<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="FeedCreator 1.7.2" -->
<rss version="2.0"  xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >
    <channel>
        <title>aSi blogu</title>
        <description>aSi blogu</description>
        <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog</link>
        <lastBuildDate>Mon, 28 Sep 2009 12:00:06 UT</lastBuildDate>
        <generator>FeedCreator 1.7.2</generator>
        <image>
            <url>http://tr.netlogstatic.com/p/tt/031/251/31251503.jpg</url>
            <title>psklg_0691</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691</link>
            <description>psklg_0691</description>
        </image>
        <item>
            <title>Özledim De Söylemedim</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=2026536</link>
            <description>&lt;strong&gt;Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Niye öyle burnumun sızladığını, içimin burulduğunu, gözlerimin çaktırmadan ıslandığını anladım da ondan seni özlediğimi söylemedim. Bu güzel eylül gününde Boğaz’ı seninle seyretmek isterdim, sigaramın yarı dumanını rüzgarla paylaşmaya hazır, bedenim göğsüne yaslanmış öylece bakardım görüntüye. Bakarken güzel şeyler düşünürdüm! Sabah rastgele müzik dinlerken kimin söylediğini bilmediğim bir şarkının sözü çok hoşuma gitti. Kıymetimi bilmen için illa gitmem mi lazım, sevdiğini duymak için illa ölmem mi lazım diye soruyordu. Ya da benim bu şarkıdan çıkardığım sonuç bu emin değilim. İnsan hem sevdiğini söyleyip de hem neden sevdiğinin yanına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani sana okuduğum kitapların konularını ve kişiliklerini anlatıyorum ya “Kürk Mantolu Madonna”nın erkek kahramanı geldi aklıma bugün. Kitabı sana anlatırken, hissettiklerimi dile döküşüm ve adama nasıl sinir olduğumu hatırladım sana sinir olurken. Aşık olduğu kadını evinin işleri bitince yanına almayı düşünen bir adam. O evin inşaat işleriyle uğraşırken kadıncağız Almanya’da hastalıktan ölüverdi. Bu garibim de aşkından gözleri kör, kadını mutlu etmek için evi güzelleştirmeye çalışıyor, kadının öldüğünden habersiz bir şekilde. Aşkın boya badanaya ihtiyacı yok ki. Sonrada bir ömür boyu terkedildiğini düşünerek mutsuz yaşadı. Ama ille de boyayacağım diyorsan ben yanındayken boya. Benim öyle “benden uzak olsanda mutlu ol”, “gideceğin yere beni de götür sorana başımın belası dersin”, “sabret aşkım sabret” gibi şarkı sözleriyle hiç işim olmaz. Arada söylüyorsun ya “Endamın yeter” diye biz onu söyleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben seni öyle ilahi bir aşkla seviyorum ki anlatmaya kalksam, kelimelere döksem ifade edememekten korkuyorum. Ya da dile dökülenin basitleşmesinden. Ben eğer becerebilsem parmaklarımla kaburgalarımı ayırıp seni içimdeki buğuda saklarım. Uykunun en derin yerinde birden uyanınca seni yanımda görmek, pişirdiklerimin güzel olduklarını gözlerinden okumak, kış gecesinde söylenmeden patlatılmış mısırı paylaşmak, televizyondaki filmi seyretmek için demlenmiş çayı birlikte içmek, hastalıklarda sevgiyle sıkılmış limonata içirmek, kahvenin telvesinde yazanları birlikte yaşamak, sabahın kör saatinde çıplak denize girmek, emanet alınmış bir motorsikletle gezintiler yapmak, sırtıma dolanmış kollarınla güneşi batırmak, bizim batırdığımız güneşin doğduğu ülkedeki insanların hayatları hakkında abuk hikayeler uydurmak, bozuk musluk yüzünden kavga etmek, ne kadar rahat adamsın ne kadar telaşlı kadınsınlarla başlayan cümlelerle tartışmak, hayatı-hayatın getirdiklerinin tümünü seninle paylaşmak. Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani geçen akşam trafik kazası yüzünden ölmüş birini görmüştük. Üzerini örtmüşlerdi de sadece ayakkabıları görünüyordu. Ben çok etkilenmiştim de sen “adamı tanımıyorsun bile” diyerek etkilenmemin sebebini anlamamıştın. İlk düşündüğüm hayatın çok mu değerli olduğu yoksa düşünmeye değmeyecek kadar basit mi olduğu hakkında aklım karışmıştı. Ne zaman ölümle karşılaşsam aynı karmaşık duyguları hissederim zaten de sevince insanın içi daha çok acıyor. Öleni tanıman gerekmiyor ölüm karşısında. Orada yatan sende olabilirdin bende. Seni düşünmek bile istemiyorum. Kendimi öldükten sonra düşünemeyeceğime göre sana acı çektirmek istemiyorum. Eee diyeceksin. Eee si ölüm var, eve gitme süresince bile ertelenemiyor seni yolun ortasında yakalayıveriyor ve bulduğu yerde götürüyor. Bu yol kıyısında bize göre zamansız bir kaza olabilir, deniz gezmesinde söylenenler söylenmeden gelebilir, yaşanacakları beklemeden de… Yaşamak istediklerini söylemeden… Bir akşam denizden dönerken aynı duygu karmaşasını hissederek, sana telefon açıp “Hayatı benimle paylaşır mısın” diye sormuştum. Güzel şeyler söyledin de hala net bir cevap alabilmiş değilim artık hiçbirşey sormuyorum. Sende unuttum zannediyorsun herhalde. Artık çok özlediğimde bile özlediğimi bu yüzden söyleyemiyorum. Cevapsız sorular varsa ortalıklarda, yalansız olmuyor yaşananlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün seni çook özledim de yinede söylemedim bu yüzden. Orada yatan bende olabilirdim. Bırak işlerini de ben söylemeden kendin gel.&lt;/strong&gt;</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Sun, 22 Jun 2008 17:58:09 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Gerçek Bir Aşk Hikayesi</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=2026525</link>
            <description> Gerçek Bir Aşk Hikayesi(Sizleri Hüzünlendirebilecek Hikayesi)&lt;br /&gt;Onu ilk kez orta 2 de görmüştüm. Gerçekten çok güzeldi. Dümdüz saçları, ela gözleri vardı. İçimde acayip birşey hissetmiştim. Ama o bana sadece bakmıştı. Benim sanki dünyam yıkılmıştı. Sonraki günler gene okulda onu görüyordum. Ama o bana sadece bakıyordu. Onu düşünerek bütün yılı geçirmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son sınıftaydım. Okulun ilk günüydü. Herkes birbiriyle selamlaşıyordu. Ben biraz geç gitmiştim. Zaten okulun ilk günüydü. Gene onu görmüştüm. Çok güzeldi. Daha bir güzel olmuştu. Sanki bütün bir yaz, güzellik merkezinde geçirmiş gibiydi. Koridorda yürürken herkes ona bakıyordu. O an “AllahIM!! NE KADAR GÜZEL BİR KIZ…!!!!!!” diye geçirdim içimden. Ama biliyordum, böyle bir kız benimle beraber olmazdı. Sınıfı benimkinin hemen yanıydı. Arkadaşlarımı görme bahanesiyle sınıflarına girerdim. Amacım onu daha çok görmekti. Ogün birçok kez onunla göz göze gelmiştim. Ama o hep başka taraflara bakıyordu. Benimse sanki dünyam yıkılıyordu. O akşam eve gittim. Gece hep onu düşündüm. Kendi kendime: “BEN NE YAPIYORUM!!” dedim. Muhakkak beraber olduğu biri vardır diye geçiriyordum içimden. Unutmaya çalışıyordum. Ama hep onu düşünüyordum. Hergün gözgöze bakışmalarla sömestr gelmişti. Kafama koymuştum. Tatilden sonra muhakkak onunla tanışacaktım. Ve bu hayalimle yarıyıl tatiline girmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet tatil bitmişti. 15 gün bana 15 asır gibi gelmişti. Ve nihayet onu görmüştüm. Koridorda yürümüyor adeta süzülüyordu. Sınıfına girdi. Arkasından bende girmiştim. Sınıf çok kalabalıktı. Yerine oturdu. Sonra bana baktı. Ve güldü. Beni o şekilde donmuş bir mumya gibi görünce yüzünde bir gülümseme oldu. Bense kıpkırmızı olmuştum. Hemen ordan uzaklaştım. Hiç tenefüse bile çıkmadım. Okul çıkışında eve yıldırım hızıyla varmıştım. O akşam hiç uyuyamadım. Uzun zamandır hoşlandığım kız bana gülümsemişti, ama ben kaçmıştım. O kalabalık ortam benim bütün cesaretimi kırmıştı. Bir hafta boyunca hiç onun yüzüne bakamamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün kantinde tek başıma otururken yanıma geldi. Ben şaşkınlıktan hiçbirşey yapamamıştım. O dünya güzeli kız neden yanıma gelmişti diye kendi kendime sorarken, bana : “Geçen gün için sizden özür dilerim. “ dedi. Ve uzun uzun gözlerimin içine baktı. Gözlerimin içine bakarken yüreğimde bir sıcaklık hissettim. Ama heyecanımdan hiçbirşey söyleyemedim. Ve yanımdan kalktı gitti. Hiçbirşey anlamamıştım. Neden özür diledi. Ve neden gözlerimin taa içine uzun uzun bakmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık karar vermiştim. Onunla ne pahasına olursa olsun tanışacaktım. Birgün okul çıkışında gözlerim onu aradı. Ve en sonunda onu gördüm. Hemde yanlızdı. İşte fırsat diye geçirdim içimden ve ona doğru yürümeye başladım. Yanına vardığımda bana baktı ve gene uzun uzun gözlerimin içine baktı. O an nasıl yaptım hala bilmiyorum ama ona : “ SİZİNLE KONUŞABİLİRMİYİZ??” dedim. Bir an bir suskunluk oldu. Ve “OLABİLİR!” dedi. Sanki dünyalar benim olmuştu. Uzun zamandır hoşlandığım kızla tanışma imkanı bulmuştum. Okulumuzun hemen yanında park vardı. Oraya doğru yürümeye başladık. Ama hiçbirşey konuşmuyorduk. En sonunda parka varmıştık. O oturmuştu ben ayaktaydım. “BENİMLE NE KONUŞMAK İSTİYORSUNUZ?” dedi. Bende bütün cesaretimi toplayarak: “SINIFLARIMIZ YANYANA… SİZİN SINIFTA HEMEN HERKESİ TANIYORUM. SİZ HARİÇ.. SİZİNLEDE TANIŞMAK İSTEMİŞTİM DE.” demiştim. Oda “BİLİYORUM. HEMEN HER TENEFFÜS BİZİM SINIFTASINIZ.” dedi. Heyecanım giderek azalıyordu. Ama kalbim deli gibi atıyordu. Sonra : “B!&lt;br /&gt;EN RIDVAN” dedim elimi uzatarak. “BENDE ARZU!!!” dedi. Tokalaştık. ARZU dedim içimden. “EFENDİM” dedi. Sadece bakışıyorduk. Bir an “ELLERİNİZ TİTRİYOR!!” diye bir ses duydum. Özür dilerim dedim. Ellerimiz ayrılırken dualar ediyordum. Bu an hiç bitmesin diye. “YARIN DAHA ÇOK VAKTİMİZ OLUR. EVE GEÇ KALDIM!!” dedi. Ben sadece bakakalmıştım. Ayrılırken gene bana baktı ve güldü. Ama bu seferki bir başka gülüştü. Kalbim deli gibi atıyordu. Sabahı iple çekiyordum. O gün zar zor uyumuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkenden kalkmıştım. Apar topar okula varmıştım. Koridorun ucunda adeta kamp kurmuştum. İçimden “ARZU, ARZU, ARZU” diyordum. Bir an “EFENDİM!” diye birses duydum. Arkamı döndüm ve onu gördüm.Meğer o gün erken gelmiş. Ben heyecandan ne yapacağımı bilmezken o bana “MERHABA” dedi. Biraz bekledikten sonra “MERHABA” diye karşılık verdim. “İLK İKİ DERSİM BOŞ. “ dedi. Ve lafını bitirmesine izin vermeden “BENİMKİLERDE “ dedim. Beraber kantine indik. Kimseler yoktu. Masanın etrafına karşılıklı olarak oturduk. Sadece bakışıyorduk. Bir an kitaplarım yere düştü. Ve o ses beni kendime getirdi. Onunla muhabbet etmeye başladım. Nereli, kaç yaşında, kaç kardeş herşeyini öğrenmiştim. Konuştukça ne kadar güzel konuşuyo, ne güzel fikirleri var diyordum. Sonra zil çaldı. 2 ders bu kadarmı kısa sürerdi. Sınıftayken yıllar gibi gelen dakikalar, şimdi sanki birkaç saniye gibiydi. “ZİL ÇALDI. GİTMEM GEREKİYOR. “ dedi ve yanımdan ayrıldı. Giderken gene o hasta olduğum gülümsemesini yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonraki günler gene onunla kantine inip muhabbet ettik. Bazen sınıflarına gittiğimde onunla konuşan erkek gördümmü ters ters bakardım o çocuklara. Onun hiçbir erkekle beraber olmasına tahammül edemiyordum. Onu herkesten kıskanıyordum. Hemen her teneffüs beraberdik. O da bundan rahatsız gibi görünmüyordu. Samimiyetimiz bayağı ilerlemişti. En sonunda kafama koydum. Ona soracaktım. Beraber olduğu biri varmı. Eğer beraber olduğu biri yoksa, acaba beni kabul edermi??? Evet bunu yapacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir cuma günü, okul çıkışında “HAFTASONU NE YAPACAKSIN?” diye sordum ona. Arkadaşlarıyla okulda buluşup taksime gideceğini söyledi. Üzülmüştüm. Oysa benimle beraber olmasını o kadar çok istiyordumki!!! Kafamı önüme eğdiğim anda “AMA PAZAR GÜNÜ EVDEYİM!!” dedi. Kafamı kaldırıp yüzüne baktığımda gülümsüyordu. Hemen lafı değiştirip “İSTERSEN EVİNE KADAR BERABER YÜRÜYELİM” dedim. “TAMAM” dedi. Yolda yürürken hep o konuşuyordu. Bense pazar günü ne yaparım diye kafamda planlar yapıyordum. Evinin önüne geldiğimizde “İŞTE EVİM BURASI “. “BENİMLE BERABER YÜRÜDÜĞÜN İÇİN TEŞEKKÜRLER” dedi ve usul usul bana bakarak evine girdi. Pazar gününü iple çekiyordum. Bir bahane bulur ve evine giderim diye düşünüyordum. Pazar günü erkenden kalktım. Ama pencereden dışarı baktığımda bütün planlarım altüst olmuştu. Dışarıda acayip bir yağmur vardı. Bende mecburen evde oturmak zorunda kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulların kapanmasına bir ay kala “LİSEYİ NERDE OKUYACAKSIN?” diye sordum ona. “BİLMİYORUM!! AMA BÜYÜK İHTİMALLE BAKIRKÖY’DE” dedi. “NASIL YANİ BÜYÜK İHTİMALLE” diye sordum. “SANA GÖSTERDİĞİM EV TEYZEMİN EVİ….. ANNEM BABAM VE ABİM KEMERBURGAZDA OTURUYORLAR…. ORDAKİ OKULLAR PEK İYİ DEĞİL…. ONUN İÇİN BENİ BURAYA, TEYZEMİN YANINA GÖNDERDİLER.” dedi. Nasıl yaptım bilmiyorum ama “İYİKİ GÖNDERMİŞLER” dedim. Bana baktı ve güldü. “İNŞALLAH AYNI OKULA DÜŞERİZ” dedim. O da kafasını evet der gibi salladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son hafta “TATİLDE NE YAPACAKSIN” diye sordum Arzu’ya. “MEMLEKETE GİDECEĞİZ” dedi. Ben sanki yıkılmıştım. “YANİ İZMİR’EMİ GİDİYORSUNUZ” diyebildim. Başını öne eğerek “EVET!!!” dedi. Bir an durdum ve “SEN GELENE KADAR SENİ BEKLEYECEĞİM!!!” dedim. Bana baktı ve güldü. Gözlerine baktım sanki ışıl ışıl parlıyordu. Ve aniden boynuma sarıldı. Sanki “BENİ BIRAKMA !!” der gibiydi. O an kalbimde bir sıcaklık hissettim. Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Sonra “HADİ GİT….. NE OLUR ÇABUK DÖN!!” dedim. Ve gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul bitti. Tatile girdik. Ben hep onu düşünüyordum. Geceleyin sokaklarda boş boş dolaşıp onu hayal ediyordum. Eve geç gidiyordum. Bu aralar evlede aram açılmaya başlamıştı. Onun yanındayken birkaç saniye gibi geçen saatler, artık asırlar gibi geliyordu. Onu çok özlüyordum. Acaba oda beni özlüyormu diye içimdende geçiriyordum. Hergün dualar ediyordum. Onun yüzünü biran önce görmek için. En sonunda dualarım kabul olmuştu. Okulların açılmasına bir ay kala istanbula gelmişti. Telefon çaldığında bakmıştım. Arayan oydu. Sesini hemen tanıdım. “BEN GELDİM.. BENİ HALA BEKLİYORMUSUN?” diye sordu bana. “EVET. HEMDE DUALAR EDEREK BEKLİYORUM” dedim. Okulun önünde buluşalım dedi. Tamam dediğim gibi dışarı çıktım. Yürümüyor sevincimden koşuyordum. Okula vardığımda ter içinde kalmıştım. Onu beklemeye başladım. Ve onu köşeden dönerken gördüğümde gözlerime inanamadım. 2 ay boyunca göremediğim, uğruna dualar ettiğim kız bana gülümseyerek geliyordu. Bende ona doğru yürümeye başladım. En sonund!&lt;br /&gt;a beraber olmuştuk. “HOŞGELDİN” dedim, oda “HOŞBULDUK” dedi. Gözlerim dolmuştu. “SENİ ÇOK ÖZLEDİM ARZU” dedim ve boynuna sarıldım. Öyle bir sarıldım ki 2 ayın hıncını çıkartıyordum adeta. Oda bana sarılıyordu. Sonra gözlerimiz buluştu. “SENİN EN ÇOK NEYİNİ ÖZLEDİM BİLİYORMUSUN!!! ELA GÖZLERİNİ VE EN ÇOK DA GÜLÜŞÜNÜ” dedim. Bir an bakakaldı. Sana birşey söyleyeceğim dedi. Ailem liseyi bakırköyde okumama izin verdi. Bu lafı duyunca sanki dünyalar benim olmuştu. Sevdiğim kızla aynı yerde liseyi okuyacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirimizin telefonlarını aldık ve onun hangi liseye kayıt olacağını öğrendim. Kendimi de o liseye kayıt ettirdim. Okulun ilk günüydü. Onu kapının önünde bekleyeme başladım. En sonunda görünmüştü. Ama yanında bir erkek vardı. O an dünyam başıma yıkılmıştı. Sevdiğim kızın yanında bir erkek vardı. Hemde bayağı büyük biriydi. Bu bana çok koymuştu. Ben bunları düşünürken o beni gördü koşarak yanıma geldi. “MERHABA” dedi. Ben sadece gözlerine bakıyordum. Cevap vermediğimi görünce “NE OLDU” dedi. “KİM O ÇOCUK” dedim. Şakayla karışık “YOKSA KISKANDINMI?” dedi. Bayağı sinirlenmiştim. O da bunu anlayınca o benim abim. Okulun ilk günü beni bırakmaya geldi. Nasıl bir okul olduğunu annemlere söyleyecek dedi. Ben “OH BE “ dedim. “NEDEN OH BE DEDİN” diye sordu bana. “HİİİÇ” dedim. Gözlerimin içine baktı. Sanki bana birşeyler anlatmak istiyordu. Sonra “ARZU” diye bir ses duydum. İkimizde aynı yöne bakınca abisinin yanımıza geldiğini gördüm. Hadi gir içeri dedi. O da tamam dedi. Abisi bana!&lt;br /&gt;bir baktı. Sonra çekti gitti. Ben çok mutluydum. Çünkü sevdiğim kızla aynı okuldaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hafta sonra Arzu’ ya “SENİNLE BİRŞEY KONUŞACAĞIM.” dedim. “NE HAKKINDA” diye sordu. “ÖZEL BİRŞEY” dedim. Gözleri parlayarak “TAMAM” dedi. “CUMARTESİ OKULUN ÖNÜNE GEL ORDA BULUŞUP BİRYERLERE GİDİP KONUŞURUZ” dedim. O da olur dedi. Bu sefer bütün cesaretimi toplayıp bu kıza onu deliler gibi sevdiğimi söyleyeceğim. Diye içimden geçiriyordum. Cuma günü arzu birini getirdi yanında. Ben arkadaşı sanmıştım. Sizi tanışatırayım dedi. Kızın adı fulyaymış. Arzu’ nun yeğeniymiş. Aynı okulda olmasının bir sebebi de oymuş. Ailesi bir akrabası yanında olursa daha iyi olur demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün erkenden kalktım güzelce giyinip okulun yolunu tuttum. Okulun önünde beklemeye başladım. Köşeyi döndüğünü görünce şok olmuştum. Harika giyinmişti. “NE KADAR GÜZEL!!” diye geçirdim içimden. Yanıma geldi “MERHABA” dedi. “BUGÜN ÇOK GÜZELSİN” dedim. Yanakları kıpkırmızı oldu. Başını önüne eğip “TEŞEKKÜR EDERİM!!” dedi. İleride bir café var oraya gidelim dedim. Olur dedi. Kafeye vardığımızda birşeyler söyledik. Ve konuşmaya başladık. “BENİMLE NE KONUŞMAK İSTİYORSUN?” diye sordu Arzu. “BİR KIZDAN HOŞLANIYORUM. AMA ONA BİR TÜRLÜ AÇILAMIYORUM. BANA YARDIM EDERMİSİN?” dedim. Ben bunları söyledikten sonra gözleri dolmuştu. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Gözlerimin içine bakarak “O KIZI TANIYORMUYUM?” diye sordu. “EVET!!! HEMDE ÇOK YAKINDAN TANIYORSUN..” diye cevap verdim gözlerinin taa içine bakarak. Sanki daha bi yıkılmıştı. Ama bilmiyorduki hoşlandığım kız oydu. “SENCE NE YAPMALIYIM?”