynen üstlerine aktarmış olduğu sanılıyor. Sözde Ermeni soykırımı meselesinde en büyük sorun, tarihi belgelerin nesnelliği. Özellikle Ermeni iddialarını destekleyen belgelerin, o dönemde Osmanlı'nın karşısında yer alan devletlerin diplomatları ve gazetecileri tarafından yazılmış olması dikkat çekiyor.
Çar'a sadakat yemini
Akademisyen Mehmet Perinçek'in ulaştığı tarihi fotoğrafta, Ermeni gönüllü çeteleri, Rus Çarı'na sadakat yemini ederken görülüyor. Çarlık Rusya generali Bolhovitinov, Kafkasya cephesinde Osmanlı ile savaşırken yazdığı raporunda, "Almanya'dan sonra Osmanlı Devleti de Rusya'ya savaş ilan etmeseydi, kontrol altında tutulması çok zor olan Ermeni unsurunu gönüllü birlikler olarak Kafkas cephesinde kullanma düşüncemiz olmazdı. Ermeni çeteleri savaştan sonra süngülerini rahatlıkla bize karşı da çevirebilir" diyor. -
BİR DÜŞÜN NE YAPARDIN!!!
EĞER Bİ GÜN PEYGAMBER ZİYERETİMİZE GELSE YALNIZCA Bİ KAÇ GÜNLÜĞÜNE ANİDEN ÇALSA KAPIMIZI DOĞRUSU MERAK EDİYORUM NELER YAPACAĞIMIZI AMA BİLİYORUM BÖYLESİ ŞEREFLİ Bİ MİSAFİRE EVİMİZİN EN GÜZEL ODASINI AÇACAĞIMIZI YEMEKLERİMİZİN EN İYİSİNİ SONACAĞIMIZI VE İNANDIRMAYA ÇALIŞACAĞIMIZI ONU EVİMİZDE GÖRMEKTEN DOLAYI DUYDUĞUMUZ HASSI AMA SÖYLEYİN BANA PEYGAMBERİ EVİNİZE DOĞRU GELİRKEN KAPIDAMI KARŞILACAKSINIZ YOKSA ONU İÇERİ DAVET ETMEDEN ÖNCE O SABAH ALDIĞINIZ GAZETELERİ VE DERGİLERİ ÇABUCAK TOPLAYIP KANEPENİN ALTINAMI ATACAKSINIZ PEKİ AÇIKMI BIRAKACAKSINIZ PEMBE DİZİ OYNAYAN TELEVİZYONUZU KİM BİLİR BELKİDE AZIMIZDAN HİÇ ÇIKMAMIŞ OLMASINI DİLERDİK GÜN İÇİNDEYDİ VERDİĞİMİZ BİR SÜRÜ YALANIN VE HAKARETİN PEKİYA KASETLERİMİZİ HIZLI MÜZİKLERİMİZİ YENİ ÇIKAN STARLARIN SON ALBÜMLERİNİ ORTALIKKTAN KALDIRACAKMIYIZ Bİ ÇIRPIDA BELKİDE ONLARIN YERİNE YILLARDIR RAFLARDAN BOYNU BÜKÜK KİTAPLARIMIZI SERPİŞTİRECEĞİZ ORTALIĞA PEKİ
HEMEN EVİMİZE GİRMESİNE İZİN VERECEKMİYİZ YOKSA NOLUR Bİ DAKİKA DİYEREK YALVARARAK KAPIDA HANGİSİNİ KALDIRAYIM NEYİ YOK EDEYİM NASIL GİZLİYEYİM DİYE KOŞTURACAKMIYIZ EVİMİZİN İÇİNDE BİNBİR TELAŞLA MERAK EDİYORUM EĞER PEYGAMBER Bİ KAÇ GÜNLÜĞÜNE BİZİMLE BİRLİKTE YAŞASA YAPMAYA DEVAM EDERMİYİZ HER ZAMAN YAPTIĞIMIZ İŞLERİ MESELA GÖTÜRE BİLECEKMİYİZ YANIMIZDA HER GİTTİĞİMİZ ONUDA TANIŞTIRMAYA ONUR DUYACAKMIYIZ EN YAKIN ARKADAŞLARIMIZLA ŞÖYLE DİYELİM YADA O GELİNCE Bİ KAÇ GÜNLÜĞÜNE DEĞİŞMELİMİ PLANLARIMIZ VE