<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="FeedCreator 1.7.2" -->
<rss version="2.0"  xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >
    <channel>
        <title>önder acar blogu</title>
        <description>önder acar blogu</description>
        <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog</link>
        <lastBuildDate>Mon, 23 Nov 2009 08:26:30 UT</lastBuildDate>
        <generator>FeedCreator 1.7.2</generator>
        <image>
            <url>http://tr.netlogstatic.com/p/tt/035/500/35500411.jpg</url>
            <title>sultanzadeprens</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens</link>
            <description>sultanzadeprens</description>
        </image>
        <item>
            <title>eski insanları hikayeleri</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=3946749</link>
            <description>bu gün dünyada yaşayan bilgili bütün insanlar biriki mimar sinan dünyanın yaşamış en büyük mimarıdır. yapmış olduğu eserler halen yapıldığı gibi durmakta ve onun adını halen yaşatırlar. ama çoğu insan'nın bilmediği bir şey daha yapar mimar sinan her eserinde gizli bir yerine bu eserini yaparken kullanmış oldu metotları yazar hatta kullanılan malzemenin ömrünü bile yazar. dünyada şu ana kadar böyle bir şeye tam anlamıyla bilen kimse bulunmamaktadır. bu gizli yazılar ancak lazım olduğunda bulunması amaçı ile öyle sistematik bir şekilde saklanmıştırki normal şartlarda ala bulunamazlar hatta yapılan eser yıkırsa bile enkazda hemen ortaya çıkan ufak odalardan çıkar bu yazılar ve belli bir mikatarda altın para bu para ile tekrar aynısı şeklinde eserin yapılması için kafi derece paradır bu para ve jopanların kullanmış oldukları raylı sistemim mimar sinan o zamanki şartlara göre uygulamamı başarmış bir insandır. bu yaılar ceyran derisne yazılır mürekkep bile özel bir karışımdırki zamanla yok olmasın diye bunla beraber selimiye camiğinde yakılan kandillerin bütün isinin bir tarafa toplandığını ve toplandığı yerde cami hocaları için mürekkep sağlandığı bilinmekte bir minarede 3 kişi çiksa bile bu kişiler hiç bir şekilde birbirini görememektedir. bununla beraber yapılan eserlerde kimi sefer yıllarca temel atılmış ve bu temelin toprağa batası beklenmiş ve öyle bir temel atılmış ki başka bir mimar o temelin üstüne hiç bir şekilde inşaat yapamasın diye böyle bir insan dı mimar sinan</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2009 15:48:13 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ARALIKTA ASKERE GİDEN VARMI</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2906145</link>
            <description>selan arkadaşlar biliyorsunuz aralık ayı geldi bu ayda bildiğiniz üzere yedek subay sınavı yaıpılır ve sonra sonuçların acıklanması beklenir. Bekleme ayın onunda son bulur ve sınav sonucu açıklanır. Bu sınava giren herkezde bu şekilde nereye gideceiğini bilir ve öğrenmiş olurda bir kaç gün içinde teslim olmaları gerekir bu olayda tam bir kaos yaratır. Bilet bulmak yer bulmak alışveriş yapmak için sadece 48 saat kadar süren kalmış durumdadır. Şimdi KOnumuzun asıl yerinde gelelim ben bu aralık aynın il pazartesi sınava giren o aday adaylarından birisi olarak burada benden başka aday adayı arkadaş varmı onu merak ettim var ise