sierra09
Trust erkek - 48 yaş, Aydın, Türkiye
- Arkadaşlar |
- Ziyaretçi defteri
- | Resimler
- | Blog
- | Klanlar
- | Videolar
- | Etkinlikler
- | Müzik
- | Sesler
- | Linkler
- | Uygulamalar
Blog 3
-
Dur diyelim
Bu ülkede bir memur alınırken her türlü güvenlik kovuşturulmasından geçerken memleketimizin en hassas kurumu olan TBMM ne kimlerin nasıl girdiğini bilmiyorsak eminim ki bizi yönetenlerden hesap sormamız gerekir.o halde DOKUNULMAZLIKLAR KALDIRILMALIDIR????????Millet olarak bu konuda elimizden gelen kamu oyunu oluşturmalıyız.Dokunulmazlıkların kaldırılması için her yerde her platformda desteklerinizi yazın yeter artık deme zamanı değil mi????
-
İnceden nükteler
İnsanı rahatsız eden küçük şeylerdir.
Sen büyük bir dağın tepesine çıkıp oturabilirsin,
Ancak iğnenin üzerine oturman mümkün mü acaba -
Vay memleketimin haline
BİR ÖĞRETMENİN DÜŞÜNDÜREN MEKTUBU !
Aşağıdaki mektubun yazarı bir öğretmen... Ancak, adını ve nerede çalıstığını gizlemek zorunda kaldı; hepimizin tahmin edebileceği nedenlerden dolayı. Zaten adının ve nerede çalıştığının çok da önemi yok. Önemli olan bir eğitim kurumda yaşadıkları.
Hiç kimse bunların yaşanmadığını iddia edemez, etmemelidir de...
Ama yine de okuduğunuzda tıpkı benim gibi tüylerinizin diken diken olacağına inanıyorum.
Merhaba!
Bir lisede öğretmenlik yapıyorum. Çalıştığım okul, çoğunluğu Anadolunun en ücra köylerinden gelip yerleşen (yerleşemeyen) insanların oturduğu bir çevrede. Etrafımız gecekondu mahalleleri. Gecekondu olmayan yerlerde de derme çatma binalar var.
BUNLARIN HEPSİ GERÇEK:
*Biliyor musunuz, bu yıl lise 1. sınıfta okuma yazma bilmeyen bir öğrenci var.
* bir öğrenci okula "satır" getirmekten uzaklaştırma cezası aldı.
*iki hafta önce okulun önünde çıkan bir kavgada bir öğrencimin boynu döner bıçağı ile kesildi; 28 dikiş atıldı. (Çok şükür şah damarına gelmedi)
*bu çevrede kimse kışın akşam beşten sonra sokakta yalnız yürümüyor.
*geçtiğimiz hafta, bebek bekleyen müdür yardımcımız bir öğrenci tarafından karnı tekmelenmekle tehdit edildi.
*dışarıdan elini kolunu sallaya sallaya giren bir adam, kendisini dışarı çıkarmaya çalışan kat nöbetçisi bayan öğretmeni bıçakla tehdit etti.
*derste sıkıntı yarattığı için öğretmeni tarafından cezalandırılan öğrencinin aşiret olan ailesi okulu bastı.
*bir öğretmenimiz sınıfta bıraktığı öğrenciden tehdit telefonları aldı.
*öğrencilerimizin % 86sı sigara içiyor.
*öğrencilerimizin % 42si hap kullanıyor.
*okulun etrafında hap satanları, okulun içinde hap kullananları polis biliyor.
*Biliyor musunuz, öğrencilerimizin % 23ü ensest ilişki mağduru.
*geçtiğimiz yıl bir kız öğrencimizin babası çocuğundan(öğrencimizden) dayak yediği için okula sığındı.
*yalnızca koridorda birbirlerine çarptıkları için kavgaya tutuşan iki kız öğrencinin aileleri okulun önünde birbirlerine yumruk yumruğa saldırdılar.
*bazı kız öğrenciler 100 kontör karşılığında minibüs şoförlerine, halı saha sahiplerine kendilerini kullandırtıyorlar (cinsel anlamda)
*bu yıl bir erkek öğrenci, bir kız öğrencinin kendisine cinsel tacizde bulunduğunu söyleyerek şikayette bulundu.
*geçtiğimiz yıl bir anne, kızının saçının boyalı olması üzerine okula çağrıldığında kızını okula koca bulmak için gönderdiğini bu nedenle de süslenmesi gerektiğini söyledi.
*velilerin %42si kayıttan sonra bir daha okula uğramıyor.
*maddi yetersizlikten dolayı üç, dört aile bir oda-bir salon bir evi paylaşıyorlar. (Sayıları azımsanamayacak ölçüde.)