HAYATIMIZ ŞİMDİ SÖYLEYELİM BİR BİRİMİZE AÇIK YÜREKLİLİKLE KALMASINI İSTERMİYİZ HAYATIMIZIN SONUNA KADAR BİZİMLE YOKSA RAHAT Bİ NEFESMİ ALIRI ZİYARETİ BİTİPTE ÇABUCAK GİDİVERDİĞİNDE GERÇEKTEN BİLMEK İLGİNÇ OLABİLİR DİĞİLMİ EĞER Bİ GÜN PEYGAMBER ANİDEN ZİYERETİMİZE GELSE YAPACAĞIMIZ ŞEYLERİ <SENİN HASRETİNDEN MAHSUNDUR ALEM CİHAN SENİ ÖZLER YA RASULALLAH VASVEDEMEZ SENİ DÜNYADA KALEM TÜKENİRDE SÖZLER YA RASULALLAH CENNET SANA MÜŞTAK ARŞ SENİ BEKLER ADIN HÜRMETİNE MAKBUL DİLEKLER NURUN ETRAFINDA DÖNER MELEKLER MUHTAÇ SANA BİZLER YA RASULALLAH AŞKIN LEZZETİNE ERMEYECEKSEM RUHUMU YOLUNA VERMEYECEKSEM MAHŞER GÜNÜ SENİ GÖRMEYECEKSEM KÖR OLSUN BU GÖZLER YA RASULALLAH CENNET SANA MÜŞTAK ARŞ SENİ BEKLER ADIN HÜRMETİNE MAKBUL DİLEKLER NURUN ETRAFINDA DÖNER MELEKLER MUHTAÇ SANA BİZLER YA RASULALLAH ARZULAYIP GÖL RAVZANA VARAYIM KABUL EDERİSEN SANA GELEYİM LAYIKMIYIM HUZURUNDA DURAYIM BENDE YOK O YÜZLER YA RASULALLAH CENNET SANA MÜŞTAK ARŞ SENİ BEKLER ADIN HÜRMETİNE MAKBUL DİLEKLER NURUN ETRAFINDA DÖNER MELEKLER MUHTAÇ SANA BİZLER YA RASULALLAH >seveceksen ALLAH için sev sevmeyeceksen de ALLAH için sevme< sevgim yanlız ALLAH'a> -
110 ülkeden 550 öğrenci Türkçe konuştu!
6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları, dün İstanbul'da düzenlenen muhteşem bir ödül töreniyle sona erdi. Olimpiyatlar, Türkiye'nin gurur tablosunu oluşturdu
6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları, dün İstanbul'da düzenlenen muhteşem bir ödül töreniyle sona erdi. 110 ülkeden, her renk ve kültürden 550 öğrencinin ortak bir dilde buluştuğu olimpiyatlar, Türkiye'nin gurur tablosunu oluşturdu
Yaklaşık bir aydır Anadolu'nun değişik yerlerinde yaşanan final heyecanı yerini Türkçe sevdalılarından ayrılmanın burukluğuna bırakırken, şiir, şarkı ve folklorla birlikte 13 dalda zirveye çıkan öğrenciler, bütün dünyaya barış mesajı gönderdi.
Şampiyonlara ödüllerini Meclis Başkanı Köksal Toptan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in de aralarında bulunduğu seçkin davetli topluluğu verdi.
Başbakan Tayyip Erdoğan ise törene katılamamanın üzüntüsünü, partisinin Kızılcahamam kampında dile getirdi. Türkçe Olimpiyatları'nın medeniyetler ittifakı ve barış açısından önemine dikkat çekerken, "Dünyanın değişik ülkelerinde Türkçe konuşanları gördükçe iftihar ediyoruz." dedi.
