http://netlog.com/nedimtaktaknedim taktaktaktaknedimnedimtaktakhttp://tr.netlogstatic.com/p/tt/001/751/1751537.jpgTürkiyeİstanbul nedimtaktak profil sayfası

nedimtaktak

erkek - 39 yaş, Istanbul, Türkiye


Blog / “Orada Bir Köy Var Uzakta Gidince Varınca Kavuşunca Kuc

Perşembe, 11 Haziran 2009 08:57

"Sen çalış! Olmazsa âlem sıkılsın! Yardıma koşmayan kalem sıkılsın!
Kanatlan üveykim sen de kanatlan! Çatlarsan bir yerde yollar sıkılsın!"

Bir yol hikâyesiydi bu. 2007’den bu yana kardeş hasreti çeken sinesi hasretle yanan gufrana susamışların nabzı kavuşma arzusuyla atıyordu. İnsana hizmetin hizmeti götürme, tanışma, kaynaşmayla olacağına inanmış üç sevdalı öğretmenin yaktığı ateşin adıydı: Kardeş Okul projesi.
İnsan Hakları ve Demokrasi Kulübü’nden Helim Cantürk, Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Kulübü’nden Nezaket İnan ve İzcilik Kulübü’nden eğitimci yazar Nedim Taktak.
Şanlıurfa Peygamberler Diyarı: Hz. İbrahim (AS),Hz.Eyyub (AS),Hz.Elyesa (AS).
Şanlıurfa ili Hilvan ilçesi Akçaören Köyü İlköğretim Okulu resmi makamlarca da münasip görülünce yol hikâyesi başlamış oldu. 48 kişilik bir otobüsün yolcuları tanımadığı, görmediği insanlara hediyeleri paketlerken bin bir merak içindeydiler. Kimler yoktu ki otobüste: Fereç Dönmez, Mustafa Sert, Ayla Çabuk, Hatice Gül Gönül, Aytaç Durak, Gülay Tuğlu.
“Orada Bir Köy Var Uzakta, Gidince, Varınca, Kavuşunca, Kucaklaşınca Bizim Olur” diyerek yola çıktılar. Bolu tüneli çıkışında otobüsün arızalanması ne hasret yüklü yolcuları ne de geride bıraktıkları okul müdürü Remzi Kocakaya’yı gitmekten vazgeçirmişti.
Helim Öğretmen; “Dönmek yok, daima ileri!” derken, Nezaket Öğretmen; “Biz asla geri dönmeyi düşünmüyoruz.” demişti. Nedim Öğretmen; “Okul müdürümüz geri dönmeden sizleri bekleyenleri üzmeden, sabırla kardeşlerimize kavuşacaksınız. Size en iyi aracı göndereceğim” diyen okul müdürü Remzi Kocakaya’nın sözlerini heyecanla yol arkadaşlarına iletti. Tek vücut olan eğitim sevdalı kor yürekli Ahmet Kabaklı İlköğretim Okulu öğretmenleri, velileri, öğrencileri ve idarecileri kenetlenmişlerdi. Kimler telefon etmemişti ki; müdür yardımcıları Ramazan Eniş,Ramazan Ayan,Enver Tuncay, Zaman gazetesi haber müdür Ali Akkuş, Horasan Turizm yönetici Aytekin Horasan,Okul Aile Birliği başkanı Ahmet Ağırman ve nice kıymetli insan….
