http://netlog.com/silversurfer_1silversurfersilversurfersilversurfer_1http://tr.netlogstatic.com/p/tt/018/118/18118805.jpgTürkiyeKayseri silversurfer_1 profil sayfası

silversurfer_1

erkek - 38 yaş, Kayseri, Türkiye


RSS bildirimi

Blog 31


  • Batmanlı Kürdün mektubu

    Şamil Tayyar/Star

    Batmanlı Kürdün mektubu

    Yazılarımızı yakından takip edenler, bilir. Pek okur mektubu yayınlamam. Kalbini ve beynini hiç kimseye kiralamayan insanların beni daha iyi anladığını göstermek, daha da önemlisi bu ülke için yüreği çarpanların hislerine tercüman olabilmek için, bu kuralı bozup mektubun geniş özetini yayınlamak istiyorum.

    Kendisinden izin almadığım için ismini güvenlik gerekçesiyle yazmayacağım. Belki üniversite mezunu değil, ifadeleri karmaşık. Ama bu ülkenin birliğine gönülden bağlı ve zihni hür...

    ‘Bundan daha iyi makale olmaz’ deyip aradan çekiliyorum.

    - 90’lı yıllardan önceydi tam tarihi hatırlamıyorum amcamların köyüne (Batman’ın bir köyü) gitmiştik babamla, akşam yengemle fısıltılı bir şekilde konuşurken şahit oldum, yengem yakındaki dağı göstererek, ‘teröristler gelmiş’ dedi korku içinde. Bu şunu gösteriyor Şamil Abi, halk PKK’nın ilk yıllarında terörist diyordu ve korkuyordu.

    - Yine aynı sene yazın amcamlara gitmiştim. Askerler akarsudan geçerken 2 tanesi suda boğulmuştu. Köylü bu hadiseyi duymuş, kadınlar, yengem de aralarında oturup ağlıyorlardı, hiç tanımadıkları, görmedikleri askerler için. Bu şunu gösteriyor, biz doğu-batı kardeştik (şimdi de öyleyiz), ortak değerlerimize beraber ağlar beraber güleriz.

    Ayrı devlet kuracağız dediler

    - Sonra Şamil Abi birileri geldi, dedi ki ‘siz eziliyorsunuz, hor görülüyorsunuz, size devlet kuracaz, hak getirecez, bu devlet sizi eziyor, insan yerine koymuyor’, halk önce inanmadı ama sonra doğuya sürgüne yollanan asker, polis, özel harekat, insanları hor gördü, ezdi, küfretti, vurdu, kırdı.

    - Örnek olarak ben lisede iken okul çıkışında arkadaşlarımla buluşmak için sivil giyinimli idim, okulun çıkışına yaklaşınca arkadan yetişen polis tekmeleyip küfrü basmıştı, tek suçum öğrencilerin arasına girmek istememdi.

    - Bir örnek daha; Sağolsun ilçenin kaymakamı köyler arası turnuva düzenlemişti, köy şen şakrak traktörlerle ilçeye desteğe gelmişler, biz de okuldan kaçıp maça geldik, maçın en heyecanlı anında bir uzman jandarma bir tane genci kalabalığın arasından çıkarıp dipçik ile döve döve uzaklaştırdı, sanırım tek suçu Kürtçe konuşmaktı. Kaç kişi o gün devletine düşman oldu siz tahmin edin. Şehirde öyle bir ortam vardı ki, asker polis görmek öcü görmek gibiydi sanki, hemen gelecek kafana hiç unutmadığım o beyzbol sopalarına benzeyen sopalarla vuracaklar gibi geliyordu.

    - Şimdi Şamil Abi doğup büyüdüğüm köydeki karakolu anlatim size. Köyden 2 kilometre uzakta bir karakol her hafta havaların güzel olduğu zaman köyün gençleri karakola gider maç yaparlardı, biz de çocuktuk gider desteklerdik, maç sonrası baklava varsa yerdik yoksa da bazen karakolun içine girer yemekhanede yemek yerdik.

    Asker abi ekmek verir misin?

    - Yılmaz komutan vardı ufacık yaşıma rağmen hiç unutmam kendisini babamla araları çok iyiydi, babam arada bir ona ekmek yada köyden başka şeyler götürürdü çok iyi bir insandı. Biz çocuklar karakolun hemen ilerisindeki akarsuya girmek için giderdik ya da balık tutmaya dönerken karakolun önünden geçer ‘asker abi’ diye bağırırdık, ‘bize ekmek verir misin’, çok acıkırdık bize ekmek verirdi asker ağabeyler, fırın ekmeği.. Biz tandır ekmeği yediğimiz için sürekli, fırın ekmeği tatlı gelirdi. Bu bahsettiğim güzellikler çatışmaların en yoğun olduğu zamanlarda da devam ederdi.

