<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="FeedCreator 1.7.2" -->
<rss version="2.0"  xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >
    <channel>
        <title>hüseyin blogu</title>
        <description>hüseyin blogu</description>
        <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog</link>
        <lastBuildDate>Fri, 27 Nov 2009 12:27:43 UT</lastBuildDate>
        <generator>FeedCreator 1.7.2</generator>
        <image>
            <url>http://tr.netlogstatic.com/p/tt/029/805/29805036.jpg</url>
            <title>furganhuseyn</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn</link>
            <description>furganhuseyn</description>
        </image>
        <item>
            <title>AHİRETİ HİÇ DÜŞÜNEN YOK MU?</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=4300960</link>
            <description>Herkes menfaat, çıkar peşinde&lt;br /&gt;Paraya tapar oldu çocuk beşinde&lt;br /&gt;Genç ihtiyar herkes para peşinde&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para için ana baba keserler&lt;br /&gt;Yaşlıların yollarını keserler&lt;br /&gt;Düşkün olanları ezip geçerler&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menfaati olmasa sana selam vermez&lt;br /&gt;işi düşmedikce asla telofon etmez&lt;br /&gt;Çıkarı olmadıkca günahını vermez&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeş kardeşin zorla malını alır&lt;br /&gt;Mirasın tamamını kendine alır&lt;br /&gt;Bu dünya sanki ona kalacak sanır&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetimin hakkını hiç düşünmez yer&lt;br /&gt;Görmezki ağlar gökyüzü ve yer&lt;br /&gt;Bilmezki durmadan irin ve ateş yer&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akrabalık bağları tamamen bitti&lt;br /&gt;Evlat ana babayı defterden sildi&lt;br /&gt;Küçüğün büyüğe saygısı gitti&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani nerde o eski arkadaşlık&lt;br /&gt;Hep birlikte sarmaş dolaştık&lt;br /&gt;Ardaşlık bitti mala bulaştık&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta olsan kimse kapını açmaz&lt;br /&gt;Evlatların bile sana hiç bakmaz&lt;br /&gt;Bir yudum suyu verenin olmaz&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlatlar telefonu elden hiç düşürmezler&lt;br /&gt;Ana babaya bir alo bile demezler&lt;br /&gt;Lokantada yerler onlara bir lokma yedirmezler&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşkünü, fakire yardım eden yok&lt;br /&gt;Ölsen şuracıkta dönüp bakan yok&lt;br /&gt;Merhamet kalmamış kalpte iman yok&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey insan unutma bu dünya fani&lt;br /&gt;Dünyaya hükmeden zenginler hani&lt;br /&gt;Aldanma şu dünyaya fakiri tanı&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmedinmi depremde zengin fakir oldu&lt;br /&gt;Bütün malı mülkü yerle bir oldu&lt;br /&gt;Hani çok zengindi şimdi ne oldu&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyle bana para kime mutluluk vermiş&lt;br /&gt;Hangi zengine gerçekten bir huzur vermiş&lt;br /&gt;Söylesinler bakalım kim muradına ermiş&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya aldanma gafil ölüm var ölüm&lt;br /&gt;Kurtarmaz seni tarlan olsada bin dönüm&lt;br /&gt;Bırakın şu parayı artık Allaha dönün&lt;br /&gt;Ahireti hiç düşünen yokmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrfan bırak başkalarını sen kendine dön&lt;br /&gt;Unutmaki senide bekliyor bir son&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birgün budünya gül bahçesine dönecek-furganhuseyn</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2009 10:24:30 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>[b]Bakkal amca, bir din ver [/b]</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=4300951</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/029/809/29809413.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde hem komedi, hem de birazcık dram.&lt;br /&gt;Öyle bir din olsun ki; bizi fazla sıkmasın, &lt;br /&gt;Her yerde 'ahlâk' diye , karşımıza çıkmasın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan'da otuz gün, vücut girsin bakıma,&lt;br /&gt;Ama bayram gelince, karışmasın rakıma(!)&lt;br /&gt;Bırakalım insanlar, her tür haltı yesinler,&lt;br /&gt;''Ne yani.. Biz müslüman değil miyiz?'' desinler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir din ver ki; içinde, birazcık kahve falı,&lt;br /&gt;Ve üstünde bir kaşık, sosyetik mevlid balı,&lt;br /&gt;Arasında bir dilim, Kaşar Yaşar olmalı,&lt;br /&gt;Böylece kalplerimiz, hidâyetle (!) dolmalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şu kurbanlıklar, sorun çıkardı biraz,&lt;br /&gt;Neden dersen bütçemiz, bu sene hepten ayaz.&lt;br /&gt;Eğer fetvâ verirse, şu senin 'Süper Beyaz' ,&lt;br /&gt;Belki biz de keseriz, ya bir tavuk, ya bir kaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakkal amca bir din ver; zorda 'Allah' diyelim,&lt;br /&gt;Açılınca kapılar, 'Haydi Y' diyelim.&lt;br /&gt;Âlimler ehli cümbüş, fetvâlarda varyasyon,&lt;br /&gt;Biraz Budist felsefe, biraz reenkarnasyon...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir din ki; insanları, hayallere daldırsın,&lt;br /&gt;Tüm cinsel yasakları, yürürlükten kaldırsın.&lt;br /&gt;Eroslar, Afroditler, sokaklarda çıldırsın,&lt;br /&gt;Ve bu çılgın tanrılar, şeytanları yıldırsın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılsın sahillerde, beş yıldızlı mâbedler,&lt;br /&gt;Diskolarda, ruflarda, yapılsın ibadetler...&lt;br /&gt;Bir din ver ki; her akşam, sofraları kuralım,&lt;br /&gt;Kadehleri duayla, birbirine vuralım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlak mahlak üstüne, biraz kafa yoralım(!)&lt;br /&gt;Memleketin şu hali, ne olacak soralım.&lt;br /&gt;İlerleyen saatte, dansöz çıksın masaya,&lt;br /&gt;Allah rızası(!) için, pamuk eller kasaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar yardımsever, olduğumuz görülsün,&lt;br /&gt;Ellerimiz dansöze, merhametle sürülsün.&lt;br /&gt;Cinsiyetler arası, ortak pazar kurulsun,&lt;br /&gt;Böylece irticaya, büyük darbe vurulsun...&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Bakkal amca, bir din ver; açık olsun tâvize,&lt;br /&gt;Rahatlatsın bizleri, tatlı baksın fâize.&lt;br /&gt;Madem ki fâiz dedik, hazır girdik damardan,&lt;br /&gt;Bir din ver ki; bizleri, men etmesin kumardan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piyangolar, totolar, birer hayır kurumu,&lt;br /&gt;Bazı yobaz kafalar, görsünler bu durumu,&lt;br /&gt;Gece gündüz borsada, hayal kursun alıklar,&lt;br /&gt;Yesinler küçükleri, bazı büyük balıklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir din ver ki; bıraksın, şu rüşvetin peşini,&lt;br /&gt;Âmir, memur, sekreter, herkes bilsin işini.&lt;br /&gt;Bu bilimsel metodla, çözersek biz bu işi,&lt;br /&gt;Korkarım kalmayacak, zekât verecek kişi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lûgatlerden silinsin, artık şeref, şahsiyet,&lt;br /&gt;Dalgalı kura geçsin, edep, hayâ, haysiyet.&lt;br /&gt;Körler ile sağırlar, koltukları kapsınlar,&lt;br /&gt;Ellerinde yağdanlık, birbirine tapsınlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakkal amca, bir din ver; kaşlarını çatmasın,&lt;br /&gt;Kubbesi, minaresi, aman derim batmasın,&lt;br /&gt;Temizlensin camiler, tabut mabut kalmasın,&lt;br /&gt;Bundan sonra Azrail, kapımızı çalmasın(!)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlarım ! Sanmayın ki; taş devrinden gelirim,&lt;br /&gt;Bakkaldan din istenmez, bunu ben de bilirim.&lt;br /&gt;İstedim ki; bu şaka, sizi biraz güldürsün,&lt;br /&gt;Güldürürken, biraz da, gerçeği düşündürsün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birgün budünya gül bahçesine dönecek-furganhuseyn</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2009 10:18:48 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ALLAH CELLE CELALUHU TERK ETMİYOR</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=4300940</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/031/060/31060921.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;Allah c.c. Terk Etmiyor!..&lt;br /&gt;Bismillah : Diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi.&lt;br /&gt;Yıkık, perişansınız. Kimse ile görüşmek istemiyorsunuz. Çoğunluk size küsmüş gibi. Yalnızsınız.&lt;br /&gt;Herkes benden uzak, herkes bana kırgın düşüncesi içinde çöküntü yaşıyorsunuz.&lt;br /&gt;Yalnızlığınızın karanlık mağarasına şu ayet bir güneş gibi doğuyor:&lt;br /&gt;&amp;quot;Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı&amp;quot;(Duha-3)&lt;br /&gt;Kim kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin.&lt;br /&gt;Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya, ne gam! .. Bu ne büyük ferahlık değil&lt;br /&gt;mi? ..&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor. Sanki bu sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi. İşte o an ayet yetişiyor&lt;br /&gt;imdada:&lt;br /&gt;&amp;quot;Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var! Zorluğun yanında bir kolaylık muhakkak var! &amp;quot; (İnşirah-5/6)&lt;br /&gt;Garantiyi veren ! .. Hem de ne garanti, her zorlukla beraber bir de kolaylık geleceği &amp;quot;mutlaka&amp;quot; ifadesi ile pekiştirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor.&lt;br /&gt;Ayet; kolaylığın zorluk içinde saklı olduğunu, çözümün sorunda gizli&lt;br /&gt;olduğunu da fısıldıyor. Bu manayı duymuş olan Niyazi Mısri(k.s) şöyle demiş:&lt;br /&gt;&amp;quot;Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Maddi sıkıntınız hat safhada. Yoksul düştüğünüzü hissediyorsunuz. İflas&lt;br /&gt;ettiniz..&lt;br /&gt;Sıfırı tükettiniz yani. Nasıl ayağa kalkarım düşüncesi içinde boğulurken&lt;br /&gt;ayet size yeni bir ümit veriyor: &amp;quot;Eğer yoksulluktan korkarsanız, dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz hakkıyla bilendir, hüküm&lt;br /&gt;ve hikmet sahibidir.&amp;quot; (Tevbe-28 )&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Bir yakınınız ölümcül hastalıkla yatağa düştü. Doktorlar fazlaca ümit vermiyorlar.&lt;br /&gt;Çoğu kere Onu nasıl teselli edeceğinizi dahi bilemiyorsunuz. Gerçek ortada iken moral vermeye çalışmak sanki sahte davranmak gibi geliyor size. Ciddi bir delil olmalı ki hastanıza siz de inanarak moral verebilesiniz. Eyyub Nebi var Kur'an'da... Hastalıkların, dertlerin en ağırına müptela olmuş ama sıhhate kavuşmuş. Onun hali size dayanak oluyor: Kulumuz Eyyub u da an, o zaman Rabbine şöyle nida etmişti: &amp;quot;Bak bana, meşekkat ve acı ile şeytan dokundu! Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, temiz akıllılar için bir ibret olsun. (Sa'd-41/43)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Ama yine de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize. Bir tutamak arıyorsunuz. Ayet el veriyor size: &amp;quot;Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz bir şeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara-216)&lt;br /&gt;......... Rabbimiz , Rasülümüz Muhammed(s.a.v) ,&lt;br /&gt;Kitabımız Kur'an, Yolumuz Sırat-ı Müstakim! .. Bizden bahtiyarı yok dünyada! .. Her ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın zafer ve başarı bizim. Bunu da kafadan söylemiyoruz, Kur'an konuşuyor:Vel Akıbetü lil Müttakin(Kasas-83):Akıbet(hayırlı son, güzel sonuç) Müttakiler (takvayı kuşananlar, korunanlar, inanca sarılanlar) içindir! .. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Benim gibi gunahkarlar ne cok celiski yasıyorlar) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birgün budünya gül bahçesine dönecek-furganhuseyn</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2009 10:12:51 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>SAHTE IŞIKLARI SÖNDÜRDÜM DE GELDİM RABBİM</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=4300192</link>
