- Arkadaşlar: 51219
- Ziyaretçiler: 298685
Turkiye_Milli_Futbol_Takimi
Türkiye Milli Futbol Takımı'nız İle Arkadaş Olun
- Arkadaşlar
- | Ziyaretçi defteri
- | Resimler
- | Blog
- | Markalar
- | Videolar
- | Haykırlar
- | Anketler
Blog 13
-
Estonya gitti yoLun çeyregini aştık!
MiLLiLerimizin geriLim yaşattıgı macta miLLiLerimiz istekLi oyunuyLa macı 4-2 kazanmayı biLdi.
Şimdi sırada bosna hersek var..
Macın geneL göruntusu;
Kayseri'de milli marşlar çalınıyor. Estonya'nınki çalınırken statta Finlandiya vatandaşları olsa onlar da ayağa kalkardı heyecanla. Çünkü aynı marşı paylaşıyorlar. Sadece sözler farklı. Bu iki ülkenin takımları maç yaparken ortaya enteresan sahneler çıkabilir. Belki iki kez çalmazlar marşı. Bir kere yeter.
Maçın gerilimi hata yapmamıza neden oldu. Hamit'in beklenmedik hatasıyla başlayan Estonya atağı soldan Kruglov'un ortası Gökhan Zan'ın adamını kaçırışı ve Voskoboinikov'un boş kaleye topu bırakışıyla sona erdi: 0-1.
Bu golle bir 15 dakika sallandık. Panik paslar, gereksiz top kayıpları ve rakibe cesaret veren bilumum hareket. 14'te Emre'nin ceza alanı dışından şık şandelini köşeden çıkaran Pareiko kendinden emin görünüyor. 24'te Arda yokluyor kaleyi, 25'te röveşatayla Tuncay. Takıkın toparlandığı, daha iyi pas yaptığı gözleniyor. Emre ve Arda oyuna ağırlıklarını koyuyor. Tuncay da delifişek tam anlamıyla.
29'da Emre'den şık pas. Arda üzerinden atlıyor. Tuncay'ın soldan yaptığı koşu meyve veriyor. Stoke City'nin çiçeği burnunda forvetinden şık plase geliyor: 1-1.
O heyecanla iyice yükleniyor bizimkiler. 37'de Arda sağda inat edip topu aldı. Sonrasında çaprazdan şutu kaleciden geri geldi. Transfer haberleri, futbolculuğunun önüne çıkan Sercan iki hamlede topu gitmesi gereken yere gönderdi: 2-1.
İkinci yarıya umutlu başladık. Artık farka gitme zamanıydı. Ancak 53'te Vassiljev'in etkili olacağı şüpheli şutu, Servet'e çarpıp kaleye yönlendi: 2-2. Bu kez baskıyı hemen kurduk. Öyle 15 dakika falan beklemek yok. 62'de Hamit'in kornerinde uzak direkte Arda kafayı en doğru yere gönderdi: 3-2.
72'de Hamit'in pasında Tuncay sağda topu buldu. Rakibini ekarte etti ve sonrasında sert vurdu: 4-2.
Beklenmedik hatalar yaptık. Zor atan bir takımdan 2 gol yedik. Ama paniklemeden, iyi kapanan bir takıma karşı 4 gol ürettik. Kısacası değişik duygular içindeyiz. Milli takım tarihinin en iyi ikinci skoreri olan Tuncay (22 gol), oynadığı futbolla dünya starı adayı olduğunu bir daha kanıtlayan Arda ve kendine geldiğini gösteren Emre bizim umudumuz, heyecanımız. Zor maçların, gerilimin takımıyız. Bosna maçı da tam böyle bir maç işte!