    - Tabi bizim karakolda olay yok, sanırım PKK da rahatsızdı bu durumdan ve kimilerine göre devlet de neden bu karakolda hiç olay olmuyor diye (burada önemli bir soru işareti var tabi ben cevabını öğrendim). Neyse hal böyle olunca PKK emir vermiş karakolu vurun diye. Tabi karakolun çevresindeki köyler haber almış ya da duymuş karakolu vuracaklar, millet isyan etti ‘karakola dokunmayın’ diye, ‘karakolumuz iyidir vurursanız kötü olur bizim için’ diye. PKK’yı engellemeye çalışmışlar sonradan duyduk ki teröristler ‘biz emir aldık mecburuz vurmaya ama madem öyle diyorsunuz bırakın bir kaç tane mermi sıkalım, havadan sonra çekiliriz.’ Ve gerçekten de öyle oldu çatışma çıktı ama herhangi bir burun kanaması bile olmadı. Maddi zarar bile yoktu.

    Vatan bölüneceğine ben bölüneyim

    - İşte Şamil Abi hangisi bizim devletimizdi, kafamız karışıktı, ben karakoldakiler bizim devletimiz kanısına vardım ve Anadolu’ya, Anadolu insanına aşık oldum bu vatan parçalanacağına, bölüneceğine ben ortadan ikiye bölüneyim, daha iyi diyecek olgunluğa eriştim. Diğer arkadaşlarımız da lisede ellerine verilen silahları kabul ettiler onlar bize tekme atan döven devlete inandılar.

    - Şimdi Şamil Abi artık eskisi gibi değil öcü gözüyle baktığız polisleri gördüğümde içime bir emniyet hissi oluşuyor. Kürtçeyi her yerde rahatlıkla konuşabiliyor hatta en samimi arkadaşlarım batılı ve sırf Kürtlüğümden dolayı ekstra beni seviyorlar (ben de bunu seviyorum).

    Acımı paylaştılar

    - Hatta 6 ay önce İstanbul’a geldiğimde size mail atmıştım, o zaman da babamı kaybettiğimde gece öğrendim, sabah ilk uçakla Diyarbakır oradan da Batman’a cenazeye son anda yetiştim. Mezarlıktan eve geldiğimde 2 tane arkadaşım benden önce evime varmışlar acımı paylaşmak için. Hayatlarında hiç gitmedikleri doğuya, evime benden önce varmışlar, sahi evimi nasıl bulmuşlar, hala sormadım bilmiyom. Şimdi Şamil abi kim hangi güç beni bu insanlardan ayırabilir?

    - Bu adamların yaptıkları iğrenç oyunları gördükçe sinirden bir bomba gibi olup üzerlerine patlayasım geliyor.

    - Hastane yüzü göremeyen insanlar şimdi Batman’da kurulan çok lüks özel hastanelerde tedavi görüyor, bedava kömür alıyor, bedava ders kitabı alıyor, yardım alıyor, dilini konuşabiliyor, ama gel gör ki bundan rahatsız olanlar, akıllarını çelmeye devam ediyorlar.

    - Çok uzun yazdım burda keseyim aslında anlatacak çok anım var ama siz dinlemek ister misiniz bilemediğim için bu şekilde yarım bırakıyorum. Derli toplu olmadı ama ne demek istediğimi anlayacaksınızdır çünkü ortak hissiyatımız var.

  • EN ÖNCE VE İLLA Kİ SAĞLIK OLSUN!....

    Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama.
    Yarım saat erkene kurulsun saatin.
    Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin...
    Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.
    Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.
    Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
    Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart.
    Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
    Bak güzelim kahvaltının keyfine...
    Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis.
    Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.
    Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
    Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
    Ohhh şöyle bir hafifle...
    Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de.
    Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık.
    Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
    Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak.
    Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al...
    Sonra, şöyle bir düşün. Kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken?...
    Kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?..
    Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?...
    Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara!...
    Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor!...
    Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..
    Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun...
    Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun...
    Saklama tabakları, bardakları misafire. Sizden ala misafir mi var bu dünyada?..
    Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiçdeğil.
    Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi.
    Tadına var akşamının...
    Gece evinde, dostların olsun.
    Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun...
    Arkadaşım, hayat bu. Daha ne olsun?
    Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
    Can Yücel

