ayhanca08
erkek - 43 yaş, Ankara, Türkiye
- Arkadaşlar |
- Ziyaretçi defteri
- | Resimler
- | Blog
- | Markalar
- | Gruplar
- | Videolar
- | Haykırlar
- | Linkler
- | Uygulamalar
Blog 146
-
Aşk Nedir ?
Aşk, iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktır. Beklentidir.
Aşk, delicesine flört ederken yanindakinin hiçbir şey yapmama hakkını teslim etmektir. Saygıdır.
Aşk, zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.
Aşk, şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.
Aşk, saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir
Aşk, Sevişelim demeden sevişmek, yanindakinin ne istedigini bilmektir.Anlaşmaktır.
Aşk, bağlandığını sandığında, karşındakine hayır deme şansını tanımaktır.Inceliktir.
Aşk, korumaktır. Sorumluluktur.
Aşk, ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtir.
Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafinı duymaktır. Şehvettir.
Aşk, evinizdeki her şeyin yerinin değistirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.
Aşk, sevgilinizin ne oldugunu bütün çıplaklığıyla görmektir. Gerçektir.
Aşk, saatin kaç olduğunu bilip aldirmamaktır. Neşedir.
Aşk, sizi kucaklayan kolların, gittikçe daha çok sarılmasıdır.Mutluluktur.
Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediğinizde,uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabını almaktır. Sıcaklıktır.
Aşk, tanıdığınızı zannettiğiniz insanin yeni yanlarını keşfetmektir. Tazeliktir.
Aşk, uyandıgınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır.
Aşk, kocaman yatağın üçte birine sıkışmaktır. Yakınlıktır.
Aşk, evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir.
Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir.Kaderdir.
Aşk, gerindiginde sızlayan vücut lafının anlamını bilmektir. Derstir.
Aşk, ecza dolabını açtığında, diş macunu kapağını kapatılmamış bulmaktır. Uyumdur.
Aşk, pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır. Düşüncedir.
Aşk, rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır.Yalnızlıktır.
Aşk, asla anlatılmayacak hikayelerdir. Özeldir. Kıymetini Bilene Tabiiiii...
Alıntıdır -
Mehmet TAK - Üç Kurşun
Üç kurşunum var benim, ikisi senlen bana,
Birinide ayırdım aramızı bozana... -
SEBEPSİZ DEĞİLDİ GİTMELERİM
-
Can YÜCEL' den
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama,
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin,
Ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencerini aç, yağmur da olsa,
Fırtına da olsa nefes al derin derin...
Yüzüne su çarpma,
Adamakıllı yıka yüzünü serin serin...
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse,
Aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle.
Bir güzel kahve ısmarla kendine,
Seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de,
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık,
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın,
Hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak,
Öylesine değil, görerek bak,
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa,
Çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra, şöyle bir düşün,
Kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken,
Kimler seni ferahlattı,
Hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde,
Kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra,
Arayabilirsen ara,
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil,
Kucaklar gibi sor...
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
Yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi?
Akşamın da güzel olsun...
Yemeğin ne olursa olsun,
Masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire,
Sizden ala misafir mi var bu dünyada,
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
Vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
Eksik bıraktıklarını tamamlar gibi,
Tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun,
Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun..
Arkadaşım,
Hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!..
Can YÜCEL -
Kadınların sorduğu zor sorular ve yanıtları
Sorular:
1. Ne düşünüyorsun?
2. Beni seviyor musun?
3. Şişman mıyım?
4. O (kadın) benden daha mı güzel?
5. Ben ölseydim ne yapardın?
Bu soruların kötü ve zor olmasının nedeni onlara doğru cevaplar verilmezse her birinin büyük bir tartışma, kavga ve/veya boşanmaya yol açma riski taşımasıdır. "Doğru" kelimesi burada pragmatik anlamda doğru demektir; ahlaki açıdan doğruluk göz önüne alınmamış, bu okuyucunun ahlak anlayışına bırakılmıştır.
1.
Ne düşünüyorsun?
Bu sorunun doğru cevabı, tabii ki şöyle bir şeydir:
Senin ne kadar sıcak, harika, ilgili, düşünceli, zeki, ve güzel bir eş olduğunu ve seninle karşılaştığım için ne kadar şanslı olduğumu düşünüyordum.
