http://netlog.com/TANIMSIaski yasakladilar...... imkansizlastirdilar .........imkansizlastirdilar .........aski yasakladilar......TANIMSIhttp://tr.netlogstatic.com/p/tt/053/662/53662573.jpgTürkiyeİstanbul TANIMSI profil sayfası

TANIMSI

Trust bayan - 43 yaş, Türkiye


RSS bildirimi

Blog 78


  • SON ZAMANLARDA TARIFSIZ ACILAR VAR YÜREGIMIN KENARINDA..



    son zamanlarda tarifsiz acilar var yuregimin kenarinda,
    Denize dokmek gibi,
    Küçük bir gemi ile ayrilmak gibi,
    Kangren bi gecede karabasandan kurtulmak gibi...
    Mavi denizlerimdeki gri yalnizligim,
    Sensiz gecelerimde ki sessiz hayallerim gibi...
    Simdi uzaklarindaki bir sehirde degilim,
    Yakinlarindaki kahve kokulu bir yerde,
    Acilarimi dostlarimla sohbetlerime kurban ediyorum....

    Seni ve sensizligi bastiriyorum ayni anda
    Kanayan yüregimin derinliklerine
    Cam kiriklarindan köprüler olusturuyorum
    Can kiriklarima...

    Egrelti acilar toplaniyor
    Kollarimdan tutup geceye es düsürüyorlar
    Gözlerinle gelen ve birdaha hiç gitmeyen hüzne...
    Zarlar cirit atiyor sessizlikten bozma beynimde

    Ve hep ayni isayi hep yek..
    Yürek senden sonra hep tek...

    alintiii...

  • "-SUSMAK ASKIMIN DILIDIR DIYEN SEVGILI-"



    "-susmak aşkımın dilidir- diyen sevgili
    konuş şimdi, kelimelerine ihtiyacım var…"

    Parça tesirli sancılar düşüyor kalbime…
    düştükçe uçurum, sancıdıkça aşk…
    ve aşklaştıkça kalp
    daha çok parçalanıyor hayat
    yaklaştıkça daha bir özlüyorum
    kabul ediyorum,galibimsin
    ve ben her şeyini savaş alanında bırakan
    mağlup bir komutan gibiyim şimdilerde..
    tüm zaferlerimi sende yitirmişim
    kör bir şahinin gözleriyle yol arıyorum kendime
    sana çıkmayacağını bildiğim yolları görmekten korkuyorum belki de kim bilir?..

    çıkmaz sokaklarda kısır kalıyorum döngülere..
    ve ben dönemezken kendime
    labirentlerinde kaybolmuşken,
    sağım sen, solum sen, yolum sen, yönüm sen olmuşken,
    senden gayrısına yok,yokluğuna râm olmuşken,
    susma ömrüm!...

    yol kesil cehenneme...

    keskin bir virajsın içimde bir türlü alamadığım..
    ne zaman geçmeye kalksam senden,
    ya bir uçurum boşluğu, ya bir şarampol oluyor sonum..
    uzanan elleri tutmuyorum..
    yüreğime taktığın alyans tutuyor içimi,
    içini bırakmıyorum..
    dul bir hasrete yâd/igar kalıyorum ötelerde
    Yar dediğimi ağyar, yaban dediğimi yar sanıyorlar..
    Sancılanıyorum sessizliğine
    Tam vakti;
    susturucu takılmışken yüreğime,
    haykıramazken,
    her kurşun içimi parçalarken,
    infilak ederken isyanlarım sensizliğe,
    ve akarken gözümden ırmak ırmak,
    susma ömrüm!...

    ateş kesil cehenneme...

    tüm piyonlarım tükendi.
    Elimde bir şah…
    nereye koysam kendine mat çekiyor..
    Cemreler ihanet ediyor adına,
    Aslı hükümsüz..
    kendini bile ısıtmıyor..
    adım lâl kalıyor zemheri ayazlarına..
    (d)üşüyorum..
    muhaciri değilim gayrı bu Arafın..
    ne cennet kokabiliyorum, ne cehennem yanabiliyorum..
    kendimsiz bir kent kuruyorum yokluğunun sokağına..
    baykuşlara sakinlik yapıyor kentimin ıssızlığı…
    sesine parazit yapan bir sesle yıkılıyorum
    uğraşma aşk..!
    kaldıramazsın;
    kumdan kaleler gibi bir rüzgarlık değil, bir cümlelik yıkımlarım..
    bilmem ki hangi rihter ölçer sarsıntılarımı..
    artçı sellere verirken sitemimi,
    sana “sus”arken,
    ölüme “su”sarken,
    müptelâsıyken kahramanı bıçaklanmış masalların
    aşk için aşıkları ezip geçmişken,
    susma ömrüm!...