O gün ülke için eğitim şehitleri verilen nadir günlerdendi. İzmir’den yola çıkan eğitim sevdalıları başka bir grup Aksaray’da elim bir trafik kazası geçirmiş, öğrenciler şehit olmuştu. Ülke ayağa kalkmıştı. Şanlıurfa’da ise başka bir telaş vardı. Acaba bunlar bizim için yola çıkan kardeşlerimiz miydi? Hilvan kaymakamı, ilçe Milli eğitim müdürü, okul müdürü, Akçaören köyü muhtarı telefonla öncede Şanlıurfa valiliğine, Esenler kaymakamlığına, Ahmet Kabaklı okul müdürüne, gezi sorumlusu Nedim Taktak’a telefonla ulaşarak sevinç ve üzüntüyü beraber yaşadılar: Çok şükür bizim kardeşlerimiz değilmiş, ama diğer öğrenciler de ölmeselerdi. Allah’ım bir daha bu acıyı bu millete yaşatma” diyorlardı.
“Her eylem yeniden diriltir beni. Nehirler düşlerim göl kenarında.” diyen rahmetli Mehmet Akif İnan’ın dizelerini söyleyen Nedim Taktak, yeni gelen otobüse yol arkadaşlarını davet etti. Tatlı bir heyecanla otobüste herkes hareket ettikten iki saat sonra uyumuşlardı. Sabahın ışıklarıyla kardeşlerimize varmak için 30 km kalmıştı. Hilvan kaymakamının davul zurnalı karşılama töreni herkesi duygulandırdı. Kaymakam ve ilçe Milli eğitim müdürü refakatinde Akçaören Köyü’ne ulaşıldı. Muhtar ve öğrenciler ellerinde kır çiçekleriyle otobüsten inen kardeşlerini karşılıyor, sıkıca sarılarak kucaklıyorlardı.
Köy kahvaltısı, okul kütüphanesi açılışı,kardeşlerin hediyeleri,teknoloji sınıfı kurulması….. Kadın erkek tüm köy ilçe Milli Eğitim personeli eşleriyle her an bir istekleri olup olmadığını soruyordu. Şanlıurfa Köy Hizmetleri ve Balıklı Göl Hastanesi başhekimi gezi koordinatörlüğünü yapıyorlardı. “Şeyhin Mekânı”ndaki Urfa döneri yendikten sonra beş yıldızlı otel konforundaki Ş.Urfa Öğretmenevi’nde istirahate ediliyordu.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı İstanbul’da yaşamalarını isteyen yol arkadaşları öğretmeni, annesini, okul aile birliği başkanını ve dört öğrenciyi beraberlerinde her yere götürüyorlardı. Harran’ı 55 yaşındaki okul aile birliği başkanı yeni gördüğünü söylüyordu.
İstanbul’da misafir edilen kardeşler resmi makamlarca ve okul idaresince eller üstünde tutuluyordu. Bayramla beraber İstanbul’u kendi dünyalarında keşfeden kardeşler asker uğurlama konvoyu gibi 10 taksi 2 minibüsle Bayrampaşa Otogar’ına yolcu ediliyordu. Yaşlı gözler ve hasret kokan cümleler… Tekrar tekrar birbirine sarılan sineleri yüklü insanlar ayrılıamıyorlardı. Düşünce insanının dizeleri her ayrılığın kavuşma vesilesi olduğunu söylüyordu:
“Sen; düşünceleri dupduru ve pürüzsüz, yolları zikzaksız ve dümdüz, istikamet insanı..
Sen; omzunda asırların birikimi büyük ihmalle iki büklüm olan ve yüzünde binlerce elem ve ızdırab taşıyan ileri görüşlü çilekeş..”