Bu cevap -kitabi- olduğundan, böyle söylerseniz tabii ki fazla işe yaramaz.
Onu konuşma diline aktarmanız gerekir:
Yaa, düşünüyorum da, ... sen çok sıcak ve sevimli birisin. ... Benimle ilgileniyorsun... Düşüncelisin... Çok zeki ve güzel bir eşsin...
(Birazboşluk) ... Aslında, seninle karşılaştığım için ben de çok şanslı bir hergeleyim!
Bu cevap o sırada aklınızdan geçenlerle uzaktan yakından ilgili olmayabilir.
Yanlış cevaplar:
a. at yarışı.
b. futbol.
c. dükkandaki işleri.
d. benden daha güzel olduğunu.
e. son günlerde ne kadar şişmanladın.
f. ...
Sassy makalesine göre bu aptal soruya verilen en iyi cevap Evli ve Çocuklu'daki Al Bundy'den gelmiş. Karısı Peg bu soruyu sorunca, Senin bilmeni isteseydim, demiş Al, düşünmek yerine konuşuyor olurdum.
Diğer soruların da bir tek doğru cevabı, fakat bir çok yanlış cevabı var.
2.
Beni seviyor musun?
Bu sorunun doğru cevabı, "evet"tir. Daha etkili olmak isteyenler, "evet, hayatım" da diyebilir.
Yanlış cevaplar:
a. sanırım.
b. evet deseydim kendini daha mı iyi hissedecektin?
c. bu senin "aşk"tan ne anladığına bağlı.
d. fark eder mi?
e. kim, ben mi?
f. ...
alıntıdır
3.
Şişman mıyım?
Bu sorunun doğru cevabı kendinden emin bir şekilde ve kesinlikle vurgulayarak, "hayır, tabii ki değilsin." deyip odadan hemen çıkmaktır.
Yanlış cevaplar:
a. sana şişman diyemem, ama ince de diyemem.
b. neye kıyasla?
c. hafifçe kilolu olmak sana yakışıyor.
d. daha şişmanları da gördüm.
e. soruyu tekrarlayabilir misin? ... üzerinde düşünüyordum da.
f. ...
4.
O benden daha mı güzel?
Bu sorudaki "o" eski bir kız arkadaş, yoldan geçen (ve ona bakarken neredeyse kaza yapacağınız) biri veya seyretmekte olduğunuz filmdeki bir aktris olabilir.
Her neyse, her halükarda doğru cevap, "hayır, sen çok daha güzelsin..."
şeklindedir.
Yanlış cevaplar:
a. bir başka açıdan öyle.
b. güzelliğin nasıl kıyaslandığını bilmiyorum.
c. evet, ama senin kişiliğin çok daha iyi.
d. o sadece daha genç ve ince.
e. soruyu tekrarlayabilir misin? ... üzerinde düşünüyordum da.
f. ...
5.
Ben ölseydim ne yapardın?
Doğru cevap:
Allah göstermesin! Senin zamansız ayrılığına dayanamam. Hayat benim için anlamını yitirir ve kendimi Boğaz Köprüsünden atmamak için bir neden bulamam.
(Dikkat: Ses tonu ve yüz ifadeleri olağanüstü önemlidir.)
Bu soru, aşağıdaki fıkrada da görüleceği gibi, bütün soruların en aptalı ünvanını kazanmaya layık bir sorudur.
K: "Hayatım, ben ölseydim ne yapardın?"
E: "Eee, çok kötü olurdum, ama niye sordun?"
K: "Yeniden evlenir miydin?"
E: "Yo, elbette evlenmezdim."
K: "Niye? Evli olmaktan hoşlanmıyor musun?"
E: "Elbette hoşlanıyorum."
K: "Öyleyse neden evlenmezdin?"
E: "Pekala, evlenirdim."
K: "Demek evlenirdin?"
E: "Evet."
K: "Onunla yatağımızda mı yatardın?"
E: "Yani, evet. Herhalde öyle yapardım."
K: "Anlıyorum. Benim elbiselerimi giymesine de izin verir miydin?"