            <description>ben sahte uzaklıkların sürgünü &lt;br /&gt;ben eğreti vuslatların esiri &lt;br /&gt;ben yalan yolların yolcusu &lt;br /&gt;ve ben sönmüş ışıkların yansıması... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçekle Rabbime sesleniyorum... &lt;br /&gt;Tüm kaybedişlerimin nedeni &lt;br /&gt;Seni aramadığım içindi &lt;br /&gt;Her boşluğa düşüşüm &lt;br /&gt;Senin ellerimden tutacağını düşünemeyişimdendi... &lt;br /&gt;Ve Rabbim her düşüşlerimde &lt;br /&gt;Kanayan yaralarım için isyan edişlerim &lt;br /&gt;Hep bu nedenleydi... &lt;br /&gt;Açtığım ellerime dökülen dualarda &lt;br /&gt;Hep kendim , hep ben vardım... &lt;br /&gt;Yine bencillik ettim biliyorum &lt;br /&gt;Oysa ki... &lt;br /&gt;Avuçlarıma dökülen göz yaşlarım... &lt;br /&gt;Ve sana olan özlemlerim olmalıydı... &lt;br /&gt;Sana olan sevdam olmalıydı &lt;br /&gt;Avuçlarımı dua dua kuşatan... &lt;br /&gt;Bütün sürgünler sana &lt;br /&gt;Bütün hasretler sana &lt;br /&gt;Ve bütün vuslatlar sana olmalıydı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işte Rabbim kapındayım &lt;br /&gt;Affet beni... &lt;br /&gt;Yağdırdığın rahmet yağmurundan &lt;br /&gt;Sağnak sağnak nasiplenirken &lt;br /&gt;Ben kendimi kupkuru çöllerde gördüm &lt;br /&gt;Nasılda kördüm... &lt;br /&gt;Nasılda kördüğümdüm... &lt;br /&gt;Aklım kafi gelirken gerçekleri anlamaya &lt;br /&gt;Akledemedim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Rabbim bu aciz kul... &lt;br /&gt;Gerçekleri göremediği için kör geldi sana... &lt;br /&gt;Sözlerine kulak veremediği için sağır geldi sana... &lt;br /&gt;Seni layıkıyla anmadığı için dilsiz geldi sana... &lt;br /&gt;Her vakit açmadığı için elsiz geldi sana... &lt;br /&gt;Çağrına koşarak gitmediği için ayaksız geldi sana... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Rabbim... &lt;br /&gt;Bütün sahte ışıkları söndürüp geldi sana... &lt;br /&gt;Nurunla aydınlanmaya geldi... &lt;br /&gt;Sana geldim... &lt;br /&gt;...RABBİM... &lt;br /&gt;Sana geldim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birgün bu dünya gül bahçesine dönecek-furganhuseyn</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2009 09:53:19 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>KAPINI ÇALIYORUM YA RABBİ</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=4300076</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/029/864/29864146.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;Bu yollar, bu kaldırımlar .. &lt;br /&gt;Bu deniz, bu dalgalar .. &lt;br /&gt;Bu gemiler, vapurlar .. &lt;br /&gt;Hiç biri boşuna değil ! &lt;br /&gt;Bu kalabalıklar, &lt;br /&gt;Bu insan ! kümeleri, &lt;br /&gt;Bu yığınlar ! &lt;br /&gt;Yığınaklar ! &lt;br /&gt;Kuru ağaçlar ! &lt;br /&gt;Çorak topraklar ! &lt;br /&gt;İmanlı görünen imansızlar !!! &lt;br /&gt;Hiç biri boşuna değil ! &lt;br /&gt;Biri cennetlere, &lt;br /&gt;Biri cehennemlere sebep: &lt;br /&gt;BEN NEREDEYİM NEYE SEBEBİM ?.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler oluyorla başlıyor, &lt;br /&gt;Ve verimsiz hasatla harmanlanıyor sorularım. &lt;br /&gt;Cevaplar arıyorum ! &lt;br /&gt;Bulamıyorum ! &lt;br /&gt;Hayata dair güzel şeyler kaybolmuş, &lt;br /&gt;Yoksa benmi zivanadan çıkmış yerlerdeyim, &lt;br /&gt;Bilemiyorum ! &lt;br /&gt;Burada kelimeler anlamlarını yitirmiş, &lt;br /&gt;Beyinler erimiş .. &lt;br /&gt;Ya Rabbi ! Kıyamet mi yaklaştı ? &lt;br /&gt;Kadim kitaplarda yazılanlar bir bir çıkıyor &lt;br /&gt;En sona ramak kaldı &lt;br /&gt;Ya Esfeli safiline / aşağıların en aşağısına &lt;br /&gt;Ya da !!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman ! &lt;br /&gt;Ah bu zaman ! &lt;br /&gt;Bu zaman şüphesiz ahir zaman ! &lt;br /&gt;Kıyamete çeyrek kalmışken neden düzelmiyoruz ?! &lt;br /&gt;DÜZELEMİYORUZ !?! &lt;br /&gt;Sözler neden ismet tarlalarına giremiyor ? &lt;br /&gt;Gözler neden iffet çeşmesinden su içmiyor ? &lt;br /&gt;Yoksa ölümü öldürdük mü ? &lt;br /&gt;Hani dönüşler O’ naydı ? &lt;br /&gt;Hani galu Bela’ daki söz ? &lt;br /&gt;Hani “Eseltu bi rabbikum” a “Bela” demiştik ? &lt;br /&gt;Ya Rabbi ! Biz zalimlerden olduk ! &lt;br /&gt;“Lailahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalimin” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede o Kur’an-ı Hakim ? &lt;br /&gt;Hangi duvara çakılmış çivide !? &lt;br /&gt;Hangi anneannenin cehizliğinde !? &lt;br /&gt;Nerede hadis kitapları ? &lt;br /&gt;Sahih-i Müslim ? &lt;br /&gt;Kedilerin Babası Hz Ebu Hureyre’ den nakledilen hadisler nerde ? &lt;br /&gt;Nerde Sünneti Seniyye ? &lt;br /&gt;Ya Rabbi ! Yok mu bir çare ? &lt;br /&gt;Yok mu bir çıkar yol ? &lt;br /&gt;Çıkmaz sokaktan çıkmak için ne yapmalı ? &lt;br /&gt;Bu dünya isteğinden, &lt;br /&gt;İhanetlerden, &lt;br /&gt;Maskelerden, &lt;br /&gt;Düzenbaz dillerden nasıl kurtulmalı ?... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru yumağı beynimde harç olurken, &lt;br /&gt;Bir tokat düşüyor enseme &lt;br /&gt;Kamer Suresi’ nin 17. ayeti doluyor gözlerime &lt;br /&gt;Zira Rabb’ı Rahim o ayette ; &lt;br /&gt;“Kuşkusuz biz Kur’an-ı da öğüt için kolaylaştırdık. &lt;br /&gt;Öğüt alan var mı ?” diyor. &lt;br /&gt;Kella diyorum acziyetimle ! &lt;br /&gt;Ve ağlamaya başlıyorum ! &lt;br /&gt;Ilık ılık göz yaşlarım dudaklarımı ıslatıp, &lt;br /&gt;Ağzıma düşüyor .. &lt;br /&gt;Çaresizliğin girdabında değilim ! &lt;br /&gt;Cehaletin mengenesine atmışım kendimi ! &lt;br /&gt;İntiharlığı seçmişim dünyalık için, &lt;br /&gt;Ahiretim için intihar etmişim. &lt;br /&gt;Oysa Üstad’ın ; &lt;br /&gt;“Tel tel ve iplik iplik dikselerde ağzımı; &lt;br /&gt;Tek ses duysalar, (ALLAH) … Yoklayanlar nabzımı.” &lt;br /&gt;Şiirini okumuş ve yönümü çizmiştim &lt;br /&gt;Önce “Estağfirullahel azim ve etubu ileyh” diyecektim &lt;br /&gt;“LailaheillALLAH” la devam edecektim. &lt;br /&gt;Sonra “ALLAHumme salli ala seyyidina MUHAMMED” &lt;br /&gt;Ve cennete her tesbihimde ağaç olacak olan; &lt;br /&gt;“SubhanALLAHi velhamdulillahi vela ilahe illALLAHu vellahu ekber &lt;br /&gt;vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim” i söyleyecektim &lt;br /&gt;İşte yeniden şahlanıyor imanım. &lt;br /&gt;Son defa tevbe için açıyorum ellerimi : &lt;br /&gt;Ya Rabbi ! Tüm günahkarlığımla ve acziyetimle yeniden kapını çaldım. &lt;br /&gt;Anladım ki Sen’ den başka gidecek yerim yok ! &lt;br /&gt;Anladım ki Sen’ den başka beni affedecek yok ! &lt;br /&gt;Okudum ki Sen affeden ve affetmeyi sevensin ! &lt;br /&gt;Okudum ki Sen üzerine rahmeti yazmışsın ! &lt;br /&gt;Okudum ki Sen’ i sevenleri Sen de seversin ! &lt;br /&gt;En Sevgili Sen’ i bilip kapına geldim ! &lt;br /&gt;Şüphesiz ki rahmetini diliyor, umud ediyorum &lt;br /&gt;Bana gazap edersen de şüphesiz ki ben fazlasıyla hakkettim. &lt;br /&gt;Bu günahkar kulunu affet Ya Rabbi !! Amin, amin, amin .. &lt;br /&gt;Elhamdulillahirrabbilalemin &lt;br /&gt;Vesselatu vesselamu ala rasulina MUHAMMEDin ve ala alihi &lt;br /&gt;Ve sahbihi ecmain …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birgün budünya gül bahçesine dönecek-furganhuseyn</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2009 09:30:07 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ÜZÜLME</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=4300069</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/031/060/31060419.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;textAlign textAlignCenter&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;textAlign textAlignCenter&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..cünkü hüzün düsmani sevindirir..dostunu üzer..haset edenin diline düsürür.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..cünkü hüzün kaybolani geri getirmez..ölüyü diriltmez..kaderi degistirmez..hic bir fayde getirmez.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..cünkü hüzün sinirleri yipratir..kalbini yorar..gecelerini mahfeder.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..eger günah islediysen tövbe et..istigfarda bulun..yanlis yaptiysan düzelt...O`nun rahmeti sonsuz..kapisi hep aciktir.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..kaybettigin seyler icin üzülme, cünkü daha pek cok nimetlere sahipsin..Allah`in sana bahsettigi diger nimetleri düsün ve sükret..Allah Teala &amp;quot;Allah`in nimetlerini saymaya kalksaniz buna güc yetiremezsiniz&amp;quot; buyurmuyor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..Ehl-i batilin sözlerinden dolayi üzülme..onlarin tenkitlerine sabrettigin sürece mükafatlandiracagini unutma.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..insanlara ihsanda bulundugun sürece üzülme..cünkü mutlulugun yolu insanlara ihsanda bulunmaktan gecer... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..cünkü iyiligin mükafati on mislinden yedi yüz misline , kötülügün karsiligi sadece mislince.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..dünya ne secim, ne gecim dünyasidir; dünya..bugün var yarin yok..imtihan dünyasidir... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..Hakk`in rizasina uygun düsen bela, kulun sevgisini arttirir.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..altin ates ile..iyi kul da bela ve musibet ile tecrübe edilir (Hz. Ali r.a) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..insanlar baslarina gelen bela ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kiyas etselerdi, süphesiz belalarin bazisini afiyet kabul edelerdi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..karsi karsiya kalabilecegin muhtemel bir musibet icin en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor...sonra bu muhtemel sonuca kendini alistir..ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun ...&amp;quot;Allah bize yeter..o ne güzel vekildir&amp;quot; ayetini tedebbür ederek bu hali sakin bir sekilde iyimser bir tabloya dönüstürmeye bak.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..sunu unutma..yasadigin günün sinirlari icinde yasamazsan..sIkintilarin ve kaygilarin artacak demektir... biraz daha acarsak : sabaha ciktiktan sonra artik aksami bekleme..aksama kavusunca da sabahi bekleme..ne maziye takil kal..ne de gelecek kaygisi icinde ol..yani ani yasa.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme..Inne maal usri yüsran..her zorlukla birlikte kolaylik vardir..yani kolaylik zorlugun icinde saklidir!..bir baska ifade ile: kolaylik zorluk zannetigimiz seyin ta kendisidir.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birgün budünya gül bahçesine dönecek-furganhuseyn&lt;/span&gt;</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2009 09:27:14 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>SEVDA SANA HASRET SANA VUSLAT SANA SEVGİLİ</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=4300062</link>