Alkışlar Türkçenin yıldızlarına
Bu yıl 6.sı düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nın gala gecesi muhteşem bir finale sahne oldu. Dili, dini, rengi ve ırkı farklı 110 ülkeden 550 öğrenci Türkçede buluşurken, dünyaya da barış, kardeşlik, sevgi ve hoşgörü mesajları verdi. İstanbul Gösteri Merkezi'ni dolduran binlerce insan da Türkçenin şampiyonlarını alkış yağmuruna tuttu. Kemal Gülen ile Ebru Gediz'in sunduğu ödül gecesi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.
Programın açılış konuşmasını yapan Tertip Komitesi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Türkçenin bir sevgi ve hoşgörü dili olarak dünya dilleri arasındaki yerini almasını istediklerini dile getirdi. Öğretmenlerin, akıncı ataları gibi dünyanın her tarafına gittiklerini ifade eden Sağlam, "Bunlar kalem tutan akıncılar. Her gittikleri yerde destanlar yazdılar, dünyanın beş kıtasında yüzlerce okul kurdular. Bunların Türkçe ve ülke sevdası ile ahlak timsali yaşantıları dünyaya örnek oldu, her gittikleri ülkede saygı sevgi ve itibar gördüler." dedi.
Tanzanya, Makedonya, Vietnam ve Moğolistanlı öğrencilerden oluşan Olimpiyat Halk Dansları Topluluğu'nun halay, semah, karşılama, türkü, teke ve zeybekle iç içe sergilediği Anadolu mozaiği oyunu büyük beğeni topladı. Yasin İlhan yönetimindeki her milletten çocukların oluşturduğu Olimpiyat Korosu, birbirinden güzel şarkılarla davetlileri adeta büyüledi. Dünya çocuklarının oluşturduğu Dünya Korosu, "Biz dünya çocuklarıyız, bir ağacın dalıyız, evreni kucaklayan, sevgi ile barışız" mesajı verdi. Kenya'dan olimpiyatlara katılan Samuel'in Cem Karaca'dan söylediği 'Allah Yar' şarkısı yoğun alkış alırken, Kamboçyalı öğrencinin söylediği 'Çile Bülbülüm Çile' şarkısına seyirciler hep birlikte 'Allah' dedi. Senegal halk oyunlarının hem Kırklareli hem de kendi yörelerinden sergilediği halk oyunlarını, Moldovalı öğrencilerin oynadığı Giresun yöresi karşılama oyunu izledi. 'Haydi ya Allah' diyerek sahneye çıkan Endonezya Mehter Takımı gecenin en çok ilgi gören ekiplerinden biri oldu. Mozambikli Henrique, 'Ben siyah bir gülüm' derken, Iraklı Erdal Hüseyin, 'Altın hızma' türküsünü söyledi. Ukraynalı Anastasya, 'Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda' derken, Moğol öğrencinin okuduğu Sakarya Türküsü bütün davetlilere duygulu anlar yaşattı.
Ünlü futbolcu Hakan Şükür, şarkı yarışmasında dereceye girenlerin ismini açıklamak üzere çıktığı sahnede duygulu bir konuşma yaptı. 'Sahaların sultanı' anonsuyla sahneye gelen Şükür, 'inanılmaz bir gurur yaşadığını' söyledi. Dünyanın birçok ülkesinde büyük kalabalıkların önüne çıktığını belirten ünlü futbolcu, "Ama bu sahneye çıkarkenki heyecanı yaşamadım" dedi. 'Dünyanın değişik ülkelerinde görev yapan öğretmenlerin önünde saygıyla eğiliyorum' diyerek başını eğen Şükür'e davetliler alkışlarla cevap verdi.