Maçın kadroLarı;
TÜRKİYE-ESTONYA: 4-2
Hakemler: Tommy Skjerven, Svein Inge Wiken, Frank Andas (Norveç)
Türkiye: Volkan, Gökhan Gönül, Servet, Gökhan Zan (36 Önder), Hakan, Kazım (61 Halil), Emre (78 Ceyhun), Hamit, Arda, Tuncay, Sercan
Estonya: Pareiko, Piiroja, Klavan, Kruglov, Dmitrijev (72 Vunk), Voskoboinikov (54 Zenjov) , Lindpere, Oper (73 Kink), Vassiljev, Barengrub, Jaager
Goller: Tuncay (29, 72), Sercan (37), Arda (62)/ Voskoboinikov (7), Vassiljev (54)
Sarı Kartlar: Gökhan Gönül/ Voskoboinikov -
MERHABA DÜNYA KUPASI
Bir sonraki dönem, Türk futbolunun gelişmesinin devamı diye özetlenebilir. 1952'de profesyonelliğin kabulü, 1954'te Milli Takım'ın İsviçre'de düzenlenen Dünya Kupası'na ilk kez katılması, yine bu dönemde bazı Türk oyuncuların yurtdışında top koşturması önemli gelişmelerdir.
Türk Milli Takımı aslında 1950 yılında, tarihinde ilk defa Dünya Kupası finallerinde mücadele etme hakkını kazanır. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından, tam 12 yıl sonra Dünya Kupası'nın yeniden düzenlenmesine karar verilmiştir. Finaller, savaştan yeni çıkan Avrupa'da değil, sırası gelen Amerika kıtasında oynanacaktır. FIFA, bu konuda fazla düşünmez ve Dünya Kupası finallerini düzenlemek için can atan Brezilya'da karar kılar. Ancak bu karar Türkiye için ciddi bir darbe olmuştur. Çünkü elemelerde Suriye'yi 7-0 gibi ezici bir üstünlükle mağlup eden Milli Takımımız, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar nedeniyle dünyanın öbür ucundaki Brezilya'ya gidemeyecektir.
Yine de Dünya Kupası hasretimiz çok uzun sürmez. 1954 Dünya Kupası finalleri İsviçre'de oynanacaktır. Milli Takımımız elemelerde İspanya ile eşleşir. Bütün dünya gibi İsviçreliler de İspanya'nın finallere katılacağına o kadar inanmıştır ki, hatıra eşyalarına İspanyol bayraklarını bile işlettirmiştir. Milli Takımımız, Madrid'de oynanan ilk maçı 4-1 kaybettiğinde hiç kimse şaşırmaz zaten. Ama bu işin bir de İstanbul'u vardır. Ay-yıldızlı on birimiz, rövanş maçını 1-0 kazanır. O dönemlerde averaj kuralı uygulanmamaktadır. İsviçre'deki finallere gidecek takımı belirlemek için tarafsız sahada üçüncü bir maçın daha oynanması gerekmektedir. Tarafsız saha ise İtalya'nın başkenti Roma'dır. 90 dakikanın sonunda skor tabelasına 2-2'lik sonuç asılmıştır. Dönemin statüsünde uzatmalar ya da penaltılar yoktur. İsviçre biletini alacak takımı kura atışı belirleyecektir. Atışı yapacak kişi ise maç sırasında top toplayıcı olarak görev yapan bir İtalyan çocuğudur. Maçtan önce Türk futbol tarihine geçeceğinden habersiz olan Franco isimli çocuk, hakemin ve kaptanların yanına gelir. Kaptanımız Turgay Şeren "Yazı" demiştir. Franco'nun parayı havaya fırlatmasıyla küçük metal parçasının yere düşmesi arasında geçen süre sanki bir asır gibidir. Meraklı gözler paranın üzerine eğildiğinde, yazı bölümünün Milli Takımımıza İsviçre yolunu işaret ettiğini görür. Türkiye, tarihinde ilk defa Dünya Kupası finallerindedir.
Ancak finallerdeki performansımız umulanın çok gerisindedir. İlk rakibimiz Federal Almanya karşısında 2. dakikada Suat Mamat'ın attığı golle 1-0 öne geçsek de 14. dakikada Schaefer, 52. dakikada Klodt, 60. dakikada O.Walter ve 81. dakikada Morlock'un gollerine engel olamayarak sahadan 4-1'lik yenilgiyle ayrılırız. İkinci maçtaki rakibimiz zayıf Güney Kore'dir. Suat'ın 10 ve 30, Lefter'in 24, Burhan'ın 37, 64 ve 70, Erol'un da 76. dakikada attığı gollerle Güney Kore'yi sahaya çıktığına pişman ederiz: 7-0. Bu arada Almanlar Macaristan'a yenilmiş ve bir kez daha rakibimiz olmuştur. Ancak Milli Takımımız Almanlar karşısında ilk karşılaşmadaki kadar bile direnç gösteremez. 22. dakikada Mustafa ve 82. dakikada Lefter'le bulduğumuz gollere 7. dakikada O.Walter, 12 ve 79. dakikalarda Schafer, 31, 60 ve 71. dakikalarda Morlock, 62. dakikada da F.Walter'le karşılık veren Almanlar maçı 7-2 kazanıp ümitlerimizi sona erdirir.