            <description>Sevda Sana Hasret Sana Vuslat Sana Sevgili&lt;br /&gt;&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/029/864/29864011.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;Günaydınım.. Günümü aydın edenim.. &lt;br /&gt;Gözlerimi açınca Sen varsın yanı başımda &lt;br /&gt;Seninle uyanmak ne güzel.. karanlıklardan.. &lt;br /&gt;Yüzümde şükre vesile bir tebessüm olur, &lt;br /&gt;Seninle başlayan her günün sabahında &lt;br /&gt;Yüreğimi teslim ettiğim.. yüreğimin sahibi.. &lt;br /&gt;Kalbimi Senden başkasına bırakmadın bu sabah ta.. &lt;br /&gt;Kalbim Seninle dolu yine &lt;br /&gt;Adın yüreğimde uyanmak ve adın ile inşirah bulmak &lt;br /&gt;Beni hayata bağlayan Senin Sevdan.. &lt;br /&gt;Bana hayatı veren Sensin..Hayatım Senin.. &lt;br /&gt;Her zerre gibi bende Seninim.. &lt;br /&gt;Kalbim Seni anar.. andıkça Sevdan ile yanar.. &lt;br /&gt;Sen ol demeseydin olmazdım &lt;br /&gt;Varettin varlığına aşikar eyledin &lt;br /&gt;Sebeb-i varlığımı emir buyurduğun nimetlerle güzelleştirdin &lt;br /&gt;Sen ki kulluğa layık gördün beni, emrin başım üstüne..! &lt;br /&gt;Sen ki gel dedin bana.. gelmem mi.. &lt;br /&gt;Sen ki lutfeyledin.. bilmem mi.. &lt;br /&gt;Ben ki misafirinim bu dünya da, sahiplenmekten çekinmem mi.. &lt;br /&gt;Sen ki beni önemseyen, kendine kul eyleyen, &lt;br /&gt;Sen ki yalvarışımı yakarışımı duymak isteyen Rabbul Alemin.. &lt;br /&gt;Ben ki lutfunla can bulan bir nefes, &lt;br /&gt;Ben ki aczim ile şükrümle el açan kulunum! &lt;br /&gt;Ellerim hep açık istemekte, &lt;br /&gt;Varlığımı rızanın yollarına kurban eyle..! &lt;br /&gt;Kalbim Seni anar.. &lt;br /&gt;Varedişinle var olan bedenimi tarifsiz bir huzur kaplar.. &lt;br /&gt;&amp;quot;Rüzgar esmeyince dal sallanmaz, Allah demeyince kalp uyanmazmış&amp;quot; &lt;br /&gt;Kalbim uyanır adını andıkça &lt;br /&gt;Anmayan kalbin hali ne olur zifiri karanlıklarda &lt;br /&gt;Seninle uyanır kalbler, &lt;br /&gt;seninle diri kalır bu bedenler.. &lt;br /&gt;Seninle kurtulur karanlıkların kuytusundan.. &lt;br /&gt;Anmazsam karanlık... &lt;br /&gt;Anmazsam Senden uzakta zülumdur dünya bana.. &lt;br /&gt;Karanlıkların kuytusunda bırakma Ya Rabbim.. &lt;br /&gt;Sensizlik zindanında mahkum etme bizleri.. &lt;br /&gt;Adını anmayan kalbi neyleyim.. &lt;br /&gt;Bu yürek emanet bu bedene, &lt;br /&gt;Senden gayrısını doldurursa içine, &lt;br /&gt;emaneti nasıl teslim edeyim.. &lt;br /&gt;Kalbimi Senin ile atmaya.. &lt;br /&gt;Seninle can bulup, &lt;br /&gt;Sana koşmaya aşikar eyle bedenimi.. &lt;br /&gt;Varlığımı rızanın yollarına kurban eyle.. &lt;br /&gt;Kalbime her daim adını andır.. &lt;br /&gt;her daim aşkın ile yandır Ya Rabbim..-------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/029/805/29805036.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birgün budünya gül bahçesine dönecek-furganhuseyn</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2009 09:23:50 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>AHİRETİ TERCİH EDEN KADINLAR</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=4300048</link>
            <description>Ahireti tercih eden büyük kadınlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nebîler Serveri'nin eşleri de birer beşerdi; her insanda bulunan bazı duygular onlarda da zaman zaman hükmünü icra ediyordu. Hane-i Saadet'te vahiyle besleniyor olmalarına rağmen, dünya nimetlerine karşı tabii alâka onların içlerinde de bir ölçüde canlılığını koruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi, o huzur atmosferinde, bugünkü evlerden yükselen şikâyet edalı sesler hiçbir zaman duyulmamıştı; fakat birkaç kere, onların da günde bir-iki öğün yemek yeme ve herkesin istifade ettiği kadar dünyadan istifade etme arzuları ve bu arzularını açığa vuran imaları olmuştu. Fakat Ufuk İnsan (aleyhissalâtü vesselam), zevcelerinin bu müracaatından hiç memnuniyet duymamış; bilakis, oldukça üzülmüş ve hoşnutsuzluğunu belirtmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine, Allah Teâlâ, Kutlu Nebî'ye eşlerini dünya nimetleri ile kendisi arasında dilediklerini seçmekte serbest bırakmasını emretmişti. Hikmetin Lisân-ı Fasîhi, önce Hazreti Aişe (radiyallahu anha) validemizle konuşmuş ve ona, &amp;quot;Sana bir şey söyleyeceğim, ama anne ve babana danışmadan acele ile karar vermeni istemiyorum!&amp;quot; demiş; sonra da, &amp;quot;Ey Peygamber, eşlerine de ki: Eğer dünya hayatını ve süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim ve sizi güzelce boşayayım! Yok, eğer Allah'ı, Resûlü'nü ve âhiret mülkünü isterseniz, haberiniz olsun ki Allah sizin gibi iyi hanımlara büyük mükâfat hazırlamıştır.&amp;quot; (Ahzab Sûresi, 33/28-29) mealindeki ilahî beyanı okumuştu. Hazreti Aişe, bu sözleri duyar duymaz hiç tereddüt etmeden, &amp;quot;Ya Resûlallah, anne ve babama Senin hakkında mı danışacağım; hayır, ben kesinlikle Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu tercih ediyorum!&amp;quot; demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında, o hanede İnsanlığın İftihar Tablosu'na eş olmak, pek çok sorumluluk isteyen büyük bir pâyeydi ve pek ağır mükellefiyetleri beraberinde getiriyordu. Bu itibarla da, o muallâ annelerimizin hepsi çok büyük kadınlardı. Mesela, onlar günde bir defa yiyecek bir lokma ya bulur ya da bulamazlardı. Hazreti Aişe'nin (radiyallahu anhâ) ifadesiyle, &amp;quot;Bazen bir ay geçerdi de, Âl-i Muhammed aleyhissalâtu vesselâm'ın hücrelerinin hiçbirinde ateş yanmazdı.&amp;quot; Hâne-i Saadet'in güzide fertleri sadece hurma ve su ile iktifa ederlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mü'minlerin anneleri, Rehber-i Ekmel'in yol göstericiliğiyle kullukta zirveye ulaşmış; kendilerini tamamen Allah'a adamış ve mâsivâdan bütün bütün sıyrılmışlardı. Belki, ruhlarındaki insanî duygular ve beşerî istekler topyekûn silinip gitmemişti; fakat onlar, nefsanîlikten arınmaları sayesinde o hislerin yönlerini de ahirete tevcih etmiş ve insaniyette kemal derecesine yükselmişlerdi.</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2009 09:17:45 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ALLAH'IN KULA İHSANI ŞİFA</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=4300043</link>
            <description>[photo]29863885[/photo]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Adem bir gun bakti ki  sag elinin bas parmaginda bir beyaz buyuyecek nokta  zahir olmus. Bu bana bir itab olmasin? dedi. Bu anda Cebrail indi. Hemen Cibril'e sordu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ya kardes Cebrail, ben ne gunah isledim ki bu bende hasil oldu? Buna bir ilac soyle. Benim bu yuzden hatirim bulanmistir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cebrail a.s: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hak teala buyuruyor ki bu bes kelimeyi desin, sifa ondadir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Subhanallah. Adem a.s. bunu dedi, o beyaz nokta hemen koluna geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2)Elhamdulillah dedi. O nokta kusagina, yani beline, geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3)La ilahe illallah, dedi. Dizine indi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4)Allahuekber, dedi. Ayaginin parmagina indi. Cebrail a.s.: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5)La havle vela kuvvete illa billahil aliyyul aziym. De dedi. o da dedi. O nokta tamamen zail (kayboldu) oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ya Adem, senden miras olsun bu bes kelime. Ne zaman sana ve evladina bir renc agri erisse, bu kelimeleri okuyunca sifa bula. Hasta olanlar bu kelimeleri okuyup, hasta olan yerlere ufureler, biiznillah hastaligi gecer.</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2009 09:15:11 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>RASULULLAH (S.A.V) 10 NASİHATİ</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=3475493</link>
            <description>RESULULLAH'IN 10 NASİHATI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) BESMELE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resûlullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular:&lt;br /&gt;- Besmelesiz baslanan her is, hicbir netice vermez.&lt;br /&gt;- Herhangi bir müskül ve güclüge rastlarsan Allah'in ismini an,&lt;br /&gt;Besmele cek: &amp;quot;Bismillâhirrahmanirrahim ve lâhavle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyilâzîm&amp;quot; cümlesini tekrarlar. ALLAH seni her musibetten ve belâdan kurtarir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) HAMD VE SÜKÜR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular:&lt;br /&gt;- &amp;quot;Elhamdü lillah= Allah'a hamdolsun&amp;quot; demek en büyük tessekkürdür. Bunu söylemeyen sükretmemis olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) SALAVÂTI SERIFE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular:&lt;br /&gt;- Isteklerin olmasini isteyen bana cokca salat ve selam göndersin. (Zorluklarin basarilmasi, rizkin bollugu ve istege ulasmak icin en iyi salat ve selamdir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) IMAN-IBADET &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular:&lt;br /&gt;- ALLAH ibadetsiz imani, imansiz ibadeti ve isi kabul etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) NAMAZ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular:&lt;br /&gt;- Namaz; küfür ile insanlik arasinda bir perdedir. Onu terkedenler küfre yaklasmis olurlar.&lt;br /&gt;- iman sahibi ile imansiz arasinda bir fark vardir'ki o da namazdir. Namazini terkeden bir iman sahibi digerinden farksiz olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6) KUR'AN OKUMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular:&lt;br /&gt;- Sizden birisi ALLAH ile konusmayi ve ona yakin olmayi seviyorsa, tam bir kalb süküneti icinde Kur'an okusun.&lt;br /&gt;- Ümmetimin en makbul ibadeti bakarak Kur'an okumaktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) IHLAS SÛRESI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular:&lt;br /&gt;- Bin kere &amp;quot;Ihlas&amp;quot; okuyan bir iman sahibi kendini cehennem atesinden kurtarmis olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-YÂSIN-I SERIF &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular:&lt;br /&gt;- Her gece &amp;quot;Yasin&amp;quot; okumaya devam eden bir kimse sehit olarak ölür.&lt;br /&gt;- Bir kimse ana ve babasinin yahut onlardan bir tanesinin cuma günü kabrini ziyaret edip &amp;quot;Yasin&amp;quot; okusa büyük günahlari affolunur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9) YATAGA YATARKEN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular:&lt;br /&gt;- Yataga yatarken önce &amp;quot;1 Fatiha&amp;quot; sonra &amp;quot;3 Ihlas&amp;quot; surelerini okuyan bir kimse uykusunda ölümden baska her musibetten korunmus olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10) GENCLER &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular:&lt;br /&gt;- ALLAH, genc tövbekarlari sever&lt;br /&gt;- Gencligini taat ve ibadet yolunda harcayanlari Hak Teala cok sever.&lt;br /&gt;- Gencliginde ibadet edenlerin; ihtiyarliginda ibadete baslayanlar üzerindeki üstünlügü; halka nazaran peygamberlerin üstünlügü derecesindedir.&lt;br /&gt;- Allah; genc yaslarinda ibadet edenleri meleklerine göstererek sevincini ilan eyler.&lt;br /&gt;- Cenab-ı Hakk'in indinde tövbekar genclerden sevgili bir sey yoktur.</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2009 19:23:53 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>UNUTTUKMU BİZ BU SÜNNETLERİ ?</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=3475484</link>