--------------------------------------------------- ------------------------------
Geceye katılan ünlü isimler
TBMM Başkanı Köksal Toptan ve eşi Saime Toptan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Başkan Vekili Meral Akşener, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Sağlam, DYP Genel Başkanı Süleyman Soylu, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Başbakanlık Dışişleri Başdanışmanı ve Uluslararası Stratejik İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, eski İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş, eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, eski Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Celal Doğan, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, işadamı İhsan Kalkavan, Ayhan Bermek, TİM Başkanı Oğuz Satıcı, Orka Grup Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Zaman Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ali Akbulut ve Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Bülent Korucu, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, İBB eski Başkanı Ali Müfit Gürtuna, gazeteci Taha Akyol, yazar Beşir Ayvazoğlu, Hilmi Yavuz, Prof. Dr. Orhan Okay, Prof. Dr. Toktamış Ateş, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Yıldırım, Spor dünyasından Hakan Şükür, Arif Erdem, Uğur Tütüneker, İsmail Demiriz, Cihat Aslan, sanat dünyasından Ferdi Tayfur, Necla Nazır, Bedia Akartürk, Yaşar Alptekin, Eşref Kolçak, Beşinci Boyut dizisinin "Salih" karakterini canlandıran Cengiz Toraman, Yeşeren Düşler dizisinde "Halil" karakterli oyuncusu Ali Başar ve Yeşeren Düşler dizisinin "Hazal" isimli oyuncusu Nilüfer Aydan, yapımcı Şahin Özer, iş adamı Nadir Güllü, Mahir Kaynak, Toktamış Ateş, Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Azeri milletvekili Genira Paşaoğlu, Kazakistan Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Anuvar Tanalinov.
--------------------------------------------------- ------------------------------
Şarkı yarışmasının galibi kızlar oldu
Şarkı yarışması dalında Orta Asya ülkelerinden 3 kız dereceye girdi. Azerbaycan'dan Hatice Alizade, 'Ben seni sevdiğimi dünyalara bildirdim 'le birinci, Türkmenistan'dan Abadan Halmedova, 'Dön gel bir tanem'le ikinci, Tacikistan'dan Suman Kurbanova da 'Aldım başımı'yla üçüncü oldu. Şarkı yarışmasının ödüllerini TBMM Başkanı Köksal Toptan verdi.
--------------------------------------------------- ------------------------------
Şiir'in birincisi Arnavutluk'tan çıktı
Şiir yarışması dalında birinciliği Arnavutluk'tan Adeila Selimaj Arif Nihat Asya'nın Naat'ını okuyarak kazandı. Endonezya'dan Anisa Fitria Dewi, Asrın Türküsü isimli şiirle ikinci olurken, üçüncülüğü Sudan'dan Walaa Tarık Mohamed, Türküler Dolusu şiiriyle aldı. Şiir yarışmasının finali önceki gün Bursa'da düzenlenen Türkçe şöleninde yapılmıştı.
--------------------------------------------------- ------------------------------
Vietnamlı efeler sahnenin yıldızıydı
Halk oyunları yarışmasında Vietnamlı ekip Zeybek oyunuyla birinci seçilmişti. Kayseri'deki final programında ikinciliği Kafkas oyunuyla Azerbaycan, üçüncülüğü de Karadeniz oyunuyla Moldova ekibi kazanmıştı. İstanbul'daki final gecesinde sergilenen oyunlar büyük alkış topladı.
--------------------------------------------------- ------------------------------
Özel ödüller
Gecede özel ödüller de sahiplerini buldu. Atatürk Türk Dili Ödülü, Kazakistan'ın Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'e, Karamanoğlu Mehmet Bey Ödülü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, Ali Şir Nevai Türk Dili Ödülü, şair ve fikir adamı Hilmi Yavuz ile Prof. Dr. Orhan Okay'a, İsmail Gaspıralı Ödülü'ne Taha Akyol ile Beşir Ayvazoğlu'na Kaşgarlı Mahmut Türk Dili Ödülü Amerikalı Türkolog Robert Tangffe'ye verildi. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev'in ödülünü Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Anuvar Tanalinov, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ödülünü ise Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik aldı. Olimpiyatlara maddi ve manevi destek veren Bülent Arınç'ın başlattığı Meclis özel ödülleri dünyanın değişik ülkelerinden gelen 13 öğrenciye verildi. Gecede Bülent Arınç'a özel teşekkür edilirken, öğrenciler ödüllerini Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın elinden aldı.