Tohum saç bitmezse toprak utansın, Hedefe varmayan mızrak utansın!
Heyy gidi küheylan koşmana bak sen, Çatlarsa doğuran, kısrak utansın!

Yıl 2009. Her sahada kendi uzmanlığını kabul ettiren öğretmen kadrosu, dış danışmanlar gibi vazife gören nezih velileri, kardeş hikâyesini duyup bizim de kardeşlerimiz olsun geleceğin kahramanları sevimli öğrencileri yeni bir kardeş istiyorlardı. Eğitimci yazar Nedim Taktak’a defalarca taleplerini yineleyerek; Ne zaman vuslat Nedim Bey? Ne zaman öğretmenim? Diyenlerin talepleri dua oldu Rahman’ın katında. Nedim Öğretmene 7 yıldır izcilikte arkadaş olan izci lideri Uğur Yeşildağ bize gidelim diyordu. Bize; Düzce’ye, Yığılca’ya, Hocaköy’e.
Nedim Öğretmen yanında Uğur Öğretmenle beraber Helim ve Nezaket Öğretmenlerle görüşüyor, ilçe Milli Eğitim şube müdürü İbrahim Şeker’den görüş alıyordu. Her adımda Uğur Öğretmen’le resmi izinleri 7 gün gibi kısa sürede hallediyorlardı. Görüşülen veliler hediyelerini hazırlıyor, müdür yardımcısı Ramazan Ayan en iyi otobüsü ayarlıyordu.
Otobüste; eğitici kulüplerden mesul okul müdür yardımcısı Ramazan Kökçe, Necati Sağlık, Haydar İnan, Sevim Öztürk Yaman eğitici kulüpleri temsil eden öğretmenlerdi.
Yola çıkılmaya hazırdılar. 7 taksi ve bir otobüs dolusu inanmış, sevdalı gönüller mesafeleri kısaltarak heyecanla gaza basıyorlardı. Ş.Urfa’daki gibi yine kaymakam Mahmuthan ARSLAN Bey karşılıyordu kardeşlerini. İlçe Milli Eğitim Müdürü, sanatçı Dr. Cevdet Aşkın; şube müdürleriyle ilkokul birinci sınıf öğrencileri gibi heyecanla yola çıkmışlardı: Geliyorlar!” diye el sallıyorlardı. İlçe halkı gelenlere el sallıyor, öğrenciler çiçeklerle kardeşlerini karşılıyorlardı.
Yatılı Bölge Okulu tüm kardeşlerini sinesine basan şefkatli ana gibi bağrına basıyordu. Kalacak odaların tahsisiyle doğruca Hasanlar Barajı’na doğru yola çıkıldı. Her an kardeşlerin telefonla rahat ettirilmesini isteyen kaymakam bey ilçe Milli Eğitim müdürünü gereken her şeyin yapılması talimatını veriyordu. Ertesi gün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarına katılan Ahmet Kabaklı İ.Ö.O.Küçük izcileri bununla yetinmiyor, köyde yapılan bayramda da kutlamalara eşlik ediyordu.
Hocaköy bizim köyümüz diyen okul müdür yardımcısı Ramazan Kökçe ile ilçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Cevdet Aşkın okul kütüphanesinin açılışı yapıyordu. Teknoloji sınıfı açılışını katılan velilerden Remzi Özdabakoğlu, Arzu Tuna, Arif Daştan yapıyordu. Yapılan hediyeleşmeden etkilenen öğrenci velisi Tansel Kulak Nedim Öğretmene: “Kıymetli Hocam, bu duygu seli çok güzel. Kalıcı olması için bir teklifim olacak izninizle. Buradaki öğrencilerden ‘Kardeş Aile’ olalım, pekiştirelim bu sevgimizi. Sevgi sonsuz bir hece. Bir olur gündüz gece. Kalp kalbe karşı duruyorken ne dersiniz?’
Hocaköy İ.Ö.O. müdür yardımcısı Erdinç bey günün anlam ve önemini anlatması için Nedim Taktak’ı davet edince Nedim Öğretmen; sürpriz olarak Kardeş Aile teklifini dile getirdi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Cevdet Aşkın ve gelen tüm yol ekibi için sürpriz olmuştu. Sedat Kılıçvuran, Cemal Topal, Halit Acar, Remzi Özdabakoğlu, Yavuz Kıran, Arif Daştan, Tansel Kulak, Arzu Tuna, Safiye Çakır, Raife Yıldırım, yazar Yusuf Tosun ve Yasemin Kaya Kardeş Aile olarak kalıcı dostluğa gönüllü oldular.
Ertesi gün 7 minibüsle Yedigöller gezisi yapılıyordu. Herkes eskiden birbirini tanıyormuşçasına sohbete koyuluyor, mangala, çay demlemeye, masa hazırlamaya başlıyordu.
Gün sonunda yaşlı gözlerle ayrılırken Kardeş Okulun kardeş öğrencilerini, öğretmenlerini 8 Haziran’da sabırsızlıkla bekliyorlardı


Değerlendirmen: 0
değerlendirme yok
RSS bildirimi

Yorumlar

Türkçe dilinde henüz bir yorum yazılmadı...

Yorum yaz:

Yorum yazmak için giriş yapmalısın.