&lt;br /&gt;diye sordum ona. İçinden ne geliyorsa onu yap dedi. “BEN DUYGULARIMI KOLAY KOLAY ANLATAMAM..” dedim. “SEN BİLİRSİN.” “ARTIK BENİ EVE GÖTÜR!!!” dedi. “NEDEN! NE OLDUKİ ?” diye sordum. “BAŞIM AĞRIYOR!” diye karşılık verdi. Peki deyip onu evine kadar götürdüm. Eve gidene kadar yolda hiç konuşmadık. Evinin önüne gelince gözlerimin içine baktı. İçim sızlamıştı o bakışlar karşısında. Boynuma sarılıp kulağımın içine birşeyler söyledi. Ama anlamamıştım. Tekrar söylermisin dedim. Boşver dedi yüzüme bakmadan apartmanın içine girdi. Sanırım ağlıyordu. Sanırım onu üzmüştüm. Hayatta tek değer verdiğim insanı ağlatmıştım. Bu bende tarif edilemez bir acıya sebep olmuştu. Ondan sonraki günler benimle pek konuşmamaya başlamıştı. Onu her gördüğümde bir yerlere dalıp gidiyordu. Bir hafta sonra “ARZU NEYİN VAR!!! KAÇ GÜNDÜR BENİMLE FAZLA KONUŞMUYORSUN..” diye sordum. Oda bana “O HOŞLANDIĞIN KIZLA SENİ YANLIZ BIRAKIYORUM YA!! DAHA NE İSTİYORSUN!!” dedi. Sinirli sinirli bakarak. Beni okul çıkışın!&lt;br /&gt;da eski okulumuzun ordaki parkta bekle. Sana o kızın kim olduğunu söyleyeceğim dedim. Başını öne eğerek “OLUR BEKLERİM!!” dedi. Okul çıkışını iple çekiyordum. Çok ama çok heyecanlıydım. Ve sonunda zil çalmıştı. Okulun kapısından çıkarken “ALLAHIM BANA GÜÇ VER!!” diye dualar ettim. Parkın önüne gelip beklemeye başladım. Bir kaç dakika sonra yanıma geldi. “HADİ SÖYLE!!” dedi. “SANA DAHA ÖNCEDE SÖYLEMİŞTİM…. BEN DUYGULARIMI, İÇİMDEKİLERİ KOLAY KOLAY DİLE GETİREN BİRİ DEĞİLİM. “ dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. “HOŞLANDIĞIM KIZIN EN ÇOK NEYİNİ BEĞENİYORUM BİLİYORMUSUN””diye sordum. Gözlerimin içine bakarak “SÖYLE!!” dedi. Gözlerimi kapatıp ve bütün cesaretimi toplayıp&lt;br /&gt;“ELA GÖZLERİNİ!!!!! VE EN ÇOK DA GÜLÜŞÜNÜ!!!!” dedim. Sonra gözlerimi açtım. Rahat bir dakika sadece bakıştık. Sonra boynuma sarıldı. Ve hüngür hüngür ağlamaya başladı. Kulağıma “BENDE!” dedi. O kız kim anladınmı? Diye sordum. Başını salladı. Sonra yüzüme bakarak tekrar “BENDE!” dedi. Ve koşarak evine gitti. Hiç kıpırdayamıyordum. Sanki donup kalmıştım. “ALLAHIM SANA ŞÜKÜRLER OLSUN!!” diye defalarca içimden geçirdim. En sonunda benimde artık bir sevdiğim var. diyordum. Heyecanımdan kalbim deli gibi atıyordu. O hoşlandığım kız, uğruna dualar ettiğim kız. O da benden hoşlanıyormuş. Bunu bildikçe sevincim bir kat daha artıyordu. Sonra o parktan taa eve kadar yürüyerek geldim. Akşam yattığımda ne kadar yorulduğumu anladım. Sabahleyin kalkar kalkmaz Kahvaltı bile yapmadan okula gittim. Sınıflarına gittim daha gelmemişti. Çok iyi dedim içimden. Onu karşılarım. Dedim içimden.. 10 dakika sonra koridorun ucunda görünmüştü. Sanki bana daha bir başka gözüküyordu. Daha bir güzelleşmiş g!&lt;br /&gt;ibiydi. Koca okulda sadece koridorda yürüyen ARZU, birde ona bakan BEN vardım sanki. Hiçkimseyi gözüm görmüyordu. Koridorda yürürken sadece o bana bende ona bakıyordum. Yanıma geldi “MERHABA” dedi. Kekeleyerek “MERHABA” diyebildim. “KANTİNE GİDELİMMİ “ diye sordu. “TABİKİ” dedim. Kantine vardığımızda kimseler yoktu. Kantinin ortasında durdu, bana döndü, resmen ağlamak üzereydi. Boynuma sarılıp “NE OLUR BENİ BIRAKMA!!” dedi. O anki duyguyu anlatamam. Hani derler ya yaşanmadan anlamazsın, gerçektende öyle birşeydi. Ağlayarak cevap verdim. “HİÇBİR ZAMAN!!” dedim. Sonra bana daha bi sıkı sarılmaya başladı. Rahat bir dakika boyunca birbirimize sarılmıştık. Sonra gözlerimiz birbirimize baktı ikimizde ağlıyorduk. “BİLİYORUM!! DUYGULARINI DİLE GETİREMİYORSUN.. AMA İNAN SENDEKİ DUYGULARIN AYNISINI BENDE SANA HİSSEDİYORUM… SÖYLEMESENDE BİLİYORUM… BENİ DELİ GİBİ SEVİYORSUN… BUNU HİSSEDEBİLİYORUM..” dedi. Ben sadece kafamı öne eğip “EVET!!” diyebildim. Neden bilmiyorum ama söyleyemiyord!&lt;br /&gt;um. Onu deliler gibi sevdiğimi uğruna canımı verebileceğimi bağıra bağıra söylemek istiyordum, ama yapamıyordum. Bütün bir yıl boyunca hep beraber dolaştık. Hafta sonlarını ve teneffüsleri iple çekiyordum. Onu daha fazla görebilmek amacıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl sonu yaklaşıyordu. Okulun kapanmasına yaklaştıkça daha bir hüzünleniyordu. Bir gün “NEDEN SON GÜNLERDE HÜZÜNLENİYORSUN?” diye sordum. “BİLİYORSUN!! TATİLLERDE HEP MEMLEKETE GİDİYORUZ. SENDEN AYRILMAK BENİ MAHVEDİYOR. ONUN İÇİN ÜZÜLÜYORUM.” dedi. Biliyordum. Her yaz memlekete giderlerdi. Ve bu beni daha bir üzerdi. “NE OLUR GİTME!! HİÇ OLMAZSA BU YAZ İSTANBUL DA KAL” dedim ağlayarak. “AĞLAMA!!! SEN AĞLADIKÇA BEN DAYANAMIYORUM. ÇOK ÜZÜLÜYORUM.” diyordu. “BENİM İÇİNDE ÇOK ZOR GEÇECEK. SENSİZ 2 KOCA AY” dedi. Ve sonunda okullar kapandı. Giderken onu son bir kez daha görmek için evlerine gittim. Kapıda babasının arabası vardı. Evet gidiyorlardı. Az sonra hepsi birden kapıdan çıktılar. Annesi, babası, abisi ve en sonunda ARZU.. herkes arabaya bindi. Arzu tam binerken kendimi gösterdim. Ağlayarak ona baktım sanki o da ağlıyordu. “NE OLUR BENİ BIRAKMA!! GİTMEME İZİN VERME” der gibiydi. Araba çalıştı. Sanki, deliler gibi sevdiğim kızı elimden zorla alıyorlar, götürüyorlar gibiydi!&lt;br /&gt;. Gitmişti. 2 ay boyunca onu göremeyecek, onunla olamayacaktım. Her gece dualar ediyordum. sokaklarda boş boş dolaşıyordum. Onu düşünüyordum. “KEŞKE YANIMDA OLSA” diyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birgün telefon çaldı. Arayan ARZU’ ydu. Hatrımı sormak için aramış. “YAKINDA GELECEĞİM.!!! SENİ ÇOK ÖZLEDİM.” dedi. “BENDE!!” diye cevap verdim. “BENİ DÜŞÜNÜYORMUSUN?” diye sordu. “HER GÜN HER SAAT “ dedim. “DİNLE O ZAMAN” dedi. “BENİ YANINDA İSTİYORSAN, GECELERİ AY’ A BAK BENİ DÜŞÜN…. EĞER KALBİNDE BİR SICAKLIK HİSSEDERSEN, ANLAKİ BENDE SENİ,,, AY’ A BAKIP DÜŞÜNÜYORUMDUR…” dedi. Ben ağlamaya başladım. Beni, benden fazla seven biri vardı diye geçirdim içimden. “TAMAM!! CANIM” dedim. Sonra telefonu kapattı. O akşam onun dediğini yaptım. Aya baktım onu düşündüm 10-15 dakika sonra bir kalbimde sıcaklık hissettim. “ALLAHIM!! SEN NE BÜYÜKSÜN!” dedim içimden. Gerçektende kalbimde onu hissettim. Ne olur çabuk gel dedim aya bakarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan bir ay geçti. Tekrar telefon çaldı. Arayan gene ARZU’ydu. “İSTANBULA GELDİM. TEYZEMLERDEYİM. BİR SAAT SONRA OKULUN ÖNÜNDE BULUŞALIM CANIM “ dedi. “TAMAM” dedim. En güzel kıyafetlerimi giydim. Eee kolaymı? Sevdiğim kız uzaktan geliyor. O kadar çok heyecanlıydım ki. Hemen okulun önüne gittim. Daha 20 dakika vardı. Onu beklerken her dakika bir ömür gibi geliyordu bana. En sonunda görmüştüm onu. 2 aydır göremediğim sadece kalbimde hissettiğim kız, bana doğru geliyordu. Bende ona doğru koşmaya başladım. Yan yana geldiğimizde “HOŞGELDİN “ dedim. Ağlamaya başladım. Ve sonra öyle bir sarıldım ki, bütün özlemimi sanki ondan çıkarıyordum. “SENİ ÇOK ÖZLEDİM CANIM!!” diyordum. “BENDE!!!” dedi. Hep o bana BENDE! derdi. Sonra “GEL!!! SENİ TEYZEMLE TANIŞTIRACAĞIM” dedi. Teyzesinin evine doğru yola koyulduk. Eve vardığımızda teyzesini gördüm. Koltuğa oturdum. Arzu’ da yanıma oturdu. Teyzesi “BU O ÇOCUK MU?” diye sordu. Arzu’ da utanarak “EVET!!” dedi. Teyzesi “BAHSETTİĞİN KADAR VARMI!&lt;br /&gt;Ş KIZ “ dedi. Bir ara gülüştüler. Ben hiçbirşey anlamamıştım bu konuşmadan Ama onların gülmesi benimde hoşuma gitmişti. Bütün gün teyzesinde oturduk. Muhabbet ettik. Teyzesi beni sevmişti. Ayrılırken kapının önünde ben ayakkabılarımı giyerken teyzesi ve ARZU beni izliyordu. Ben hoşçakalın diyecekken teyzesi “BEN SİZİ YANLIZ BIRAKAYIM ?” dedi gülerekten. Sanki aklımı okumuştu. “TEYZEN ÇOK İYİ BİRİ….&lt;br /&gt;NE OLUR KENDİNE DİKKAT ET.!!!!!!!” dedim ve ona doya doya sarıldım. O da “GÜLE GÜLE” dedi. Onu çok seviyordum. Oda bunu biliyordu. Ama bunu bir türlü söyleyemiyordum. Okullar açılana kadar hergün onunla beraberdim. O yanımdayken zaman hiç geçmesin, o anlar hiç bitmesin istiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okullar açıldığında gene beraberdik. Sınıflarımız gene yanyanaydı. Her teneffüs onu görmek için yanına giderdim. Her yanına gidişimde, ayrı bir heyecan vardı yüreğimde. Kalbim onun yanındayken deli gibi atardı. Eğer ben onu üzmüşsem, yanlız kaldığımız bir anda bana masum masum bakar, ben ne olduğunu anlar nedenini bile sormadan “ÖZÜR DİLERİM! “ derdim.. Bütün yıl boyunca hep böyle geçti. Derslerim zayıfmış artık hiç umrumda bile değildi. Onunla beraberken dünyayı tanımıyordum. Yıl sonunda onun doğum günü vardı. Ona söz vermiştim. Okulların kapandığı hafta onu bir yere götürecektim ve doğum gününü orda beraber kutlayacaktık. Hafta sonu Arzu’yla beraber yola koyulduk. Akşam saat 10’da teyzesinden zor izin almıştım. Doya doya 2 saatim vardı. Onunla sahile gittik. Bir demet kırmızı gül almıştım. O gün hava biraz bozuktu. Çiçeği Arzu ‘ya verdim. Biraz yürüdükten sonra bir bankta yanyana oturduk. Bana “KIRMIZI GÜLÜN NE ANLAMA GELDİĞİNİ BİLİYORMUSUN?” diye sordu. Başımı evet anlamı!&lt;br /&gt;nda salladım. “SÖYLE O ZAMAN“ dedi. Gözlerine baktım, sanki o iki kelimeyi ona söylemem için bana yalvarıyordu. “AYAĞA KALK” dedim. Onu karşıma aldım ve bütün cesaretimi toplamaya çalışıyordum. Gözlerimi kapadım. “HADİ SÖYLE” diyordu. Söylemiyor adeta yalvarıyordu. “ARZU” dedim. “EVET !!! DEVAM ET !” dedi. “BEN SE………” dedim ve burnuma bir yağmur damlası geldi. Sonra bir tane daha, bir tane daha. Ve yağmur başlamıştı. O an onun gözlerine baktığımda sanki “NE OLUR DURMA!!!! SÖYLE !” diyordu. Ama benim bütün cesaretim kırılmıştı. O yağmur beni mahvetmişti. Yağmur o anki bütün büyüyü bozmuştu. Sonra o bana ben ona bakarak gülmeye başladık. Yağmur deli gibi yağıyordu. Birden onun gözlerine baktım. Gülmeyi bırakmış sadece bakışıyorduk. “NEREYE GİDERSEN GİT YANINDA OLACAĞIM!!!!!!!!!&lt;br /&gt;O İKİ KELİMEYİ SÖYLEYEMESENDE!!!!” dedi. Gözlerimin taa içine bakarak. Ondan sonra bir sarıldı ki……. O an hiç bitmesin istedim. Islanmaya başlamıştık. Seni evine götüreyim dedim. Eve kadar yürüdük. Hiç durmadan çiçeklere bakıyordu. “BENİM GÜZELLERİM!!” diyordu. Eve geldik. İyi geceler dedim. Ve ona sarıldım. Onu eve bıraktıktan sonra sokaklarda, o yağmurlu caddelerde dolaşmaya başladım. O kadar mutluydum ki. Her ne kadar söyleyemesemde, bir sevdiğim vardı. Hemde benim onu sevdiğim kadar. Ve o kötü an gene gelmişti. Her yaz olduğu gibi gene memlekete gidiyorlardı. Onu uğurlamaya gidecektim. Ama o izin vermedi. “SENİN AĞLAMANA DAYANAMIYORUM.. SENİ ÜZMEK İSTEMİYORUM.” dedi. Onun yanında ağlamamı hiç istemezdi. Ve gitti. Ben gene o boş sokaklarda deli gibi onu düşünüyordum. Her gün aya bakıyordum. Onu düşünüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu sefer tatil sanki daha bi erken bitmişti. Gene okul açılmıştı. Onu gene görmüştüm. Okulun koridorunda yürürken bana öyle bir bakıyordu ki…… anlatamam. Yanıma geldiğinde “HOŞGELDİN…. CANIM!!” dedim. “HOŞBULDUK!!” dedi. Bütün bir yılı onunla beraber geçirdim. Okulun kapanmasına 2-3 ay kala “ÜNİVERSİTE SINAVINA GİRECEKMİSİN?” diye sordum. Evet dedi. “PEKİ İSTANBUL İÇİNİ KAZANABİLİRMİSİN?” dedim. “BİLMİYORUM….. AMA SANMAM… İSTANBUL İÇİ ÇOK PUAN….. O KADAR PUANI ALAMAM” dedi. Bende “ O ZAMAN SENDE, AÇIKÖĞRETİMİ YAZ” dedim. olur dedi. “AMA SENDE BİR YERE GİTME OLURMU. SENSİZ BEN BURALARDA NE YAPARIM” dedi. “SENİ HİÇBİR ZAMAN BIRAKMAYACAĞIM..” dedim. Okul kapanmıştı. Sınav günü gelmişti. onu aradım. “İNŞALLAH KALBİNDEKİ YERİ KAZANIRSIN” dedim . “KAZANDIM BİLE……. ÇÜNKÜ KALBİMDE SEN VARSIN!!! “ dedi.. Ben o an müthiş derecede sevinmiştim. Sonra sınava girdim. Sınavda dualar ediyordum. Arzu yanımda olsun diye. Ama onun benim yanımda olması için benimde istanbul içinde bir yere !&lt;br /&gt;puan tutturmam lazımdı. Ve bunları düşünerek sınavdan çıkmıştım. Sınavdan sonra hemen arzuyu aradım. Nasıl geçti diye sordum. “ÇOK İYİ…. SENİNKİ NASILDI” diye sordu. Benimkide iyiydi dedi. O sene tatile gitmemişti. Bütün yaz beraberdik Sınav sonuçları açıklanınca kendi kazandığım yere baktığımda şok olmuştum. Boğaziçi gibi bir yeri tutturmuştum. Bu mutlu haberi hemen arzuya ilettim. O da çok sevindi. Sen nereyi kazandın diye sordum. “İLK TERCİHİM AÇIKÖĞRETİMDİ…. ORAYI KAZANDIM..” deyince dünyalar benim olmuştu. Bir ara ailesinin yanına gitti. Bir hafta kadar sonra geri geldi. Onlarıda çok özledim. Onun için gittim dedi. En sonunda ben üniversiteye yazıldım. İlk gün beraber gittik. Kantindeki manzara çok güzeldi. Köprünün bir kısmı gözüküyordu. Deniz ayaklarının altındaydı. Kantinde çevreme baktım. Her kesimden insan vardı. “NE KADAR ÖZGÜR BİR YER DEĞİL Mİ?” diye sordum. Gözlerimin içine öyle bir baktıki “NE OLDU? NİYE ÖYLE BAKIYORSUN” dedim. “BEN SANA BİR İSİM TAKMIŞTIM… DEM!&lt;br /&gt;İN ONU SÖYLEDİN?” dedi. “NEYMİŞ O İSİM” diye sordum. “BAŞBAŞA KALDIĞIMIZ BİR ZAMAN SÖYLERİM.” dedi. “PEKİ “ dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarıyıl tatili yaklaşırken arkadaşlarımla kantinde konuşurken biri “YAA… HARÇLARADA BAYA ZAM YAPTILAR BEE” dedi. Ben şaşırmıştım. Daha bir açıklayıcı olmasını istedim. Çok para istiyorlarmış. Zaten benim babam harcın bir kısmını zar zor vermişti. Bu kadar parayı kesinlikle bulamazdı. Hemen rehber öğretmenin yanına gittim. Herşeyi anlattım hocaya. Hoca “DERSLERİN NASIL DİYE SORDU…” diye sordu. “PEK İYİ DEĞİL” dedim. Biraz daha konuştuktan sonra benim babamın bu parayı bulamayacağını söyleyerek birazda kızarak kaydımı sildirdim. Üniversite hayatım tamamen bitmişti. Canım çok sıkılıyordu. Ama ARZU hep yanımda oldu. Bu durumu hemen atlattım. Bir ay sonra arzu telefon etti. Ağlayarak “NE OLUR YANIMA GEL!!” dedi. Ben şok olmuştum. Telefonu kapattığım gibi teyzesinin evine gittim. Kapıyı çalar çalmaz açtı. Beni karşısında görünce daha çok ağlamaya başladı. Onu salona kadar götürdüm. “NE OLDU KIZIM.. ANLATSANA” dedim. “BİLİYORSUN.. BABAMI İŞTEN KOVMUŞLARDI…. KAÇ AYDIR İŞ ARIYOR.. !&lt;br /&gt;EN SONUNDA BURDA YAPAMIYACAĞIMIZI, İZMİRDEKİ AKRABALARDAN BİRİNİN İŞ TEKLİFİ YAPTIĞINI SÖYLEDİ… BABA GİTMEYELİM DEDİM AMA O BENİ DİNLEMEDİ. 2 GÜN SONRA İZMİRE TAŞINIYORUZ..” dedikten sonra hüngür hüngür ağlayarak boynuma sarıldı. Ben bu sözleri duyunca şok oldum. Dayanamayıp bende ağladım. “SEN AĞLAMA.. BEN SENİN AĞLAMANA DAYANAMIYORUM. “ dedi. Salonun ortasında konuşmadan öylece duvarlara bakıyordum. “PEKİ NE YAPACAĞIZ” dedim. “BİLMİYORUM. “ dedi. Ben felaket derecede üzülmüştüm. Sevdiğim kız bu sefer gerçekten gidiyordu. Hemde dönmemecesine. Bir ara o bana baktı ve gülmeye başladı. “NEDEN GÜLÜYORSUN” dedim. “SEN BENİM EN ÇOK NEYİMİ SEVİYORDUN” diye cevap verdi. Sonra bende gülmeye başladım. “SENİ AĞLARKEN GÖRMEK BENİ KAHREDİYOR.. LÜTFEN AĞLAMA” dedi. Sonra bende ne demek istediğini anladım. Gözlerine baktım ağlamamak için kendini zor tutuyordu. O bana ben ona bakıyorduk. İkimizde biliyorduk 2 gün sonra ayrılacağız. Sonra birden “HANİ SEN ÜNİVERTEDEKİ İLK GÜNÜMDE BANA BİRŞE!&lt;br /&gt;Y SÖYLEMİŞTİN HATIRLADINMI” diye sordum. “HİÇ UNUTMADIM Kİ “ dedi. “NEYDİ BANA TAKTIĞIN O İSİM “ dedim. Elini kalbime koydu ve gözlerimin içine bakarak “ÖZGÜR ADAM” dedi. Ben donmuştum. Ama kalbimde öyle bir sıcaklık hissettim ki anlatamam. “NEDEN…….. “ diyecektimki elini ağzıma götürüp susmamı söyledi. “SEN SOKAKLARDA BENİ DÜŞÜNÜRKEN BEN SENİ RÜYALARIMDA GÖRÜYORDUM. SOKAKLARDA DOLAŞIP BENİ DÜŞÜNÜYORDUN. BUNU SADECE ÖZGÜR BİR ADAM YAPAR.” dedi. O an içimden “İŞTE GERÇEK SEVGİ BU OLMALI “ dedim. O gün onlarda kaldım sabahleyin kalktığımızda telefon çaldı. Arayan babasıydı. Hemen eve gelmesini istedi. Onu istemiyerek de olsa evine götürdüm. Ona sordum “NEREDEN SAAT KAÇTA GİDİYORSUNUZ.” Cevap vermedi. “SENİN AĞLAMANA DAYANAMIYORUM. “ dedi. “AKŞAMA SON KEZ BULUŞALIM”dedim. Kafasını evet anlamında salladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu bıraktıktan 1-2 saat sonra yağmur yağmaya başladı. Akşam olunca evinin önünde onu beklemeye başladım. Onu çağırdım. Aşağıya geldi. “BİRAZ YÜRÜYELİM” dedim. “AMA BU YAĞMURDA…. YA HASTA OLURSAN BEN NE YAPARIM” dedi. “SANA BİRŞEY SÖYLEYECEĞİM.” dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. Gözlerinin içi parlamıştı bir anda “HADİ YÜRÜYELİM !!! “ dedi. Yağmur altında koca sokakta yürümeye başladık. Bir kaç adımdan sonra bana döndü. “NE OLUR SÖYLE!! ARTIK O İKİ KELİMEYİ DUYMAK İSTİYORUM!!!” dedi. Anlamıştı sanırım. Bu sefer söyleyecektim. Gözlerimi kapattım. “SÖYLE!! NE OLUR SÖYLE!!” diyordu. “SENİ S……” dedim ve ARZU diye kalın birsesle irkildim. Camdan babası çağırıyordu. Arzuda bana usul usul bakarak evine gitti. O koca caddede sadece o ve ben vardık. O bana bakarak eve giderken, ben ona elimi uzatmış “NE OLUR GİTME…. BENİ BIRAKMA!!!!!” diyordum. Apartmana girerken bana son bir kez baktı ve güldü. Ben kaderime isyan ediyordum. Sevdiğim kıza bir kez olsun onu deliler gibi sevdiğimi s!&lt;br /&gt;öyleyemedim diye. Sevdiğim kızı elimden alıyorlar diye. Kalbim çok acıyordu. Onsuz ne yapacağımı düşünüyordum. Ertesi gün erkenden kalktım. Evlerinin önüne gittim. Ama camlarında perde yoktu. Apartmana koşarak girdim. Kapı açıktı eve girdim hiçbir eşya yoktu. Bütün odalar bomboştu. “SİZ KİMSİNİZ” diye bir sesle irkildim. “BEN ARZUNUN BİR ARKADAŞIYIM. ONU ZİYARETE GELDİM “ dedim. “ONLAR TAŞINDILAR.. BİR DAHA İSTANBULA BELKİDE HİÇ GELMEYECEKLER. BEN ONLARIN KOMŞUSUYUM. SEN GALİBA O ÇOCUKSUN.” dedi yaşlı teyze. “HANGİ ÇOCUK” diye sordum. “BAZEN ARZU’ YU EVDE GÖRÜRDÜM. ÇOK NADİREN… ONU HER GÖRDÜĞÜMDE KENDİ DUVARINA BAKIP DALARDI.. GÖZLERİ DOLARDI.. SANIRIM BİRİNİ DÜŞÜNÜYORDU… DELİKANLI,,,,, BİZDE GENÇ OLDUK.. BİZDE BU DUYGULARI YAŞADIK…. ALLAH SANA YARDIM ETSİN!!!” dedi ve gitti. Ben hemen onun odasına gittim. Ve duvarına baktım. Baktığım gibi gözlerim doldu. Bir kalp resmi vardı. Çok ufaktı. Ama benim için çok büyüktü. Kalbin içinde birşeyler yazıyordu. Yaklaşıp baktığımda kalb!&lt;br /&gt;imde bir sıcaklık hissettim. Kalbin içinde “ÖZGÜR ADAM” yazıyordu. Gözlerim dolmuştu. O bana böyle bir isim takmıştı. Demek duvara bakıp beni düşünüyordu. Diye geçirdim içimden. Ne yapacağımı bilmiyordum. Gene sokaklarda boş boş dolaşıyordum. Ama bu seferki bir başkaydı. İçimde kötü bir his vardı. Sanki bir şey olacakmış gibi bir his vardı içimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan 4 gün geçti. O GÜN 2 MARTTI. Akşam uyuyamamıştım. Geceleyin hava biraz bozuktu. Gökyüzüne bakıp ayı aradım. Ama bulamadım. Uykuya dalar gibi oldum. Kalbimde çok büyük bir acıyla uyandım. Kalbim çok acıyordu. O an aklıma arzu geldi. Acaba ne oldu diye düşünürken, aklıma gökyüzü geldi. Orda ayı aradım. Bir kaç dakika sonra görmüştüm. Hemde bütün ihtişamıyla duruyordu. Bembeyazdı. Onu düşünürken gene kalbimde bir acı hissettim. Tam o anda ayın yanından bir yıldız kaydı. 10 saniye boyunca o yıldızın kayışını izledim. İzlerkende kalbim acıyordu. Yıldız kaydı. Kalbimin acısıda durdu. “ACABA NE OLDU” dedim içimden. Ertesi günler içimde bir huzursuzluk vardı. Aşağı yukarı 2 hafta olmuştu. ama arzu hala aramamıştı. 9 mart günü telefon çaldı. Arayan fulyaydı. Sesi ağlamaklıydı. “RIDVAN” dedi. “BEN ŞU AN İZMİRDEYİM. ARZU VE BABASI TRAFİK KAZASINDA ÖLDÜ…. MURAT ABİMDE KOMADAN YENİ ÇIKTI… NE OLUR METİN OL” dedi. Ben yıkılmıştım. Telefonu kapattım. Yere diz çöktüm. “ALLAHIM!!!! NED!&lt;br /&gt;EN BEN ?” dedim. Kendi kendime bir söz söyledim; “KAYBETMEYE MAHKUM BİR ADAMSIN!!” kısaca KMBA derdim. Dışarı çıktım. Sahil kenarına gittim. Ağlamamak için acayip çaba sarfediyordum. Çünkü o benim ağlamamı istemezdi. Sahile vardım. Kimse yoktu. Deniz acayip dalgalıydı. “HAYIR YA !!! NEDEN BEN YA NEDEN!!!” bağırmaya başladım. En sonunda dayamayıp ağladım. Gözümden bir yaş damladı. Kalbimde bir sıcaklık hissettim. Sanki bana ağlama diyordu. Ama ben kendimi tutamıyordum. Deliler gibi ağlıyordum. Şimdi ne yapacağım diyordum kendi kendime. O akşam deli gibi yağmur yağıyordu. O yağmurlu sokaklarda, o soğuk caddelerde ben tek başıma ağlayarak dolaşıyordum. Ağlamam hiç durmuyordu. Hep onu düşünüyordum. Birkaç gün sonra gene fulya aradı. “NE OLUR AĞLAMA.. BİLİYORSUN!! O SENİN AĞLAMANI HİÇ İSTEMEZDİ.” dedi. “PEKİ “ dedim. Bana telefonda herşeyi anlattı. Kazanın nasıl olduğunu. Kimin hatalı olduğunu. Ondan mezarlığın adresini aldım. Sonra hemen bir işe başladım. Amacım para bulup bir a!&lt;br /&gt;n önce mezarlığa gitmekti. Kafama koymuştum, mezarlığın yanına gittiğimde birşey yapacaktım. HALA DÜŞÜNÜYORUM…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAPSAMMI…….. YAPMASAMMI…….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiçbirşey için beklemeyin çünkü ne zaman öleceğinizi bilmiyorsunuz&lt;br /&gt;sevginizi ertelemeyin çünkü kimi seveceğinizi bilmiyorsunuz&lt;br /&gt;yaşam insana verilmiş en büyük hediyedir</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Sun, 22 Jun 2008 17:56:01 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>AŞK ÜZERİNE</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=2026113</link>