ZAMAN -
II. Abdülhamit 4 yıl daha tahtta kalsa ne değişirdi!
Nevşehir Üni. Dekanı Prof. Dr. Metin Hülagü'ye göre, Abdülhamit 4 yıl daha tahtta kalsaydı dünya başka bir yer olurdu.
Etkileri hâlâ sürdüğünden olsa gerek, tarihçiler, yakın tarihe el sürmek, hakkında pek yorum yapmak istemezler. Nevşehir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Hülagü, bu yaklaşımın aksine elini bu sıcak meselelere dokunduruyor ve bizlere Osmanlı’nın son döneminden haberler veriyor.
Hülagü, II. Abdülhamit’in ölümünün 90. yılı hatırasına bir kitap kaleme aldı. ‘Osmanlı Yunan Savaşı, Abdülhamit’in Zaferi’ adını taşıyan ve Yitik Hazine Yayınları’ndan çıkan bu kitap 19. yy Osmanlısı’nı bugünlere taşıyor. Metin Bey’le tozlu raflar arasında bir tarih yolculuğu gerçekleştirdik ve II. Abdülhamit dönemindeki olaylara dair samimi ve bilgilendirici bir sohbet gerçekleştirdik.
II. Abdülhamit ve çevresi özel ilgi alanınıza giriyor. Neden Abdülhamit?
19. yy. tarihini inceliyorum. Abdülhamit bize uzak değil. O dönemin olayları bugün hâlâ canlılığını koruyor. Yunan problemi mevcudiyetini hâlâ sürdürüyor. Bugünkü olaylara vâkıf olabilmek için, kökenini tanıyabilmek için başlangıcını görebilmek gerekiyor.
II. Abdülhamit tahttan indirilmeseydi Türkiye’nin bugünkü durumu nasıl olurdu?
Çok farklı bir Ortadoğu haritası ortaya çıkardı, çok farklı bir Türkiye coğrafyası olurdu. Ortadoğu’nun da bu kadar parçalı, problemli olacağını hiç zannetmiyorum. Barış ve huzur dolu, İslam ülkeleri açısından da çok daha kalkınmış, gelişmiş bir manzara olurdu. Çünkü Abdülhamit’in demiryolu ve İslamcılık projeleri o güne kadar kimsenin akıl etmediği ve uygulamadığı projeler. Abdülhamit herhalde iktidarda sonuna kadar kalsaydı biz dünya savaşına girmezdik. Çünkü Abdülhamit savaşa karşı olan bir padişah. ‘Galip gelseniz de savaş yıkımdır.’ diyor.
Enfeksiyon kapmazdık belki de değil mi, direncimiz düşmezdi bu kadar?
Evet, kesinlikle. İsrail olmazdı diye düşünüyorum. Çünkü baştan beri Abdülhamit’in aleyhinde olduğu bir gelişmeydi o.
Balkan savaşlarına mani olacağı için mi I. Dünya Savaşı’na girmezdi diye düşünüyorsunuz?
Tabii. Abdülhamit, aynı milliyetten olmasa bile aynı dinden, aynı kültürden olan bu insanları farklı kamplarda bir arada toplayabilen bir padişahtı. Herhalde onu çok daha fazla sürdürürdü. Balkan savaşının ve dünya savaşının çıkmaması Türkiye’nin ve bütün insanlığın hayrına olurdu.
Osmanlı-Yunan savaşı, Abdülhamit’in zaferi diyorsunuz. Gerçekten zafer mi bu?
Zaferdir. Kesinlikle zaferdir.
Zafer hükmünü nasıl veriyoruz?