buraya sınav hakkında yorumlarını yaza bilirlermi. Yanlız arkadaşlar bu konu bizleri yakından ilgilendirdiği için hger cümleyi iyice düşünerk yazın oldumu. Şimdiden teşekkür ederim &lt;br /&gt;NOT; sınava girmeden önce kapıdan gecebilmek için adınızı yazdırdığınız njumarayıda yorumunuza ekleyin : mesela benim 1991 idi</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Tue, 02 Dec 2008 16:21:50 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>Bir zamanlar yaşanmış bir olay</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2740562</link>
            <description>bu olay tamamen tarihi bir konudur ve isteyen gerkli araştırmayı elinin altındaki bilgisayar sayesinde yapabilirler. Konumuz 1200 yıların istanbulunda geçiyor yanlız bir hatirlatma o zaman istanbul halen doğu romanın başkenti ve istanbul şehri bugünkü topkağı surları içinde var olan bir şehirdir sakın unutmayım. tarih derslerinde uyumayanlar veya biraz ilgili olanlar bilirlerki doğu roma devletinin başkenti bizans nağmı değer kostantinepolis o zamanlar dünyanın en zengin şehirlerinden bilisi olup bugün halan varlığını sürdülen ayasofya kilisesi (cami) en ihitşamlı günlerini yaşamakta yanlız küçük asya türklein eline geçmeye başlamış kutsal bölgelerde ya türklerin elinde yada kuşatması altında: Bunu bilen o zamanki büyük devletler bir ve roma da bulunan papa haçlı ordusu adını taşıyan bir ordu oluşturmuş bu ordu hem türkleri küçük asyadan atacak hemnde onlar için kutsal olan yerleri kurtalacak ve yeniden kudusü alacaklar . Ama toplanan ordudaki askerlerin bir çoğu şehirlerde işe yaramaz haydut ve sadece doğunun zenginliği ve yağması için giden capulcu ordusudur. Aslında bu orduya giren ve asil tabakaya mensup olanların bile bir kısmı sadece altın yağmasından pay alamak için gitmektediler. Neyse ordu avrupanın tüm capulcularını toplamış ve küçük asyaya geçmek için istanbula geldiğinde istanbul halkı başlarına geleceklerini bilmemmektedir. gelen ordu sanki düşmandan kale alır gibi zengi ve güzel şehre gilerler işte anlatacacım konuda bu girişle ilgili ve yapılanlara ilgilidir. Şehri ele geçirmeye başlayan haçlı ordusu yaptığı şeyler şehir en hızlı şekilde yağmalanmaya başlandı güzel kızlar ve oğlan kaçılırdı bununlad kalmadılar şehrin zengin grubunu bir yere topladıktan sonra mallarının değeli eşyaların yerlerini söyletmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar yanlız dikkate değer bir şey var şehir halkıda hiristiyan yağmalayanlarda hirisitiyan ve kutsal savaş için müslümanlarla sözde savaşmaya gelmiş askerler bu yağmalar o kadar artıki yağmaladıkları evleri sonra yakmaya başladılarki evde saklı gizli yerlerde bulunan altınları küllerin içinden toplamak içinde bazı devlet memurlarını görevlendirdiler. O zaman imparator ise yapılanları görünce ve bir akşamda sarayına sardırmaya başlanınca devlet hazinesini alıp bir kaç güvenilir adamıyla istanbuldan aylırdı geride ailesi kaldı onlarda kaçmaya çalışırken yakanlandılar üstlerinde en uafak mücevere kadar her şeyi alındı bununla yetmediler üstlerindeki en iyi bezden kıyafetlerini bile aldılar. Yangınlar, yağmalar o kadar sürdüki bazı tarihçiler pariste evlerin 2 misli ev yandığınıu söylerler. Yağmalayanlar baktılarki halkta ve zenginerde bir şey kalmadı ne