            <description> Aşk Üzerine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşkın Anatomisi-Aşk Bir Hastalık Mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İlk Aşk ve Aşkın Ay Hali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Karşılıksız Aşkın Acısını Hiç Çektin Mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Platonik Aşkın Önlenemez Yokoluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşk Var Mı Aşk?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir Aşk Şarkısı ve Aşıklar Kartı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Unutulmaz Bir Aşk Hikayesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sen Arkadaşımın Aşkısın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yasak Aşk, Aşk Yasaklanabilir Mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sonsuz Aşk Sonsuza Giderken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşk Gemisinde Aşık Olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşkın Seremonileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Marjinal Aşk Olur Mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşkım Çiçek Açtı : Aşk ve Çiçekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 21. Yüzyılda Aşk : Aşka Koşmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın Anatomisi-Aşk Bir Hastalık Mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okan Bayülgen tam da Sevgililer Günü'nde ne de güzel söyledi. Aşk, bir hastalıklı durumdur diye. Normal bir şey değil ki, aşk. Kendini değil de bir başkasını bu kadar düşünmek, onun için her şeyi yapabilecek duruma gelmek, uğruna ölmek, öldürmek,... Doğa üzerinde yaşayan her canlının doğal dürtüsü olan &amp;quot;yaşamda kalma savaşı&amp;quot;, neden aşk söz konusu olunca silinir gider ve insan neden aşağılanmaya, acı çekmeye böylesine karşı konulmaz bir biçimde kapılır. Bilim adamları, aşkın bir hormonal değişim ya da bir kimya oyunu olduğunu söyleye dursa da aşk aslında simyadır. İnsanı altına çevirme sanatıdır. Aşkla başlar yaşam ve aşk, olanın üzerine bir yağmur gibi iner, gözler sadece güzel olanı görür. Andre Maurois buna &amp;quot;aşkın kristalizasyon etkisi&amp;quot; demiştir. Görülen her şey pembedir. Kan basıncı artar, hafif bir esriklik bedeni sarar. Bu yüzden şarap aşkın içkisidir, ister kırmızı, ister pembe olsun. Kan rengi ile anlatılır aşk, her ne kadar pembe ile tasvir olsa da. Kan, yaşamın dirimidir, devamıdır. Bedenin her yerini kaplar. Aşk Hastalığı derler adına.. Yemekten, içmekten kesilir insan. Ayrılığın rengi sarıya dönüşür tenin rengi, cevap alınmazsa. Ama bir de karşılıklıysa ten güzelleşir, renklenir. Bahar gelir yüreğin odalarına. Aşık kadınların güzelleşmesi boşuna değildir. Ostrojen hormonunu salar beden seven erkeğin dokunacağı her alana. Aşıklar kalple anlatır aşkı. Çünkü aşkın sesini duyuran tek organdır kalp. Ritmi hızlanır, yüreğin sesinin duyulacağından korkulur. Anatomi kitaplarının kapağına aslında koca bir kırmızı kalp resmi çizmeli ve içine de şöyle yazılmalı : Sen, Ben ve Aşk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Aşk ve Aşkın Ay Hali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla olan aşkımızın ifadesi kokulu silgiyi birlikte koklamaktı. Bu ikimize özeldi. O benim için, ben onun için özeldim. Kokulu silgi de bu özel olanın leitmotivi idi. Ama &amp;quot;aşk&amp;quot; sözcüğünü kullandığımda artık ergenlik dönemi başlamıştı ve ayna karşısında sivilce sorununa nasıl çareler bulacağım kaygısı da. Annemden gizli hafif makyaj denemeleri ve dore renkli çanta hevesi de ardından geldi. Limonatalı mezuniyet çayında topu topu dans etmiş idik, öyle yakın duruş değil ve her ikimizde kötü dans ediyorduk, ama yaptığımız dansa öylesine bağlıydık, o an dünyanın en iyi dans eden çifti biz gibiydik. Üniversitede artık &amp;quot;kadın&amp;quot; olmadıysam bile &amp;quot;kadın&amp;quot; lafını kendime yakıştırmaya başlamıştım. Ama o da sınırlı okul çevremdeki grupta. Bu fanusun dışında söylemeye ise yürek isterdi. &amp;quot;Galiba ben aşığım&amp;quot; dediğimde okul bitmiş ve ilk işimin ilk maaşını almıştım. Hemen ona gidip bir kaşkol almıştım. Ama onunla evlenmedim. Çünkü gerçek aşk, şu yağmur altında oturduğum burnu kemerli beyfendiydi. İkinci çocuğumuz doğduğunda ben otuzunda o ise otuzikisindeydi. Ama aşık olduğumuzu çocuklar gibi söyleyemez bir utangaçlık üzerimize evlilikle peydah olmuştu. Sadece bize özel anlarda söyleyebiliyorduk. Ama hala aşıktık. Torun doğduğunda kızım sormuştu &amp;quot;anne aşık mısın hala&amp;quot; diye. Utangaçlık evliliğin vazgeçilmezidir. Utanıp &amp;quot;kızım bu yaşta benim aşkla ne işim olacak&amp;quot; demiştim. Ama dediğimden dolayı da öylesine bir suçluluk duygusu duymuştum ki. Hastanenin kafesinde sigara içen, artık saçları aklaşmış ve bir by-pass geçirmiş o kemer burunlu beyfendiye hala aşıktım. Bir bahane uydurup kızımın yanından ayrılıp aşağıya indim. Kafenin en dibindeki masada oturmuş, yakın gözlükleri ile gazete okuyordu. Gittim yanına oturdum. &amp;quot;Kız nasıl? Bir şey mi oldu?&amp;quot; diye kaygıyla sordu. &amp;quot;Hayır&amp;quot; dedim tebessüm ederek. &amp;quot;Bana da bir kahve ısmarlarsın diye geldim.&amp;quot; Sonra her zamanki gibi omuzlarına düşen bir kaç ak saçı alarak ceketini düzelttim. Ama atamadım saç tellerini yere. Aldım ve avucuma sakladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılıksız Aşkın Acısını Hiç Çektin Mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van Gough karşılık bulamadığı aşkı için kulağını kesmişti. Karşılıksız aşk çekmeyen anlamaz bu duyguyu. Ben Semiha için bir kulak değil iki kulak keserdim ama gidip veremeyecek kadar utangaçtım. Niye bana karşılık versindi ki? Hem yakışıklı değildim, hem de con con giysilerim yoktu. Peder ise sadece okula gelip gidecek kadar harçlık verirdi. Eh o da ne yapsın, istasyonda gişe memuru bir baba olarak gücü bu kadarına yeterdi. Semiha hiç bilmedi ona olan aşkımı. Ama ben Semiha için &amp;quot;yokluğunda çok şiirler&amp;quot; yazdım. Bir annem bildi bu aşkı, ama anlamadı Semiha'ya aşık olduğumu. Adını bile yazamazdım ki. Hep akrostişti yazdıklarım, bir bana özel. Yazdığım kağıtları hemen buruştururdum. Bizim pencerenin önünden geçerken perdenin arkasından izlerdim onu ve bazen tam da bizim pencerenin önünde durup bir komşu teyze ile sohbet ederdi. Sanki perdenin üzerindeymişcesine elimle dokunurdum ona. Hayatımda onunla bir kere konuşabildim. O da annemden Bayan Ören nakış ipi istemek için geldiğinde. &amp;quot;Meftune Teyze yok muydu?&amp;quot; &amp;quot;Çarşıya çıktı.&amp;quot; &amp;quot;Nakış ipliği isteyecektim. Biz de bitti de. Neyse ben gene gelirim.&amp;quot; Ama gelmedi. Olsun ben onunla kafamın içinde yüzlerce konuşma yapıyordum. Bu konuşmalarla uykuya dalıyordum. Olur olmaz söyleyip duruyordum &amp;quot;gizli aşk bu, söyleyemem derdimi hiç kimseye&amp;quot; şarkısını. Bir tek bu şarkıda neşelenirdim. Semiha ile benim, &amp;quot;bizim şarkımız&amp;quot;dı. O bilmese bile. Böylesine bir büyük aşktı Semiha. Ama şimdi bu aşkın ne zaman ve nasıl bittiğini hatırlamıyorum bile. Hatırladığım tek şey nasıl acı çektiğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platonik Aşkın Önlenemez Yokoluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seksin tabu olduğu dönemin armağanıdır, platonik aşk. Ama cinsel soğukluk, cinsellikten korkunun maskesi olarak da kullanılması pek olasıdır. Puriten ahlak anlayışı pek sever platonik aşkı. Platon'un da aşk üzerine pek sağlıklı laflar ettiği iddia edilemez gerçi. Her şey idealize edilirken filozof aşkı da almış haute-couture tarzda yorumlamıştır. Ama modern yaşama bu elbise bir kaç beden dar gelmiştir. Cinsel Devrim naraları atan 68 kuşağı cinselliği de devrim gibi tüketince, Wilhelm Reich'a düşmüştür aşktan özür dileme görevi ve aşktan arındırılmış cinselliğin soysuzluğuna verip veriştirmiştir. Cinselliği tüketmekten yorgun Batı bu kez tekrar keşfetmek istemiştir, platonik aşkı ve Cosmopolitan sayfalarında tekrar paketleyip tüketime sunmuştur. Seks yapmadan yanyana yatarak ısrarla ilişkiye böyle devam etmeye çalışanların öykülerini, bu öyküler pek bir popüler olmuştur. Bir tür &amp;quot;kim nefesini daha uzun tutacak yarışması&amp;quot; yapılmıştır. Ama Freud her seferinde şu hidrolik sistemi ile çıkıvermiştir sahneye. Bastırılan duygular, kapalı kazan içinde kaynayan su gibi buhar basıncını arttırır. Platonik aşk bir tercih olarak saygı gösterilmeyi tabii ki hak eder, ama ısrarlı bir yaşam biçim olarak savunulmasına gelince, Adem ile Havva'yı hatırlamakta fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk Var Mı Aşk?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona aşıktım, gerçekten. Ama ne zaman bitti, nasıl bitti bilemedim. Ama bittiğini bildim. Şu yanımda yatan adam ne zaman benim için bir fazlalık olmuştu, ne zaman yellenmesi gözüme (daha doğrusu kulağıma) batar olmuştu? Ne zaman &amp;quot;aman gene geldi&amp;quot; demeye başlamıştım. Aşk bitmişti. En zor şey ölen aşkın cenazesini kaldırmaktır. Kimse ilk söyleyen olmak istemez. Kimse ileride olacakların mesuliyetini tek başına almaya cesaret edemez. Ya mutlu olmazsam korkuları hop deyip dümeni ele alır. Ben de söyleyemedim ve böylece iki yıl daha geçti ve bir gün hangimizin ilk söylediğini fark edemeyeceğimiz bir kavgada ayrılmayı telaffuz ettik. Telaffuz ettiğimiz sözcük soğumadan da ayrıldık. Biz de albümlerdeki ikili resimleri temizledik. Ortak anıları olan eşyaları tanıdıklara ya da eskicilere verdik. Veremediklerimizi elden geçirdik. Aşkı kazıdık tüm gücümüzle. Geride hazımsızlık yaratan, midede mi kalpte mi olduğu belli olmayan bir yumru kaldı. Sert, taş gibi. Ruh eşi, hayat arkadaşı sözlerini duyduğunuzda bu yumru kendini hatırlatır. Bilirsiniz artık aşık olmadığınızı ve bilirsiniz aşkı kaybettiğinizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Aşk Şarkısı ve Aşıklar Kartı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarot sever misiniz? Tarot'un 6. kartıdır &amp;quot;Aşıklar Kartı&amp;quot;. Kimi Tarot yorumcuları &amp;quot;karar&amp;quot; kartı der. Ama ona yakışan isim asıl &amp;quot;Aşıklar Kartı&amp;quot;dır. Keltik Çaprazı ya da Rahibenin Sırrı açılımlarında çıktığında bu kart çok şey söyler. Büyük Arkana kartlarındandır. Arkana, latince Arcanus'tan türemiştir ve gizem, esrar anlamındadır. Aşka dair ise, Tarot'a sorunuz, Aşıklar Kartı &amp;quot;yoğun bir sevgiyi&amp;quot; ifade eder. O gece beş kere tahta kabından çıkarıp ipek bezle kaplı Tarot kartlarımı açtım ve beşinde de Aşıklar Kartı çıktı. Bir tesadüf müydü?Tesadüf ise radyoda çalan şarkı da mı bir tesadüf idi... &amp;quot;You are my destiny, you are my memory..&amp;quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutulmaz Bir Aşk Hikayesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların aşkı ne &amp;quot;Devlerin Aşkı&amp;quot; idi ne de &amp;quot;Yüzyıllın Aşkları&amp;quot;ndandı. Birbirlerinin ilk kadını ve ilk erkeğiydiler. Kadın bir yaşında babasını, erkek ise bir yaşında annesini kaybetmişti. Kadın bir baba arıyordu, erkek ise bir anne. Küçük bir kasaba düğünüyle evlendiler ve birlikte bir başka küçük kasabaya gittiler. Erkek memurdu. İki tencere, dört tabaktan oluşan mutfaklarında o tahta masaya ne oturup ne konuşmuşlardı. Onları ne kadar o halleri ile hayal etsem de başaramıyorum. Fotoğraf çektirmek önemli bir işti o zamanlar. Onlar da çektirmişti. Ama her fotoğrafta görürdünüz, özel hazırlandıklarını ve aslında bayramlıklarını giyerek fotoğrafçıya gittiklerini. Mürekkeple yazılmış notlar vardı her fotoğrafın arkasında. Bu önemli anlarının unutulmamasına adanmıştı yazılar ve üçüncü okuyucuya hitap ediyordu cümleler, ölçülü ve olanı daha iyi gösteren. Sonra bizler geldik. Aile fotoğraflarında boy göstermeye başladık. Altı bez bağlı orlondan zıbınlarımız içinde, Cumhuriyet Bayramı'nda, bingo oynarken, bir aile yemeğinde... Bizsiz fotoğrafları o kadar azalmıştı ki. Her yerden çıkmıştık. Hafif hafif kilo almaya başlamışlardı. Erkeğin alnı açılmış, kadının saçları artık belinde değildi. Hepimiz evden ayrılana dek, ikisinin başbaşa kalacaklarını ve kardan ulaşamadığımız o günde telefonla onlarla konuşurken onları terk edip gitmenin garip bir sızısını içimizde hissedeceğimizi bilemezdik. Onlar bizim annemiz ve babamızdı. &amp;quot;Biz aşığız&amp;quot; dememişlerdi hiç bir zaman, belki de utangaçlıklarından belki de aşık olmadıklarından. Ama çocuklar anne ve babalarının aşık olduklarına inanmak ister. Aşk, anne ve babaya en yakışan duygudur. Onların aşkı ne &amp;quot;Devlerin Aşkı&amp;quot; idi ne de &amp;quot;Yüzyıllın Aşkı&amp;quot;, ama benim şu ana kadar gördüğüm en güzel aşktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen Arkadaşımın Aşkısın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dario Moreno mu söylemişti bu şarkıyı.. Yanılıyorsam affola. &amp;quot;Sen arkadaşımın aşkısın&amp;quot; zor bir şarkıdır. Ben de aşık oldum arkadaşımın aşkına. Hem arkadaş olduğum için onun aşkını ballandıra ballandıra anlatmasına sabır göstererek hem de arkadaşımın aşkına körü körüne aşık olarak geçirdim koca bir yazı. Bir yaz aşkıydı işte. Ama neden arkadaşımın aşkına aşık olmuştum ki. Neden olmayayım ki. Aynı tip pantolon giyen, aynı yemekleri, aynı müziği seven iki arkadaşın aynı kıza sevdalanmasından doğal ne olabilir ki. Hele üçlü gezmelerde yaşadığım, eh ne de olsa arkadaşıydım, bana güvenebilirdi, bana dokunmasının anlamı onun için dostluk adınaydı, ama ya benim için? Kimselere fark ettirmeden yaşamak aşkı, tam da kıyısında durup denize dokunamamak, sadece dalgaların sesini dinlemek ve her seferinde kıyıdan dönmek. Tüm yaz boyunca sürdü. Hiç bir umut ya da ümit doğmadan. Söylemedim Orhan'a, ta ki yıllar sonra bir ocak başı sohbetimizde maziye daldığımız o akşama kadar. Orhan rakısından bir yudum alıp alıp dedi ki, &amp;quot;Vay namussuz, bilseydim paralardım seni. Hesabını sen ödüyorsun bu akşam!&amp;quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasak Aşk, Aşk Yasaklanabilir Mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasak aşk geniş bir kavramdır. Çölde yön bulmaya benzer. Ama en kısa tarifi olmaması gerekene aşktır. Evlilik dışı yaşanan aşktan enseste kadar uzunca bir çizgide salınır. Ama her seferinde yasağın sınırlarına kendini vurur. Tabudur. Ahlak yasaklamıştır, kanun yasaklamıştır, din yasaklamıştır, koca yasaklamıştır. Yaşanılmaması gerekendir. Buna rağmen yaşanır. Yaşayanlar gözlerini budaktan sakınmaz. Bedeli vardır. Ödeyecekleri bedeli bile bile uzanırlar aşka. Bazen idam, bazen cinayet, bazen toplum dışına atılmak, bazense recm usulü ölümdür cezası. Tıpkı Suudi Arabistan'da yıllar onca taşlanarak öldürülen Prenses Mişa'nınki gibi. Geriye ise ne atılan taşlar, ne yazılan mahkeme kararları, ne de kanlı bıçak kalır, geriye bir tek aşk kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuz Aşk Sonsuza Giderken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Hayalet&amp;quot; (~Ghost) filminde ağlamayan yoktur herhalde ya da &amp;quot;Altıncı His&amp;quot; (~The Sixth Sense) filminde. Her ikisinde de ölen eşi ile yaşayan eş arasındaki uçurumun burukluğu beyaz perdede gezinir. Son zamanlarda moda oldu, &amp;quot;ruh eşi&amp;quot; lakırdısı. &amp;quot;Ben Evleniyorum&amp;quot; pembe dizilerinden ciddi kelam eden hatun kişilere kadar her cenahta aldı başını bir &amp;quot;ruh eşi&amp;quot; arayışı. Karma felsefesinden mi yoksa Yin-Yang'tan mı coşup çıktı bilemem ama bildiğim bir gerçek var ise &amp;quot;sonsuz aşk&amp;quot; iyi satıyor, nereye iliştirilirse iliştirilsin. Bazen bir reklam filminden fırlıyor, bazense bir filmden. Gerçekten hepimiz &amp;quot;sonsuz aşk&amp;quot;ı mı &amp;quot;aşkı&amp;quot; mı arıyoruz. Var mı sonsuz aşk? Hani ölüp gidince buharlaşan yaşamın perde arkasında süren bir aşk. Kim bilebilir ki? Ama bildiğim bir başka şey daha var, ister adı sonsuz olsun ister sonlu olsun aşk, her canlıya dair bir duygu, haber bültenlerinin birindeki bitiş mottosundan uyarlarsak, &amp;quot;her nerede yaşanılıyor veya yaşatılıyorsan selam olsun sana aşk!