  • YAŞAMAK

    Deli olmak işten değil
    Dün sabah ağacın biri
    Dikildi yolumun üstüne
    Kaşları çatık
    Yazık ediyorsun adamım, dedi
    Yazık
    Bak şu dünyaya
    Şu gelen yavrunun
    Gözlerine bak

    Aç gözünü adamım
    Acele iştir yaşamak

    Akarsuyun akışına
    Büyüyen güne rüzgâra
    Karıncanın telâşına
    Yeşeren otlarak bak
    Şu kızın Adımlarındaki
    Arzuya bak

    Aç gözünü adamım
    Acele iştir yaşamak

  • UÇURUMUN KENARINDA

    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Bir dilber kal'asının burcunda
    Muhteşem belaya nazır
    Topuklarım boşluğun avucunda
    Koca yâr adım çağırır
    Kaldım parmaklarımın ucunda
    Bir gamzelik rüzgar yetecek
    Ha itti beni ha itecek
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Civan hazır
    Divan hazır
    Ferman hazır
    Kurban hazır
    Güzelliğin zülme çaldığı sınır
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Ben fakir
    En hakir
    Bin taksir
    Ateşten
    Kalleşten
    Mızrakla gürzdan
    Dabbet-ül arz dan
    Yedi düvelden
    Korku nedir bilmeyen ben
    Tir tir titriyorum senden

  • Türklerin Meslek Yorumları

    Yahu sen insaat muhendisiydin di mi?
    - Evet??
    - Baksana bu bina yıkılır mı?
    - Ne bileyim ben, bisuru testi var bu işin öyle karpuza vurur gibi anlaşılmaz bu işler!
    - Ne biçim mühendissin lan sen?
    -.......

    *- Bölüm ne?
    - Makine muhendisliği
    - Kaç tane kız var lan sizde ??
    -........

    *
    - Meslegin ne evladım?
    - Kimya mühendisiyim amca.
    - Sabun, şampuan felan...
    - Yok amca öyle degil; daha bi zor.

    *
    Arkeoloji bölümünde okuyan bir kişi tarafından, bilgisayar mühendisliğinde okuyan bir kişiye
    yöneltilmiş soru:
    - Abi sen bilgisayar mühendisliğinde okuyordun dimi?
    - Evet.
    - Size hackerlik yapmayi ögretiyorlar mı, böyle bir ders var mi?
    - Lan, siz de tarihi eser kaçakcılıgi diye bir ders var mı?

    *
    - Ne mühendisisin?
    - Bilgisayar
    - Bu bilgisayarlar nasıl çalışıyorlar kuzum?
    - İçlerinde elektronik devreler var, ikili mantığa göre...
    - ??!
    - Boşver, sen tak fişi çalışır onlar..

    *
    - Ne mühendisisin?
    - Bilgisayar
    - Yav bizim oğlana şoyle iyi bişey, oyunlu falan, toplasak kaça çıkar?

    *
    - Bilgisayar mühendisliğini kazandıgına göre çok zeki olmalısın.
    - Yok ya o kadar değil
    - Salak mısın yani

    *
    - Emre aslanım sen makine mühendisiydin de mi?
    - Evet mahmut amca.
    - Vallahi tebrik ederim seni.. ya bu arada bizim şofben bozuldu, musait olduğun bi zaman diyodum.

    *
    - Hmm yazılım mühendisliği nasıl oluyor o?
    - Bilgisayar yazılımı üzerine.
    - Yazı mı yazyorsun yani bilgisayarda?
    - Evet yazı yazıyorum bilgisayarda. (la havle)

    *
    - Ahmet makina mühendisliği zor muydu?
    - Tabi oolum. termo, mukavemet, akışkanlar.. bunları geçene kadar .....ki kıllar ağardı be.
    - Helal olsun valla. Ya benim evdeki musluğa bi bakiversen lan, damlatıyo kaç gundur.. o da
    akışkan sonuçta. he ne dersin?
    -Allah belanı versin derim başka bişey demem.

    *
    - Sen şimdi ne okuyodun?
    - Bilgisayar mühendisliği
    - Evladım boşuna okuyosunuz siz, şimdi çocukların hepsi bilgisayar kurdu, bizim oğlan bütün gün
    internet cafede.
    -Tabii amca, anlıyorum..

    *
    - Ne okuyorsun sen?
    - Peyzaj mimarliğı
    - Ne yapar o?
    - Doğal çevreyi bozmadan insan gereksinimlerini karşılamak için incelemeler ve planlar yapar.
    Kentlerdeki parkların, bahçelerin, tarım alanlarınin ve yolların....
    - Haa yani bahçıvan olucan.