yapmak gerekir derken kiliseleri mezarları yağmalayalım denirdi. İlk işte dünyanın en büyük kilisesi olan ayasofyadan başladın adamları o kadar gözleri dönmüştüki kiliseye katır arabaları ile girdiler yetmedi kilisede altın gümüş ve varsa toplamaya başladırlar sonra kilisenin mezar kısmına geçip bütün mezarlar kılırmaya başlandı ölülerin üzerinde neler varsa alındı eeee bununlada kalmadılar kaçırdıkları kızları bu kilise içine geitlip eğlendilerki günler sürdü. Kilisenin kutsal emanetleri olan isanın çarmağından bir parca, isanın kanın bulundu bir şişe ve gine peygamberin kefenin bulunduğu bu kutal emanetler bir güzel satrışa cıkartırdı kimin elinde ise o en cok para verene sattı bunları. Şehir o kadar çok yağmalandki ki heykelerlere varıncaya kadar yerlerinden söküldü ve asiller tarafından kendi ülkelerine götülürdüler şehir yerle bir edildi ve yandı bununla beraber yağma değerinin milyonlarca altın olduğu hesaplandı müceverlerin ve değerli eşyaların değerleri buna hiç bir şekilde girmemiştir. Yağma bittikten sonra şehir kapıları acıldıu ve ellerinden her şeyleri alınmış halka gitmek isteyenler gidebilir derken onları hepsini dışarı attılar bu sırada bile güzel kız oğlan vara ayırmak için bir kaç kişiyi görevlendirdiler insanlar kılarını oğlanları güzellikleri yok etmek için üstlerine camur sıvayıp dikenler ile cizdilerki gitmelerine izin versinler. Bunu yapan askerler torunları bugünkü geşilmiş ve zengin batılı devletleri kuranlardırki kendi halklarına bie böyl şeyler yapmışlarken şimdi bize insan hakları konusunda nasıl ders verilirler caba çok merak ediyorum: Kutsal savaş gelin size yardımcı olacak devletin baş kentine girin ve gördüğünüz zenginlikler karşılığında yağmalamaya başlayın ve gidin .          &lt;br /&gt;YORUMLARINI BEKLİYORUM ARKADAŞLAR</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Thu, 30 Oct 2008 07:32:16 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>bir hikaye daha</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2736088</link>
            <description>bu hikaye istanbulun küçükçekmece semtinin hikayesidir ve eskiler tarafından anlatılır. Hikayenin ne kadar doğru veya yanlış olduğu bilinmemekte birlikte çekmece gölünün suyunun seviyesi düşünce eski çekmece caminin halen ayakta olan minaresi ve hilali gözüküyormuş belki aranızda gören olmuştur bilinmez. Hikayemiz baştandan söylediğim gibi baya uzun zaman önce gerçekleşmiş bir olaydan dolayı halk tarafından anlatırmaya başlanış. Uzun yıllar önce yaşanan bir kuraklık dolasıyla insanlar içmek için gerekli suyu bulamıyor bulabilenler ise ya çok pahalıya bunu mal ediyor yada çok fazla cefa cekerek evlerine bu suyu getiliyorlarmış. Bunun için suyun her damlaı kıymetli imiş kuraklığın uzun yıllar boyunca sürmesi buna bağlı olarak kıtlığın cıkması sonuçundan binler insan yeinden yurdun da kopmuş ve daha iyi bir yer bulmak amacıyla göcebe olarak yaşamaya başlamış. Bu göcebe insanlar kuluru köylere gider bir şeyler isterlermiş parası olan ve gittiği köyde istediğini bulanlar bguraya yerleşir bu köyede kalırlarmışki hayatlarını devam ettirsinler zaman böyle su gibi akıp gidiyoır her gecen gün daha fazla insan yerlerinden yurtlarında kopup bu köylere gelmeye başlamış. Köylerdeki insanlar ise gelenler