Milli Takım Tarihine adını altın harflerle yazdıran bir diğer isim de Lefter Küçükandonyadis oldu. Milli Takım formasını giydiği 50 maçta 20 gol atarak tarihe geçti ve Futbol Federasyonu'nun "Altın Şeref Madalyası"nı alan ilk futbolcu oldu.
DURGUN YILLAR
Daha sonraki yıllardaki gelişmelere baktığımızda, Türk milli takım ve kulüplerinin dünya çapında çok az başarıları olduğunu görüyoruz. Türkiye uzun zamanlar dünya sıralama listelerinin alt kademelerinde yer almış. 1960'lı,1970'li ve 1980'li yıllarda başarılı olamayan Türk takımı, 1980'lerde tarihinin en farklı üç yenilgisinden ikisini 8-0'lık sonuçla İngiltere karşısında almıştır. -
A Milli Takım Tarihçesi
Türk sporunun ilk teşkilatı olan Türk İdman Cemiyetleri İttifakı'nın kurulmasının ardından Yusuf Ziya Öniş başkanlığında ilk Türk Futbol Federasyonu 1923 yılında Şehzadebaşı'ndaki Letafet Apartmanı salonunda yapılan toplantıda 'Futbol Hey'et-i Müttehidesi' adıyla kurulmuştur. Ardından FIFA'ya başvurulmuş ve Türkiye 21 Mayıs 1923 tarihinde FIFA'nın 26. üyesi olmuştur.
FIFA üyesi Türkiye, ilk milli maçını Cumhuriyetin ilanından üç gün önce oynadı. 26 Ekim 1923 tarihinde İstanbul Taksim Stadı'nda Romanya'yla oynanan bu maç 2-2 sonuçlandı.
Romanya karşısında 1-0 mağlup duruma düşen Millilerimiz, Zeki Rıza Sporel'in 32 ve 50'inci dakikalarda attığı iki golle öne geçmeyi başardı. Romanya'nın ikinci golüyle maç 2-2 berabere biten maçta Romanya'ya 2 gol atan Zeki Rıza Sporel, A Milli Takım'ın ilk golünü atarak tarihe geçti.
Milli Takım, 17 Haziran 1924'te oynadıkları Finlandiya maçında ilk galibiyeti elde etti. Helsinki'de Helsingfors Stadı'nda oynanan maçta Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel, 4 golüyle Finlandiya ağlarını havalandırarak adını altın harflerle tarihe yazdırdı.
Ardından gelen dönemde Milli Takım'ı 1924 Paris Olimpiyatları'na hazırlaması için İskoçya'dan Billy Hunter getirtilmiştir. Hunter, Türk futbolculara çağdaş futbolu tanıtan ve sistemli bir şekilde çalıştıran ilk teknik adam olmuştur. Yine 1924 Paris Olimpiyatları'nda Çekoslovakya'yla oynanan ve 5-2 kaybedilen maç, kayıtlara Milli Takım'ın yurtdışındaki ilk maçı olarak geçmiştir. -
Korkunun ecele faydası yok, zaten bizde korku da yok!
Sahaya 11 kişi çıkacağımıza göre ortada korkacak bir şey de yok. Zaten biri korkacaksa biz değil favori Almanya korksun. İlk 11'de oynayacak Ugur Boral onlara acı sürprizler yapabilir, Mehmet Topal da değme stoperlere taş çıkarır.