            <description>&lt;strong&gt; UNUTTUKMU BİZ BU SÜNNETLERİ&lt;img class=&quot;smiley&quot; src=&quot;http://v.netlogstatic.com/v4.00/2456//s/i/smilies/sad.gif&quot; alt=&quot;:)&quot; /&gt;  &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müsafeha etmek (iki müminin karşılaştıkları zaman toka yaparak salavat okumaları)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hutbenin arapça okunması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakalın dudaktan itibaren bir tutam olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması (oda,taksi,dükkanv.s. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namazları başı açık kılmamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdestte ayakları üç defa yıkamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pantolonu katlayıp koymak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pantolonu oturarak giymek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölen kimsenin kılmadığı namazlar için iskatın yapılması için vasiyet etmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstişare etmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakal ve bıyık bırakmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevreyi temizlemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyu üç yudumda ve oturarak içmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabeye dönerek başında besmele sonunda hamd ederek başı kapalı olarak içmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüye definden sonra telkin vermek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam nikahı kıymak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırnağını Cuma günü kesmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatarken sağ tarafına yatmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdestli yatmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğe tuz ile başlamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sofrada sirke bulundurmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uşur vermek (Farz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezanın yüksekte okunması (mikrofonsuz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah ve ikindi namazından sonra istiğfar okumak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün ölümü düşünmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlere sürme çekmek yatarken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salavat okumak (Ömründe bir defa okumak farz,İsmi duyunca vacip,her seferinde ismi duyulunca müstahap)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün tövbe etmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabirleri ziyaret etmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş doğduktan sonra bir miktar uyumak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolda başı öne eğik yürümek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misvak kullanmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma günü gusl abdesti almak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel koku sürünmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeği tek bir kaptan yemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeği üç parmakla yemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak (Askerde avcı oturuşu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekte güzel şeylerden bahsetmek (Yemekte konuşulmaz lafının aslı yoktur)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde iki öğün yemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevizi peynirle yemek (Şifadır) , Üzümle ekmek yemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm halinde su içirmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cenaze namazı için tesbih çekmeyi TERKETMEMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cenaze namazından sonra ayakta dua yapmamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabir üzerine su dökmek , Kabri balık sırtı yapmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cenaze evine yemek göndermek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabristana selam vermek (Essalamü aleyküm ya ehlel kubur)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksıranın Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah demesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek,Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Camide namaz bittikten sonra çıkarken el sıkışıp 3 kez sallayarak tokalaşmak (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Sabah Namazının Kılınış Babı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Namazda Ruküya giderken erkeğin sırtının düm düz olması, kadınınki düze yakın ama tam düz olmaması (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Namazın Sünnetleri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Camiye Girerken birileri varsa selam vermek yoksa Esselamu Aleyna ve Ala iba dilla hissalihiyn demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ezan okunurken durmak. Gidebiliyorsa camiye koşmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Duş aldıktan sonra çıkarken ayaklarını yıkamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İmanını sık sık tazelemek. -Bunun nasıl olduğunu sahabe-i kiram Efendimiz (s.a.v) 'e sorduklarında -La İlahe İllAllah diyerek buyurmuşlardır. (İmam Gazali -Mukafeşetük Kul&lt;img class=&quot;smiley&quot; src=&quot;http://v.netlogstatic.com/v4.00/2456//s/i/smilies/cool.gif&quot; alt=&quot;:)&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Allah Rasulü efendimiz her gece yatmadan evvel iki elini açarak birleştirir,İhlas,felak va nas surelerini okuyarak ellerinin içine üfler sonra başından ve yüzünden başlayarak üç defa elinin eriştiği kadarıyla bütün vücudunu sıvazlar ondan sonra yatardı.Hz Aişe validemiz efendimizin bunu her gece üç defa yaptığını rivayet etmektedir</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2009 19:19:53 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>bakın asrımızın yeni camilerine</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2769390</link>
            <description>Bakın asrımızın yeni camilerine;&lt;br /&gt;Ulu kubbe, yüksek minare, iyi çini!..&lt;br /&gt;Bu tür israfların bir hesabı yok mudur?&lt;br /&gt;Zira boş bıraktık, camilerin içini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avizeler Kristal, süslemelerse enfes,&lt;br /&gt;Camları rengarenk, halılar en halisi!&lt;br /&gt;Lüks camileriyle, hepsi övünür lakin;&lt;br /&gt;Elife mertek der, o semtin ahalisi… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabe konulmuş, görülen duvarlara,&lt;br /&gt;Yazar banisini, derneğini kuranı&lt;br /&gt;Acep kaç kişiye öğretmişler dersiniz?  &lt;br /&gt;Ruhuyla, aslıyla, anlamıyla Kur’anı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pencereler renkli kocaman ışıl ışıl,&lt;br /&gt;Hatları kabartma, çoğu da altın varak.&lt;br /&gt;Çocuklarımızı soğuttular camiden,&lt;br /&gt;Kimini korkutup, kiminiyse kovarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözümüz arıyor, yoksulu arayanı,&lt;br /&gt;Yetimin evine yiyecek götüreni;&lt;br /&gt;Zannediyor olduk, caminin tek işlevi,&lt;br /&gt;Arada sırada olan mevlit töreni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu mihrap, şu minber, mermer taştan oymalı,&lt;br /&gt;Konuşmuş ustalık, nakış desen desen;&lt;br /&gt;Ah edip çırpınır, cemaatin her biri,&lt;br /&gt;Ailende kim var, hangisi sağlam, desen!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk havalarda kalorifer ısıtır,&lt;br /&gt;Yazın sıcağında püfür püfür klimalı!&lt;br /&gt;Vücut azaları görevlere kilitli;&lt;br /&gt;Alnı yerde, beli eğik, aklı malı… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya yangın yeri, görevliler konuşmaz,&lt;br /&gt;Konuşsa da yazı yazar su üzerine;&lt;br /&gt;El oyması sanat şaheseri herbiri,&lt;br /&gt;Örümcek ağ yapmış, bak kürsü üzerine!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu kadar cami ki, hepsini insan yapmış,&lt;br /&gt;Bu kadar minare, üstü kat kat şerefe,&lt;br /&gt;Bu camilerden feyz alamazsa insanlar,&lt;br /&gt;Bilinmez ki, nasıl ulaşırlar şerefe?!.</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Tue, 04 Nov 2008 19:05:55 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>DİL YARASI</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2769339</link>