yüzünden zaten az olan suyun iyiçe zarması ve kendi topraklarında aç kalmayı kendilerine yedilememişler ve artık gelen hiç bir kimseye paraylada olsun hiç bir şey vermemeyi kendi aralarında kabul etmiş ve bunu aynen uygulamaya başlamışlar ki bu yüzden bir damla su bulamayan zavallı göçmenler ölmeye başlamış bir gün bu günün çekmece gölünün altında yer alan köye bir yaşlı adam gelmiş ve kapı kapı dolaşıp bir bardak su istemiş kapılar yüzüne defol ihtiyar bunak nerden geldiysen git orada ara suyu diye hakaretle kovulmuş kimi yerlerde hakaretin dozu o kadar artmışki allaha kadar gitmiş sadece bir evden hakaret görmemiş o evin güzel kızı kapıya gelen bu yaşlkı adama yapılanları görmüş ve bir bardak su için bunca şeye mağruz kalan adama acımış ve sıra kendi kapısına geldiğinde hiç kimsenin görmediğinden emin olduktan sonra adama bir testi su vermiş ki adam suyu kana kana içerken evin dışında olan babası eve gelmiş ve bahcede oturan yaşlı adamın elindeki bir testi suyu görünce kırbacıyla kendi kızını kırbaçlamaya başlamış tek sebep bir testi suyu hiç tanımadığı yaşlı bir göcebeye vermek olan zavallı kız derdini anlatamadan kırbaçın acı sesyle yerde yatar bulmuş kendini bunu gören yaşlı adam ise babayı durdurmuş ve suyu allah rızası için verdi elleme kızını böyle bir kız yetiştirdiğin için şükret ve allaha hamd etki demiş ama kırbaç bu sefer adama gelmeye başlamış adam kırbacın şaklaması ile yerinden düşmüş. Baba ise ne allahı be adam allah olsa bu zaman kadar ona ibadet eden kullalını bir damla suya muhtaçmı eder diye adama demediğini bırakmamış. Yaşlı adam bir süre sonra yerde tek sucu ona bir testi su veren kızı kardırmış ve kaça bildiğin kadar yükseğe kaç ve tutun sakın ha bu lafımı yabana atma hemen kark git tutun demiş kız zaten babasından korku duyduğu için eve giremiyor adamın dediğini yapmış ve kaçmış ve yaşlı adam köyün minaresine cıkıp halka seslenmiş: Sizki bana bir bardak su vermediğniz bunu anlaya bilirim ama siz aynı zamanda sizi yaratan allaha bile karşı geldiniz böyle şeye tanrının rizası yoktur bununla kalmadınız içinizden biri kendi öz evladına bir ihtiyara su verdi diye kırbaçladı maden sizin istediğiniz ve bildiğiniz tek şey temiz su o zaman alın ize su deyip ortadan kaybolmuş ahali birden ortadan kaybolan yaşlı adamı görünce şaşırmış ama kimsede başka hiç bir se yok taki köyün girişinden azgın bir sel girene kadar ve bütün ahali evlerine girmiş yeva kaçmaya calışmış ama kimse kurtulmamış sadece o güzel kız kurtulmuş ve gözlerine inanamamış bir kaç dakika içinde doğduğu köy sular altında kalmış ve tüm tanıdı insanlar boğulmuş su ki caminin minaresine kadar cıkmış ve biraz önce kaybolan yaşlı adam geri gelerek burada yaşananlşar hatırlansın ki bir daha halklar böyle zamanlarda böyle kötü şeyler yapmasın diye bu köy tammamen su altında kalacak ve sadece bu minare uzun kurak zamanlarda suyun üstüne cıkıp bu olayı hatırlataca deyip yok olmuş kız ise başka bir köye sığınmış ve başına gelenleri anlatmış köyleler geldiğinde sadece minareyi görebilmişler suyun üsütnde. Halen bu minara suyun altında dır ve gerçekten kurak zamanlarda su üsütne cıkar bu hikayenin bir çok çeşidi ve farkılı anlatımları bununmaktadır ama hep sonları aynı şekilde bitmektedir . Yorumlarınıo bekmemekteyim</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Wed, 29 Oct 2008 10:10:35 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>bir hikayede daha okumak istermisiniz</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2716763</link>