    şehâdet getir cinnetime...

    öznesi sen olan bir ömre verdim adını,
    ki ölüm yar olana kadar tek yâr dediğim ol diye..
    sana geldim, ölüme yâr etme diye.
    Susma diye çırpınışlarımın tek müsebbibisin..
    Biliyorum aldırmıyorsun
    Dönmeyeyim istiyorsun sultanlığına
    Ve aslında aşk’tan korkuyorsun
    Zulmetin sırtımda yama olurken yar’alarıma

    Hani olur da geldiğimde bir gün
    kapanacaksa yüzüme şehrinin kapıları,
    her lisanı lâl bırakan bakışlarım anlamını yitirecekse eğer
    ve el elini tutacaksa ellerin,
    Elimde değil yanacağım

    O vakit gülüp geçeceksen yangınlarıma,
    Sarmayacaksan,
    Benimle kınanıp, benimle yanmayacaksan,
    Cennetten kovulmayı göze almayacaksan,
    Bir sözüne çölde vaha gibi susarken
    öyle umarsız susacaksan…
    sen de sus ömrüm!...

    Sus!..
    Sus ki, ölüm bana yâr,
    ben ölüme Yâr olayım…
    sen toprak kesil cesedime…

    alintiii....

  • BASIM GÖZÜM ÜSTÜNE....



    Senden başka yar bilmem ömür boyu gözüme
    Bak de yeter bakarım başım gözüm üstüne
    İster aşk denizine ister hicran gölüne
    Ak de yeter akarım başım gözüm üstüne

    Yılda bir olsa bile seviyorum de hele
    Senden gelmişse eğer sefadır bana çile
    Yalnız kalbimi değil koca dünyayı bile
    Yak de yeter yakarım başım gözüm üstüne

    Yeter ki sen bekle de hiç kalır sabır taşı
    Küçük bir umut bile olur gönül yoldaşı
    Razıyım ömür boyu gece gündüz gözyaşı
    Dök de yeter dökerim başım gözüm üstüne

    Biliyorum bu aşkın yalnız sensin galibi
    Her derdine razıyım çıkmasın tek talibi
    Varsın yağmur yağmasın sen iste şimşek gibi
    Çak de yeter çakarım başım gözüm üstüne

    Tek söz etmem bu sevda vursa beni her yandan
    Tanrım beni korusun benden bıktığın andan
    Ne kadar sevsem bile bir gün olur dünyandan
    Çık de yeter çıkarım başım gözüm üstüne

    Biliyorum sevgili gönlünde yerim gurbet
    İster sılaya çağır ister hergün sürgün et
    Sen mutlu ol bir tanem ben ömür boyu hasret
    Çek de yeter çekerim başım gözüm üstüne

    Seni bu kadar sevmek yalnız benim günahım
    Hiç şikayet ettim mi bir gün çıktı mı ahım
    Bir elimde yüreğim bir elimde silahım
    Sık de yeter sıkarım başım gözüm üstüne...

    alintiii....

  • YORGUNUM,BITKIN...


    Bugün yorgunum gönlüm ,yılgınım anılardan, sebepsiz hüzünlerden, zamansız sevmelerden,bırakıp gidenlerden,ölgünüm...

    Günler geçip gidiyor,yıllar yüzümdeki çizgilere her an bir yenisini ekliyor,aynalarda gözlerim,yüzümdeki çizgilerden hesap soruyor,cevaplarını alamayacağı sorular...

    Çaresizlik nedir bilirmisin? Gönlüm, sen hiç biçare çaresizliklere yenildin mi?,kaybolmuş yüreklerden umut dilendin mi?ben umutsuz umutlara uzattım ellerimi ellerim boşluklarda bomboş kaldı ...

    Bugün dalgınım gönlüm, denizde giden bir vapurun ardında bıraktığı köpükler gibi,içimde biriken duygularım,sebepsiz ayrılıklara daldım, nedensiz sebepler aradım bulamadım ...