E: "İsterse, tabii ki"
K: "Öyle mi? O halde benim resimlerimi kaldırıp onun resimlerini de
asardın,
değil mi?"
E: "Evet. Doğru davranış bu olurdu."
K: "Yaaa!? Eh, o zaman benim golf sopalarımı kullanmasına da izin
verirdin?"
E: "Bu tabii ki mümkün değil, hayatım, çünkü o solak." -
YAŞANMIŞ BİR AŞK HİKAYESİ
AŞK VE ÖLÜM
9.SINIF
Şuan dersteyiz. Yanımda dünya tatlısı bir kız oturuyor.yüzüne bakmaya kıyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor. O benim en yakın arkadaşım . beni sadece arkadaşı olarak görüyor. Nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum.
10. SINIF
Evdeydim arayıp erkek arkadaşıyla tartıştığını ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi.sonra bize geldi .bana sıkı sıkı sarılıp ağladı.şuan dizimde uyuyor.saçlarını okşayıp o gül yüzünü doya doya seyrettim.ben onu o kadar çok severken o beni sadece arkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum.
11.SINIF
Onunla çocukluktan beri arkadaşız 8. sınıftayken birbirimize söz vermiştik lise sonda mezuniyet balosuna gidecek eşimiz olmazsa beraber gidecektik.beni aradı ve erkek arkadaşının hastalanıp gelemeyeceğini söyledi ve beraber gidebilir miyiz diye sordu.kabul ettim onu evinden aldım.balodaki en güzel kız oydu.bembeyaz elbisesiyle tıpkı bir melek gibi gibiydi.gece boyu dans ettik. Kollarımdayken hep aynı şeyi düşündüm.onu çok seviyordum.gece sonunda onu evine bıraktım.beni yanağımdan öpüp en iyi arkadaşı olduğumu söyledi. Onu gerçekten çok seviyorum ama o beni arkadaşı olarak görüyor.ona onu sevdiğimi nasıl söylerim.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum.
Aradan yıllar geçti…şimdi o canımdan çok sevdiğim meleğimi toprağa veriyorum.özel eşyalarının arasından kara kaplı bir defter çıkmış bana verdiler. Okuyup okumamakta kararsızdım. Açtım.bu bir günlüktü ve bir sayfasında şöyle yazıyordu.
“Şuan dersteyiz ve yanımda dünyanın en yakışıklısı bir çocuk oturuyor.yüzüne bakmaya doyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyorum.beni arkadaşı olarak görüyor.erkek arkadaşım olduğu yalanını uydurarak yanında olabiliyorum.onu canımdan çok seviyorum bana bir kerecik SENİ SEVİYORUM deseydi dünyalar benim olurdu…”
Ben bu sayfaları okurken meleğimi çoktan gömdüler.hıçkırıklarımı tutamıyorum gözümü mezarından alamıyorum.merak etme biriciğim bende bende seni çok seviyorum….
Alıntıdır... -
1 Nisan şakaları
1 Nisan 'şakanın evrensel günü' kabul ediliyor. Fransa’da 1564 yılında takvimde yapılan reformla yılbaşı 1 Nisan’dan 1 Ocak’a alındı. 1 Nisan’ı sene başı olarak kabul etmeye devam edenlerle alay etmek amacıyla yapılan şakalar bu günü doğurdu. -
YILDIZLAR HEP KAYARKEN FARKEDİLİR
-
Fırtınalı hayatı fırtınayla son buldu
[photo]46805442[/photo]
Kahramanmaraş'tan Yozgat'a giderken geçirdiği helikopter kazası sonucu hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatı siyasi mücadeleler ile geçti.
İşte Yazıcıoğlu'nun siyasi mücadeleyle dolu yaşam öyüsü:
Muhsin Yazıcıoğlu, 1954 yılında Sivas'ın Sarkışla ilçesi Elmalı Köyü'nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla'da yaptı.
Yüksek öğrenimini yapmak üzere 1972'de Ankara'ya geldi. Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde tamamladı.
1968'de cemiyet (dernek) çalışmalarına başladı. Şarkışla'da Genç Ülkücüler Hareketi'ne katıldı. Ankara'ya geldikten sonra ise, Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev yapmaya başladı. Sırasıyla; Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. (1977-78).