            <description>anlatacağım bu hikaye adapazarında geçmektedir ve gerçektir inanmayanlar eğer yolları olaya düşerse bir gün vereceğim adrese gitsinler ve kendi gözleriyle görsünler.Neyse ben hikayeyi anlatayım adapazarında tren istansoyunun ön kapısından cıkıp sağa dönerseniz ilk gördüğünüz büyük caddeye girin ve durmadan ilerleyin ve etrafınıza bakın ama iyi bakın hemen bir binanın bir köşesinde büyükçe bir mezar göreceksizni başka yanında bir mezar olmaması izi zaten merak uyandıracaktır. Bu mezar neden orda ikinci neden bu binanın hemen iç tarafıa kalan bir köşede öyle duruyor. Hikayeye göre bu apartman adapazarının ilk apartmanlarından birisiymiş ve yapıldığında normal bir binaymış ve böyle bir mezarda yokmuş ama ne olduysa insanlar binaya taşınmaya başladıkları ve evlerinde oturmaya başladıkları zaman olmaya başlamış dışarıdan bakıldığın da tabi o zaman şartlarında baya lüks sayılan bina gündüzleri hayat normal seyrinde giderken akşam olduğu zaman her şey değişmekte bina derinden gelen bir sesle cınlamakta ve sankı deprem oluyor gibi sallanmakta millet kendisini deprem oluyor diye dışarı atıyor ama bakıyorki deprem yok diğer insanalar yataklarında yatmakta sadece bu bina sahipleri dışarıda evlerine girdiklerinde ise bile durum hep aynı her gece her gece insanlar can haliyle dışarda ama ne bina yıkılıyor neden onlardan başka bir ahlahın kulu dışarı cıkıyor herkez nedenini araştırmaya çalışıyor hiç bir şey bulamıyor sorup soruştuluyorlar ama apartmanların yapılmasından önce orası düz arazi sadece belli bir aralıklarla köy evleri duruyor bununlara beraber o bölgenenin en eskileri bile yıllarca o arazi üsütnden gezindiklerini hayvan otlattıklarını eğlence yaptıklarını söylüyor lar ama dediğim gibi bina her gece sallanmakta ve derinden gelen iniltilerle inlemete bina sakinlerinlerinin artık canın tak etmiş durumda da bir gün herkez yattıktan sonra şu anda mezarın bulunduğu alana sahip olan kişi rüyasında bir adam görür ve derki ben çok önceleri haç yolunda yayan giderken burada oldun ve beni kafile buraya gömdü yılarca rahat bir şekilde yatarken mezarımda bu evi yaaptılar üzerime rahatsızım namaz kılamıyorum bana bir mezar yap der ve rüyayı gören kişi bunu duyar duymaz uyanır ve düşünür acaba gördüğü şey bilinç altımı yoksa gerçekten öylemi bu rüyalar her gece devam eder sonra gören kişi bunu müftüye sorar müftü ise olabilceğini buranın osmanlı zamanında istanbul, rumeli, balkanlardan gelen ve hacı olmak üzere mekke medineye giden kervanların uğrak yeri olduğu bilinmekte ve o zamanlar bu yolculuğa cıkan kişiler eğer yolda çeşitli sebeplerden ölür ise öldükleri yerlere gömülür kafile durmaz gider adam bunları duyunca bina sakinlerine anlatır. Sonrada evinin bir odasını duvarını yıkar ve bir mezar inşa eder başıana testiler su konur, bir havlu ve takunyalar konur başına ve akşam olunması beklerenir akşam olmuş herkez yatağına yatmış ve sabaha kadar uyumuş ne bir ses ne bir sallantı sabahın ilk ışıkları görünüürken ve ezan okunurken