    Baharlara özendim ,çiçekler ektim saksılara, ellerimde toprak tortusu,şimdi yağmur diliyorum ektiğim tohumlara...

    Dedim ya dalgınım gönlüm gözlerim karşı dağlarda ,yağmurun düştüğü topraklarda,bir umut aradım çaresiz de olsa biçare yalnızlığıma...

    Nasıl düşerse bir yağmur damlası bulutlardan topraklara,bende düşüyorum her ayrılıktan sonra sonu olmayan yalnızlıklara

    Anlıyorsun değil mi gönlüm,yıllar nasıl da hükmediyor, acımasız zamanlara,biçare umutlar çaresiz çaresizliklere saklanıyor...

    Bugün her günden daha yorgunum gönlüm,yağmurlara saklanmak istiyorum,yağmur damlalarıyla birlikte toprağa düşüp kaybolmak,kim bilir belki de yeniden doğmak...

    alintiii...

  • SEN BILMESENDE.....



    Düşlerde sevdim seni söyleyemedim
    Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim

    İnsanın içini en çok yakan şey söylenemeyen sözlermiş meğer. Sana söyleyemediğim her söz acı bir yumruk gibi boğazımda. Sana her baktığımda kalbimi avucuna alıyorsun, sesini her duyduğumda biraz daha sıkıyorsun avucunu, yüreğim sıkışıyor sesini duyduğumda. Kaçmak istiyorum senden, senin sesinden, senin gözlerinden kaçmak istiyorum, bırakmıyorsun. Bilmeden tutuyorsun beni. Bilmeden sevdiriyorsun. Bilmeden acılar veriyorsun yüreğime. Bilmeden… öldürüyorsun.

    Sana ben şiirler sözler büyüttüm
    Sana ben baharlar yazlar büyüttüm
    Sana ben hummalı gizler büyüttüm
    Söyleyemedim

    Yanı başında olabilmek isterken delice, sana bakmak isterken, seninle konuşmak isterken, sana dokunmak isterken, sana yakarken yüreğimi, sana baktıkça acı çekiyorum. Gözlerin ölümüm oluyor.
    Sana baktıkça yıkıla yıkıla ölüyorum.
    Sen bilmesen de, ben biliyorum.

    Şarkılar yazdım sana okuyamadım
    Hep yanımdaydın oysa dokunamadım

    Bir gün sen de bileceksin, biliyorum. Bir gün söyleyemediğim bütün sözler yol bulacak yüreğimden gözlerine. Yüreğim yol bulacak yüreğine. Biliyorum, bir gün uzattığım ellerim buluşacak ellerinle. Bilmekle yetiniyorum. Sensizlikte seni sevmek yüreğime yetmese de, gözlerinde yabancı olmak gözlerime yetmese de, uzandığım boşlukta seni hissetmek ellerime yetmese de yetiriyorum. Seni sevmekten vazgeçmemek için kendimi bitiriyorum. Yokluğunda seni var etmeye çalışırken, varlığımda yok oluyorum. Bitiriyorum kendimi bizi başlatmak için. Seni çok seversem duyarsın sanıyorum. Yüreğimin çığlıklarından kendimi duyamıyorum.
    Sana yüreğimi duyuramıyorum.
    Sen bilmesen de ben biliyorum.

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim

    Gözlerimden gitmiyor bakışın. Gülüşüne bakarken gülüşünü özlüyorum. Bana gülmeni istiyorum sadece. Benim için gülmeni. Gülümserken küçülen gözlerine aşık oluyorum durup durup. Durup durup seni seviyorum.
    Sen bilmesen de ben biliyorum.
    Sen sevmeden de ben seviyorum

    alintiii....

  • GEL ÖMRÜME SANS DEDIGIM....



    Zaman sensizlik…
    Saat; yalnızlığı ‘sen’ geçiyor…

    Her hecesi ‘sen’ kokan özlemler biriktiriyorum içimde…
    Ve gözlerime sığınmış yüreğimde saklanmış sessizliğin…

    Yalnızlık değil çığlığım yokluğun sebebim…

    Oysa ben varlığının sesiyim…
    Yokluğunun hüznüyüm…
    Ve sana adanmış özlemlerin en kuytusuyum…

    Ah bu uzaklar…
    Sana beni bana seni uzak eyleyen yollar…
    Tükenmiyor bu yokluklar…

    Ben ki
    Yanındayken bile sana özlem dolu…
    Yüreğine tutsağım…

    Gel ‘aşk-ı yar’ eylediğim...