&amp;quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk Gemisinde Aşık Olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dallas'dan önce başlamıştı Aşk Gemisi. Her dizide ayrı bir aşk hikayesi işlenirdi. Ama müretebat değişmezdi. Yolcular gelir, Aşk Gemisi Acapulco'ya doğru demir alır ve aşklar da başlardı. Yakamozda ve salondan gelen dans müziğinin eşliğinde en kralı yaşanırdı aşkın. Ülkecek otururduk Aşk Gemisi'ni izlemeye. TRT'de yayınlanırdı ve siyah beyazdı. Henüz TRT1 yoktu. 70'li yılların naif duygularına daha veda etmemiştik. Ama sonra Dallas ile tanıştık ve aşkın aslında nasıl da entrikalar ve sahtekarlıklarla örgülenebileceğine tanık olup hayretlere gark olduk. Yine geçtik ülkecek ekranların karşısına, Pazar geceleri. Fabrikalarda vardiyalara ara verildi Dallas yayınlanırken, iş kazası olmasın diye. Çok sevdik Dallas'ı, bağlandık, hastası olduk. Yıllar sonra bu eski bağımlılığın küllerini eşeledi Asmalı Konak ve onu da çok sevdik. Ama İkinci Bahar dizisi Aşk Gemisi günlerinin anısına saygı idi, hem de hiç ona öykünmeden. Birlikte söyledik Sezen'in şarkısını Samatyalılarla. Aşk Gemisi, Samatya'ya yanaşamasa da Karaköy rıhtımına bir kez demirledi. Artık 90'lardaydık. Türkiye &amp;quot;tüketim toplumu&amp;quot; gemisine çoktan binmiş, &amp;quot;benim memurum işini bilir&amp;quot; ülkesine doğru akıntıya kapılmıştı. Gazetelerde küçük bir haber olarak kaldı, Aşk Gemisi'nin gelişi. Görmeye giden pek olmadı. Çoktan unutulmuştu. Aşk unutulduğunda en çabuk ölen duygu değil miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın Seremonileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın seremonilerini saymakla bitiremezsiniz. Ama bir kaç tanesini anmakta fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ucu yanık mektup ya da fotoğraf, sevenin yüreğinin yandığına delalettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Düşürülen işlemeli mendil aşka davettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşık olunan kadının ayakkabısından içilen şampanya aşkın büyüklüğüne işarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kırmızı tek gül aşka dair her şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Muhallebiciler aşıkların kutsal mekanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşık olunan kadının penceresinin önünde söylenen serenatlar aşkın dile gelişidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşk şiirleri aşıkların vazgeçemediğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Mum ışığında yemek aşkın atmosferinde seyahattir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evlilik aşkı öldürür mü bilinmez ama alyans, aşk seremonilerinde en iddialı olandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marjinal Aşk Olur Mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Marjinal aşk&amp;quot; olur mu? Bizce olmaz. Aşk, aşktır, ister kadın ile erkek arasında olsun isterse kadın ile kadın, erkek ile erkek arasında olsun. Aşk kadar yaygın bir duygu, marjinal olabilir mi? Ama Verlaine'ın Rimbaud'ya olan aşkı marjinal aşk sınıfına alınmıştır. Sapho'nun şiirleri de aynı şekilde marjinal aşk şiirleri damgasından kurtulamamıştır. &amp;quot;Oscar Wilde Dorian Gray'in Portresinde marjinal aşkını anlatmıştır&amp;quot; der eleştirmenler, Hemingway'e, Scott Fitgerald'a ablalık yapan ve Kayıp Kuşağın biricik direği Gertrude Stein da kurtulamamıştır bu kisveden. Virginia Woolf ağzında eveleyip geveleyip anlatamamışsa da onu en güzel Murathan Mungan anlatmıştır, Kırk Oda kitabındaki Aşkın Gözyaşları Ya Da Rapunzel İle Avare isimli öyküsünde. Şöyle yazmıştır Mungan öykünün bir yerinde : &amp;quot;Büyük aşklar, büyük hayatlar için yaratılmış insanlar büyük yaşayamayınca yüreklerini nereye sığdırırlar? hangi hayatlara sığınırlar? hangi mucizelere?&amp;quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkım Çiçek Açtı : Aşk ve Çiçekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı Gül; Sessiz İstek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Gül; Gerginlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pembe Gül; Güzellik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarı Gül; Ayrılık, Kıskançlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi Gül; İlahi Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lale; Asil Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Lale; Kaybedilen Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarı Lale; Umutsuz Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pembe Lale; Aşkta Anlayış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı Krizantem; Seni Seviyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menekşe; Ketum Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamelya; Mağrur Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelincik; Mazlum Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salkım; Geçici Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İris; Aşk Hatırası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıklamen; Aşk Haberi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Papatya; Uysal Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küpe; Hoppa Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. Yüzyılda Aşk : Aşka Koşmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. yüzyıldan devraldığımız Aşk Endüstrisini 21. yüzyılda da büyütmeye kararlıyız. Diziler, filmler, kitaplar, hediyeler, reklamlar, giysiler, takılar, parfümler, sabunlar,... kısacası her ürün aşka bulanarak raflara konuyor. &amp;quot;Kocası yerine deterjanına aşık olan kadınlar&amp;quot;, &amp;quot;aşkı uğruna çikolatasından vazgeçmeyen erkekler&amp;quot; 21. yüzyılın aşka koşan insan manzaralarından. Biz aşkı çok sevdik. Anneler Günü buluşundan sonra Sevgililer Günü ikinci büyük buluş oldu. Ama Babalar Günü hala satış grafiklerinde bu iki günü yakalayamadı. Bir Sevgililer Günü maniası peydah oldu ki sorma gitsin. Kredi kartı ekstrelerinden, sms mesajlarına dek her yerde aşk eşantiyon olarak verildi. Aşkın doğuşunu laboratuvar ortamına alıp kameralar altında aşık adaylarını izlemeye koyulduk. Ünlülerin aşklarına pek bir merak saldık. &amp;quot;Tek gecelik ilişkileri&amp;quot;ni aşk olarak satmak ünlülerin de işine geldi. Bizler de yalan olduğunu bilsek de bu yalandan rahatsız olmadık. Lady Diana'nın yaşadığı acı dolu aşk hikayesinin benzerleri her gün yaşanıyor olsa da onlara daha çok üçüncü sayfada kanlı haberler olarak yer verip Lady Diana'yı ayrı tuttuk. Jeniffer Lopez ile Ben Affleck mi yoksa Jeniffer Aliston ile Brad Pitt mi diye iddialara girdik. Tom Cruise'un Nicole Kidman'dan ayrılmasına içerledik. İbrahim Tatlıses'in Derya Tuna'dan ayrılmaması için ana haber bültenlerini devreye soktuk. Sinan Çetin'in Film Gibi dramasında aşıkların ayrılıklarının bitmesi için kendimizi dua ederken bulduk. Kısacası, sözün özü, netice olarak, son tahlilde efendim &amp;quot;aşk&amp;quot; 21. yüzyılda da satış grafiklerine paralel olarak maraton koşmaya devam edecek...&lt;br /&gt;(alıntı) </description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Sun, 22 Jun 2008 16:33:45 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>NEFRETİMSİN ARTIK</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=2015437</link>
            <description>&lt;strong&gt;Güle dahi güvenmem cünkü gülün de gölgesi vardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilirmisin son sözü aşk adamı söyler be gülüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra içtiğim her sigaranın günahı senn boynuna içiyorsam eğer senin uğruna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen nasıl bir insansın ne kadar körsün . ama seni sevmicem artık.çünkü bana dediklerin… sana artık sadece nefret besleyebilirimbeni kaybedeni ben kazanmak için hiç uğraşmam….’!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık olacaksan adam gibi birine olda birşeye benzesin!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENİ BÖYLE BU HALİMLE BIRAKIPTA GİDİYORSUN KORKTUNMU BU SEVGİMDEN BANA YAZIK EDİYORSUN YÜREĞİMDE SİLİNMEYEN O BAKIŞLAR İZ BIRAKMIŞ HEPSİ YALAN HEPSİ SAHTE YALANMIŞ SEVİYORUM DİYEN DİLLER YALANMIŞ…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 kuruşluk insana 5 kuruşluk değer verirsen geriye kalan 2 kuruşuyla seni satın aldığını zanneder…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vicdanla birlikte şerefte ararım sevdiklerimde;her zaman doğru değildir elbet seçimlerim;gün gelir şerefsizleri de severim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;laf sokmaya kalkma kapak olursun!uğraşma etiket olursun!yavşama köpek olursun!insan ol belki yanımda yer bulursun! duygusuzlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin için akan göz yaşlarımı sana HARAM ETTİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEN Kİ AŞK KATİLİNDEN BAŞKA BİŞEY DEĞİLSİN YAZIKLAR OLSUN…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOK ÖZÜR DİLİYORUM GÖZLERİNE BAKTIĞIM İÇİN ÇOK ÖZÜR DİLİYORUM ELLERİNİ TUTTUĞUM İÇİN ÇOK ÖZÜR DİLİYORUM SENİ İNSAN YERİNE KOYUP SEVDİĞİM İÇİN&lt;/strong&gt;</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Fri, 20 Jun 2008 10:29:37 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ANLAMLI SÖZLER 2</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=2015421</link>
            <description>&lt;strong&gt;Sesine mewsimler eğilsin, gözlerine baharlar ağlasın, sen sevmesini bilene en büyük armağansın; değerini bilmeyenler kaybettiğine yansın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim senden vazgeçiş sebebim sevgimin küçüklüğünden değil çaresizliğimin büyüklüğündendi anlayamadınSana bahçeden gül değil güneşten atom koparıp getirmek istiyorum ama kalbim gibi ellerin de yanar diye korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kurşun gibi geçer hayat ancak öyle zordurki kurşunu havada sevdayı yürekte tutmak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk adını talihsizlik koymuşlar sevenleri yerden yere vurmuşlar gidenleri beklemişler durmuşlar talihsizler talihsizler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Üç Günlük Dünyada Çok Görüldü Sevgim Benim Sevgim Gerçek Sevgi Ölsemde Sevecegim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hasretin bölerken uykularımı çaresiz gizledim duygularımı seni kaybetmenin korkularını bir yenebilsem ah bir yenebilsem..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerim gözlerini görmesede ellerim ellerini tutmasada yoklugun her gece kalbimden vursada sana aşıgım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazıldığı kadar kolay değildir,SENİ SEVİYORUM,demeden önce biraz düşünmek gerek .Eğer bu sözü söylüyorsa bu yürek ölne kadar tutulması gerek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla reklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi yürek ister, Söylemek yetmez. Sevgi gözlerdir, Sözler yetmez, Sevgi herşeydir,Kalbe hapsedilmez. Seveceksen benim gibi sev amma yüreğin buna yemez…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamak sadece nefes almaksa aciz bedende can taşımaksa elbet birgün toprak olmaksa sensiz yasamak istemiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tek kurşun çağredir bu acıya..Rabbim sen bu kulunu bağışla..Bedenim çürürken bu kara toprakta..Ruhum seni bekleyecek buralarda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;” Eğer beni sevecek kadar mertsen,Eğer benı üzmeyecek kadar merhametliysen,Eğer benı aldatmayacak kadar şerefliysen,inan ki bende uğrunda ölecek kadar yüreklıyım..”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen Dardaysan Ben Zordayım, Sen Ateşteysen Ben Kordayım,Bir Gün Dünyadan Göçüp Gideceksen Bilki Senden Önce Ordayım….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güneşi başına taç etsem ,ay’ı boynuna gerdan etsem,yıldızları yoluna sersem yinede sana olan sevgimi anlatmaya yetmezler benseni öyle biryere koydumki heran yanımda sın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gülmek için mutlu olmayı bekleme belki mutluluk gülüşünde saklıdır,,, sakın ağlayayım deme senin bir tek gülüşün yeter…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya 3 gündür dün bugün ve yarın!Dün geçti.Yarının geleceği belli değil.Öyle ise bugünün kıymetini bil!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi arama lüks meyhanelerde,biz dost şarabı içenlerdeniz.bize dost,arkadaş nedir diye sorma biz onlar için ölüme gidenlerdeniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günes batınca sondu sanma, yagmur yagınca durdu sanma, aramıyınca unutum sanma, gunes olur dogarım yagmur olur yagarım, ellerını uzattıgında her zaman yanındayım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENİ SEVMEK YÜREK İSTER ”SU” İÇMEYE BENZEMEZ ASİT İÇMEK GİBİDİR YAKAR ADAMI İLİKLERİNE İŞLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;imkansz herşey bu dünyada artık tıpkı benim sevdam gibi sevmeler yalan aşklar yalan tek gerçek senin aşkından bana kalan mesaferler canımı acıtan sen benim diyer yarım sen benim ilk göz ağrım benim sevdam benim kalp yangınımsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ufkumda bulutlar küme yaparken bense karanlıkta doğan mavi sabahdım alem bana zehir sunduda birden ben yine herkese güzellik yaptım…..O ZEHİRDEN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla renklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seven Unutmaz Unutmuşsa Sevmemiştir.Sevipte Unutmuşsa, Sevmesini Bilmemiştir.&lt;/strong&gt;</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Fri, 20 Jun 2008 10:26:25 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ANLAMLI SÖZLER</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=2015403</link>
            <description>&lt;strong&gt;Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak,&lt;br /&gt;Mutluluk ise gözbebeğin kadar yakın olsun,&lt;br /&gt;Umutların gerçek gerçeklerin, mutlulukların sonsuz olsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşin bile buz tuttuğu bir yerde, eğer ateş görürsen,&lt;br /&gt;Bilki o ateş senin için yanan kalbimdir. Artık bulutlara yazıyorum hasretimi,&lt;br /&gt;Yağmur yağınca anlarsın seni ne çok özlediğimi!…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesini duysamda heran yüzünü görmek gibi değil&lt;br /&gt;Özlediğimi bil heran hiçbir şey seni sevmek gibi değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca çilenin sonu değilmi bir avuç toprak,&lt;br /&gt;Ölümden yana korkum yok,&lt;br /&gt;Tek korkum unutulmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir özlem yakarsa yüreğini&lt;br /&gt;Ve acı çekersen hasretten yana beni an .&lt;br /&gt;Çünkü ben, içimde yüzbinlerce özleminle,&lt;br /&gt;Hergün seni anarak yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizler mürekkep gökyüzü kalem oldu,&lt;br /&gt;Yıldızlara binlerce kez seni seviyorum yazdım, sende inandın .&lt;br /&gt;Ben seni sevmedim sana taptım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni özlersen gökyüzüne bak.&lt;br /&gt;Yıldızların kuyruğuna kalbimin parçaları takılı.&lt;br /&gt;Yalnızlık seni üzerse elini kalbine koy gözlerini kapa.&lt;br /&gt;Ruhum orada çakılı….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her aşkın gökyüzünde bir meleği varmış.&lt;br /&gt;Yeryüzünde biten her aşk için gökyüzünde bir melek ağlarmış…&lt;br /&gt;İnan ki aşkım bizim meleğimiz hiç ağlamayacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni ne yağmurlar, seller koparabilir kalbimden,&lt;br /&gt;Ne de deli gibi esen fırtına,&lt;br /&gt;Çünkü bir ağacın toprağa kök salması gibi bağlandım sana..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulaklarim sessizlige, gözlerim sensizlige,&lt;br /&gt;Gönlüm katlanirsa derde,&lt;br /&gt;Anlami yok yasamanin..&lt;br /&gt;Nefes almak boşuna..&lt;br /&gt;Senin olmadigin yerde …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni dağlara yazsam yağmurlar,&lt;br /&gt;Göklere yazsam bulutlar,&lt;br /&gt;Gözlerime yazsam göz yaşlarım siler.&lt;br /&gt;Seni kalbime yazdım artık kimse silemez..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün kalbime atılmış bir tohum idin,&lt;br /&gt;Bugün ise köklerinle kalbimi saran bir çiçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için seni görmek suya benzer,&lt;br /&gt;Seninle yaşamak ise nefes almaya…&lt;br /&gt;Susuz üç gün yaşarım ama nefes alamadan asla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana bir sır söyleyeyim mi?&lt;br /&gt;Bu sır ki sırların en güzeli, geceden sessiz,&lt;br /&gt;Getir kulağına söylüyorum,&lt;br /&gt;SENİ ÇOK SEVİYORUM..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessiz akşamlarda sesini&lt;br /&gt;Soğuk gecelerde nefesini,&lt;br /&gt;Yanlızlığımda bedenini,&lt;br /&gt;Sakinliğinde öfkeni,&lt;br /&gt;Isssız sokaklarda gölgeni,&lt;br /&gt;Ben sadece seni özledim BİRTANEM…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuraklık çöksede denizlerine gönlünün&lt;br /&gt;İnan gözyaşlarımla sulardım seni sonuna değin ömrümün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güller hep ellerinde açsın, ama dikenleri batmasın.&lt;br /&gt;Sevda hep seni bulsun, ama seni yaralamasın.&lt;br /&gt;Mutluluk hep yüreğine dolsun, ama beni unutturmasın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez sevdiğini unutmaz bu yürek ,&lt;br /&gt;Devran kiri isyan pası tutmaz bu yürek ,&lt;br /&gt;Birgün bu muhabbetten eser kalmazsa ,&lt;br /&gt;Ancak o zaman yaşamaz bu yürek …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni bir serçenin gözyaşları kadar sevdiğimi biliyor muydun?&lt;br /&gt;Bu sevgim sana az gelecek ama, bilmediğin bir şey var.&lt;br /&gt;Serçeler ağladığı zaman ölürler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alaca Karanlığı Sevmem ben&lt;br /&gt;Ya gece olmalı ya gündüz&lt;br /&gt;Kurşun ya vurmalı yada namluda durmalı&lt;br /&gt;Sevgili dediğin ya senin gibi olmalı&lt;br /&gt;Yada hiç olmamalı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer birgün beni unutturacak öyle biriyle unut ki,&lt;br /&gt;Sana savurduğum kurşunların önüne geçebilecek,&lt;br /&gt;O gün seninle ölebilecek kadar seni seviyor olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tatlı aşk gülüşü özledi gözlerim,&lt;br /&gt;Ve sen hangi alemde hangi düşlerde isen gel,&lt;br /&gt;Çünkü gülüşünü çok özledim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimine göre ateştim cayır cayır yanan,&lt;br /&gt;Kimine göre bir yıldız hep parlayan,&lt;br /&gt;Kimi çiçeğe benzetirdi hiç solmayan,&lt;br /&gt;Ama ben senin için su olmak isterdim hep muhtaç olunan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden ayrılacağımı her hatırladığımda,&lt;br /&gt;Dünya ayaklarımın altından kayar gibi oluyor.&lt;br /&gt;Çünkü sen benim için bir nefessin.&lt;br /&gt;Nefes almadan yaşayamam ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünde, bugünde, yarın da hep yanındayım,&lt;br /&gt;Yanlızlığı hissettiğinde elini yüreğine koy,&lt;br /&gt;Ben hep oradayım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An gelir insan gülerken ağlarmış.&lt;br /&gt;Gözyaşları sel olup kalbine akarmış,&lt;br /&gt;Kahkaha bir maske derler bilirmisin?&lt;br /&gt;İnsan sevdiğinden ayrılınca bu maskeyi takarmış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim&lt;br /&gt;bir gün bu ayrılık şarkılarını kurşuna dizeceğim&lt;br /&gt;ve seni benden ayırdığı için kaderimi mahkemeye vereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güller anlatsın sana olan sevgimi,&lt;br /&gt;güller anlatsın yanlızlığımı, çaresizliğimi?&lt;br /&gt;Yavaş yavaş eriyen yüreğimi&lt;br /&gt;güller anlatsın ben anlatamadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı öğrendim,&lt;br /&gt;sevmeyi, sevilmeyi her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı öğrenemedim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana,&lt;br /&gt;uzakta olduğun için tutkunum sana!&lt;br /&gt;Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana,&lt;br /&gt;imkansız olduğun için tutkunum sana.&lt;/strong&gt;</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Fri, 20 Jun 2008 10:21:37 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ACI SÖZLER</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=2015377</link>