*her ay öğretmenler aramızda para toplayıp bir öğrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri alıyoruz.
*geçtiğimiz yıl cuma okul kapanışı töreninde baygınlık geçiren bir öğrencinin iki gündür hiçbir şey yemediğini öğreniyoruz.
*öğrencilerin çoğunun hayatında kan davası, intihar, boşanma, dayak, kaçma, kaçırılma, hapis gibi hikayeler var. (Ailelerinde yaşanmış)
*geçtiğimiz yıl iki gün boyunca evine gitmeyen bir öğrenciyi velisi gelip okulda arıyor. (Kızının biriyle kaçtığı anlaşılıyor daha sonra.)
*annesi babası ayrı veya boşanmış olan öğrencilerin çoğu uzak akrabaların yanında kalıyor. Anne ya da baba almak istemiyorlar veya üvey anne babalar istemiyor.
*geçtiğimiz yıl sorun çıkardığı için müdür tarafından tartaklanan bir öğrenci mahalleden topladığı tanıdıklarıyla müdürün odasını basıp tehditler savurdu.
*veliler toplantılara "ocakta yemeklerini bırakarak", ayakkabılarının topuğuna basarak, mantolarını omuzlarına atarak geliyorlar.
*velilerin büyük bir çoğunluğu öğretmene nasıl hitap edileceğini bilmiyor. (Güzelim, hanım kızım, sen, hocaaaaa, ablası
*sakallı, şalvarlı, cüppeli bir veli toplantılara gelip yalnızca erkek öğretmenlerle görüşüyor!
*geçtiğimiz yıl 1000 öğrenci kapasitesi olan okulda kütüphaneye üye olanların sayısı 7(yedi)ydi.
*öğrenci tanıma formlarındaki "Çaldığınız müzik alet(ler)i" bölümüne radyo, teyp, walkmen yazan azımsanamayacak sayıda öğrenci var.
*öğrencilerin azımsanamayacak bir bölümü doğum tarihlerinin gün ve ay kısımlarını doğru yazıyorlar ancak yıl bölümüne 2004 yazıyorlar!
*lise birinci sınıf öğrencilerim "Soru işareti nerede kullanılır?" soruma yanıt veremediler.
*Biliyor musunuz, .... lisesine kayıt yaptıran bu öğrenciler çarpım tablosunu bilmiyorlar; 10 ve katları ile çarpma ya da bölme işlemi yaparken bile hesap makinesi kullanıyorlar. (Geçtiğimiz ay sinirden gözlerine kan oturmuş bir halde sınıftan çıkan matematik öğretmenimiz koltuğa çökerken öğrencilere bir ders boyunca 300'ü 2'ye böldüremediğini anlattı.)
* maddi durumu iyi olan sayılı öğrencilerden birinin velisi, geçtiğimiz yıl akan damımızı onardı. (Notlarının hemen hepsi zayıf olan öğrencinin sınıf geçmesi şartıyla!)
*öğrencilerimizin %60ı sağlıksız beslenmeden dolayı hasta (aralarında dispanserlik olanlar var) ancak öğrencilerimizin %90ında cep telefonu var. (Cep telefonları son model, bazıları kameralı),
Ben bu okulda 3 yıldır öğretmenlik yapmaya çalışıyorum. Bu olaylara alışmamak için, artık alışıp bunları neredeyse doğal karşılayan yılların öğretmenleri gibi olmamak için uğraşıyorum. Biliyorum ki eğer alışırsam geleceğe dair hiçbir umudum kalmayacak. Her gün büyük bir çaresizlik ve endişeyle "Acaba bugün ne olacak?" diye başlıyorum işime. Olaysız geçen günler Allahın nimeti! Biliyor musunuz, sınıfta gezinerek ders anlatırken Atatürkün gözleriyle karşılaşmamaya çalışıyorum, kafamı kaldırıp resmine bakamıyorum. Başımın üzerinden "Ey Türk Gençliği!" diye bağırdıkça utancımdan omuzlarıma gömülüyorum. Biliyor musunuz, 10 Kasımlarda, 29 Ekimlerde şiirler okunurken, marşımızı dinlerken ağladığımda herkes günün anlamına ağladığımı sanıyor; oysa çaresizliğe ağlıyorum. Muhtaç olduğu kudretin dolaştığı asil kanı uyuşturucuyla zehirleyen öğrencilerimi kurtaramıyorum. Öğrenmeye direnen, kendini kapatan öğrencilerime İstiklal Marşının anlamını bile öğretemiyorum.
Daha da yazacaktım ancak yazdıkça yüreğim ağırlaşıyor.
Sevgi ve saygılarımla