    Sensizliğe alışmak yerine sen’li zamanda kaybolmayı istiyorum…
    Şimdiki zamana uyarlamak istiyorum ‘seni’…
    Ve özlemin varlığında anlam olsun istiyorum...
    Seni yaşayan benliğime…

    Ve şimdi...
    Zaman sensizlik…
    Saat; yalnızlığı ‘sen’ geçiyor…

    Lakin
    Yüreğine uzak düşen yüreğim seni yazıyor zamana…
    Zaman ki sensiz bir asır seninle bir an ‘bana’…

    Ve ben yine...
    Özledim çok özledim…

    Gel ömrüme ‘şans’ dediğim...

    alintiii....

  • NE COK VE IMKANSIZ.......


    Gecenin Bilmem Kaçıncı Dilimi..
    Dışarıda İçine Çektiğinde Adeta Çiğerleri Donduracak Bir Soğuk..
    Ve Ben Uykusu Kaçmış Kelimelerimi Bir Arada Tutmanın Teleşındayım..

    Gece... İşil İşil Gökyüzü... Önce Her Yildiza Senin Adini Verdim...
    Yetmedi... Hiçbiri Senin Görmediğim Gözlerin Gibi Değildi...
    Ben Yalniz Senin Gözlerini Yildiz Bildim...
    Herkes Altinda Sarhoş Olacaği Yildizlari Araken...
    Ben Senin Görmediğim Gözlerinde Bitirdim İçki Kadehlerini...

    Herşey Siyah-Beyazken...
    Ben Mavi Bir Düşte Gizlendim...
    Konuk Oldum Uykularina...
    Gördüğüm Her Rüyanin İçindeydin...
    Gördüğün Deniz Miydi...
    Ben O Denizin Martisiydim...

    Bir Ormanda Mi Yürüyordun...
    En Ulu Ağaciydim...
    Sonsuz Hasret Ateşiydim Ben Her Gece Kapinda Yanan...
    Sen Bile Söndüremezdin Beni...
    Çünkü... Hasretim Sen Varkende Dinmeyenindendi...

    Kolaydi Sevmeler Ben İmkansizi Seçtim...
    Ne Kadar Yakinsan O Kadar Uzaktin Bana...
    Elimi Uzatsam Tutabilirdim Ama Bir O Kadar Da Ulaşilmazdin...

    Kaçanlardan Değildim Ben...
    Kaçamadim...

    Ne Zaman Vazgeçmeye Kalksam...
    Yüreğim O Kocaman Haliyle Dikildi Karşima...
    Ben Yüreğimin Sesini Dinledim... Ve Yüreğim Aslinda Sendin...

    Her Sözcüğe Denedim Seni Anlatmak İçin...
    Her Sözcüğün Üzerinde Durup Bin Kere Düşündüm...
    Ya Onlar Anlatamadi Seni Ya Sen Onlara Yetmedin...

    Ben Ki Konuşmayi Bu Kadar Seven... Böylesine Laf Cambazi ...
    Bir Tek Seni Tarif Edemedim...

    Sözcükler Yetmedi Ya...
    Renklere Sarildim Bende...
    Bir Tek Mavi Anlatti Seni...
    Maviye Yakişan Yalniz Sendin...

    Ne Kendimi Sakladim Nede Sözlerimi... Duygularim İçtendi...
    Seni Kendimi Sever Gibi Sevdim...

    Tutkuyla Bağliydim Sana Ama Sevdam Senin Tutsağin Değildi...
    Ben Özgürlüğüme Düşkündüm...
    Ve Özgürlüğüm Sendin...

    Dinle Ey Yar.........
    Sana Bağimli Olmadan Büyüttüm
    Ben Bu Sevdayi İçimde...
    Sen Olsanda Büyümeye Devam Edecek Olmasanda...

    Sevmişim Bir Kere Seni Kurtuluşun Yok...Seni Özlemeyi En Çok Ben Bilirim...
    Hiç Yakinmadim Seni Özlemekten...

    Üstelik... Kavuşmama İhtimali...
    İşlenmemiş Bir Taş Gibi Önümde Dikilip Dururken...

    Sana Dokunamamak Yüreğimi Böylesine Acitirken...Yinede Bil Ey Yar.........

    Ki Yüreğimi Kanatan Bu Aciya İnat Dokunmadan Tenine Saatlerce Sevişebilirim Seninle.........