  • Cuma (Nasreddin Hoca)

    Adamın biri ölmüş, oğlu da camide hocanın yanına giderek; "Hocaefendi babam cuma günü öldü; bunun için Cennete gider değil mi?" demiş.

    Hocaefendi de bunun üzerine biraz düşünüp; "Senin baban hatırladığım kadarıyla içki içiyordu değilmi ?" diye sormuş.

    Oğul:

    - Evet ama cuma günü öldüğü için cennete gider değil mi?

    Hoca:

    - Zina da yapıyordu sanırım?..

    Oğul:

    - Evet, ama cuma günü ölmüştü ya hocam!?

    Hoca:

    - Kul hakkı yiyip insanlara kötü davranıyordu değil mi?

    Oğul:

    - Evet, ama hocam Cuma günü öldü yaa!??

    Hoca, artık iyice sinirlerek:

    - Haklısın yavrum; cumanın hatırına ogün babana dokunmazlar, ama cumartesi günü ...!!!..

  • BEN SENİ BEN GİBİ SEVDİM

    BEN SENİ BEN GİBİ SEVDİM

    Sevdalarda kural mıdır bilmem?
    Aramızda karlı dağlar oldu önce...
    Bense güneşi avucuma alıp,
    Dağlardaki karı erittim...
    Yine de yol vermedi dağlar ama;
    Seni kendime Şirin yaptım,
    Dağları delerek sana geldim,
    Ben seni Ferhat gibi sevdim...

    Yol bu....
    Bin bir türlü zorluk vardı önümde,
    Fakat, yorulmadım yürümekten,
    Yılmadım sana gelmekten..
    Ellerim çatladı, kurudu dudaklarım.
    Dudaklarımı değil, suları ıslattım,
    Seni kendime Leyla yaptım,
    Ben seni Mecnun gibi sevdim...

    Uzadıkça uzadı sana gelen yollarım.
    Yaşadıkça ömür, gittikçe yol bitermiş,
    Ömrüm bu yolda bitsin diyerek,
    Yol gittikçe ben gittim,
    Sanma ki gitmekten bittim.
    Seni kendime Aslı ettim,
    Ben seni Kerem gibi sevdim...

    Her şeye küstüm bu sevda yüzünden.
    Hatta kendime bile küstüğüm oldu da,
    Hayata ve sana küsemedim gülüm.
    Bu bendeki, ne hırstı, ne de cesaret.
    İçimde deryâları taşıracak bir sevda,
    Okyanuslara sığmayacak bir arzu vardı.
    Belki de sendin bu büyük Arzu,
    Ben seni Kamber gibi sevdim.

    Farz et ki ben anamdan yeni doğmuşum,
    Üzerimde bir kat elbise bile yok.
    Her insan çıplak doğmaz mı gülüm?
    Ama ben,
    Çıplak fakat,
    Kocaman bir yürekle doğmuşum.
    Belki Ferhat, belki Mecnun,
    Belki Kerem, belki Kamber kıskanacak ama;
    Biliyor musun o kocaman yürekle,
    Ben seni, BEN gibi sevdim.

    M.ERKENEKLİ

  • BU HESAP SORULACAK

    Yiğit olanın lokması cana azıktır beyler
    Kimse bana söylemesin buna yazıktır beyler
    Soyu soysuz olanın sütü bozuktur beyler
    Bunların soyu bozulmuş Türk'e düşman göbekten
    Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

    Kan istediniz canlardan bitmedi inadınız
    Oğuz size yar olmadı budüz idi adınız
    Senelerdir bu vatanın ekmeğini yediniz
    Suyunuzu keseceğiz dağlardaki gölekten
    Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

    İhanete yar mı olur, yüce dağların karı
    Üstünüze zalım geldi bu senenin baharı
    Deli poyraz gibi vurdu öksüzlerin kaharı
    Eleneceksiniz beyler ince ince elekten
    Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

    Dağlar, taşlar bu ovalar bilin ki Türk'ün yurdu
    Aslımız insan neslidir Türk'e semboldür Kurd'u
    Soyu ermeni olanlar nerden bilecek Kürd'ü
    İhaneti seyreyleyin perdedeki delikten
    Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

    Feryat eylemez mi sandın yavrusuna bir ana
    Sizler doymak bilmediniz akıttığınız kana
    İnsan olan cana kıymaz, nasıl kıydınız cana?
    Anası nenni söylerken kan damlıyor belekten
    Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