Türk mücadele ve askerî tarihine iki noktadan bakmak lazım. Biz genelde savaşlarda hep galip gelmişiz ama masada kaybetmişiz. Bu 97 savaşını da o noktada düşünmek gerekiyor. Askerî cepheden incelediğimizde savaş tam bir zafer. Üç hafta içerisinde süratle Atina yolu açılmış. Atina’ya gitmek söz konusu iken büyük devletler araya girmiş ve Osmanlı’yı durdurmuşlar. Bugün de zaman zaman yapıyorlar bu işi. Ancak masaya, barış görüşme ve müzakerelerine baktığımız zaman geçmişte olduğu gibi bu savaşta da mağlubiyet var. Dün de aynen geçerliydi, bugün de geçerli. Padişah tek başına yetmiyor. Ne kadar kıvrak zekalı, öngörülü veya geniş ufuklu bir padişah olursanız olun, arkanızda iyi bir ekip, iyi bir siyasi kadro ve iktisadi güç yoksa olmuyor tabii ki. Tek başınıza dünyayı veya ülkeyi yönetmek mümkün değil.
O dönemde Yunanlıları yenmek yine de çok büyük bir hadise değil mi?
Şöyle bir tenkit getiriliyor. Osmanlı gibi devasa bir imparatorluğun böyle küçük bir devleti yenmesine zafer mi denir? Bu savaş mıdır ki, gibi küçümseyici bir tavır var. Dar çerçevede baktığınızda doğrudur, Yunanistan küçük bir ülke, tabii ki yeneceksiniz. Ama bu bakış açısı kısır ve sınırlı. Burada medeniyetin çatışması var. Yunanistan var ama Yunanistan’ın arkasında bir Batı var. Çünkü Yunanistan’ı zaten kuranlar onlar; İngilizler ve Ruslar kurdular. Aslında Osmanlı Devleti belki görünürde Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi Yunanistan’a karşı savaştı ama aslında Batı’ya karşı savaştı. Değerler çatışması, medeniyet çatışması, iki farklı medeniyet arasında bir çatışma var. Kültürel, felsefi, zihniyet çatışması var.
Zaferin İslam dünyasındaki yansımaları nasıldı?
Bu zafer bütün İslam dünyasında coşkuyla karşılanıyor. İran bile -ki tarih boyunca Osmanlı’yla uğraşmıştır- bu savaşta bize yardım etmiştir, yardım etmekten dolayı zevk ve mutluluk duymuştur. O dönemdeki İslam coğrafyasının durumunu da düşünmek ve bu savaştan aldıkları hazzı ve keyfiyle hatırlamak gerekiyor.
Bundan sonrası için Türk-Yunan ilişkilerini nasıl görüyorsunuz?
Bana göre öncelikle geçmişi bilmek gerekiyor. “Yunanistan nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır? Bugünkü konumuna gelene kadar hangi aşamalardan geçmiştir? Türk-Yunan ilişkisi nedir?” Kitabın bu anlamda okuyuculara katkıda bulunacağını düşünüyorum. Bazı saplantılardan da kurtulmak gerekiyor. Dünya küreselleşti. Çok savaştık, çok mücadele ettik ama artık aynı coğrafyadayız, beraber yaşıyoruz. Klasik anlayıştan, kavgacı zihniyetten vazgeçmek, oturup konuşmak, müzakere etmek, ortak çıkarlar için ortak projelere imzalar atmak, bu ilişkileri geliştirmek gerekiyor. Ama bunları yaparken de, tarih şuuruyla hareket etmeli. Artık kimse kimsenin toprağını doğrudan doğruya işgal etme yoluna gitmiyor. Daha çok siyasi ve iktisadi bir egemenlikle ülkeler birbirleri üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıyorlar. Anlaşmazlıklarını müzakere yoluyla gidermeye çalışıyorlar. Geçmişe bakmak ama geçmişe bakarken de emin ve doğru adımlarla diyalogları geliştirmek gerekir diye düşünüyorum.
Kitabınızda 1281 adet dipnot ve çoğunu ilk defa gördüğümüz resim ve fotoğraflar var.