    Seni Göremeyen Gözlere İnat,Seni Hissedemeyen Ellere İnat,Seni Bir Türlü Bana Getirmeyen Zamana İnat,Seni Sevmekten Vazgeçmeyeceğim...

    Ahh Yar
    Ahh Hasretim
    Sustum Çığlıklarımı Geceye Asıp
    Sustum Avaz Avaz Yokluğuna.........

    Ahh Yar
    Ahh Güneşim
    Koştum Adını Dilime Dolayıp
    Koştum Düşe Kalka Varlığına .........

    Yüreğimin Kalemiyle Yazıyorum Bu Paragrafı; Gözlerini Yumarak Oku.. Biz Hep Yumduğumuz Gözlerle Görmedik mi Birbirimizi..

    Bir Hep Gözlerimiz Kapalı Dokunmadık mı Birbirimize..

    Bir Hep Gözlerimiz Kapalı Sevmedik mi Sevişmedik mi..

    Seni Umutsuzca, Beklentisizce, Hayallerce Sevdim Uzağından...

    ...Beklentisiz Beklentilerim Yine Kocaman...

    ...Engel Tanımayan Nüksetmelerin......Karşılıksız Sevdigim Gibi...

    ...Olmuyor Keçim ...Olmuyor... Sen Den Gidilmiyor...

    ...Zaman Yine Aldı Başını Geçip Gidiyor...Tutmak Ne Mümkün...

    ...Son Bir İstek Dürtüp Duruyor Tüm Bastırmışlıklarımı...

    ...Sadece Benim Olacak Bir 24 Saat...

    ...İçinde Senin Olacağın...Ve Her Saliyesine Kadar...

    ...Parçalanarak Tüketeceğim Bir 24 Saat...

    ...Hiç Konuşmadan...

    ...Gözlerimi Kapatıp...

    ...Sadece Varlığını Hissetmek İstediğim...

    ...Nefesini Duymak...

    ...Kokunu Almak İstediğim...

    ...Parmaklarımla Saçlarından Ayak Parmaklarına Kadar...

    ...Sana Sadece Dokunabileceğim...

    ...Şu Başı Belli Sonu Belirsiz Yaşamdan Çalınmış Bir 24 Saat...

    ...Son Dileğim...

    ...Yine "Ne Çok" Ve "İmkansızı" İstemekteyim...

    alintiiiiii.........

  • EN ACITANI NE BILIYORMUSUN??


    En acıtanı ne biliyor musun dedi biri..

    Hani o gidişlerin var ya... sessizce... suskun ..

    Kırılan sen olduğun halde... kendisiymiş gibi... hani o arkasına dahi bakmadan gidişleri..
    Hani senin "o an" "oracıkta" "ancak" arkasından baka kaldığın... anın durması için yalvardığın, tutup ucundan geri çevirmeye çalıştığın an varya, hani yapabilsen o merdiveni, hani yapabilsen o kapıyı, hani yapabilsen o sokağı tutup ucundan geri çevirmeye canını bile verebileceğin o an..

    O işte...en acıtanı o..

    Hani o tıpkı elinden düşen en sevdiğin, hani o tıpkı tutamadığı gibi... hani o tıpkı tüm gidenlerde yaşadığı gibi... hani o bir ince sızı varya içe akan... işte...tam öyle incecik... yırtarak kayan... düşen kanatan... acıtan.. tutamadığın... parçalanan... tuzla buz olan... zamana savrulan... zamanda akıp giden... hani o zamanla çatıştığın ama zaman içinde yok olmayan herkesin inandığı o kocaman ... "zaman her şeyin ilacıdır" yalanı ... bunun bir yalan olduğunu tekrardan hatırladığın an... ve kendini kandırmaya başladığın an ... istemeye istemeye inanmaya başladığın an..

    O işte...en acıtanı o..

    Ama senin orda oldugunu hep bildiğin ..
    Ama senin hep hissettiğin..
    Ama bir dahası olmayan..
    Ama zaten hiç senin olmayan..
    Ama senin hep bildiğin..
    Ama senin hep hissettiğin..
    Ama bir daha sana geri gelmeyecek olan..
    Ama buna rağmen
    Gelmeyeceğini bile bile senin beklediğin..

    O işte...en acıtanı o..