            <description>&lt;strong&gt;Hayatta cok kez asık olursun ama sonunda gercek askını bulursun karsılıksız sevgiyi kimse bilmesin yasamasın onu yasayanlar gururlarıyla kalbiyle sessiz kalmak cok acı ve cok kötu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani yalan dunyada sen ve ben kalacakdık kım derdıkı sen benı bu yalandunyada bırakıp gıdeceksın kım cunku kımse dıyemezdı senı okadar sevıyorumkı buyuk dunyam kuculdu senın ıcın dostlarımdan ayrıldım ama sende benden ayrıldın ve dunyamı karartın basta askınla sımdıse mermınleDostu yok gecelerin. Geceler çok uzun, geceler bir ömür. Ömür dediğin bir tutam ümit. Ümidi yok yarınların. Tıpkı senin yokluğun gibi. Ben yine sana hasret, bir ip boğazıma düğümlenmiş. Düğümler her tarafımda, bütün yollar kördüğüm. Bense biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENİ SEVMEK EN BUYUK SUÇ ISE O ZMAN HIÇ DUSUNMEDEN BEN SUÇLUYUM EGER SEVMEK IDAM OLMAK DEMEKSE HIÇ DUSUNMEDEN ILK BENI ASIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin için dünyanın şah damarını keserim,ama illaki senin kanın diyorsan vur öldür ben seni kara toprağın altındada severim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEVME OĞLUM BENİ MEŞALE KOKARIM ŞİİR ŞARKI BİLMEM BESTE YAZARIM TUTMA ELİMİ EMANET SANARIM SEVDİĞİM İÇİN DÜNYAYI YAKARIM…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENİ ÇOK SEVMİŞTİM GÖZBEBEĞİM NEDEN GİTTİN TAŞI BİLE YOSUN SENİ KİMLE PAYLAŞAYIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu Yürekte Ne Baska Sevdaya..Ne Baska Ölüme Yer Kaldi… -Inanmiyorum Artik Senin Askina..! -Gitme Sana Muhtacim.. -Beni Öldür Öyle Baskasini Sev..! -Senin Sevgine Muhtacim.. -Sitemim Sana Sadece..! -Yalanmis Askin..! -Sana Her Gece Dua Ediyorum..Sevdigim Icin Degil Beter Olasin Diye! -Benden Cok Seveni..Sen Istesende Asla BULAMAZSIN! -Sevseydi Baskasina Gidermiydi ?! -Can Yaktin Can..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EsKiDeN OlSa aRkAnDaN BaKaR AğLaRdIm;ŞiMdI ArDıMa bIlE BaKmAm,eSkIdEn oLsA UğRuNa dÜnYaLaRı yAkArDıM ŞiMdI BiR KiRbIt BİLE ÇAKMAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalanmş nasılda kaandım delice sewmiştim bak nasılda yandım o kadr acımasız o kadr mı insafsızdın ayrılıgın acısını kalbime kazıdım yalanmış ettiğin o yeminler yalan o sahte sewmelerin kalbimde can çicek soldu ya bırak olsun senin böle bi sewdan böle bi askın olmaz olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni unut diyosun kendin unutamıyosun sen beni unutmamaış olabilirsin ama ben seni çoktan unuttum bunu bil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk bir tiyatro dediler her kese bir rol verdiler en zoru bana nasip olanmış önce sev sonra unut dediler ben rolumu oynuyamadım seni sevdim ama asla unutmadım aşkim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seven sever sevmeyen defolur gider çünka dünya her türlü döner su lafım adamına deil kralına gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlamak çocuklara, affetmekse Allaha mahsustur beni birgün aldatırsan çocuk değilim ağlamam, Allah değilim affetmem…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gün sana desemki bir elimde gül bir elimde silah ya o gülü alır benim olursun ya o silahı alır beni vurursun aşkım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ßen ßen oLduğum sürece kimse ßeni ßenLikten çıkaramaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE O YALNIZMI KALDIN ESKİ GÜNLERİMİ SAYDIN AMAN KUSURA BAKMA BEN O DEFTERİ KAPATTIM AŞKI HEP BEN KAZANDIM SİMDİ İSTER SEV İSTER SEVME AMAN HAA SAKIN GERİ GELMEE ….!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen sevmeyi bılırmısın benım ne acı cektıgımı bılırmısın ben öyle kotu ellerdeyım kı artık sen benım ıcın hıcsın sen karsıma cıkan en zavallı kisisin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birgün herşey düzelecek herşeyi bir bir unutacağım seni ve senle gelen dertleri unutacağım ve bir gelecek seni unutuğumu unutacağım yolumuz yıllar sonra aynı yere çıkarsa ne sen beni nede ben seni tanımayacağız başlarsa herşey yeniden başlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENİ YILDIZLARA BENZETİYORUM ONLAR KADAR CEKİCİ VE GÜZELSİN AMA ARANIZDA TEK BİR FARK VAR ONLAR MİLYONLARCA SEN BİRTANESİN İZMİTLİ AŞKIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UNUT DEDİLER UNUTTUM AMA SENİ DEĞİL UNUT DİYENLERİ UNUTTUM. HAYAT ZOR BENDE KOLAY SAYILMAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat bir kumar gibidir kaybetmekte kazanmakta vardır ben bu kumarda kaybedenlerden oldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aramıyorum artık gidenleri olması gerekenler zaten yanımda bırakıp gidenlerde çokda umrumdA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖZ GÖRDÜĞÜNE İNANIR GÖNÜL İSE GÖZÜN GÖRMEDİKLERİNE&lt;/strong&gt;</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Fri, 20 Jun 2008 10:17:17 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Bir gün bana o seni sevmişti derlerse</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1972356</link>
            <description>Bir gün bana o seni sevmişti derlerse&lt;br /&gt;Onunki sevgi değil hevesti derim&lt;br /&gt;Perişan oldun yıkıldın mı derlerse&lt;br /&gt;Yıkılan ben değil hayallerimdi derim&lt;br /&gt;Sen niye aynısını yapmadın derlerse&lt;br /&gt;Kitabımda ihanet yazmaz derim&lt;br /&gt;Hayata neden küstüler derlerse&lt;br /&gt;Hayat bana küsmüş derim&lt;br /&gt;Bir gün çilen biter derlerse&lt;br /&gt;Garibanın çilesi ölünce biter derim&lt;br /&gt;Sen bu hallere düşmezdin derlerse&lt;br /&gt;Düşmez kalkmaz Allah’tır derim&lt;br /&gt;İnsanlık sende kalsın affet derlerse&lt;br /&gt;Affetmek Allah’a mahsustur derim&lt;br /&gt;Gerçekten sevdin mi derlerse&lt;br /&gt;Onu canımdan çok sevdim derim&lt;br /&gt;Onu hala seviyor musun derlerse&lt;br /&gt;Onu artık eller sevsin derim</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Tue, 10 Jun 2008 13:22:14 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ANLADIM</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1969592</link>
            <description>Anladım&lt;br /&gt;Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.&lt;br /&gt;Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,&lt;br /&gt;Kendi yolumu çizdiğimde anladım..&lt;br /&gt;Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..&lt;br /&gt;Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..&lt;br /&gt;Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,&lt;br /&gt;Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..&lt;br /&gt;Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,&lt;br /&gt;Neden hiç ağlamadığını anladım..&lt;br /&gt;Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,&lt;br /&gt;Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..&lt;br /&gt;Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,&lt;br /&gt;Çok acıttığında anladım..&lt;br /&gt;Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,&lt;br /&gt;Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..&lt;br /&gt;Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,&lt;br /&gt;Yüreğini elime koyduğunda anladım..&lt;br /&gt;''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,&lt;br /&gt;Sana ''git'' dediğimde anladım..&lt;br /&gt;Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,&lt;br /&gt;Git dediklerinde gittiğimde anladım..&lt;br /&gt;Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,&lt;br /&gt;Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..&lt;br /&gt;Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman&lt;br /&gt;olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..&lt;br /&gt;Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,&lt;br /&gt;Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,&lt;br /&gt;Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..&lt;br /&gt;Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,&lt;br /&gt;Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..&lt;br /&gt;Sevgi emekmiş,&lt;br /&gt;Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SeNI SenDEN Cok SEvıyoRUmm</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Mon, 09 Jun 2008 17:58:23 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Kabahatmiydi seni sevmem</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1961609</link>
            <description>Kabahatmiydi seni sevmem boyle&lt;br /&gt;Kaciyorsun benden sebep ne soyle&lt;br /&gt;Birde beni dusun kendi yerinde&lt;br /&gt;O zaman hak verirdin benim bu halime&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi gonulden gelen bir duygudur&lt;br /&gt;Zorlayamam seni beni sev diye&lt;br /&gt;Fakat her sevgi ask degildir inan&lt;br /&gt;Arkadasca sevsen raziyim yine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgisiz asksiz dunyam vardi benim&lt;br /&gt;Seninle basladi butun dertlerim&lt;br /&gt;Kör olup gormeseydi seni gozlerim&lt;br /&gt;Tas olup sevmeseydi simdi yanan kalbim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi gonulden gelen bir duygudur&lt;br /&gt;Zorlayamam seni beni sev diye&lt;br /&gt;Fakat her sevgi ask degildir inan&lt;br /&gt;Arkadasca sevsen raziyim yine</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Sat, 07 Jun 2008 20:21:40 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>şimdi saat sensizliğin ertesi</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1950471</link>
            <description>şimdi saat sensizliğin ertesi&lt;br /&gt;yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın&lt;br /&gt;avutulmuş çocuklar çoktan sustu&lt;br /&gt;bir ben kaldım tenhasında gecenin&lt;br /&gt;avutulmamış bir ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim&lt;br /&gt;ki bu yaşlar&lt;br /&gt;utangaç boynunun kolyesi olsun&lt;br /&gt;bu da benden sana&lt;br /&gt;ayrılığın hediyesi olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soytarılık etmeden güldürebilmek seni&lt;br /&gt;ekmek çalmadan doyurabilmek&lt;br /&gt;ve haksızlık etmeden doğan güneşe&lt;br /&gt;bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi&lt;br /&gt;mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..&lt;br /&gt;şimdi iyi niyetlerimi&lt;br /&gt;bir bir yargılayıp asıyorum&lt;br /&gt;bu son olsun be..bu son olsun!&lt;br /&gt;bu da benim sana&lt;br /&gt;ayrılırken mazeretim olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi saat yokluğunun belası&lt;br /&gt;sensiz gelen sabaha günaydın!&lt;br /&gt;işi-gücü olanlar çoktan gitti&lt;br /&gt;bir ben kaldım voltasında sensizliğin&lt;br /&gt;hiç uyumamış bir ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi dişlerimi sıkıp&lt;br /&gt;dudaklarıma kanamayı öğrettim&lt;br /&gt;ki bu kızıl damlalar&lt;br /&gt;körpe yanağında bir veda busesi olsun&lt;br /&gt;bu da benden sana&lt;br /&gt;heba edilmiş bir aşkın&lt;br /&gt;son nefesi olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kafamı duvara vurmadan&lt;br /&gt;tanıyabilmek seni&lt;br /&gt;beyninin içindekileri anlayabilmek&lt;br /&gt;ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü&lt;br /&gt;bütün saatleri öylece durdurabilmek için&lt;br /&gt;çıldırasıya paraladım kendimi&lt;br /&gt;lanet olsun!&lt;br /&gt;artık sigarayı üç pakete çıkardım günde&lt;br /&gt;olsun be! ne olacaksa olsun!&lt;br /&gt;bu da benim sana&lt;br /&gt;ayrılırken şikayetim olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Thu, 05 Jun 2008 10:10:12 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Sensizlikten Yoruldum İnan</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1950460</link>
            <description>Sana&lt;br /&gt;Kapamadım kalbimin kapısını&lt;br /&gt;Gülüşlerini unutmadım&lt;br /&gt;Sen Düşlerimde olmadan nefes alamam ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgârın yön değiştirdiği yerdeyim şimdi&lt;br /&gt;Sensizlikteyim&lt;br /&gt;Dudaklarımı aralayıp&lt;br /&gt;Hep söylediğim kelimelerdesin&lt;br /&gt;Özlemlerimde, hasretimde, yalnızlığımdasın&lt;br /&gt;Uykularımın en yorgun zamanlarında&lt;br /&gt;Uyanıp ansızın gece yarıları&lt;br /&gt;Yüzüme düşen sensizliğin hüznündesin&lt;br /&gt;Unuttum sanma,&lt;br /&gt;Ben nerde yaşıyorsam sen ordasın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana ne yazsam&lt;br /&gt;Ve ne kadar anlatamasam dostlarıma&lt;br /&gt;Bir o kadar büyürsün içimde&lt;br /&gt;Ve bir o kadar gizemli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi&lt;br /&gt;Hüznümün başa çıkılmaz anında&lt;br /&gt;Bir sigara yakmalıyım önce&lt;br /&gt;Kuytu akşamların&lt;br /&gt;Senli vakitlerini düşleyip&lt;br /&gt;Sesini anımsamalıyım yine&lt;br /&gt;Tebessüm etmeliyim&lt;br /&gt;Ve dünyanın en şanslı şairi olmalıyım&lt;br /&gt;Sırf seni sevdiğim için&lt;br /&gt;ve sana yazılan her duygum okunduğu için&lt;br /&gt;Onur duymalıyım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittin biliyorum&lt;br /&gt;Beni yiyip bitiren bir merak,&lt;br /&gt;Yüzünü göremediğim günlerin acısı kalbimde&lt;br /&gt;Ellerinde olamamamın çaresizliği&lt;br /&gt;Ve yalnızlığımın baki kalması&lt;br /&gt;Hep acı verecek biliyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüzlerin aydınlığında&lt;br /&gt;Kısıp gözlerimi semaya bakıp&lt;br /&gt;Bir parça bulut arayacak gözlerim&lt;br /&gt;Umut ederek yağmurun değmesini tenime&lt;br /&gt;Bekleyeceğim.&lt;br /&gt;Senin için yanan tenime&lt;br /&gt;Biliyorum,&lt;br /&gt;Dokunmayacaksın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıp şehirlerin&lt;br /&gt;Kayıp sokaklarında yitik kaldım&lt;br /&gt;Ayaklarımda umudumun ağır prangaları&lt;br /&gt;Ellerimde yokluğunun kelepçeleri&lt;br /&gt;Kimselerin bulamayacağı bir yerdeyim&lt;br /&gt;Sendeyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana en az pencerene gelen bir serçe&lt;br /&gt;Yolda gördüğün bir çocuk&lt;br /&gt;Sahilde tek başına oturduğun bir bank&lt;br /&gt;Gizli gizli ağladığını gören bir ayna&lt;br /&gt;Ellerinden dudaklarına değen bir sigara&lt;br /&gt;Üzerine alelacele giydiğin bir elbise&lt;br /&gt;Uyumak için&lt;br /&gt;Ellerinle bir sevgiliyi sardığın gibi sardığın bir yastık&lt;br /&gt;Gözlerine düşen uykusuzluk&lt;br /&gt;Okuduğun bir kitap&lt;br /&gt;Canını sıkan bir insan&lt;br /&gt;Öpülesi dudaklarınla ısırdığın bir erik&lt;br /&gt;Ve hep beklediğin&lt;br /&gt;Hayallerini süslediğin o sevgili kadar yakın olmak istedim&lt;br /&gt;Biliyorum ben sana dokunamadan&lt;br /&gt;Avuçlarında bir hayatı tadamayacağım&lt;br /&gt;Biliyorum&lt;br /&gt;Sensizliğin karanlıklarında şiirler yazıp&lt;br /&gt;Her şeye rağmen içimde yaşayacaksın&lt;br /&gt;Senin yerin orası biliyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokağımdan geçmesen de&lt;br /&gt;Kokunu duymasam da en güzel çiçeklerde&lt;br /&gt;Sırf yakın olmak adına&lt;br /&gt;Balkonundaki bir kaktüsün dikenlerinde&lt;br /&gt;Küçük ellerine batmak için&lt;br /&gt;Her zaman dua edeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoruldum inan&lt;br /&gt;Düşler kurmaktan&lt;br /&gt;Nefessiz kalmaktan&lt;br /&gt;Boş bir evde&lt;br /&gt;Yalnızlığın şarkılarını söylemekten bıktım&lt;br /&gt;Yoruldum inan&lt;br /&gt;Yoruldum sensizlikten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sabah yüzümü soğuk suya vurup&lt;br /&gt;Aynada kendimi mutsuz görmekten&lt;br /&gt;En güzel günlerinde baharın&lt;br /&gt;Sahillerde boş boş gezmekten&lt;br /&gt;Durup durup sana yazdığım şiirleri&lt;br /&gt;Duvarlara okumaktan&lt;br /&gt;Ve cevap beklemekten bıktım inan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni seviyorum&lt;br /&gt;Seni özlüyorum&lt;br /&gt;Diye söyleyemediğim&lt;br /&gt;Telefonumun çalmasını beklerken&lt;br /&gt;Yüreğimin sesini duyamadığım&lt;br /&gt;Her an için kendime kızıyorum inan&lt;br /&gt;Sana da kızıyorum&lt;br /&gt;Beni bu boş âlemde&lt;br /&gt;Sevgisiz bıraktığın&lt;br /&gt;Yüzümü güldürmediğin için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesinin kulaklarımı okşamasını&lt;br /&gt;Dokunamadığım teninde&lt;br /&gt;Olabilmeyi&lt;br /&gt;Şiirlerime güzelliğini yazmayı her fırsatta&lt;br /&gt;Ne kadar istiyorum bilsen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa&lt;br /&gt;Yoksun&lt;br /&gt;İçinde sana dokunamadığım&lt;br /&gt;Seninle olamadığım bir dünyada&lt;br /&gt;Bahar gelmiş&lt;br /&gt;Çiçekler açmış&lt;br /&gt;Gülmüş, ağlamışım ne önemi var&lt;br /&gt;Ben yokluğunda geçen zamanı&lt;br /&gt;Hiç yaşanmamış saydım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum&lt;br /&gt;Ölümüm seni düşünürken&lt;br /&gt;Ve yanımda olmadığın bir vakit&lt;br /&gt;Ansızın gelecek&lt;br /&gt;sen hiç acısını çekmediğin yokluğumda...