Kitap bilimsel bir kitap. 4.000 adet arşiv belgesi kullandık. Osmanlı vesikalarını değerlendirerek kaleme aldım kitabı. Hamasi davranmayalım, gerçeği görelim diye titiz bir çalışma çıkarmaya gayret ettim. Yayınevi de kitabı görsel açıdan zenginleştirebilmek adına çok uğraştı.
Zaman pazar -
Çok özellikli seccade!
Faslı bir genç namaz kılanlara rahatlık veren ve huşu içerisinde namaz kılmayı sağlayan çok özellikli bir seccade icat etti. Peki bu seccadeyi özellikli kılan ne? İşte cevabı:
Faslı bir genç namaz kılanlara rahatlık verecek çok özellikli bir seccade geliştirdi. Seccadenin mucidi Fas Gençlik ve Bilinçlendirme Derneğine göre “yaşlılarla sırt ağrısı çekenlerin sırtını rahatlıkla ve doktorların tavsiye ettiği gibi sağlıklı bir şekilde yaslayabileceği dayanak sayesinde sırtın düzgün ve sağlıklı kalması sağlanacak.”
Seccadede kullanılan kumaş tıbbi ve hava geçirmez olması sayesinde yerin ya da camideki sıcaklığın derecesi ne olursa olsun ılıman bir sıcaklık sağlıyor, üstündeki termometre sayesinde camideki sıcaklık ve nem oranını gösteriyor, ayrıca kıbleyi işaret eden bir pusula ve namaz vakitlerini gösteren bir saat bulunuyor.
Konuyla ilgili timeturk.com'a konuşan Faslı mucit Yusuf Ayet Ali seccadede aynı zamanda tüm Kur’an-ı Kerim sürelerinin kayıtlı olduğunu, camide namaz kılmak için bekleyen ya da evinde Kur’an’dan herhangi bir sure dinlemek isteyenlere başka bir kayıt cihazına ihtiyaç duymadan dinleyebileceklerini söyledi.
Seccadenin tüm tasarım ve ticari haklarını elinde bulunduran derneğin seccadenin patentini alıp ürünü ticari bir marka haline getirmek istemediğini dile getiren Ali, Derneğin seccadenin daha geniş bir çevrede kullanılması için önümüzdeki günlerde yapımında kullanılan malzemelerin listesini yayınlayacağını söyledi.
Derneğin sözcüsüne göre seccade mucitlerince alınan bu kararla seccadenin yeryüzündeki tüm müslümanlar bu seccadeyi üretip istifade etme imkânı elde edecek.
BAŞKA İCATLARI DA VAR
Seccadenin mucidi Yusuf Ayet Ali daha öncede bilgisayara monte edilen ve kızılötesi ışınlar ve telsiz dalgalarıyla devreye giren ve mausun çalışma sistemine benzer bir sistemle çalışan üç anahtarlı bir cihaz geliştirmişti.
Bu cihaz sayesinde yarı felçli ya da ellerini rahat hareket ettiremeyenlere bilgisayar programlarına ulaşma, yazı yazma,yazılan yazıları tashih edip basabilme ve internette sörf yapma imkanı sağlıyor.
Sağır insanlar için de bir alet icat eden Ali kapı ziline monte edilecek bir cihaz sayesinde kapıya gelenin kim olduğunu titreşim ve parıltı gönderdererek haber veriyor.
Belki de trafik lambaları cihazı onun en önemli icadıdır. Trafik lambalarının üstüne konan küçük bir cihaz lambada yanan ışığın türüyle ilgili işaretler gönderirken aracın direksiyonuna monte edilmiş başka bir cihaz bu işareti alıyor böylece çok zor hava koşullarında ve trafiğin yoğun olduğu durumlarda bile kazaların önüne geçilebiliyor.
Faslı genç birkaç ay önce de geliştirdiği pantolon kemerine monte edilen ve güneş enerjisi sayesinde cep telefonunu şarj edebilen bir cihazla ödül kazanmıştı.
Time Türk