insanlar dışarı cıkar ve ne görsünler takunyalar ıslak testiler boş ahvu ise kullanırmış mezarın üstündeki toprak ise ıslanmış bir şekilde durmakta bunu bir kaç gece denedikten sonra aynı kişinin rüyasına aynı adam giler ve allah senden razı olsun bana bir mezar verdin aptes almak için su verdin hizmet etin bir daha kimseyi rahatsız etmem sağolun var olun der. O günden beri o mezarın başında hep testiler vardı sular konur havlular konur her gün değiştilirlir. Bu yaşadığımız depremler sırasında bu bina hiç bir şekilde hasar almamış yan binalar yıkılmış yarı çökmü veya ağır hasar almış olmasına ve çoğunun yıkılmasına rağmen bu bina halen yerinde durmakta ve halende içind insanlar oturmakta bu olayı anlatmaktadır eğer bir gün yolunuz düşerde adapazarına gider bu binayı bulursanız bir fatihayı eksik etmeyin kabir başından. YORUMLARINI BEKLİYORUM UNUTMAYIN</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Sat, 25 Oct 2008 07:10:05 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ALIN SİZE BİR HİKAYE DAHA BAKALIM</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2711553</link>
            <description>Daha önce anlatığım hikayede yılanların insanlara zarar vermediğini yanlız insanların yılanlara zarar verdikleri taktirde uğursuzluk getirdiğini ve intikam aldıkları anlatım ama neden yılanlar insanlara zarar vermiyor kolay kolay bir aslan insan gördüğü taktirde sardılır veya bir fil en basit örnek evlerimizde beslediğimiz hayvanlar köpekler, kediler, kuşlar, ahırlarda beslediğimiz inekti koyundu atttı bunlar neden yabancı bir insan gördükleri zaman sardılırda yılanlar saldırmaz bununla beraber bizlere iç içe yaşarlarda aynı yerde uyuruz aynı yerde yemek yeriz hatta insan bebekleri bir yılanı yakalasa ve onunla oynasa bile yılan gine ona hiç bir şey yapaz onun canını almaz neden işte bu gün bunun nedeni hakkında var olan bir hikaye anlatacığım bundan 300 yıl önce insan oğlu daha azken bu toprakların üstünde yılanlar şahı şahmeran yaşarmış anadolu toprakları üstünde bu şahmalan hepiniz duyduğu gibi yaı insan yarı yılan bir varlık tır. şahmeran yer yüzüne cıkmaz altın tahtında otulur ve yer altında olan krallını yönetir şahmeranın insan kısmı çok güzel bir kadın gibidir ve yer altında büyük mağralarda hatatını sürdürmekte emrindeki yılanlar sayesinde dünyanın en büyük hazinesine sahip bir canlı olarak hayatını sürdürmektedir. Şahmeran daha önce hiç insanla karşılaşmamıştırtır ama emrindeki yılanlar insanlar hakkında getirdikleri bilgiler sayesinde bizler hakkında bilgiye sahiptir. Birgün şahmeranın bebeklerinden birisi bu dinlediği bilgiler yüzündn annesinden izinsiz yer yüzüne cıkar bu insan denen varlığı görmek için cıkar ama daha önce yer yüzünü hiç görmediği için ve cıktığında yer yüzünün tüm güzellikleri gördüğü zaman sanki sihirlenmiş gibi yer yüzünde gezinmeye başlar ve başını derde sokar hem geldği yönü kaybeder hemnde bir vcıın tuzağına düşer kurtulamaz kalır. tuzağın sahibi avcı geldiğinde bu varlığın ne olduğu bilmemekte korkmaktadır ama zavarlı yaratının insan gibi ağlaması avcının yüğeğine sızlatır. Yanına yaklaşmaya başlar zavallı yavru bu gelen yaratıktan o kadr korkarki kıyma canıma diyebilir. Avcı ise sesinde bir yumuşak hava vardır kıymayacam canına biraz sabret