    Sonra o kocaman kocaman, akıp gitmek bilmeyen zaman..
    O durduramadığın an' ın karmaşası tezatlığı..
    Kördüğüm oluşu..
    O "acabalarla" , "keşkelerle" dolu soruların ..
    İçindeki kısır döngülerin..
    Ve o an ..
    Hiç bir şey yapamamanın çaresizliği..

    O işte...en acıtanı o..

    Belki de sadece çaresizliğin...
    Çaresizliğim...lütfen beni artık acıtma...!!!!

    alintiii... :)

  • ZAMANSIZLIKLARDA YOKOLUS..........


    Aşk kurban edildi.
    Bir çıglık sonsuza uzandı.
    Önünde uzanan sonsuzluga dogru baktı.Bir mum duruyordu uzakta, elindeyse son kibrit çöpü yanmayı bekleyen.Yaksa kibriti "muma ulaşmadan sönermiydi avuçlarında?"," karanlıkta mı kalırdı yüreği?".

    Bir lodos esti sonsuzluktan ,ürperdi teni.Küçük bir umut biriktirmişti içinde, böyle anlar için.Biriktirip, yüreğinin kutucuguna saklamıştı.Avuçlarına aldı umudu, umut küçük kaldı ,mum uzak...Mum uzak kaldı ,kibrit çöpü tek...Ayagını kaldırdı ,umudun gücüyle bir adım yaklaştı sonsuzluga.Mum ses verdi.Bir kaç adım daha attı ,buruk bir heyecanla.Son kez baktı sonsuzlugun hiç görmediği gözlerine.Geri dönmek istemeyebilirdi.Gidişleri tükenmiş bir çocuk gülümsedi yüreğinde.Gidiş yoktu,dönüşlerse hiçlik.Gidiş olsa ,dönüşler yine hiçti.Ne farkı kalmıştı ikisinin.Ümitsizlige düştü,yüreğinde havalanan kuş.Yere düştü kanadı kırık...

    Umut kelebege dönüştü
    Bir günlük ömür sürdü.

    Oysa gitmeyi dilemişti her şeye ragmen.İçi pır pır etmişti.O muma erişmek ,aydınlıga çıkışların yoluydu.Zamana yenik düştü yüreği.Hayata yenik düştü umudu.Toz pembe hayalleri karardı.bulutlar sardı gökyüzünü.Bir daha döndü ,sonsuzluga baktı.Son bakış tekrar olmuştu.

    Elleri hayal uçurtmanın ipinde
    İp koptu hayal oldu.

    Oysa mum alevi meşaleler yakmıştı ,düşlerinde.Gri yalnızlıgı son bulacaktı.Sisler kalkacak ,aydınlık olacaktı gökyüzü.Maviydi her şey, sonsuzluk kadar mavi...Hayaller kadar mavi...Bir adım gitmek istedi sonsuzluga.Ayagı tökezledi.Yarım kaldı yolculuk.Yarım kaldı düşleri.

    Ellerinde soldu düşleri
    Hiç oldu gidişleri.

    Gidişlerden ürkmüştü ilk defa.Gidişlerin dönüşlerine kırgın...Aşktan korkmuştu ilk defa ,aşkın sonları buruk...Kaybetmeyi göze alamazken, ilk defa meleklere bırakmayı seçmişti; yıllar önce kanadı kırılmış bir eski melek.Gitmek istese, engeller serilmişti yollarına.Engelleri aşsa, sonlar belirsiz...Başlamakla ,hiç başlamamak arasında ince bir çizgi serildi önüne.Adımını attı, yüreği agır çekti ,uçuruma düştü gözleri.

    Sevgi için kendinden geçti.
    Sevdiği için sevdiğinden.

    Oysa günün gülüşünden güzeldi gülüşü.Günün doguşu olmuştu, her şeyden öte.Beklemeye bile razı kılmıştı gönlünü ve elleri kayboldu henüz dokunmadan tenine.Sevgisini tatmadan ,sevgiye yenik düştü ruhu.Perdeler çekti ,hiç görmeden gözlerine.Hiç yazılmamış bir efsane kaldı şehirde.

    Zamansız zamanlara denk düştü gelişi.
    Hayata vurgun düştü kavuşmak.

    Şimdi üşümek var gri yalnızlıkta.İsyanda bir çıglık var kimsenin anlayamacagı.Perdeler aralanırsa birgün ,anlatılacak uzun bir hikaye var ;kimsenin bilmediği...Yarım kalmış, imzasız mektuplar var çekmecede, hiç gönderilmemiş...Kırpılmış düşler,kırık hayaller var muma hasret bir kuytuda.