    Alperenler şehadeti seslenirken çağrına
    İbrahim'in dedileri nişan oldu bağrına
    Mehmetçik'ler şehit düştü bu vatanın uğruna
    Vatan mı istediniz lan beşikteki bebekten?
    Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

    Hainlerin yaptıkları yanlarına kalır mı?
    İhanetin affı olmaz sizi millet salar mı?
    Vatan şehitler toprağı seni toprak alır mı?
    Boynuna urgan dolayın sağlam olsun ipekten!
    Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

    Başı bozuk yaylalarda bol keseden savurdun
    Ne dinin var, ne imanın sen ne biçim gavurdun?
    Hem korkaksın, hem zavallı zoru gördün kıvırdın!
    Urgan bile dava eder boynundaki ilmekten!
    Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

    Şehit anaların gözündeki yaş bitsin
    Vatanımın üstünden kara bulutlar gitsin
    Asın gardaş bu iti, şehitler rahat etsin!
    Bu Sefai deli oldu, senelerdir demekten!
    Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten

  • NE KADINLAR SEVDİM

    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

    Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir

    Azıcık okşasam sanki çocuktular

    Biraksam korkudan gözleri sislenir.

    Ne kadınlar gördüm zaten yoktular

    Böyle bir sevmek görülmemiştir

    Hayır sanmayın ki beni unuttular

    Hala arasıra mektupları gelir

    Gerçek değildiler birer umuttular

    Eski bir şarkı belki bir şiir

    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

    Böyle bir sevmek görülmemiştir

    Yalnızlıklarımda elimden tuttular

    Uzak fısıltıları içimi ürpertir

    Sanki gökyüzünde bir buluttular

    Nereye kayboldular şimdi kimbilir

    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

    Böyle bir sevmek görülmemiştir

    A. İLHAN

  • NEYİ ÖZLEDİM…

    NEYİ ÖZLEDİM…

    - en büyük sıkıntımın annemin dondurma almama izin vermeyişi olmasını.

    - etraftaki insanları takmadan fütursuzca yaşayabilmeyi.

    - yaz mevsiminin anlamının sokakta istediğim kadar oynayabilmek olmasını.

    - insanların ikiyüzlü olduğunun farkına daha varmamış olmayı.

    - babamın akşam eve gelirken gofret getirmesini....

    - geride bırakılan okul yıllarını..özellikle ilkokul,ortaokul…

    - unutabilme ve her seferinde hayata yeniden başlayabilme yetisi olsa gerek.2 dakika önce sizi ağlatan şeyi bir anda unutup yeniden neşelenebilmek çocuklara verilen bir armağan olmalı nitekim büyüdükçe insan o günleri arar durur.

    - aşk.. büyüdükçe eskisi gibi "aşık" olamıyorsun ya.. o kadar masum, o kadar temiz.. sadece o ilk aşkını yaşadığında canını istese vermeye hazırsın, o farkında olmasa da.. ne kıyafetine bakarsın, ne konuşurken söyleyemediği "r"lere, ne arabasına, ne ilgi alanlarına, ne de hangi mekanlara gittiğine.. küçüksündür çünkü ve safsındır işte.. o aşkı atlatınca büyürsün, büyüdükçe aşık olmayı özlersin, denersin, başaramazsın.. aynı tadı alamazsın.. keşke hiç büyümeseydim dersin, ya da keşke aşkımı dolu dolu yaşayabilseydim.. büyüdün artık, daha temkinli olmak zorundasın, elinden de hiçbir şey gelmeyecek özlemekten başka.. "o"nu ve aşık olmayı..

    - okuldan eve kurt gibi açıkmış halde geldiğimde annemin yaptığı kekin kokusunun bütün evi sarmış olmasını

    - sokaklarda rahatça lolipop yiyebilme özgürlüğüne sahip olmayı

    - ekmek almaya yollanmak ve eve gelene kadar farkında bile olmadan ekmeğin yarısına gelmiş olmayı

    - bisikletten düşmeyi

    - arkadaşlarla kavga edip ertesi gün hiçbir şey olmamışçasına onları saklambaç oynamaya çağırmayı

    - çizgi film izlerken gözü başka şeyi görmemeyi.......
    - solucan şeklindeki yumuşak şekerleri, he-man denen abiyi dünyadaki en karizma insan olarak görmeyi, barış manço'nun sunduğu adam olacak çocuk'ta boy gösteren çocukları kıskanmayı.

    - çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması

    ne güzeldi…

    yiten bu işte..!

1 2 3 4