            <description> DİL YARASI KILIÇ YARASINDAN YAMANDIR &lt;br /&gt;Zararlı insanlar suç işlerler. Suç işleyince tutar hapishaneye atarlar. Suçlu kimseleri zarardan uzak tutmanın çaresidir bu. Dört duvar içine alacak, kapısını da iyi kilitleyeceksin. &lt;br /&gt;İşte bizim ağzımızda da böyle bir potansiyel suçlu vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilimiz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden Rabbimiz bu potansiyel suçluyu önce otuz iki dişi nöbetçi gibi dikip iki duvar içine hapsetmiş. Sonra dudaklarıyla kapatarak kapıyı da kilitlemiş. Ta ki muhtemel zararından sahibi korunsun, rastgele bir söz söyleyip de sahibini suçlu durumda bırakmasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilin bu kadar tehlikeli oluşundan dolayıdır ki, şair şöyle demiş: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Kılıçla açılan yaralar zamanla tedavi olur, fakat dilin açtığı yaraların tedavisi yoktur.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilin açtığı yaralar, bir ömür boyu dahi devam edebilir. Demek dil, kılıçtan daha zararlı ve tehlikeli yıkımlara sebep olabilmektedir. Hatta dilin böylesine tehlikeli oluşundan, böylesine büyük sonuçlar verişinden dolayıdır ki, bir İslâm büyüğü şöyle der: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Kul hakkı mı daha ağırdır, yoksa dille yıkılan kalp ve gönlü tamir etmek mi daha ağırdır?&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk bakışta kul hakkının daha ağır olması lazım. Çünkü kul hakkı şehitlerde bile affedilmiyor. Ama o İslâm büyüğü diyor ki: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Dilin meydana getirdiği zararın, kul hakkından daha büyük olduğunu ispat edebiliyorum.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;İspat et&amp;quot; diyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Şehit ahirete gitmiş, üzerinde kul hakkı var diyelim. Hayattaki bir mirasçısı o şehidin üzerindeki hakkı hak sahibine ödese böylece o şehitten kul hakkı kalkar. Ama bir adam birinin kalbini, gönlünü yıkmış, gıybetini yapmış, ahirete gitmiş. Artık o adamın hayattaki mirasçısı o adama para vermekle hakkını helal ettirmesi mümkün değildir. Çünkü kalbi kıran, dilini kullanan adam ahirettedir. Ahiretteki adamın dünyadakiyle helalleşmesi ancak gelip bizzat özür dilemesiyle mümkün olur&amp;quot; diyor ve aradaki farkı anlatıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada Peygamberimizin (a.s.m.) bir hadisini hatırlıyoruz. Peygamberimiz (a.s.m.) çok çarpıcı şekilde bu konuya dikkatimizi çekerken buyuruyor ki: &amp;quot;Siz bana iki şey hakkında teminat verin, ben de sizin Cennete gireceğiniz yolunda teminat vereyim.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Nedir o ya Resulallah?&amp;quot; diye soruyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Yukarınızla aşağınız&amp;quot; diyor Efendimiz. &amp;quot;Yukarınızla aşağınıza sahip olun, gerisine karışmayın. Ben de sizin Cennetteki makamınıza sahibim.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Ya Resulallah, yukarınızla aşağınızdan kasıt nedir?&amp;quot; &amp;quot;Diliniz ve tenasül organınız&amp;quot; diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de insan yukarısıyla aşağısına, diline ve tenasül uzvuna sahip olursa, o Efendimizin kefaleti altına girer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül ehli insanlar &amp;quot;Kâbeyi yıkarsan onun tamiri mümkündür, fakat bir gönlü yıkınca onun tamiri mümkün değildir&amp;quot; diyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi Efendimize geliyor, &amp;quot;Ya Resulallah, bana öyle bir şey haber ver ki, ben onu yapınca Cennete gideyim?&amp;quot; diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendimiz adamın hususiyetini bildiği için, diline işaret ediyor, ve &amp;quot;Buna sahip ol, gerisine karışma&amp;quot; diyor. Yani diline sahip ol, gerisine karışma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus'umuzun da bir sözü vardır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz ola kese savaşı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz ola bitüre başa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öz ola oğulu aşı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal ile yağ ide bir söz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ter temiz bir yemek önünüze koyarlar, yiyeceksiniz, yemeği önünüze koyan öyle bir cümle söyler ki, yemek zehir olur, yiyemezsiniz. Bir cümleyle yapılan yalancı şahitlikle bir adamın başını götürürsünüz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilin en büyük tehlikesi, bir apartmanda yaşayan komşular arasında cereyan etmektedir. Eskiden dilin tehlikesi bu kadar değildi. Çünkü herkesin evi ayrı, yolu sapaydı. Kendi yoluna, kendi müstakil evine gider, hayatını yaşar, komşularla sokakta tanışır, görüşür, birlikte olurdu. Şimdi ise içinde bulunduğumuz şartlardan dolayı, eskinin tek evinin oturduğu arsaya bugün yirmi-otuz tane daire yerleşmektedir. Sefer tası gibiyiz adeta. Üst üste, yan yana. Bir merdivenden yüz ailenin işlediği apartmanlar vardır. Ve sokakta beraberiz, merdivende beraberiz, apartmanda beraberiz, gece beraberiz, gündüz beraberiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek komşularla iç içe, yüz yüze, göz gözeyiz. Söyleyeceğimiz bir yanlış söz, sarfedeceğimiz bir kaba, sert, haşin laf, bir kalbi kırar, bize olan alakayı, muhabbeti yok eder. Bizim şahsımızda bir İslâmî mânâ, İslâmî bir mesaj varsa ona olan alakayı da yok eder. Bugünün insanları İslâmiyeti Müslümanlarda, onun tutumunda, tavrında öğreniyorlar. Müslümanın hali sevecense, toleranslı, müsamahalıysa o Müslümanın o güzel ahlakından dolayı ondaki İslâmiyete ilgi duyuyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Müslüman tanırım. Onu apartmanındaki komşular çok severler. Merak ettim, apartman komşularından sordum. Birinin bir tarifi var ki, çok hoşuma gitti. Demek İslâmiyeti yaşamayanlar, İslâmiyeti yaşayanların bütün hareketlerini kritik ediyorlar ve hoşa giden hallerinin tümünü zaptediyorlar. Ve o hallerinden dolayı İslâmiyete sempati duymaya başlıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komşularından biri o Müslümanı şöyle tarif ediyor: &amp;quot;Hocam, adam o kadar efendi, o kadar terbiyeli ve nezaketli ki, sabah namazı için kalkıyor, evinde ayak gürültüsü olmasın diye, tahmin ederim, parmaklarının ucuna basa basa yürüyor. Evinde abdestini alıyor, dışarı çıkarken daire kapısını çok yavaş örtüyor. Hatta anahtarı içine sokuyor, gürültü çıkmasın diye anahtarı çevirerek kapıyı kapatıyor. Merdivenden ayaklarının ucuna basarak iniyor. Dış kapıyı kapatırken de aynı şekilde hareket ediyor. Namaza giden insanın komşularını rahatsız etmesi, bir dereceye kadar normal karşılandığı halde, bu onu dahi düşünüyor. Böyle komşu bizim için iftihar vesilesidir.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek komşularımızla münasebette dikkatli olmamız, hele dilimizi çok hesaplı kullanmamız lazım. İmam-ı Azam Hazretleri yolda giderken, karşısında ipini koparmış bir boğanın hışımla geldiğini görür. Hemen yolundan sapar, karşı taraftan yürümeye başlar. Ham adamın birisi de İmam-ı Azamın bu halini görünce arkasından koşar, yaklaşır, &amp;quot;Ya İmam&amp;quot; der, &amp;quot;Bir öküzden korktun, değil mi? Ben senin bu kadar korkak olduğunu bilmiyordum.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi dilin kullanılışına bakın. İmam-ı Azam'ın kendisine doğru gelen ipini koparmış bir boğaya karşı aldığı tedbiri, o adam böyle korkaklıkla yorumluyor ve böyle ifade ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam-ı Azam da tebessüm eder: &amp;quot;Tabi korkarım,&amp;quot; der, &amp;quot;Çünkü benim kafamda akıl, onun kafasında boynuzu var.&amp;quot; Dilini kaba saba kullanan adam utanır mı bilmem? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de mesele dili kullanabilme meselesidir. Bugünün Müslümanları bir bakıma ne çekiyorlarsa dillerini kullanamamaktan çekiyorlar. Ne kazanıyorlarsa da dillerini iyi kullanmaktan kazanıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı dindarları görüyorum. Televizyonda, basında konuşmalarını dinliyorum, baştan sona tahrikçi ifadeler: &amp;quot;Şu kadar gençlik yetiştiriyoruz, şu kadar teşkilatımız var, geliyoruz!&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, dili tamamen zararlı şekilde kullanmaktır. Nereye geliyorsun, kimi tehdit ediyorsun? Şimdi siz böyle tehditkâr şekilde konuşursanız, o zaman sizin gelmenizi istemeyen hâkim zümrelere karşı bir mesaj vermiş olursunuz. &amp;quot;Bakın, biz geliyoruz, tehlike teşkil ettik, tedbir alın, yoksa sizi önümüzdeki günlerde tepe-taklak edeceğiz.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle demiş olursunuz. O adam da sizin gelmemeniz için ne kadar tedbir varsa hepsini alır. Bu tedbiri aldırmanız da kendi dilinizi yanlış şekilde kullanmanızdan meydana gelir. Size ibretli bir misal daha... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiftliğinde işçi çalıştıran bir ağa varmış, çalıştırdığı işçilerin diline çok dikkat ediyormuş. Efendice bir üsluba sahipseler, karşısındakine saygılı ve hürmetliyseler onu hemen işe alıyormuş, öbürlerini de hemen uzaklaştırıyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün çiftliğe iki tane arkadaş gelir, çalışmak için müracaat ederler. Ağa da bunların üslubunu, efendiliğini, dillerini nasıl kullandıklarım ölçmek ister. Bir ara arkadaşlardan biri dışarı çıkar. Ağa orada kalana sorar: &amp;quot;Bu arkadaşın nasıl birisidir. Nasıl tanırsın onu?&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşını nazardan düşürerek, kendisini oraya işçi olarak aldırmak için, &amp;quot;Efendim, eşeğin tekidir o!&amp;quot; der. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Ha anladım, başka birşeye hacet yok&amp;quot; demekle yetinirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra dışarıdaki arkadaş gelir, bu defa bu dışarı çıkınca gelene sorar: &amp;quot;Arkadaşın hakkında ne düşünürsün?&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da, &amp;quot;Efendim, öküzün tekidir o, anlayışsız birisidir&amp;quot; der. Ona da anladım demekle yetinir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra öbür arkadaş da gelir, ikisi yan yana otururlar. Ağa, &amp;quot;Siz burada oturun da ben sizin yemeğinizi hazırlatayım&amp;quot; der. Hemen gider, salona sofrayı kurdurtur. Sofrada iki tane tabak vardır, ikisinin de ağzı kapalı. &amp;quot;Buyurun&amp;quot; der. İki arkadaş otururlar, &amp;quot;Açın tabaklan bakalım&amp;quot; der. Birisi önündeki tabağın üzerini açar bakar ki, içinde saman var. Öbürüsü de açar bakar, onun içinde de arpa var. Şaşırırlar, ağaya bakarlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağa der ki: &amp;quot;Yok, hiç şaşırmanıza gerek yok. Biriniz dişarı çıkınca ben kalan arkadaşınıza sordum, o sizin hakkınızda 'Eşeğin tekidir' dedi. Madem ki arkadaşın öyle, eşek ne yer, arpa yer, senin önüne onu koydum. Sonra aynı soruyu arkadaşınıza sordum. O da, 'Öküz' dedi. Düşündüm, öküzün yiyeceği de samandır. Senin önüne de saman koydum. Eğer dedikleriniz doğruysa, biriniz eşeksiniz, biriniz de öküz, buyurun yiyin. Eğer doğru değilse, yalan söylediyseniz, demek beni kandırdınız, yalancısınız. Ben buraya yalancı işçi almam. Geriye kalır öküzle eşek ihtimali. Öküzle eşeğe de ihtiyacım yok. Çünkü onlar benim hayvanlarım arasında çoktur&amp;quot; der ve ikisini de kovar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dil meselesi her zaman özellikle günümüzde en büyük meselemizdir. Şair onun için demiştir ki: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Bana benden olur, her ne olursa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Başım rahat eder, dilim durursa.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendimiz (a.s.m.) ashabının çoğuna dilini iyi kullanmayı tavsiye etmiştir. Hatta Müslümanlığı tarif ederken, o tarifin içine dili kullanmayı da koymuştur. Buyurmuş ki: &amp;quot;Müslüman odur ki, çevresi onun hem elinden, hem de dilinden emin olur'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kendi iç dünyamıza dönüp düşünelim &amp;quot;Acaba komşularımız, çevremiz bizim elimizden ve dilimizden emin mi?&amp;quot;&lt;br /&gt;___________</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Tue, 04 Nov 2008 18:58:45 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>nüveyba</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2769324</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/033/966/33966615.