    Süzülmek istenen onun penceresi
    Kapalı perdeler kaldı umutsuz.

    Yüreğine fısıldayan düşlerin getirdiği isim, düğümledi gidişlerini.Dokunamadan düş gülüşlerine, baştan yıktı masal dünyasını, hayatın acımasız yanı.Umuda bıçak saplandı.Umut kan oldu, gözyaşları akmaya bile yorgun...Ve herkesin sonunu farklı yazdıgı bir masal kaldı, henüz hiç söylenmemiş.Kurumuş yapraklara dönüştü, biriktirdiği yemyeşil rüyalar.Dünün agırlıgı,yarının belirsizliği kilitledi gidişlerini.

    Zamansız zamanlara aktı kum taneleri.
    Umut kelebeği ölü uzandı.

    Gidişler susturuldu sonunda.Gri yalnızlık sardı gökyüzünü.Kanadı kırık melek bir kenara çekildi.Melekler baktı onun gözlerine.İçindeki hüzne bulaştırmamanın buruk hissi, mutluluga ugurlandı küçük mum alevi.Yüreğinde meşaleler yansın diye...

    Ve melek kapattı gözlerini
    Mumun alevi daimi olsun umuduyla.

    Ve sustu tüm sözler,
    Söylenmemiş çekildi kenara.

    Özlemlere düştü zaman
    Zamansız oldu aşk.

    Ve umutlar çekildi

    Belirsiz bir yalnızlık sardı her yanı.

    alintiii......

  • HÜZÜN YILDIZLARI PARLIYOR YINE GECEMDE.....



    Hüzün yıldızları parlıyor yine gecemde, ne tarafa çevirsem başımı,
    bir SEN bakıyor bana…

    Ne zaman kahretse yüreğim,
    ağlamaya susasa ve ne zaman iki damla belirse göz bebeklerimde, bir SEN akıyorsun, sessiz çığlıklarıyla şehri uyandıran kaldırımlara…

    ‘ Ne zaman seni düşünsem’ desem yalan olur… Hep aklımdasın ya! Her saniye bir SEN daha çakılıyor aklıma…

    Ellerimi her uzatışımda maviye umut dilenmek için, SEN batıyorsun avuçlarıma…

    SEN bakıyorsun bir çocuğun gözlerinde, bir bebeğin kokusunda SEN kokuyorsun, bir SEN seviliyorsun onca yüreğin arasından…

    Her şey SEN oluyorsun da, o kadar SEN, bir BEN olamıyorsun sevdiğim.. Bir benim gibi sevmeyi beceremiyorsun…

    Her tohum ekişimde toprağa, birkaç gün sonra SEN filiz veriyorsun. Gittiğinde bir asma ekmiştim evimin önüne, gün geçtikçe büyüdü, çardak yaptım kendi kendime.. Şimdi kapımın tam önüne düşen bir dalı var, sanırım onu kesmeliyim. Çünkü kapımdan dışarı her adım attığımda bir SEN çarpıyor yüzüme…

    Neden yağmurlara benzettim ki seni? Şimdi her yağmurda, SEN yağıyorsun bu koca kente…

    Sana güneşim demeseydim keşke… Her sabah yatağıma SEN vuruyorsun penceremden…

    Lanet olsun! Keşke Kalbim demeseydim sana… Şimdi her an SEN atıyorsun içimde…

    SEN den kurtulmanın bir yolu yok mu yar? SEN imkansızsın… BEN imkansızlıklar denizinde cılız kulaçlar atıyorum hayata dair, boğuluyorum arada bir… Yine de kıyamıyorum sana…

    Keşke, ‘Bu can seninle yaşıyor’ demeseydim sana. Şimdi her boğuluşumda SEN dirhem dirhem ölüyorsun, öldürüyorsun!

    Yani her şey SEN oluyorsun da, o kadar SEN, bir BEN olamıyorsun sevgili… olamıyorsun!

    Yaşayabilmen için benden gitmen lazım…
    Yaşayabilmem için benle olman lazım…

    - İ – M – K – A – N – S – I – Z – I – M –S– I–N

    alintiii....

1 2 3 4 5 ...

Blog etiketleri

Etiket kullanılmadı