&lt;br /&gt;Bilmeyeceksin bile öldüğümü&lt;br /&gt;Ben hiç tamamlanmamış sayacağım&lt;br /&gt;Gözlerimi kapattığım hayatımı&lt;br /&gt;Ve verdiğim son nefeste bile&lt;br /&gt;Acılar çekerken&lt;br /&gt;Seni arayacağım&lt;br /&gt;Biliyorum&lt;br /&gt;Gözlerimin baktığı&lt;br /&gt;Dudaklarımın seni sayıkladığı hiçbir yerde olmayacaksın&lt;br /&gt;Ölümün acısı hafif kalacak&lt;br /&gt;Sesini duyamadan çıkan canımdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bensiz bir hayatı&lt;br /&gt;Bensiz geçen zamanı sevdin&lt;br /&gt;Hep gizemli kalmayı&lt;br /&gt;Kaçmayı&lt;br /&gt;Ve sevilmeyi sevdin&lt;br /&gt;Hiç çaba sarf etmedin&lt;br /&gt;Bir nebze olsun&lt;br /&gt;Cesaret edemedin sevmeyi beni&lt;br /&gt;Düşlerde bir masal&lt;br /&gt;Rüyalarda bir gizem kalmayı seçtin&lt;br /&gt;Olamadın benimle&lt;br /&gt;Bir kez yüzüme bakıp&lt;br /&gt;İçinden geldiği gibi&lt;br /&gt;Seni seviyorum&lt;br /&gt;Seni özlüyorum diyemedin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben senli zamanların içinde&lt;br /&gt;Hep sevinçten gülen&lt;br /&gt;Heyecandan ne yaptığını bilmeyen&lt;br /&gt;İçi içine sığmayan koca bir adam değil de&lt;br /&gt;Oyuncağı eline verilmiş bir çocuk gibi&lt;br /&gt;Hep gülücükler saçtım&lt;br /&gt;Ağlayarak geçen koskoca bir zamana inat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23.05.2006&lt;br /&gt;Dünyanın en güzel yeri gözlerinin içinde saklı&lt;br /&gt;Baharın yemyeşil dallarında artık hüzün var şimdi&lt;br /&gt;Rüzgârlar sesini kesmiş&lt;br /&gt;Ve yağmurlar boşa ıslatıyor kaldırımları&lt;br /&gt;Gözlerimin uykuya düştüğü&lt;br /&gt;Ve karanlığın aydınlığa hasret kaldığı yerdeyim&lt;br /&gt;Sensizlikteyim.</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Thu, 05 Jun 2008 10:07:26 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime Bak</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1950438</link>
            <description>Acıyı görmek mi istiyorsun?&lt;br /&gt;Gözlerime bak!&lt;br /&gt;Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları,&lt;br /&gt;Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin.&lt;br /&gt;O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi,&lt;br /&gt;Umutla kurudum sensiz.&lt;br /&gt;Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin.&lt;br /&gt;Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan&lt;br /&gt;Bir boşluktan içeri girdim her gece,&lt;br /&gt;Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? ve parmakların ince uzun mu?&lt;br /&gt;Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip,&lt;br /&gt;Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik.&lt;br /&gt;Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan,&lt;br /&gt;sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi.&lt;br /&gt;Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıyı görmek mi istiyorsun.&lt;br /&gt;Gözlerime bak!&lt;br /&gt;Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiir'ini oku,&lt;br /&gt;Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık.&lt;br /&gt;Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece.&lt;br /&gt;Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü.&lt;br /&gt;Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde.&lt;br /&gt;Tek avuntum bu şimdilik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben,&lt;br /&gt;Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın?&lt;br /&gt;Ölüm'müş,terk edilişmiş umurumda değil,gelme istersen.&lt;br /&gt;Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde,&lt;br /&gt;Kavuşma vakti olacak benim için ölüm.&lt;br /&gt;Dudaklarımda ki acı tat?&lt;br /&gt;Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek?&lt;br /&gt;Ne yazık hiç bilemeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıyı görmek mi istiyorsun?&lt;br /&gt;Gözlerime bak!&lt;br /&gt;Sen uzakta çok uzakta&lt;br /&gt;Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın,&lt;br /&gt;Benim gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni seviyorum,&lt;br /&gt;Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime,&lt;br /&gt;Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de&lt;br /&gt;İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı,&lt;br /&gt;Haykırışı bu sevdiğim.&lt;br /&gt;Sana ulaşamasam da,&lt;br /&gt;Biliyorum ki zavallı kalbim&lt;br /&gt;Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde&lt;br /&gt;Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın&lt;br /&gt;Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum beni sevdiğini&lt;br /&gt;Acıyı tattığını da benden uzaklarda&lt;br /&gt;Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin?&lt;br /&gt;Acı tek taraflı olsaydı,&lt;br /&gt;Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu.&lt;br /&gt;Ama yokluk kötü sevdiğim.&lt;br /&gt;Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların,&lt;br /&gt;Yüzüne hasret kaldığım günlerde&lt;br /&gt;Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim.&lt;br /&gt;Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını&lt;br /&gt;Ve eminim ağlayacaksın.&lt;br /&gt;Ağlamak seni ben yapar sevdiğim&lt;br /&gt;Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak.&lt;br /&gt;Her gün Üsküdar’da oturup kendimi dinlerim&lt;br /&gt;Oysa konuşan sendin hep benimle,&lt;br /&gt;Ne martıların vapurlara takılışı,&lt;br /&gt;Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim.&lt;br /&gt;Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim.&lt;br /&gt;Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında.&lt;br /&gt;Gözlerim ve ben her Üsküdar’a inişimizde&lt;br /&gt;Bir gün seninle bir bankta oturup&lt;br /&gt;Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda.&lt;br /&gt;Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki&lt;br /&gt;Adım adım yok oluşumu izliyorum&lt;br /&gt;Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle.&lt;br /&gt;Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara,&lt;br /&gt;karanlıklara bakıyorum mütemediyen&lt;br /&gt;Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum?&lt;br /&gt;Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp&lt;br /&gt;Rabbime ettiğim dualarım,&lt;br /&gt;Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden&lt;br /&gt;Rabbimin bir bildiği var deyip&lt;br /&gt;Kabul olmadığında dualarımın&lt;br /&gt;Tekrar tekrar yalvarmalarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni okyanusların diplerinde&lt;br /&gt;Bir midyenin içinde ki&lt;br /&gt;İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım&lt;br /&gt;Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde&lt;br /&gt;Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde&lt;br /&gt;Tek bir şey düşündüm?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokunamadan tenine,&lt;br /&gt;Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı.&lt;br /&gt;Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama&lt;br /&gt;İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler&lt;br /&gt;Seni seviyorum meleğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acımasız olan ne sensin ne de ben,&lt;br /&gt;Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece&lt;br /&gt;Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım.&lt;br /&gt;İnsan yaşamın değerini&lt;br /&gt;Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor&lt;br /&gt;Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil&lt;br /&gt;Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin&lt;br /&gt;Gözlerinin önünden geçmesi değil.&lt;br /&gt;Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı&lt;br /&gt;Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin&lt;br /&gt;Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş&lt;br /&gt;Ve ben o ateşle yanmayı,&lt;br /&gt;Sırf seni sevmek olduğu için&lt;br /&gt;İnan bana çok sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;01,08,2006&lt;br /&gt;Oysa&lt;br /&gt;Doğum günüme sadece 10 gün kalmıştı&lt;br /&gt;Eğer yanımda olsaydın&lt;br /&gt;Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım..&lt;br /&gt;Şimdi ölüm ne anlam taşıyor?&lt;br /&gt;Yaşamak ne anlam?&lt;br /&gt;Hiç anlayamayacağım&lt;br /&gt;Sensiz bedenim toprağa girmedikçe</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Thu, 05 Jun 2008 10:03:54 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>HERŞEY SENDE GİZLİ</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1922002</link>
            <description>Yerin seni çektiği kadar ağırsın&lt;br /&gt;Kanatların çırpındığı kadar hafif..&lt;br /&gt;Kalbinin attığı kadar canlısın&lt;br /&gt;Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...&lt;br /&gt;Sevdiklerin kadar iyisin&lt;br /&gt;Nefret ettiklerin kadar kötü..&lt;br /&gt;Ne renk olursa olsun kaşın gözün&lt;br /&gt;Karşındakinin gördüğüdür rengin..&lt;br /&gt;Yaşadıklarını kar sayma:&lt;br /&gt;Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar yaşarsan yaşa,&lt;br /&gt;Sevdiğin kadardır ömrün..&lt;br /&gt;Gülebildiğin kadar mutlusun&lt;br /&gt;Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin&lt;br /&gt;Sakın bitti sanma her şeyi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğin kadar sevileceksin.&lt;br /&gt;Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer&lt;br /&gt;Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın&lt;br /&gt;Bir gün yalan söyleyeceksen eğer&lt;br /&gt;Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.&lt;br /&gt;Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret&lt;br /&gt;Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın&lt;br /&gt;Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın&lt;br /&gt;Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.&lt;br /&gt;Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın&lt;br /&gt;Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.&lt;br /&gt;Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte budur hayat!&lt;br /&gt;İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın&lt;br /&gt;Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün&lt;br /&gt;Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun&lt;br /&gt;Çiçek sulandığı kadar güzeldir&lt;br /&gt;Kuşlar ötebildiği kadar sevimli&lt;br /&gt;Bebek ağladığı kadar bebektir&lt;br /&gt;Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,&lt;br /&gt;Sevdiğin kadar sevilirsin...</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Thu, 29 May 2008 15:53:10 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>AŞIK MISIN ???</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1909079</link>
            <description>Canım çok yanıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hergün paramparça oluyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parçalarımı her seferinde toplamaya çalışıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hep bi parçam eksik kalıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar dağılıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bi parçamı bulamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorumki tek bi parçam onda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;O&amp;quot; kendini nasıl alıp gittiyse parçamıda yanında götürdü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunuda biliyorumki &amp;quot;O&amp;quot; hiç gelmiycek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben hep kendimi toplayıp yıkılcam..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep bi parçam eksik olucak....</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Mon, 26 May 2008 13:45:32 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Öğrenme</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1901611</link>
            <description>[photo]24912734[/photo]Organizmanın yaşamını sürdürebilmesi için çevresindeki değişmelere başarılı olarak uyum sağlaması gerekmektedir.Etkin uyum sağlama öğrenmeyle mümkündür.Duruma uygun tepkiyi verme,çevreye nasıl uyum sağlanması gerektiğini öğrenme yaşamı sürdürebilmek için İnsan bazı gereksinimlerini otomatik olarak karşılama sistemlerine sahiptir.Otomatik olarak nefes alıp verir.Kan şekeri düştüğünde otomatik olarak kana şeker salgılanır.Bu otomatik uyum sürecine hemostatik mekanizma adı verilir.Bu mekanizmanın işlevi insanda fizyolojik dengeyi sürdürmektedir.Ayrıca insanın doğuştan getirdiği refleksler yaşamı sürdürmeyi yani kalımı sağlamaktadır.Ancak hemostatik mekanizma ve refleksler tüm gereksinimleri karşılamada ve her koşulda çevreye uyum sağlamada yetersiz kalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir canlı türünün uzun süre yaşayabilmesi açlık,susuzluk,cinsellik vb. fizyolojik gereksinimlerini doyurmasına bağlıdır.Hiçbir canlı türünün temel gereksinimlerini karşılamak için çevresinden nasıl yararlanacağını öğrenmeden yaşaması olanaksızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organizma yaşamını devam ettirebilmek için çevreye uyum sağlamada etkin olmak ve değişken çevrelerde gereksinimlerini gidermek durumundadır.Çevresindeki hangi öğelerin kalımı için olumlu,hangilerinin yaşamını engelleyici,hangi öğelerin de nötr olduğunu öğrenmek zorundadır.Örneğin;sandviç açlık gereksinimini giderdiği için olumlu bir öğedir.Ancak İnsan davranışlarının çoğunluğu öğrenilmiş davranışlardır.Örneğin,yürüme,konuşma,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazma,giyinme vb. Bu davranışların nasıl oluştuğunu anlayabilmek için öğrenmenin tanımlanmasına ve öğrenme ilkelerinin neler olduğunun bilinmesine ihtiyaç vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenmenin tüm psikologlarca kabul edilmiş bir tanımı yoktur.Çeşitli filozof ve eğitim psikologlarının yaptığı öğrenme tanımları şunlardır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Öğrenme,doğuştan gelen davranışları,eğilimleri,ve yorgunluk,ilaç vb. etkilerle gerçekleşen organizmanın geçici durumlarını kapsamayan,çevredeki etkileşimler yoluyla davranışların oluşturulması ya da değiştirilmesi sürecidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· İnsanın eğilimlerinde belli bir zaman diliminde oluşan bir değişmedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Pekiştirme sonucunda davranışta ya da potansiyel davranışta oldukça sürekli bir değişme meydana gelmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Yaşantı sonucunda davranışta ya da potansiyel davranışta meydana gelen kalıcı izli bir değişmedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireyin yaşantılarının bireyde oluşturduğu şeylerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenmeyi özetle tanımlayacak olursak,davranışta gözlenebilir yaşantı ürünü,kalıcı izli bir değişmedir.</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Sat, 24 May 2008 18:55:16 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Psikiyatrik Rahatsızlık Nedir?</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1901568</link>
            <description>[photo]24911843[/photo]Düşünce, duygu ve davranışlarımızın bozulması halidir.Psikiyatrik rahatsızlıklar bir başka deyişle ruhsal rahatsızlıklar, kabaca iki ana başlık etrafında toplanabilir. Nörotik rahatsızlıklar: ki bunlar genellikle günlük yaşam olaylarından (stres), yaşam krizlerinden, kalıtsal veya kişilik problemlerinden kaynaklanır. Nörotik hastalıklar tedavi edilebilen rahatsızlıklardır. Anksiyeteli durumlar, panik atak hastalığı, fobiler, hastalık hastalığı, takıntılar, depresif durumlar, psikolojik kasılma, cinsel sorunlar ve bayılmalar bu gruptandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikotik rahatsızlıklar:  Bu rahatsızlığı olan  kişilerin gerçeği algılama sürecinde ileri derecede bozukluk söz konusudur. Paronaya, şizofreni, manik-depresif psikoz bu gruptandır. Son yıllarda tedavideki ilerlemeler sayesinde kısmi ya da tam düzelme görülmektedir. Psikotik bozukluklar mutlaka bir Psikiyatrist tarafından teşhis ve tedavi edilmelidir.</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Sat, 24 May 2008 18:47:44 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>• LAZ BABADAN OĞLUNA MEKTUP</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1900137</link>