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;NUVEYBA &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öfkemin hançerine su ver sen &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalkalım bir seher vakti Nuveyba &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işgaledilmiş topraklarımız üstüne &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güneş doğmadan önce &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her taşın dibine bir yıldız gömmüşler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu denizden hala kırbaç sesi gelir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atlıları en son ne zaman görmüştün Nuveyba &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nezaman öpmüştün ayağını Selahaddin’in &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kol kırılır yen içinde kalır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya baş koparsa Nuveyba &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gövde bir düşerse yere ya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kan tutar dağları, atom santrallerini &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeryüzünü ve umutları sel alır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geriye andın, aşkın ve adın kaldı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;andını çocuklar içti Nuveyba &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşkın yüreklere düştü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adın cellatların kirli elinde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filistin askısına dönüştü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kan akacak bu topraklarda kan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendileri benimkini &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demirden atları seninkini içecek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir can düşecek toprağa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabra &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir can kalkacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramallah’ta tarlalara çocuk ektik Nuveyba &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;taşlarıyla ebabiller dönüştü tomurcuğa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güz ekinidir bilirsin verirse Mevla &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreklerin buz kestiği bir mevsimin ardından &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her bir çiçek kesebilir çocuğa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sihirbazın çırağını hatırlarsın Nuveyba &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o hendekte hala tüter annelerin şarkısı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o gün bu gün hala utanır güneş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adın ateş, andın ateş, aşkın ateş... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa İSLAMOĞLU</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Tue, 04 Nov 2008 18:55:57 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>DUA !</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2769303</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/033/966/33966615.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;DUA,DUA,DUA &lt;br /&gt;HUZURUN DİLENDİĞİ,UMUDUN TÜKENMEDİĞİ&lt;br /&gt;ACININ PAYLAŞILDIĞI,HASTALIĞIN ANLATILDIĞI&lt;br /&gt;ÇARELER ARANDIĞI YERDİR BURASI.&lt;br /&gt;TEK YÜREK OLMANIN ADRESİ&lt;br /&gt;ONLAR YÜZLER BİNLERCE DUALARIN OKUNDUĞU&lt;br /&gt;MELEKLERİMİZİN BİTANE' OLDUĞU&lt;br /&gt;ABLASI KARDEŞİ ABİSİ İLE HERKESİN DOST OLDUĞU&lt;br /&gt;YERDİR BURASI.&lt;br /&gt;SEVENLERİN YANIK SESLERİ,ANNELERİN AĞLAYIŞLARI&lt;br /&gt;BABALARIN DUALARI,KARDEŞLERİN AMİNLERİ&lt;br /&gt;YAPTIĞI YERDİR BURASI .&lt;br /&gt;DUA DOSTLUĞU NEDİR BİLİRMİSİN ?&lt;br /&gt;DUA DOSTLUĞU YÜREKTİR .&lt;br /&gt;YÜREĞİN GÜZELLİĞİDİR.&lt;br /&gt;YÜREĞİN BERRAKLIĞIDIR.&lt;br /&gt;ÇIKARSIZDIR .&lt;br /&gt;MENFAAT ARAMAZ DUA DOSTLUĞU .&lt;br /&gt;SENDE UMUDUNUN TÜKENDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORSAN KOŞ DOSTUM KOŞ&lt;br /&gt;SANA BİR DUA EDEN OLSUN&lt;br /&gt;SEN BİRİNE DUA ET!&lt;br /&gt;BİLMEZSİN HANGİ KIRIK GÖNLÜN DUASIDIR KARANLIKLARI AYDINLATAN,&lt;br /&gt;SANA UMMADIK KAPILAR AÇAN&lt;br /&gt;BİLMEZSİN KİMİN İÇİN ETTİĞİN DUADIR ,SENİ BÖYLE AYAKTA TUTAN</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Tue, 04 Nov 2008 18:49:29 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>sizce ben domuz eti yemedim diyebilirmisiniz ! ???</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2769290</link>
            <description>EFENDİM,  MÜJDECİM, KURTARICIM, PEYGAMBERİM! SANA UYMAYAN ÖLÇÜ  HAYAT  OLSA TEPERİM     N.F.K&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADI SIMDI DE BILMEDIGINIZ YERDEN ET ALIN VE BILMEDIGINIZ YERDEN YEMEK YIYIN BAKALIM...' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziosmanpasa Hacimasli köyü domuz çiftligi'nin sulari ve kati atiklari 300 metre mesafedeki Sazlidere Baraji'na akiyor. Baraj on milyon kisinin su ihtiyacini karsiliyor. Çiftlikte 5 bin domuz var. &lt;br /&gt;Türkiye'deki domuz çiftliklerinde yillik 3 milyon kg. civarinda et üretiliyor. Bu rakam neredeyse kirmizi et üretiminin yarisi. Üretilen domuzlar otellere, yemek fabrikalarina ve marketlere 'kiyma' seklinde satiliyor. Domuz etini Salam, sosis olarak da piyasaya sürmek en sik kullanilan yöntem. &lt;br /&gt;Peki neden domuz? &lt;br /&gt;'Dinen yasak olmasina, Türk yemek kültürüne aykiri bulunmasina ragmen neden domuz cazip bir konu?' &lt;br /&gt;Çünkü domuz yetistiriciligi kârli bir is. Domuz üretken bir hayvan. Cinslerine ve yasina göre yilda bir, iki, bazen de üç kez ve her batinda 15-20'ye kadar varan yavru dünyaya getirebiliyor. Bir domuz yilda iki kez dogum yapsa, her batindan 10 yavru yasasa, 20 sene yasayan bir domuzun 400 yavrusu oluyor. Ve dahasi yeni dogmus bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar çikabiliyor. &lt;br /&gt;Normal Sartlarda evcil bir domuzun yüzde 30'u yag olarak ayrilabilmekte iken bu rakam bazen yüzde 50'yi bulabiliyor. Yani 150 kg'lik bir domuzdan 75 kiloluk yag elde edilebiliyor. Bu da dana yada koyuna göre tercih edilmesinde önemli bir etken. &lt;br /&gt;Beslenmesi kolay, cam disinda -les dahil- her seyi yiyebiliyor. Her domuz da ortalama 80-100 kiloya ulastigi zaman kesiliyor. Kaba bir hesapla sadece bu çiftlikten yilda yaklasik 1 milyon kg. et çikiyor. &lt;br /&gt;Bu etlerin hangi kanalla, nerelere satildigi meçhul. Diger çiftlikler de göz önüne alindiginda Türkiye'de yaklasik 3 milyon kg domuz etinin piyasaya degisik yollarla sürüldügü ortaya çikiyor. &lt;br /&gt;Türkiye'deki toplam kirmizi et tüketiminin de 6 milyon kg. oldugu göz önüne alinirsa tablonun vahameti daha da netlesiyor. Kilosu 1 ile 3.5 milyon lira arasinda satilan bu domuz etlerinin agirlikli olarak kiyma, sucuk, salam ve sosis olarak satildigi dile getiriliyor. Çiftlik çalisanlarindan Ismail Türk'ün verdigi bilgiye göre kesilen etler toplu olarak büyük otellere, yemek fabrikalarina kiyma ve sosis gibi ürünler olarak satiliyor. &lt;br /&gt;Bu ve benzeri çiftliklerden resmi olarak bes firma domuz satin aliyor: &lt;br /&gt;Çerkezo, Polonez, Nuta, Namet ve Sütte ... &lt;br /&gt;1. &lt;br /&gt;Çerkezo aldigi ürünleri Salam Sosis olarak piyasaya sürerken ayni zamanda Tesvikiye'deki Sarküterisinden de nihai tüketiciye ulasiyor. (ki bu firmanin bir de TADET adi altinda otellere ürün sattigi bir markasi daha bulunuyor... ) Ayni zamanda butik magazalarda ve ulusal zincir magazalarda satilan BONUS markali ürünlerin üreticisi de ÇERKEZO... &lt;br /&gt;2- Ayazaga'daki Çerkezo'nun hemen yaninda üretim yapan &lt;br /&gt;SÜTTE firmasi da salam, sosis ve jambonlarini markasiyla satiyor. Ancak bilinen bu firmalar ürünleri çesitli zamanlarda farkli isimlerde piyasaya sürüyor. Daha önce Sütte olarak piyasaya sürülen domuz mamulleri son dönemde PIGGY adiyla satiliyor. Üstelik ünlü Amerikan fast food zincirlerinden Little Caesar's Pizza tam 10 yili askin süreden beri et mamullerini SÜTTE firmasindan temin edip bizlere bir güzel yediriyor. &lt;br /&gt;3- &lt;br /&gt;POLONEZ 5 yil öncesine kadar resmi olarak domuz ürünleri imal edip MIGROS'larda açik açik ürünlerini satarken, son yillarda %100 dana etinden ürünler imal ettigini iddia ediyor. &lt;br /&gt;'Peki ya bunlari göz göre göre magazalarinda sattiran satin alma müdürleri aldiklari rüsvetin yani sira bu milletin vebalini aldiklarini da biliyorlar mi sizce?' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;POLONEZ'in ciddi anlamda piyasaya yayilmasindaki en büyük faktör MIGROS' tur . O dönem Migros'un et mamulleri satin almasinda olan (Su an oyuncak reyonunda satin almacilik yapan) Coskun bey'in büyük paralar karsiliginda POLONEZ'le isbirligi içerisinde oldugunu ve bizzat domuzlari bizlere yediren kisi oldugunu biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;Peki ya &lt;br /&gt;Migros'ta çalisan tüm tezgahtarlarin eksiksiz olarak her ay sonunda POLONEZ 'in sahibi MUSTAFA AKKAS beyden (veya satis müdürü sifati ile çalisan ALI ÖZYAVAS'tan) maaslarini ve primlerini (bizlere sattiklari et mamulleri üzerinden ) aldiklarini biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;Peki &lt;br /&gt;METRO GROS MARKETLER'in (Su anki degil bir önceki) satin almaciligini yapan kisinin Su an BAGDAT CADDESINDE bulunan Polonez - Barbekü restoranlari' nin sahibi oldugunu biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;Peki Izmir'in kalesi olarak görülen &lt;br /&gt;KiPA Marketler'in satin almaciligini yapan bayanin Polonez'in resmi hissedari oldugunu biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;PEKI AMERIKAN FAST FOOD ZINCIRI &lt;br /&gt;DOMINO'S PIZZA ve ALMAN EKOLÜ DR.OETKER PIZZALARIN IÇERISINDE POLONEZ ET MAMULLERININ KULLANILDIGINI BILIYOR MUYDUNUZ? &lt;br /&gt;PEKI &lt;br /&gt;GIMA MARKALI VE PIYASALARDA SATILAN OPI MARKALI ÜRÜNLERI POLONEZ'IN ÜRETTIGINI VE BUNUN KARSILIGINDA NE KADAR PARA YEDIRDIGINI BILIYOR MUSUNUZ? &lt;br /&gt;'Peki, sizce Türkiye'de domuz eti yemeyen insan kalmis midir?' &lt;br /&gt;4- &lt;br /&gt;NUTA öncelikle 7 TEPE markasi ile taninmakla beraber Güneydeki - Her sey dahil - tatil köylerinin bir numarali tedarikçisi, e tabi yabanci turistlerin yaninda yerli turistlerde güme gidiyor. Bu firmalar özellikle büyük alisveris merkezlerinde ayri bir stant açiyorlar. Ancak küçük Sarküterilerde karisik olarak duruyor ve birçok tüketici farkina varmadan domuz ürünlerini satin alabiliyor . Üstelik isin ilginç tarafi bu firma Simdi de firma tanitim cd si hazirlamis Carrefour gibi büyük hipermarketlerde ne kadar hijyenik üretim yaptigini anlatiyor. Ama 7 TEPE SOSIS hafta sonlari marketlerde KDV dahil 2.900 YTL ye satiliyor. &lt;br /&gt;Çünkü maalesef bu adamlar sosislerin içerisinde hayvan küspesi gibi lafini bile etmek istemedigimiz katkilar kullaniyorlar ... Domuz hammaddeli salam ve sosislerin kesiminin yapilip piyasa sürüldügü bir baska yer de &lt;br /&gt;NUTA'nin üretimini yapan kisinin islettigi Dolapdere'deki imalathane. (IDEAL markali salam sosis imalatçisi ) &lt;br /&gt;5- &lt;br /&gt;NAMET ünlü EMINÖNÜ HASIRCILAR ÇARSISININ IÇINDE yillardir taninan NAMLI PASTIRMACI'nin modern hali !!! Su an modern(!) üretim tesisleri BAYRAMPASA MEGACENTER (GIDA HALI) içinde derme çatma bir imalathaneden öteye geçemeyecek konumda olan ve üretim kapasiteleri aylik -günün 24 saati çalistiklarini düsünürseniz- 70 tonu geçemeyecek olan bu imalathanede NAMET ayda 270 ton et mamulü üretiyor ve satiyor.