1978'de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği'nin kurucu Genel Başkanı oldu. 1980 yılına kadar MHP'de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu.
12 Eylül 1980'de yapılan askeri darbenin ardından, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konuldu. 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kalan Muhsin Yazıcıoğlu, 7,5 yıl cezaevinde kaldığı bu davadan herhangi bir ceza almadı.
Cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ülkücülere ve onların ailelerine yardim amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı'nın başkanlığını yaptı.
1987'de arkadaşları ile birlikte MÇP'de siyasete girdi. MÇP'de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu.
1991 genel seçimlerinde üç partinin oluşturduğu ittifak bünyesinde, milletvekili adayı oldu. “O, inançlarınızı Meclis'e taşıyacak” sloganıyla, Sivas'tan milletvekili seçildi.
1992 yılı Temmuz ayında, “içinde bulunduğu partinin siyasi anlayışıyla uyuşamadığı için” bir grup arkadaşı ile birlikte MÇP'den ayrıldı. 29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi kuruldu ve bu partinin Genel Başkanlığına seçildi.
24 Aralık 1995'te yapılan erken genel seçimlerde ANAP-BBP ittifakından 20. Dönem Sivas milletvekili olarak, yeniden meclise girdi. 28.02.1996 tarihinde ANAP'tan istifa ederek, BBP'ye döndü.
26 Nisan 1998'de yapılan 3. Büyük Kurultay'da, 8 Ekim 2000 tarihinde yapılan 4. Büyük Kurultay'da, 2 Haziran 2002 tarihinde yapılan 1. Olağanüstü Büyük Kurultay'da,20 Temmuz 2003 tarihinde yapılan 5. Olağan Büyük Kurultay'da,30 Nisan 2006 tarihinde yapılan 6. Olağan Büyük Kurultay'da ve 15 Nisan 2007 2.Olağanüstü Büyük Kurultayda tekrar BBP Genel Başkanlığına seçilmiştir.
22 Temmuz Erken Genel seçimlerinde BBP'nin seçimi protesto etmesi sebebiyle partisinden istifa ederek Sivas'tan bağımsız milletvekili adayı olup 23. dönem milletvekilliğine seçilmiştir.Daha sonra BBP'ye katılarak TBMM'de Büyük Birlik Partisi Sivas Milletvekili olarak BBP'yi Meclis'te temsil etmiştir.19 Ağustos'ta yapılmış olan BBP'nin 3.Olağanüstü Büyük kurultayında tekrar Genel Başkan olmuştur.
Muhsin YAZICIOĞLU, evli ve iki çocuk babasıydı..
Geçtiğimiz hafta ölümü anlatmıştı
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, geçtiğimiz hafta Karaman ziyaretinde ölüm üzerine bir konuşma yaparak, “Hiç birimizin garantisi yok. Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok” şeklinde konuşmuştu.
Önceki gün 5 kişiyle birlikte bindiği helikopter düşen ve hala kendisinden haber alınamayan BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, 19 Mart günü partisinin Karaman Seçim Bürosu’nda şunları söylemişti:
“Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok. Yani, ruh bir saniyeliktir. Küf dedi mi gitti. Bunun da nerede geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil. Bir saniyenize bile hakim değilsiniz. Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz. Allah’ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim. Allah’ın izniyle, olsak da milletle olacağız. Olmasak da, milletle olmayacağız. Yarın ahirette Allah, bize ‘Niye iktidar olmadın’ diye sormayacak. Sorsa da ‘Vermediniz’ diyeceğiz.”
Sevgili Muhsin YAZICIOĞLU'na Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır ve metanet diliyorum... -
MUHSİN YAZICIOĞLU - ÜŞÜYORUM ŞİİRİ
Kahramanmaraş'ta dağlık bir bölgede kendisiyle birlikte 6 kişiyle kaza geçiren Yazıcıoğlu, "Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır, Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum." dizeleriyle şiirine başlıyor. Yazıcıoğlu'nun şiiri, "Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim, Güneşimi kapatmayın, Beton çok soğuk, üşüyorum." dizeleriyle bitiyor.
İşte Yazıcıoğlu'nun Mamak Cezaevi'ndeyken yazdığı ve okuduğu 'Üşüyorum' şiiri
Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..
(Muhsin YAZICIOĞLU)