seni kurtalacam der onu kurtalaır bu esnada yavrunun ağlamalrını duyan o bölgedeki yılanlar gelmiş ve bir insanın yavruyu tuzağa düşürdüklerin göünce hepsi birden yavruyu kurtarmak için avcıya sardılırlar ama yavru bu durumdan avcıyı kurtalır ve onu anasının mağarasına götülür annesi tüm olan biteni dinledikten sonra avcıyı ödüllendilir ve emrindeki yılanlara derki bir insan benim yavrumu kurtardı bu yüzden hiç kimse hiç bir şeyden habersiz insan yavrusuna dokunmayacak büyük insanlara gelince bir insan bir yılanı haksız yere öldülürse o zaman ancak intikam alınacak der ve avcıya büyük bir hazine verir ve onun gitmesine izin verir yanlız bir şarta mağradan cıkarken  yemesi için bir meyve verir ve cıktıktan sonra bunu yemesini söyler avcı ise onun dediğini yapar ve yer bu meyve aslında sihirli bir meyveymiş ve avcı geldiği yolu unutturmuş o yüzdenki yılanlar kendilerine zarar vermediğimiz taktirde bizlere zarar vermez. ŞAHMERAN HİKAYESİ DUYMAYAN YOKTUR İNTERNETTE BİLE BİLGİ EDİNEBİLİRSİNİZ BU HİKAYE İÇİNDE YORUMLARINI BEKLEMETEYİM</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Fri, 24 Oct 2008 05:57:42 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>ALIN SİZE BİR HİKAYE DAHA BAKALIM</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2707760</link>
            <description>Bu hikayeği 70 yaşına artık merdiven dayıyan bir amcadan dinledim hikaye bu amcanın ailesi için çok acı bir şekilde sonuçlanıyor. Hepimiz yılanlarla ilgili birbirinden ilginç hikayeler duymuşdur. Bu hikayelerde evlerin temmellerine yuva yapan ve bahçelerinde gezinen ama evin insanına hiç bir zarar vermeyen hatta bazı bölgelerde deliklerinin veya görebilcekleri yada kokusunu albilecekleri yerlere süt koyar bu yılanları beslemektedirler. Bu yılanlar binaların temellerine yuva yapan ve halk arasında temel yılanı olarak bilenen yılanlardır bu yılanlar başta belirtiğim gibi o ev ahalisine hiç bir şekilde zara vermez tabi bu anlaşma ev halisi içinde geçerliği kesinlikle bu yılanlara zarar verirmez ev ahalisinden de veren olursada bu yılanın laneti onu bulur ve yok eder. Biz dönelim hikayemize bu amca başta belirtiğim üzre 70 yaşıana artık merdiven dayamış ihtiyar bir adan hikayenin asıl kahramanı dedesi ve ninesidir. Uzun yıllar önce bu topraklar halen osmanlı zamanını yaşarken bu amcanın dedisi bir bölgeye memur olarak atanmış ilk önce kendisi gitmiş bir kaç ay sonra hanımını ve o zamanlar ufak birer çocuk olan evlatları ynına aldırtmış bu amcanın annesi bu çocuklar arasındaymış. büyük dede tutuğu eve ailesini yerleştirdikten sonra tekrar işinin başıan gönmüş evde yanlız kalan kadın ve çocuklarının günleri çok güzel geçiyormuş evin genişce bir bahcesi varmış ki çocuklar için bulunmaz bir nimettir. Büyük dede işi gereğiyle her yere o zamanki en iyi şart olan atla gider gelirmiş. bir gün kadın çocuklarıyla kavaltı yapmak için dişarıya bir sofra kurmuş ve oturmuşlar etrafına dede ise  bir önceki akşam eve gelmemiş gittiği köyde kalmak zorunda kalmış. Sabah kavaltılarını yaparken oturdukları ağacın gölgesinde hiç bir şeyden habersiz annenin agaça bakmasıyla sofdra birden dağılmış ağacın dalında 2 adet yılan birbirnine salırmış bir şekilde aşağı doğru süzülüyormuş kadın hem can havliyle hemde çocuklarını