Üstelik bir gol atıp yatma şansları da yok. hangi dakika olursa olsun gol atabiliriz, fizik kondisyonumuz da Almanlarınki kadar sağlam. Tek sıkıntımız Almanya'ya duran toplardan gol şansı vermek. Portekiz maçında Almanya böyle 2 gol attı. Sonra da kontra atak oynadılar. Almanya süper top oynuyor, Türkiye'yi ezecekler diyenler sanırım başka bir Almanya izliyorlar. Portekize yan toptan gol atanlar, Portekiz bastırırken 10 kişi defans yapıp yan toptan bir gol daha atanlar Almanya değil miydi? (Gol bariz fauldü. Hatta faul değil, faulün babasıydı). Bunları ezip geçenler Hırvatistan değil miydi? Hırvatistan nerede şimdi?
Sonuç ne olursa olsun, düdükten önce kesinleşmeyecek bir sonuç olacak. Haydi Türkiye!
Golü kim attı
-
İlk gol bilinmez, ama son golü biz atalım!
Almanya'daki 3 milyon Türk'ü göz önüne alırsak, bu maç sonunda her halükarda Almanya'da büyük bir sevinç yaşanacak, insanlar sokaklara dökülecek. Sakatlar can sıkıcı, ama bize kolayca çıkan kartlar daha da can sıkıcı. Almanya maçında sakatlar dönmezse yedek kulübemizde 1 kaleci, 2 futbolcu olacak. Şimdiye kadar ki maçlar değilse bile, bu maçı alırsak gerçek bir mucize olacak. Hücum ve savunma hattı büyük yara almış Türkiye sizce neler yapabilir?
Uğur Boral şampiyonlar liginde kısa sürelerle gösterdiği güzel futbolunu Avrupa şampiyonasında da gösterebilecek mi? Gökdeniz mi forvet oynar, yoksa Kazım mı? Servet dönmezse savunmada kim stoper oynayacak? Futbolcularımızın oynadığı takımlara takılmadan, milli takımımızı burada tartışacağız. -
Hırvatlar zor takım. Biz de zoru başarmak istiyoruz!
Skor üstünlüğü Hırvatlarda iken Çek maçındaki gibi baskı kuramayız, çünkü Hırvatlar muhteşem paslaşıyorlar. Gol yememeliyiz. Ayrıca her temasta kendilerini profesyonelce yere atıyorlar. Umarız maç bizim için iyi biter. Geçmişte hüzünü çok paylaştık, artık sevinci paylaşmak istiyoruz.
Ümitlerinizi, iyi dileklerinizi, düşüncelerinizi buraya alalım! -
Çek maçını siz anlatın!
Maç başladıktan sonra her dakikanın önemli anlarını buraya siz yazın! Kim top çaldı, kim hangi pası verdi? Son 6 yılın bizim için en önemli maçını sizden dinleyelim. Maçı siz anlatın!
Golü kim attı?
Ek: Maçta kırmızı formaları giyeceğimiz açıklandı.
Ek2: Arda, Nihat, Nihat -
Diğer favorilerden: Portekiz'in performansını tartışı
Portekiz bizi yenip sonuca gitmeyi başardı, Çekleri de zorlanmadan geçtiler. Çek maçındaki son golde Ronaldo'nun topa kendi vurmayıp pas vermesi Portekiz'li oyuncuların takım ruhuna sahip olduğunun en büyük kanıtı olsa gerek. Sizce kaliteli oyunculardan kurulu bu takım kupayı kaldırabilir mi? Portekiz'i burada tartışıyoruz.
[photo]26380639[/photo]
-
Diğer favorilerden: Hollanda'nın performansını tartış
Hollanda İtalya karşısındaki oyunuyla futbol ruhumuzun pasını aldı. Acaba aynı performansı Fransa karşısında da gösterebilecek mi? Hollanda'yı burada tartışıyoruz.
Ek: Hollanda Fransa'ya da gol yağdırdı. Son iki maçlarında 2006 dünya kupası finalistlerine 7 gol atıp 1 gol yediler.
-
Diğer favorilerden: Almanya'nın performansını tartış
İlk maçında kolay sonuca giden Almanya tam en büyük favori gösteriliyordu ki, Hırvatistan yenilgisi geldi. Almanya hakkındaki tüm tartışmaları burada yapacağız.
Blog etiketleri
Etiket kullanılmadı