&lt;br /&gt;Bu aradaki 200 tonluk kapasite açigini ise ISTANBUL DISINDA ne id ügü belirsiz imalathanelerde, merdiven alti firmalarda üretim yaptirip üzerine ' %100 NAMET KALITESI' bastiktan sonra (üretim yeri olarak BAYRAMPASA'daki adreslerini gösteriyorlar) bizlere afiyetle yediriyorlar. &lt;br /&gt;Carrefour &lt;br /&gt;ve diger tüm zincir magazalarda POLONEZ'in uyguladigi benzer taktikleri uygulayan NAMET bugün kapasitesinin 3 kat üzerinde üretim yaparak gururla ülkemizi temsil ediyor. &lt;br /&gt;Peki, Cem Yilmaz'in dedigi gibi janjanli ambalaja sahip &lt;br /&gt;NAMLI pastirmalari' nin sahipleri olan Engin ve Esen Mepa kardeslerin ayni zamanda Çorlu'daki domuz çiftliklerinin yari hissesine sahip olduklarini da biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;2000 yilinda patlak vermis olan kaçak buffalo etlerinin de NAMLI pastirmalari' nin sahipleri olan Engin ve Esen Mepa kardesler tarafindan getirildigini hatt a Bayrampasa'daki imalathanelerinin gazetecilerin ve kameralarin gözü önünde basildigini, Engin Mepa'nin Show TV'ye, o dönemin 1 trilyon lirayi kendi elleriyle hediye ettigini, sonra da Milliyet, Hürriyet ve Sabah gazetelerine verdikleri dev ilanlarla tüm olanlari ve baskinlari yalanladiklarini biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;NAMLI &lt;br /&gt;Pastirmalarinin hem % 5 hissesine sahip olan, hem de imalat müdürlügünü yapan Muzaffer adindaki sahsin ayni dönemde kardesi ile Bagcilar semtinde açmis oldugu imalathanede at ve esek etinden yaptigi pastirmalari dilimleyerek zincir marketlere sattiklarini biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;2004 yilinda da Ugur Dündar ekibi tarafindan basilarak ekranlarda gösterildigini hatirlayabildiniz mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domuz konusunda herkes topu baskasina atiyor. Bu noktada tüketicinin yapmasi gereken seyi Çevre Saglik Il Müdürlügü Gida ve Çevre Kontrol Subesi &lt;br /&gt;Müdürü Irfan Yilmaz özetliyor; &lt;br /&gt;'- Piyasadaki etleri denetlemek mümkün olmuyor.' &lt;br /&gt;'Kisacasi ne yediginize dikkat edin. Çok emin olmadiginiz bilmediginiz markalarin ambalaj güzelligine kanmayin.' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer KIZILIRMAK &lt;br /&gt;TÜBITAK-SAGE Planlamalar ve Kalibrasyon Birim Amiri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'LÜTFEN TANIYIP TANIMADIĞIMIZ HERKESE YOLLAYALIM......'</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Tue, 04 Nov 2008 18:45:28 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>AŞK SECDESİ</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2458575</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/033/966/33966733.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;*Bir gül ekin,* &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ama bu sefer kalbinize ekin bu gülü.* &lt;br /&gt;*Bir sevda tutun,* &lt;br /&gt;*Ama bu sefer kalbinizde tutun sevdanızı.* &lt;br /&gt;*Bir hayal kurun,* &lt;br /&gt;*Mutluluk vadisinde, gül bahçesinde, sevgi şehrinde, insanlara huzur saçan, &lt;br /&gt;mutluluk yayan, insanlar ı n kalbinden hüznü alıp yerine sevdayı, sevgiyi, &lt;br /&gt;aşkı, Allah aşkı nı yerleştiren bir yerin hayalini kurun &lt;br /&gt;*Bunlar hayal ama mutluluk uzakta değil ki &lt;br /&gt;*Aşk, sevda uzakta de ğil ki &lt;br /&gt;*Kapatın kalbinizi madde âlemine, açın gönlünüzü mana âlemine, ç ı kın &lt;br /&gt;seyahate &lt;br /&gt;*Ama bu seyahat madden uzak, gül bahçesinde, sevda mahallesi, aşk soka ğı , &lt;br /&gt;*Namazgâh hanı, seccade döşeğinde gözyaşlarıyla ıslanan seccadenizin üstünde &lt;br /&gt;* &lt;br /&gt;*Ötelere adım atı n, Çırpın kanatlarınızı, uçun göklere, varın semalara, &lt;br /&gt;tanışın peygamberlerle, uzanın göklere yaklaşın cennete, girin Sidretül &lt;br /&gt;müntehaya, hani me'va cennetinin yanında, için orda gözyaşlarıyla &lt;br /&gt;doldurduğunuz mana sütünü, işte bakın sevgiliniz tam karşınızda, sizlerin &lt;br /&gt;selamını bekliyor mukabele etmek için. Şahitler de hazır sizlere tanıklık &lt;br /&gt;etmek için. * &lt;br /&gt;*Daha ne beklersiniz işte geldiniz kab-ı kavseyne hadi, şimdi işte alın &lt;br /&gt;seccadenizi, açın kalbinizi, dökün gözyaşlarınızı, varın sevgilinizin &lt;br /&gt;yanına, sevgilinize yalvarın, yakarın affınızı ve affımızı isteyin. &lt;br /&gt;Sevgililer naziktirler bir şey istendiği zaman geri çevirmezler. Hadi sunun &lt;br /&gt;dualarınızı, göz pınarlarınızdan ayrılan mana sütünün, mana âleminde ki &lt;br /&gt;yükseli şinizin yanı nda &lt;br /&gt;*Daha ne beklersiniz işte sevgili bizleri bekliyor &lt;br /&gt;*Evet, şimdi işte yalvar ıyorum ve yalvaracağım * &lt;br /&gt;*Ey benim sevgilim, Rabbim yalnız sana yalvarır ve yalnız senden dilenirim &lt;br /&gt;* &lt;br /&gt;*Şu mübarek günlerin ve sadece senin sevginden ötürü sana mana kasesini &lt;br /&gt;gözyaşlarıyla doldurmaya çalışan âşıklarının yüzsuyu hürmetine bizlere senin &lt;br /&gt;sevgini, senin a şkı nı tatmak ve bu tatla son nefesimize kadar ya şamak ve &lt;br /&gt;senin aşk ınla senin huzuruna varmak nasip eyle...</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 07 Sep 2008 19:13:08 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>GÖZ KALBİN ELÇİSİDİR</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2458428</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/030/319/30319332.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;In The Name of Allah, The Beneficent, The merciful&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. When there comes the help of Allah and victory,&lt;br /&gt;2. And you see people entering Allah's religion in multitudes,&lt;br /&gt;3. Then celebrate the praise of your Lord and seek His forgiveness, (for) surely He is Oft-returning (to mercy).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[1-3] Allah'ın yardımı ve zaferi gelip de insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖZ KALBİN ELÇİSİDİR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan nefsi,güzel şeylere bakmaya düşkündür.&lt;br /&gt;Göz kalbin elçisidir.O'nun tarafından vazifelendirilir.Güzel ve manzaralı bir şey bulmuşsa ,memnuniyet duyar.&lt;br /&gt;Fakat göz,çoğu defa kalbin başını belaya sokar.Zira öyle güzelleri haber verir ki ;ne hepsini elde etmeye, ne de ayrılıklarına tahammüle kalbin gücü yeter.&lt;br /&gt;Bakışlarını Allah'ın izni haricinde salıverenlerin hasretleri devamlı olur.Çünkü bakmak,sevgiyi netice verir.Ve kalp ,bir alakaya sahip olur.Sonra bu alaka kuvvetlenir;Vurgunluk derecesine varır ve kalbi kaplar.Göz,bakmaya devam ettikçe ,vurgunluk hali kalpten ayrılmayacak bir sevgi halini alır.&lt;br /&gt;ARTIK KALP ;KÖLE OLMUŞTUR VE LAYIK OLMAYANA KULLUK YAPMAYA BAŞLAR.&lt;br /&gt;Bütün bunlar,bakmanın cinayetleridir.Bir emir(sultan) iken ,şimdi bir esirdir o...&lt;br /&gt;Kalp,düştüğü haller için gözden dert yanar.Göz ise ''Ben senin memurundum,der;bana sevgi veren ,sen değil miydin ? ''&lt;br /&gt;Bütün bunlar,Allah'ın sevgi ve bağlılığından boş kalan kalplerin belasıdır.&lt;br /&gt;KALP ALLAH'I SEVMEK İÇİN YARATILMIŞTIR,&lt;br /&gt;BU YÜZDEN SEVGİLİSİ ''O '' DEĞİLSE ,KULLUĞU BAŞKASINADIR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ibni cezvi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoş geldin kalbimize sevgili pişmanlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenimizdeki çizik olmadan nasıl anlamıyorsak canımızın incinebilirliğini, pişmanlığın sızısı olmadan fark edemiyoruz içimizde saklı masumiyetin kırılganlığını.&lt;br /&gt;Sessizce akıp giden suyun önüne çıkan bir çağlayan yahut kaya gibi suçlarımız; vicdanımızın sessiz bekçiliğini hatırlatırlar bize, girdaplar, fırtınalar katarlar masum sandığımız hayatımıza. Kendimizi masum ve günahsız, hatasız ve kusursuz bildiğimizde kalınlaşıveren, kalınlaştıkça da ruhumuzu sağırlığa hapseden demir perdeyi yıkar günahlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokunulmazlığımız üzerine kurduğumuz sırça sarayın yıkılışını haber verir içimizde yükselen ah! lar. Gururun kalesinin yangına verilişine denk düşer hatamızın utancını kıpkızıl yüzümüze taşıdığımız anlar. Pişmanlığın o kekremsi tadı, o akrepsi sokulganlığı utançla tanıştırır bizi. Utançla tanıştığımızda da, utanabilen yanımızla, içimizde suskunca bekleyen vicdanımızla buluşuruz ilk defa. Film gibi hani Sevdiğimizle çarpışmak gibi köşe başında; defterler kitaplar dağılırken havada, kalpler buluşur, gözler el ele tutuşur ya. O hata; o sakarlık, o dikkatsizlik, o sürçme, o ayak kayması, o kaza, utanabilen yanımızla tanıştırır bizi. Ah! ettiren her günah, bağışlanmanın ve affın, rahmetin ve gufranın serin pınarlarına susatır bizi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç istemeden olmuş gibi, kaza ile değmiş gibi sokulur günah ve kirler ruhumuzun billur sularına. Paslı bir bıçak gibi bulandırıverir kalbin duru ayazmalarını. Sular üzerinde rüzgâr ürpertisi gibi, dudaklarımızda içli yakarışların kıpırtısını başlatır hatalar. Yağmurun çöllerin kumunu yarması gibi, içimizin de içinde sancılı itiraflara kuytular açar günahların darbesi. Vicdanımızın kulağının dibinde fısıltılı hesaplaşmalara çağırır bizi pişmanlıkların nefesi. Utandırır bizi. Utandırdığı gibi, utanabilir olduğumuzu da hatırlatır bize. Yüzümüz kızarır, başımız öne eğilir, mahcubiyetle kısılır gözlerimiz, belki gözyaşı dökeriz. Müşfik bir baba gibi teselli eder bizi pişmanlığımız: Ağlıyorsun ya işte; o işi yapmayı yakıştıramadın kendine. Sen elinle ettiğinden fazlasısın. Sen bile isteye ettiğin günahtan daha yukarıdasın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kucağımızda hiç durmadan ağlayan bebek gibi, habire sızlanan bir hasta gibi buluruz pişmanlığı. Ne inkar edebilir, ne unutabilir ne acısını dindirebiliriz. Bırakalım öyle kalsın! Acısın. Kanasın. Ağlasın. Sızlansın. Dağlasın göğsümüzü. Yırtsın yüzümüzü. Kendi gözlerimizin içine baktığımızda, hemen yüzünü gösterip utandırsın bizi. Bizi bize gammazlasın. Acısına ihtiyacımız var pişmanlığın. Ya hiç acıtmasaydı günah kalbimizi? Ya pişmanlığın sızısı hiç yapışmasaydı yakamıza? Kurtulmak için çırpındıkça üzerimize atılıvermeseydi pıtraklar gibi? Kıvrandıkça, kıvrandıkça yine yeniden yakalamasaydı bizi bileklerimizden? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki öyle... Kaynağı saptanamayan ağrılarda hastalara, kural gereği, ağrı kesici verilmez. Çünkü ağrısı olmazsa, hasta çare aramaz. Kıvranmazsa, ağrının odağını bulmaya yönelik zahmetlere katılmaz, katlanmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişmanlığın da soğuk sert taşlar gibi vurması beklenir ayaklarımıza. Hiç bitmeyen kışlar gibi soğuk buzlar düşürmesi gerekir alnımıza. Firari mahkûmlar gibi köşe bucak tedirginliklere mahpus etmesi istenir bizi. İlk fırsatta, saati geri alma telaşına düşmek, takvim yapraklarını yerine yapıştırma telaşıyla yanıp tutuşmak gerek. Günahı, ömrünün son deminde ak örtülere sarılmış adamı/kadını acı bir sırla kirletmek diye bilmek gerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim aklar beni? diye bütün kapılardan eli boş döndüğümüzde,illâ O diyecek çaresizliğin dizi dibine oturtmalı bizi pişmanlığımız. Rahmetin ve gufranın dergâhında kusurluluğumuzu ve günahkârlığımızı şefaatçi bilip öylece ümitlenmeliyiz Allahtan. Hiç koşulsuz affedileceğimiz kapının eşiğinde umutla ve gözyaşıyla oturabilmeyi öğretmeli bize pişmanlık. Kimselere diyemediğimiz sırlarımızı kabuğunda sızlanan bir inci gibi rahmetin kucağına itiverme ihtiyacını tir tir titreyerek hissetmeliyiz pişmanlık göğsümüze sarıldığında. Ne kadar çok hata etmişsek etmiş olalım, sonsuz serin bir okyanusun maviliğinde kir pasımızı kimselere göstermeden yıkayıverme umudunu göğsümüzde cılız pınarlar gibi biriktirmeyi vaat eder bize pişmanlığımız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevapça hiçbir şey edemediğimizi, ettiklerimizin de bize ait sayılmayacağını aniden görebilmek demektir günahların ah! ları. O ndan korkup yine O na kaçacak denli anaç ve müşfik olan rahmeti acıyan dudaklarımızla içmeyi sadece pişmanlığımız öğretir bize.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O tatlı Şebnem Ferah şarkısı gibi, Sil baştan başlamak gerek bazen. Hayatı sıfırlamak. Sil baştan sevmek gerek bazen. Her şeyi unutarak, yeni baştan sevmek gerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sil baştan başlama telaşıyla affın boynuna sarılırız pişmanlığımızla. Sil baştan sevildiğimizi ummak adına rahmetin kucağına bırakırız gözyaşımızı. Sancıyan vicdanımızla, utanan yüzümüzle, ağlayan gözümüzle, titreyen dudağımızla içten bir özür, mahcup bir tövbe fırsatı sunar bize pişmanlığımız. Ya hiç olmasaydı pişmanlığımız? Hiç yakmasaydı canımızı? Ağrı hissedemeyen hastalar gibi yakardık rahmete yürüyen ayaklarımızı, kırardık affı avuçlayan ellerimizi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senai demirci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurla Hasbihal Olsam Eşikten Çıkıp, MEZARA Koşarım... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Görüyorum Ki Daha Beşikteyim.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SELAM VE DUA İLE.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARDELEN &lt;/strong&gt;</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 07 Sep 2008 18:49:29 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Tebrik</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2436103</link>
            <description>esselamu aleykum sevgi ve saygıdeger arkadaşlarım RAMAZAN-I ŞERIFINIZ HAYIRLI VE HAYIRLARA VESİLE olmasını dilerim. SAYGILARIMLA FURGANHUSEYN</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Thu, 04 Sep 2008 12:57:42 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>en nadide gül</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2282716</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/029/805/29805036.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En Nadidesi Gül &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağımdaki çiçeklerin en nadidesi gül &lt;br /&gt;Nasıl sevilmez nasıl tutulmaz sana gönül &lt;br /&gt;Buram buram koklan da avuçlarıma dökül &lt;br /&gt;Nasıl sevilmez nasıl tutulmaz sana gönül &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle mümtaz öyle müstesna bir yerin var ki &lt;br /&gt;Seni dünyamızdan söküp atmak öyle zor ki &lt;br /&gt;Ulvi varlığın kalplerde o denli ağır ki &lt;br /&gt;Nasıl sevilmez nasıl tutulmaz sana gönül &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renk,koku,şekil,bağda başka sende bir başka &lt;br /&gt;Sevgi kokulu armağanısın nice aşka &lt;br /&gt;Bütün nesneler senin gibi olsalar keşke &lt;br /&gt;Nasıl sevilmez nasıl tutulmaz sana gönül &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açtığın her yerde süsün ile aşikarsın &lt;br /&gt;Yerden göklere kadar misler gibi kokarsın &lt;br /&gt;Aşk tutan gönüllerle her dem her yerde varsın &lt;br /&gt;Nasıl sevilmez nasıl tutulmaz sana gönül &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 10 Aug 2008 11:53:26 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ALLAH KORKUSU İLE GÖZÜNDEN YAŞ AKANA</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2277850</link>
            <description>Allah Korkusu İle Gözünden Yaş Akana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/031/060/31060419.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Allah’ı anarken, Allah korkusu ile gözünden yaş akana, kıyamette azap olmaz.) [Hakim]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Allah korkusu ile ağlayan göze, Cehennem ateşinin dokunması haramdır.) [Nesai]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kıyamette herkes ağlayıp gözyaşı dökecektir. Ancak dünyada Allah korkusu ile, bir damlacık gözyaşı dökenler ağlamayacaktır.) [İsfehani]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Allah korkusu ile, gözünden yaş akan mümini, Hak teali ateşten koruduğu gibi, ateşi de onun nurundan korur.) [İbni Mace]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Allah için gözlerinden yaş akan müminin vücudunun, Cehennem ateşinde yanması haramdır. Bir damla gözyaşı ile yanağı ıslanan kimsenin yüzü, hiçbir zaman darlığa düşmez. Kıyamette her şey ölçülür, tartılır. Bunlardan Allah korkusu ile akan gözyaşı, ateş deryasını söndürecek güçtedir.) [Beyheki]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Vücudu Allah korkusu ile ürperen kimsenin günahları, ağaçtan yaprakların dökülmesi gibi dökülür.) [Beyheki]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Allahü Teâlâ, Hazret-i Musa’ya buyurdu ki: &amp;quot;Benden korkup ağlayarak yapılan ibadet, diğer ibadetlerden üstündür.&amp;quot&lt;img class=&quot;smiley&quot; src=&quot;http://v.netlogstatic.com/v4.00/2456//s/i/smilies/wink.gif&quot; alt=&quot;:)&quot; /&gt; [Taberani]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Cenab-ı Hak, yemin ile buyuruyor ki: &amp;quot;Dünyada benden korkarak ağlayanı, Cennette ebedi güldürürüm.&amp;quot&lt;img class=&quot;smiley&quot; src=&quot;http://v.netlogstatic.com/v4.00/2456//s/i/smilies/wink.gif&quot; alt=&quot;:)&quot; /&gt; [Beyheki]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Sağılan süt, tekrar memeye girmediği gibi, Allah korkusundan ağlayan da ateşe girmez.) [Tirmizi]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Allah’u Teâlâ’nın, himayesinden başka hiçbir himayenin bulunmadığı kıyamette, himayesine aldığı yedi kimseden biri de, yalnız iken Allah’ı anıp gözünden yaş akan kimsedir.) [Buhari]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Allah korkusu ile gözden akan bir damla gözyaşından veya Allah yolunda akıtılan bir damla kan damlasından daha kıymetli, Allah indinde bir damla yoktur.) [Tirmizi]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ağlayın, ağlayamazsanız, kendinizi zorlayın, hüzünlenin! Kıyametteki azabın dehşetini bilseniz, ayakta duramayacak hâle gelinceye kadar namaz kılar, sesiniz kısılıncaya kadar ağlarsınız.) [Buhari]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Her mümin dağlar kadar günah ile mescidimizde bulunsa, ağlayan şu kişinin hürmetine oradakilerin hepsinin günahları affolur. Çünkü melekler &amp;quot;Ya Rabbi, ağlayanları, ağlamayanlara şefaatçi kıl!&amp;quot; derler.) [Beyheki]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbni Ömer hazretleri buyurdu ki:&lt;br /&gt;(Allah korkusu ile bir damla gözyaşı akıtmak, binlerce altın sadaka vermekten daha kıymetlidir.) [İhya]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya zalim elinde tam ağlanacak andır.&lt;br /&gt;Müminlere şimdi mevsim-i hazandır.&lt;br /&gt;Bir an evvel derlenip de kendimiz olmazsak.&lt;br /&gt;Hak bilir-yok olup gideceğimiz ayandır.</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sat, 09 Aug 2008 13:52:38 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>salat ve selam</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2249228</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/030/606/30606904.jpg&quot; /&gt;</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Mon, 04 Aug 2008 18:14:45 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ahzab</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2249213</link>
            <description>&lt;img src=&quot;http://tr.netlogstatic.com/p/oo/030/606/30606553.jpg&quot; /&gt;</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Mon, 04 Aug 2008 18:12:07 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>YAKARIŞ</title>
            <link>http://tr.netlog.com/furganhuseyn/blog/blogid=2240579</link>
            <description>YAKARIŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün yine el açıp yöneldim huzuruna&lt;br /&gt;Bakmaya utanırım günahımla nuruna&lt;br /&gt;Asılsız bir dünyanın gailesi uğruna&lt;br /&gt;Aksattım vazifemi, sen bağışla Allahım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aynı mazeret, yüzüm yok biliyorum&lt;br /&gt;Her günün akşamında tekrar üzülüyorum&lt;br /&gt;Sana dua etmekle huzuru buluyorum&lt;br /&gt;Aksattım vazifemi, sen bağışla Allahım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu utanç yüreğimde onarılmaz bir yara&lt;br /&gt;Her an bu minval ile düşerim nardan nara&lt;br /&gt;Yine günah işledim, istemeden, kazara&lt;br /&gt;Aksattım vazifemi, sen bağışla Allahım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimbilir hangi öksüz benden medet diledi&lt;br /&gt;Kimbilir hangi garip farketmeden inledi&lt;br /&gt;Kimin çaresizlikten gözyaşları dinmedi&lt;br /&gt;Aksattım vazifemi, sen bağışla Allahım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya işine dalıp görmedim ağlayanı&lt;br /&gt;Benden medet bekleyip, bana bel bağlayanı&lt;br /&gt;Yoktur hatalarımın affedilir bir yanı&lt;br /&gt;Aksattım vazifemi, sen bağışla Allahım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi mazlum zalimin azabından inliyor&lt;br /&gt;Kim bilir kaç ananın acıları dinmiyor&lt;br /&gt;Ne kadar af dilesem içerime sinmiyor&lt;br /&gt;Aksattım vazifemi, sen bağışla Allahım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar güruh ile yaşayamam Allahım&lt;br /&gt;Tek başıma bu yükü taşıyamam Allahım&lt;br /&gt;Dünyanın gidişine dur diyemem Allahım&lt;br /&gt;Aksattım vazifemi, sen bağışla Allahım</description>
            <author>furganhuseyn</author>
            <pubDate>Sun, 03 Aug 2008 10:34:40 UT</pubDate>
        </item>
    </channel>
</rss>