            <description>• LAZ BABADAN OĞLUNA MEKTUP........&lt;br /&gt;Uy sevgili usagim, Allah'in selami tabiidir.Mektubumu cok yavas&lt;br /&gt;yaziyorumm, Cunku bilirim ,okuman zayiftir, cabuk okuyamazsin.&lt;br /&gt;Benden sana sual edersen, Allahima bin sukur iyiyim,yeni bir is&lt;br /&gt;buldum.Emrimde 1500'e yakin adam var,hepsi de sessiz sedasiz,&lt;br /&gt;kendi hallerinde. Ne is buldugumu sorarsan soyleyecegim patlama,&lt;br /&gt;mezarlik bekcisi oldum.&lt;br /&gt;Gectigimiz hafta buraya iki defa yagmur yagdi. Biri pazartesinden&lt;br /&gt;persembeye oburu de persembeden pazara.&lt;br /&gt;Bacin Emine bir usak doguracak, daha erkek midir kiz midir belli&lt;br /&gt;degil, hacan o yuzden sana dayi mi oldun,teyzemi oldun soyleyemiyorum.&lt;br /&gt;Kotu havadisler biter mi? Bahriyede askerlik yapan 10 usagu da&lt;br /&gt;kaybettik.Bindikleri denizalti bozulmus, motoru durmus, inmis asagi,&lt;br /&gt;denizaltiyi itekleyip, motorunu calistirmak istemisler.&lt;br /&gt;Temel amcan da dukkan acti, o da 30 a aldigini 25 e verir, surumden&lt;br /&gt;kazaniyormus oyle dedi. Bizim koye findikcilarin Temel'i muhtar sectik,&lt;br /&gt;akillu usakta. Gecen gun hepimizu zelzeleye karsi asi yaptirdi. Temel&lt;br /&gt;hem akillidir, hem de durusttur.Gecenlerde bir taksinin soforu koye varmis,&lt;br /&gt;muhtari ariyor, meger yolda bir tavuk ezmis sahibini sorarmis. Muhtar Temel tavuga bakmis, ha bu bizden degildir bizim koyde yassi tavuk yoktur demis.&lt;br /&gt;Senin kucugun Ergin cok akilli usak cikti.Gecen gun tepeye&lt;br /&gt;varmis,elinde bir ip sallayip duruyor.Anan uy usagum ne edersin orada&lt;br /&gt;demis.&lt;br /&gt;O da hava durumuna bakiyorum demis. Cektim onu aksam karsima,&lt;br /&gt;anlat bakayim su hava durumu isini dedim.Anlatti, meger ip sallaninca&lt;br /&gt;havanin ruzgarli oldugunu; ip islaninca da yagmur yagdigini anlarmis.&lt;br /&gt;Cok akilli usak vesselam.Sen o yasta boyle akilli degildin.&lt;br /&gt;Senin gonderdigin resmi aldik, bir yaninda bir Alman herif bir&lt;br /&gt;yaninda bir Alman karisi var, ortada da sen.Iyiki resmin arkasina&lt;br /&gt;ortadaki benim diye yazmissin yoksa tanimayacaktik.&lt;br /&gt;Ya iste boyle usagim. Memleketten sana bol bol havadis. Yeni&lt;br /&gt;havadis olursa yine yazarim. Baki hudaya emanet ol.&lt;br /&gt;Baban.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: Mektuba para koyacaktim, ama gec aklima geldi, zarfi&lt;br /&gt;kapatmisim</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Sat, 24 May 2008 13:54:42 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>HAYATIMI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUM (HAYDİ)</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1897002</link>
            <description>Değişim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yazımızda değişim mümkün demiştik. Değişmeye başlamadan önce “değişim” kelimesinin tanımında hem fikir olmalıyız, ki ilerde birbirimize düşmeyelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişim nedir? Bir insanın değişmesi ne demek? Örneğin bu gün kararsız bir zavallıyken yarın ne istediğini bilen bir yırtıcıya dönüşmek veya sigara içmeyen, sağlıklı biri olmak,  daha başarılı, daha azimli,  daha olgun biri  olmak vb. Örnekleri  fazla uzatmadan söylersek küçük veya büyük, hayatımızda yaptığımız pozitif dönüşümlerin hepsine değişim diyebiliriz. Benim, sizi davet ettiğim “değişim”in  tanımı ise şöyle; &lt;br /&gt;[photo]24832156[/photo]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişim ;   Bir insanın tutum ve davranışlarında kalıcı, pozitif bir  değişiklik yapmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada anlamanızı, hatta kabul  etmenizi istediğim bir önermem var; “ Bir bütünün bir parçasını değiştirirseniz bütünde değişmiş olur” Bu önermenin tam terside doğrudur ; “Bütünü değiştirirseniz parçası da değişir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek verelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[photo]24832078[/photo]Dört birbirine benzeyen çizgiden oluşan bir kare&lt;br /&gt;[photo]24832117[/photo]Bir kenarı farklı çizgiden oluşan bir dörtgen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağdaki  dörtgen artık üstteki kareden farklı bir nesne. Yalnızca bir kenarı değişti daha 3 kenarı var, onlar hiç değişmedi ama şeklimiz bir bütün olarak değişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte biz insanlar da bu şekil gibi bir bütünüzdür. Küçük de olsa tutum ve davranışlarınızda yaptığınız bir değişiklik, esasında bütünde yaptığınız bir değişikliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu gerçekliği zayıflamaya çalışan insanları gözlemlediğimde fark ettim. Önce belirli bir rejim yapıp istedikleri kiloya geliyorlar. Fakat bir süre sonra tekrar eski kilolarına dönüyorlardı. İşin gerçeği zayıflamanın bir tek formülü vardır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[photo]24832189[/photo]YAĞ = ALINAN ENERJİ - HARCANAN ENERJİ  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denklem bu kadar basit olduğu halde zayıflamak neden mümkün olmuyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu formülü uygulamak için kısa süreli rejimler yeterli olmuyor. Beslenme tarzınızı değiştirmeniz gerekiyor. Esasında beslenme sizin hayatınızın bütününe etki ettiği için, hayatınızı değiştirmeniz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin tatlıların, hamurluların bol bol yapıldığı bir evde yaşıyorsunuz.  Anneniz de “canın boğazdan geldiğini” düşünüyor. Zayıflamak ve zayıf kalmak için yapmanız gereken hamurluları yememek.Bu evde böyle bir şey mümkün mü? Herkes yerken ve sizin yemenizi isterken. Hayır tabi ki mümkün değil. Bir, iki gün çok iradeli olabilirsiniz, ama yarın bir şekilde iradeniz kırıldığında, alışkın olduğunuz sisteme geri döneceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapmanız gereken beslenme sisteminizi değiştirmek. Gerekiyorsa o evden ayrılmalısınız. Veya kalsanız bile, radikal kararlar almalısınız; evdekilerle aynı zamanda yemek yememek veya mutfağa uğramamak gibi. Sonuç itibariyle yaşantınızı, günlük programınızı değiştireceksiniz. Bu da hayatınızın tamamını, sürekli olarak değiştirmek demek.  Artık siz yaşam sitili olarak kilolu değil, zayıf vücutlu bir yaşam biçimini tercih ediyorsunuz. Tutum ve davranışlarınızı değiştirmeden zayıflayamazsınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özet ;  Tutum ve davranışlarınızı değiştirmeden değişemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişmek istiyorsanız, bütünü, yani genel olarak kendinizi değiştirmeniz gerekiyor. Lütfen bu nokta üzerinde hemfikir olalım. Daha mutlu, daha başarılı olmak için değişmek  gerektiğine karar verirsen, (sen, yalnızca sen) bu değişim bütün hayatını değiştirecek. Hayatımı değiştiremem ama değişim istiyorum dersen, yaptığın değişiklikler küçük veya geçici olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişim cesaret ister! Var mısın ?</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Fri, 23 May 2008 19:26:23 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Ne , Nasıl?</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1896948</link>
            <description>Rüzgarlar Nasıl Oluşur?&lt;br /&gt;Dünyanın üzerindeki baskı, yani atmosfer basıncı sürekli değişim içindedir. Diğer gazlar gibi, havanın ısı artışı ile birlikte hacmi de artar. Bu da, bir küp soğuk havanın, bir küp sıcak havadan daha ağır olması demektir. Dünyanın soğuk iklimli bölgelerindeki ağır hava, sıcak iklimli ve havanın daha ham olduğu bölgelere doğru hareket eder. Böylece, sıcak iklimli bölgede yükselen hava, atmosferin alçak seviyesinde seyrelmiş bir hava sahası oluşturur ve rüzgarlar gerçekleşir. Rüzgarın hızı, soğuk ve sıcak hava sahalarının arasındaki atmosfer basıncının farkına göre belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunuslar ve Balinalar Nasıl Uyur?&lt;br /&gt;Nefes almak için periyodik olarak suyun yüzeyine çıkmaları gerekir, dolayısıyla, uyurken nefessizlikten ölmezler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunuslar ve balinalar tıpkı insanlar gibi memeli hayvanlardır. Birçok başka özelliğin yanı sıra, insanlarla benzer kemik yapısına sahiptirler, sıcak kanlılardır ve doğurarak ürerler. İnsanlarla bu hayvanlar arasındaki en büyük farklılık ise içinde bulundukları farklı ortamla ilgilidir. Yunuslar ve balinaların son derece kendilerine özgü bir nefes alma sistemleri vardır ve bu sistem onların suyun altında oksijen almaksızın uzun süreler kalabilmelerine (bazen 30 dakika hatta daha uzun süreler) olanak verir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karada yaşayan bizler, diğer kara memelileri gibi, istem dışı nefes alırız: yani biz nefes alıp almama kararı vermeyiz, bedenimiz otomatik olarak havayı içine alır. Yunuslar ve balinalar ise bulundukları su altı ortamından ötürü bilinçli nefes alırlar. Fiilen ne zaman nefes almaları gerektiği konusunda karar vermek durumundadırlar. &lt;br /&gt;Sonuç olarak, nefes almaları için de bilinçlerinin açık olması gerekir. Bu durum bir problem yaratır, çünkü memelilerin beyinlerinin doğru bir biçimde çalışabilmesi için, beynin zaman zaman bilinçsiz hale geçmesi yani uyuması gerekir. Yunusun denizin yüzeyine çıktığı anlarda kısa aralıklarla uyuma fırsatı elbette oluyor, ancak bu pek de geçerli bir seçenek değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bilinçli bir nefes alıcıysanız, tümüyle bilinçsiz uyku haline geçmek pek akıllıca ve uygulanabilir görünmüyor, çünkü ya zamanında uyanmazsanız ne olacak? Yunuslar ve balinalarda bu sorunun çözümü, beynin bir yarısının uyku haline geçip, diğer yarısının bilinçli kalması biçiminde çözülmüştür. Bu durumda hayvan hiçbir zaman tümüyle bilinçsiz hale geçmiyor ama aynı zamanda da gereksindiği dinlenme fırsatını buluyor. Bilim adamları bu olayı, yunuslara elektroansefalografi uygulayarak incelemişlerdir. Bu süreçte, kafalarına bağlanmış elektrotlar, yunusların beyinlerindeki elektrik düzeyini ölçmüştür. Elektroansefalogram sonuçları, uyku halindeyken beynin yarısının kapalı, diğer yarısının ise faal olduğunu göstermiştir. Araştırmacılar yunusların günde yaklaşık sekiz saat bu durumda kaldıklarını bulmuşlardır. Bu durumun nasıl bir durum olduğunu gerçekten bilmemize olanak yoktur, ancak sıkı bir tahmin yaparak, bunun uyku öncesi, tam dalarken girdiğimiz yarı bilinç haline benzer bir şey olduğunu tahmin edebiliriz. Bilincin tam kapalı olmadığı, uyku ile uyanıklık arası bir durum olsa gerek, hani etrafta neler olup bittiğinin ayırımında ve gerektiğinde hemen uyanabilecek bir durum gibi. Evet, yunuslar ve balinalar nerede uyurlar sorusuna gelirsek, herhalde en mantıklı yanıt olarak, okyanus yüzeyine yakın herhangi bir yer diyebiliriz. Gerektiğinde hemen nefes almak üzere yüzeye çıkabilsinler diye. Yunusların çok az hareketle yavaş yavaş ilerledikleri hiç gözlemlenmemiş bir olgu değildir. Muhtemelen bu durum yunusların dinlenme, ya da yarı uyku halindeki halleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutlar Nasıl Oluşur?&lt;br /&gt;Suyun buharlaşması ve güneş ısısı, havada nem oluşturur. Buharlaşmanın miktarı, güneş ısısının derecesi ile su miktarına bağlıdır. Nemin oluşmasında rol oynayan etkenlerden biri de nefes alan varlıklardır. Böylece oluşan su buharı, sürekli olarak yeryüzü ve denizden havaya doğru yükselip orada yoğunlaşarak bulutları oluşturur. Bulutların sınıflandırılması, ilk olarak 1603 yılında Luke Howard tarafından yapıldı. Bu sınıflandırma tüm milletlerce kabul edilmiştir. Sınıflama, bulutların deniz seviyesinden yükseklikleri temel alınarak yapılmıştır. 5 bin-14 bin metre yükseklikte olan sirrus, sirrokümülüs ,sirrostratus, 2 bin-7 bin metre arasındaki bulutlar altokümülüs, altostratüs, nimbostratüs, 2 bin ve daha az yükseklikler ise stratokümülüs ve stratüs adlarını alırlar. Havadaki su buharı yoğunluğu belli bir limitin altına inince, bulutlar, yağmur veya kara dönüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kar nasıl oluşur?&lt;br /&gt;Kar, bulutları oluşturan minicik su tanelerinin çok soğuk hava ile karşılaşması sonucu, çok ince buz parçalarına dönüşmesidir. Bu, o kadar çabuk olmuştur ki, su tanesi yağmur olamadan kara dönüşmüştür. Aslında kış mevsiminde bulutlar hemen her zaman, havadan da hafif olan minik buz parçacıkları içerirler. Ama kar yağması için belli etkenlerin bir araya gelmesi gerekir. Bu etkenler, düşük ısı ve hava akımlarıdır, işte bu ortam, buz parçacıklarının birleşerek kar seklinde yağmasına yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ağacın yaşı nasıl anlaşılır?&lt;br /&gt;Bir ağacın gövdesinden alınan kesit incelendiğinde, en dıştaki kabuk kısmından sonra içe doğru daireler görürüz. Bu dairelerden her biri, ağacın yaşadığı bir yılı gösterir. Daireler arasındaki bolüm, ağacın bir yılda ürettiği odun hacmini belirtir. Bu daireleri sayarak, ağacın kaç yıl yasamış olduğunu anlayabileceğimiz gibi, aralarındaki bölgenin dar oluşundan, o yılın kurak geçtiğini, aksine geniş ise, sulak geçtiğini ortaya çıkarabiliriz.</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Fri, 23 May 2008 19:18:01 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>KENDİNİZİ TANIYIN</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1896914</link>
            <description>Her insanın zihin ve zeka yapısı ile öğrenme yeteneklerinin kendine özgü bir takım karakteristik özellikleri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Küçük farklılıklar ve istisnalar dikkate alınmazsa bütün bu özellikleri dört ana başlık altında toplamak da mümkün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:[photo]24830097[/photo] 	&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a. Görsel Zihin Grubu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b. İşitsel Zihin Grubu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c. Okuma Tercihli Zihin Grubu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d. Deney Tercihli Zihin Grubu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hangi gruba giriyorsunuz acaba? Test etmek ister misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her grubun kendine özgü bir zihin ve zeka yapısı olduğunu değerlendirdiğimizde bu gruplarda bulunan insanların da öğrenme yöntemlerinin farklı olacağını tahmin etmemiz zor olmaz. Eğer grubunuzu  ve grup karakteristiklerine bağlı olarak en iyi öğrenme yönteminizi çok iyi belirlerseniz daha az zamanda ve daha az emekle çok daha verimli çalıştığınızı görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[photo]24830242[/photo]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan beyninin gizemli dünyasına açılan ufak bir pencere niteliğindeki bu gruplandırma çalışması hem keninizi tanımanız hem de zaman ve emek israfını önlemeniz açısından çok önemli sonuçlar doğurabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gruba ait detaylı çalışma tekniklerini belirtmeden önce sizin hangi gruba ait olduğunuzu belirlemek daha doğru olacaktır. Bunun için kendini tanıma testi bölümündeki 10 soruyu cevaplandırmanız yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı durumlarda birden fazla zihin grubunun üyesi olarak çıkabilirsiniz. Bu durumda baskın bir öğrenme tercihiniz yok demektir ve üyesi çıktığınız tüm gruplara ait tavsiyelere uymanız daha faydalı olacaktır.</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Fri, 23 May 2008 19:10:58 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>HIZLI OKUMA EGSERSİZLERİNE HEMEN BAŞLAYIN</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1896840</link>
            <description>HIZLI OKUMADA SIKÇA SORULANLAR&lt;br /&gt;Okuma hızımızı gerçekten artırabilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun kısa cevabı: &amp;quot;Evet okuma hızınızı artırabilirsiniz.&amp;quot; Ama bunu biraz daha detaylı anlatmakta yarar var. Malesef ülkemizde okuma yeteneğimizi geliştirmek için özel zaman ayırma işlemi ilköğretim ikinci sınıfta sona eriyor. Ondan sonra daha iyi ve daha hızlı bir okuyucu olmak için yaptığımız çaba yok sayılacak kadar az. Birçok alanda olduğu gibi okuma hızımızı da egsersizlerle geliştirmemiz mümkün. Nasıl ki atletler hızlarını antremanla artırabiliyorlar, sizler de bu sayfadaki ücretsiz alıştırmalarla okuma hızınızı artırabilirsiniz.[photo]24829280[/photo]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuma hızımı ne kadar artırabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuma hızınızı ne kadar artıracağınız mevcut okuma hızınızla doğru orantılıdır. Diğer bir ifade ile şu anda dakikada 200 kelime okuyorsanız alıştırmalar sayasinde okuma hızınızı 500 hatta 600 kelimeye çıkarabilirsiniz. Okuma hızınız 300-400 kelime/dakika aralığında ise bu durumda 1000 kelime/dakika seviyesine ulaşmanız mümkündür. Rakamlar değişse de okuma hızınızın düzenli bir çalışmanın sonucunda iki hafta gibi çok kısa bir sürede 2-3 katına çıkacağı kesindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuma hızımı nasıl artırabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için yapmanız gereken sinavonline.net sayfasındaki ücretsiz hızlı okuma alıştırmalarını düzenli olarak hergün tekrar etmeniz. İki hafta sonunda okuma hızınızın arttığını kendiniz şahit olacaksiniz.&lt;br /&gt;  [photo]24829349[/photo]&lt;br /&gt;   	 Ne kadar sürede geliştirebilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuma hızınızı alıştırmaları düzenli olarak yaparak iki hafta gibi kısa bir sürede geliştirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanım yok, ders çalışıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı okuma ile ilgili belki de en kritik konulardan birisi zamandır. Birçok insan hızlı okumaya ayıracağı zamanı ders çalışmak için ayırmanın daha doğru olduğunu düşünür. Özellikle ÖSS, LES ve KPDS gibi sınavlara hazırlanan insanlar bütün zamanlarını sadece bu sınavlara ayırmak isterler. Aslında bu doğru bir davranış değildir. Örneğin, başka bir şehre giderker şehirlerarası otobüslere binmek için önce aksi yönde bile olsa terminale gidersiniz. Benim terminale gitmekle kaybedecek zamanım yok, yürüyerek yolum devam edeyim demezsiniz. Çünkü bilirsiniz ki terminale gitmekle kaybettiğiniz zaman otobüsünüzün hızı sayesinde kazanacağınız zamanın yanında önemsiz kalacaktır. Benzer şekilde Hızlı Okuma için ayırdığınız zamanın kat kat fazlasını hızlı okmanız sayesinde sonradan kazanacaksınız. Üstelik hızlı okuma alıştırmaları günde en fazla bir saatinizi alacak. Bunun haricinde kalan zamanızı ders çalışmak için kullanabileceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[nickname]http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.sinavonline.net/iq/nasil/img/psikoloji_1.jpg&amp;amp;imgrefurl=http://www.sinavonline.net/iq/nasil/bilim_yasam_3.asp&amp;amp;h=404&amp;amp;w=316&amp;amp;sz=23&amp;amp;hl=tr&amp;amp;start=4&amp;amp;tbnid=IaOJ8hF7YZjZsM:&amp;amp;tbnh=124&amp;amp;tbnw=97&amp;amp;prev=/images%3Fq%3Dpsikoloji%26gbv%3D2%26hl%3Dtr%26client%3Dfirefox-a%26rls%3Dorg.mozilla:tr&lt;img class=&quot;smiley&quot; src=&quot;http://v.netlogstatic.com/v4.00/2257//s/i/smilies/ohmy.gif&quot; alt=&quot;:)&quot; /&gt;fficial%26sa%3DG[/nickname]</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Fri, 23 May 2008 18:53:48 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Son 50 Yıldır IQ Puanları Artıyor</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1896765</link>
            <description> Zekâ, zihinsel becerilerimizin bir bileşimi. Ancak, bu öyle bir bileşim ki, bizim dış dünyayı algılamamızı ve onunla uyumlu bir biçimde etkinlik göstermemizi sağlayan çok önemli bir etken. Psikologlar, zekâyı, ya genel bir özellik ya da bir grup süreç olarak ele alırlar. Peki, bu özellik ya da süreçler nelerdir? Geçtiğimiz yüzyıl boyunca araştırmacılar bu zor sorunun yanıtını bulmaya çalıştılar ve bu amaçla çok sayıda zekâ modeli geliştirildi. Öne sürülen tüm modellerin birbirinden farklı yönleri olduğu gibi, birbirleriyle örtüşen yönleri de var. Zekâ modelleri konusunda durum böyleyken zekânın ölçülmesinin zorluğunu tahmin etmek pek güç değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IQ Puanı Neyi Gösterir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar, zaman zaman farklı nedenlerle zekâyı ölçme gereğini duydular. Bu amaçla kullanılan geleneksel ölçme araçlarıysa standart testler oldu. Standart testler oluşturulurken, bu testler öncelikle çok büyük gruplara uygulandı. Daha sonra insanların bunlardan aldıkları puanların normal dağılımı belirlenerek, bu dağılıma dayanan ölçütler oluşturuldu. Böylece insanların aldıkları puanları değerlendirirken, bu ölçütlerle karşılaştırma yoluna gidildi. Testlerin standart olması, puanların değerlendirilmesinin daha yansız bir biçimde yapılmasını sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk zekâ testini Alfred Binet adında bir Fransız psikolog geliştirdi. Fransa'da devlet, öğrenme sorunları olan çocukların zekâ düzeylerini saptayarak, onlara gereksinimlerine yönelik bir eğitim vermeyi planlıyordu. Bir zekâ testi geliştirme amacıyla devlet tarafından görevlendirilen Binet, 1905 yılında, psikiyatrisi Theodore Simon'la birlikte çalışarak 30 soruluk bir test geliştirdi. Simon-Binet Testi adı verilen bu test hazırlanırken, temel alınan düşünce, daha az zeki olan bir çocuğun ancak daha küçük yaşlardaki bir çocuğun performansını gösterebileceğiydi. Simon-Binet Testi, daha sonra yenilenerek daha da geliştirildi. Yenilenen bu test Stanford-Binet Testi olarak bilinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu testin sonuçlarının değerlendirilmesi sırasında, ilk kez IQ (Intelligence Quotient: Zekâ Bölümü) puanı hesaplandı. IQ, bir kişinin zekâ yaşının, kronolojik yaşına bölünüp 100'le çarpılmasıyla elde ediliyordu. IQ puanı 100 civarındaysa zekânın ortalama bir düzeyde, 100'den düşükse zekânın ortalamanın altında bir düzeyde, 100'den fazlaysa zekânın ortalamanın üstünde bir düzeyde olduğu düşünülüyordu. Bu ilk zekâ testlerinden sonra farklı testler de geliştirildi. Günümüzde bu testlerden hangisi kullanılırsa kullanılsın, IQ puanı yukarıda sözünü ettiğimizden daha farklı bir biçimde hesaplanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zekâ, görebildiğimiz, dokunabildiğimiz ya da duyabildiğimiz bir şey değil; biz ancak zekânın sonuçlarını görebiliyoruz. Bazı kişiler, zekânın doğru bir biçimde ölçülmesinin olanaksız olduğunu ve modern zekâ testlerinin çoğunun yalnızca bilgi ve becerileri ölçtüğünü düşünüyor. Üstelik bu testlerin etnik grupları ve kültürel farklılıkları pek gözönüne almadığını düşünenler de var. IQ puanları zaman içinde artış gösterdiğinden, kullanılan testlerin zaman zaman yeniden standardize edilmesi gerektiği düşünülüyor. Çünkü, yenilenmemiş testlerde ölçütler zaman içinde geçerliliklerini kaybedebilirler. Durum böyle olunca da değerlendirmeler geçerli olmayabilir. Özellikle farklı toplulukları birbiriyle karşılaştırmak gerektiğinde, ölçütlerin geçersizliği daha büyük sorunlara yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IQ Puanları Artarken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüz çocuklarının neler yapabildiğini düşündüğümüzde, zaman zaman hayrete düşeriz. Bilgisayar oyunlarında büyükleri yenen, anne-babasına bilgisayar kullanmayı öğreten çocuklar bizi şaşırtır. Üstelik bu durum artık o kadar alışıldık hale geldi ki, böyle çocuklarla karşılaştığımızda şaşırmaktan bile vazgeçer olduk. Zamane çocukları gerçekten daha akıllı mı? Bu sorunun yanıtına ipucu olabilecek bazı bulgular var: Son elli yıldır düzenli olarak IQ testleri uygulanan bazı ülkelerde IQ puanlarının arttığı gözlenmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Zelanda, Dunedin'deki Otago Üniversitesi'nde siyaset bilimi konusunda çalışan James Flynn, 1980'lerin ortalarında IQ puanlarının giderek arttığını saptamış. Onun bu saptamasına &amp;quot;Flynn Etkisi&amp;quot; adı verilmiş. Böylece zaten üzerinde çok konuşulan, çok tartışılan IQ konusu, başka sorularla birlikte yeniden gündeme geldi. Flynn, 14 ülkede uygulanmış olan akıl yürütme becerisini ölçen testlerin sonuçlarını karşılaştırarak, bunları 1987'de Psychological Bulletin dergisinde yayımladı. Ülkeler, Avustralya, Avusturya, Belçika, Brezilya, İngiltere, Kanada, Çin, Danimarka, eski Doğu Almanya, Fransa, İsrail, Japonya, Hollanda, Yeni Zelanda, Kuzey İrlanda, Norveç, İsveç, İsviçre, ABD ve eski Batı Almanya'ydı. Bulgular son derece çarpıcıydı. Çünkü IQ, ülkelere göre de farklılık göstererek her kuşakta 5-25 puan artış gösteriyordu. Ancak bu toplam puanlar fazla ayrıntılı bilgi vermiyordu. Daha çok veri toplamak isteyen Flynn, sözel, sayısal ve görsel-uzamsal gibi test tiplerinden alınan puanları inceledi. Görsel-uzamsal becerileri ölçme amacıyla kullanılan testlerde genellikle Raven'in matrisleri yer alır. Bu matrislerde yer alan bir dizi şekilden biri eksiktir. Test uygulanan kişi, bu eksik parçayı seçenekler arasından bulur. İşin ilginç yanı, puanlardaki en büyük artışlar, Raven'in matrislerinden oluşan testlerde gözleniyordu; sözel ve sayısal becerilerle ilgili testlerden alınan puanlardaki artışlarsa daha makuldü. Flynn, 1987'den sonra başka ülkelerdeki puanları da inceledi. Bu ülkelerde de görsel-uzamsal ve soyut becerilerle ilgili testlerde puanlar benzer biçimde artıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanılan zekâ testleri gerçekten neyi ölçüyordu? Bunlar, hangi ölçüye kadar öğrenmeyi, kendi başına zekâyı ya da zekâyla ilişkili herhangi başka bir şeyi ölçüyordu? Bu soruların yanıtları hâlâ araştırılıyor. Görsel-uzamsal becerilerle ilgili testlerden alınan puanların neden yükseldiğini Flynn şöyle açıklıyor: &amp;quot;Ne büyükannelerimiz bizden geri, ne de bizler dahiyiz. Büyük olasılıkla, soyut problemleri daha kolay çözmemizi sağlayan beceri ve alışkanlıklar geliştirmiş olabiliriz. İnsanlar, belirli tipte problemleri çözmede gerçekten de artık daha iyiler. Toplum, insanların bu becerileri geliştirmesini sağlayan uyarıcılar sunuyor. Büyükannelerimizin büyüdüğü dönemlerde insanlar, zihinden hesaplama yapabilme ve zengin bir sözcük dağarcığına sahip olma gibi farklı zihinsel becerilere değer veriyorlardı. Bugün bizim ciddi olarak üzerinde durduğumuz problemleri anlamakta zorlanabiliyorlardı.&amp;quot; Flynn, zekâ testlerinin bir tür takıntıya dönüştüğü toplumlarda, soyut problem çözme becerilerinin diğer becerilerden daha hızlı geliştiğini düşünüyor. Ayrıca, insanların görsel-uzamsal becerilerinin, televizyon, bilgisayarlar ve araba kullanma gibi nedenlerle de artmış olabileceğini ve yeni kuşaklardan da zaten bu tür becerilerinin diğerlerinden daha gelişmiş olmasının beklendiğini ileri sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikologların çoğu, IQ puanlarının arttığını kabul ediyor. Ancak, neden arttığı konusunda farklı düşünceler var. Artışta eğitimin bir etkisi olabilir mi? Pek çok ülkede toplumun genel eğitim düzeyi de giderek artıyor. İnsanlar, zamanlarının daha çoğunu öğrenme etkinliklerine ayırıyorlar. Bazı durumlarda, IQ puanlarındaki artışın nedeni eğitim olabilir. Bir başka görüşe göre, insanlar sınırlı bir süre içinde sınanmayı zamanla öğreniyorlar. Bu da zaman sınırı olan testlerde yeni kuşakların daha yüksek puanlar alabileceğinin bir göstergesi olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;South Wales Üniversitesi'nden (Avustralya) deneysel psikolog Robert Howard zekânın beslenme etkisiyle arttığını düşünüyor. Bu düşüncenin temelinde iyi beslenen beyinlerin IQ testlerinde de daha iyi olacakları inancı var. Howard, ailelerin küçülmesi, çocukların eğitim görmelerinin kolaylaşması ve başka çevre koşullarının değişmesinin de genel zekâda artışa neden olabileceğini savunuyor. Londra Üniversitesi'nden John Rust, görsel-uzamsal becerilerin toplumda daha çok vurgulanmasının tek neden olamayacağını; toplumun karmaşıklaşmasına bağlı olarak insanların çok çeşitli problemlerin çözümüne kafa yormak zorunda kalmalarının da bunda etkili olabileceğini düşünüyor. John Rust'ın ilginç bir görüşü daha var. Ona göre, içimizden birinin karmaşık bir kavramı önceden anlamasının (Einstein'ın göreliliği anlaması gibi), diğer insanların bu tip konuları düşünebilmeye ve daha kolay algılamaya başlamalarını sağladığını ileri sürüyor. Böylece karmaşık konularla uğraşmaya toplu olarak alıştığımıza inanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların gerçekten zekileşip zekileşmediğinin başka kanıtlarını arayan araştırmacılar da var. Geçen yıl yapılan bir araştırmada Robert Howard bilimsel üretkenlik, satranç, briç ve go oyunu gibi konuları inceledi. Bu konulardaki başarının, zekâ gelişiminin göstergesi olacağı düşüncesiyle yola çıkan Howard, incelemelerinin sonuçlarına dayanarak insanların gerçekten de giderek daha akıllı oldukları sonucuna vardı. Örneğin, satrançta en genç büyükusta yaşının 1991'den beri dört kat daha düştüğünü saptadı. Oysa 1950'lerden 1990'lara kadar bu yaş pek değişmemişti. Bilimsel üretkenlikteki artışın, bilim adamlarının üzerindeki yayın yapma baskısından kaynaklanabileceğini düşünen Howard, görsel-uzamsal becerilerle (satranç oynarken de kullanılan beceriler) ilgili bir artışın gerçekten var olduğuna inanıyor. Bunun nedeninin, çocukların sürekli olarak görsel birtakım şeylerle uğraşmaları olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2050'de IQ Puanım Kaç Olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Flynn Etkisi diye bir şey gerçekten var. Soyut problem çözme ya da görsel-uzamsal beceriler söz konusu olduğunda, anne-babalarımızdan ve büyükannelerimizden &amp;quot;akıllıyız&amp;quot;. İlerideki yıllarda yetişen çocuklar bizden daha mı akıllı olacak? Olmayabilirler! Bunun üzerinde yine Robert Howard çalışmış. Howard, zekânın sanayileşmiş ülkelerde doruğa çıkmış olabileceğini düşünmüş. Bunu bulmak amacıyla Avustralya, Singapur ve Güney Kore'de 1979 yılından beri çalışan öğretmenler üzerinde bir araştırma yapmış. Öğretmenlere öğrencilerinde zekânın, eski dönemlere oranla artıp atmadığına ilişkin gözlemlerini sormuş. Avustralya'dakiler herhangi bir artış gözlemediklerini, Singapur ve Güney Kore'dekilerse çocukların giderek daha akıllı olduklarını söylemişler. Howard, bu görüşlere dayanarak, sanayileşmiş ülkelerde zekâ düzeyindeki yükselmenin bir süre önce durduğunu; bu ülkelerde yükselmeyi sağlayan toplumsal değişikliklerin artık yavaşladığını, yalnızca görsel-uzamsal becerilerin gelişmesinin sürdüğünü ileri sürüyor. Hovvard, bir başka çalışmasını da Danimarka verileriyle yapmış. Danimarka'da gençler askere giderken, onlara Raven'in matrislerine benzer testler uygulanıyor. Ayrıca sözel ve sayısal testler de var. Bu testlerin görsel-uzamsal becerileri ölçenlerinden alınan puanlar, 1960-1970'lerde diğer ülkelerdekine benzer biçimde artıyormuş; 1990'lardan sonra bu artış azalmış. Ancak, işin bir ilginç yanı var; 1999'dan bu yana puanlar aşağı düşmeye başlamış. Bazı araştırmacılara göre, insanın belli bir potansiyeli var ve Danimarkalı gençler buna ulaştılar. Başka araştırmacılara göreyse böyle olmasına olanak yok; eğer öyle olsaydı puanlar en üst noktaya dayanır, düşmezdi. Howard, Danimarka'da puanların düşmesinin nedeninin güdülenme eksikliğine ilişkin bir sorundan kaynaklanabileceğini düşünüyor. Çünkü, önceden birlikte çalıştığı öğretmenler, öğrencilerin son yıllarda eskisine göre güdülenme eksikliği içinde oldukları bilgisini vermişlerdi. Ancak, bir başka bakış açısına göre, öğretmenlerin öğrencilere ilişkin bu düşünceler, yetişkinlerin gençlere ilişkin geliştirdiği olumsuz bakış açısının bir örneği.</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Fri, 23 May 2008 18:41:55 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>İnsanın psikolojik savunma sistemleri nelerdir?</title>
            <link>http://tr.netlog.com/psklg_0691/blog/blogid=1896710</link>
            <description>PSİKOLOJİK SAVUNMA SİSTEMLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincil (yemek, uyku, barınma, cinsellik…) ve ikincil (başarı, statü…) olmak üzere pek çok güdüye sahip olduğumuzu ve her güdünün, tatmin edilmediğinde organizmaya psikolojik ya da fizyolojik olarak bir şekilde zarar verdiğini düşünecek olursak kendimizi bu zarardan koruyabilmek adına savunmaya geçtiğimizi ve belli mekanizmaları devreye soktuğumuzu söyleyebiliriz. &amp;quot;Savunma Mekanizmaları&amp;quot; olarak adlandırılan bu istemsiz davranışlar günlük hayat içerisinde farkında olmaksızın kendini herhangi bir anda gösterebilir. Psikoloji literatürüne baktığımızda, psikolojik savunma sistemleri hakkında en detaylı kuramı Freud’un oluşturduğunu görüyoruz. Bugün, Freud’un düşünce okuluna bağlı olmasalar da pek çok düşünce sistemi, analitik kuramda adı geçen bu savunma sistemlerine göndermeler ve yorumlar yapmaya devam ediyor. Bu nedenle de psikolojik savunma sistemlerini sıralarken Freud’un kuramını temel almak yanlış olmayacaktır.&lt;br /&gt;[photo]24823781[/photo]Mekanizmaları sıralamadan önce adı geçen savunmaların, kuramın hangi noktasında asılı olduğunu belirtmekte fayda var. Böylece bu sistemlerin işlevi de zihnimizde daha bir anlam kazanabilir. Biliyoruz ki Freud, cinsellik ve şiddet olmak üzere iki temel güdüye sahip olduğumuzu düşünüyor. Bu iki temel güdü, kişiliğimizin &amp;quot;id&amp;quot; yapısını oluşturuyor. Haz prensibiyle işleyen id, sürekli olarak tatmin arıyor. Sosyal çevre ve kültürün neyin kötü neyin yanlış olduğuna dair üzerimize yaptığı baskıysa kişiliğimizin &amp;quot;süper ego&amp;quot; yapısıyla hayat buluyor. Son yapı olan ego, işte bu temel güdülerimizle kültürel elemanlar arasında bir köprü görevi görüyor ve id'i sosyal açıdan kabul görecek yollarla tatmin etmeye çalışıyor. Bu zor görevi başarırken ise sıralayacağımız savunma mekanizmalarını araç olarak kullanıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.) Bastırma:&lt;br /&gt;Freud’un savunma sistemlerinin çekirdeğinde yer alan bastırma mekanizmasında kişi, kendisini tehdit eden herhangi bir uyaranı ya da hayatına giren ve ona travmatik deneyimler yaşatan herhangi birini tamamen unutabiliyor.&lt;br /&gt;Örn: Fobiler. Kişi sebepsiz bir korku duysa da bu korkunun çıkış kaynağını hatırlamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.) Reddetme:&lt;br /&gt;Reddetmede kişi, bastırmanın aksine gerçeğe dair herhangi bir bilince sahip olsa da kaygı yaratan uyaranın varlığını reddederek yok sayıyor.&lt;br /&gt;Örn: Sınav sonuçları açıklandı ve kötü bir not alındı diyelim. Bu kötü notun alınmış olmadığını varsayarak, öğretmenin puanları toplarken bir yanlışlık yapmış olduğunu düşünme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.) Yöneltme:&lt;br /&gt;Kişi kabul görmesi güç bir içtepiyi başka bir uyarana yöneltiyor.&lt;br /&gt;Örn: İş yerinde patronla bir gerginlik yaşayıp siniri eve döndükten sonra, eşten çıkarma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.) Olayları entelektüelleştirme:&lt;br /&gt;Kişi herhangi bir olayın duygusal yönünü görmezlikten gelerek, onun entelektüel açıdan göze çarpan özelliklerine odaklanıyor.&lt;br /&gt;Örn: Herhangi bir yakının kaybında, üzüntü ve yas duyulacağına cenaze töreninin detaylarına takılma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[photo]24823842[/photo]5.) Yansıtma:&lt;br /&gt;İçsel bir gerçeğin yarattığı kaygı nedeniyle, kişi kişisel etmenlerle ilgili bir durumu dışarıdaki bir uyarana bağlıyor.&lt;br /&gt;Örn: Herhangi biriyle tartışılırken kaybediliyorsa tartışmada haksız düşmemek adına karşıdakinin &amp;quot;akılsız&amp;quot; olduğunu söyleme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.) Mantık çıkarımları:&lt;br /&gt;Olayların gerçek nedenlerinden farklı mantık çıkarımları yapılıyor.&lt;br /&gt;Örn: Hoşlandığı kadın tarafından reddedilen bir adamın &amp;quot;Zaten yeterince iyi değildi&amp;quot; gibi bir çıkarımda bulunması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.) Tepki oluşturma:&lt;br /&gt;Tepki oluşturma mekanizmasında kişi, istenmeyen düşünce ve davranışları reddetmekle kalmayıp, kendisinin bu düşünce ve davranışları sergileyen gruptan olmadığına inandırıyor.&lt;br /&gt;Örn: Herhangi bir arkadaşından nefret eden bir kişi, ona aşırı sevgi gösterilerinde bulunuyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8.) Geri çekilme:&lt;br /&gt;Kişi geçmişte kendisini güvende hissettiği bir gelişimsel döneme geri dönüyor.&lt;br /&gt;Örn: Yaşça büyük bir çocuğun stresli olduğu bir dönemde tekrar yatağını ıslatmaya başlaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9.) Süblimasyon:&lt;br /&gt;Saldırganlığın ardında yatan itici kuvvet olarak görülüyor.&lt;br /&gt;Örn: Bir gencin içindeki saldırganlık duygularını amerikan futbolu oynayarak boşaltması.</description>
            <author>psklg_0691</author>
            <pubDate>Fri, 23 May 2008 18:28:49 UT</pubDate>
        </item>
    </channel>
</rss>