korumak için hemen masayı dağıtıp çocukları yanına topladıktan sonra can gücüyle bağırmaya başlamış bu bağırışları duyan komşular hemen yanına gitmiş ve bir bıcak darbesiyle iki yılanın kafasını koparmış . O sırada evin eski sakınlerinde olan bir kadın yılanlara bakmış ve siz ne yaptınız diye bağırmaya başlamış bu yılanlarla biz yıllardan beri iç içe yaşadık bunlar kimseye zarar vermez tavan arasında sandıkların üsütnde yatarlardı biz sandıktan bir şey almak istediğimiz zaman yanlarına gittiğimde sandığın üstünden hiç bir zorlama olmamaksızın iner sandık tekrar kapanıncada yerlerine geçer uyurları ninen söylemişti bu yılanlara bir şey yapmayın diye ben gelin giderken bu evden yılanlar halen burda yaşıyordu ve anne her gün onların öneüne bir tas sut koyularlar eve yabancı birisi geldiği zaman ancak o yabancını karşısına cıkar korkuturdu diye eskiden yaşadaklarını gördüklerini, duyduklarını anlatmış ve eklemiş ninem derki bu yılanlara sakın bir şey yapmayın yoksa onların laneti evimizin direğini yıkar bu ocağı başımıza yıkar isz şimdi yılanları öldürdünüzder başınıza gelecek var diyede ekler. bu arada kaldığı köyden eve dönen memur ama köyde söylenenleri sözleri duymuş evinde yılan olduğunu ve çocuklarına sardırdığınısanıp dört nala at sürerek evine dolu dolu dizgin gitmeye başlamış ama eve at ve üsütnde sahibiyle bahceden içeri girdiğinde karısını be cocuklarını hazin bir manzara bekliyormuş babaları geldiğine sevinen ev ahalisi yanına yaklaşınca at üstündeki adamın ölüsü bahceye atmış eve adan daha atın üstünede ölmüş neden öldüğü bilinmemiş o zaman kadını dedikleri gelmiş akıllarına ve evimin direği efen gitti yılanlar öldü evim başıma çökü diye agıtlar yakmaya başlalamış bununla bitmemiş ailenin yaşadıkları ser sehil olmuşlar başların gelmeyen uğursuzluk kalmamış taki annede  ölünce kadar. BU GERÇEK VE YAŞANMIŞ BİR HİKAYEDİR VE BU HİKAYE İLE BÜYÜYEN TORUNLAR HALEN HAYATA OLUP YAŞAMLARINI SÜRDÜLÜYOR . Yorumlarını beklerim</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Thu, 23 Oct 2008 10:46:03 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>korkunç bir hikaye 4</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2690221</link>
            <description>Bu hikaye yaşanılmış bir olaydan alınmıştır ve aynen aktalırmaktadır. Yeni doğum yapmış bir kadının bebeği görenleri hayrete düşürecek kadar hareketlimiş öyle hareketli mişki daha kırkı dolmadığı halde yürümeye oynamaya başlamış ilk önce anlam veremeyen ailesi bunu bir çok doktora götürmüşler ama doktorlar hiçbir şey bulamamış hiçbir hastalık hiçbir bulgu yokmuş hatta bebek o kadar sağlıklı cıkıyormuş ki bazı aşıları vulurmadığı halde bu hastalıklara karşı bağışıklık sistemi gelişmiş durumdaymış. Aile caresiz evlerine dönmüş ama bebeğe bakamıyolar daha doğalı kaç gün olmuş karşılarındaki bebek yürüyor oynuyor kıpır kpır bir saniye yerinde durmuyor tüm aile ferleri başında nerde bıcak görse bu orda nerde ateş görse bu orda hiçbir şeyden korkmaz hiç söz dinlemz bir zıpır bir oğlan iki daak bir yere koysan hiç unmadığın bir yere gider aileyi telaşlar içinde peşinden koştulur. Bebeğin  40 mevlüdü olacakmış tüm cevre evler kolu komşu davet edilmiş gelenler çocuğun hareketlerini gördükçe şakınlıktan küçük dillerin yutmuşlar ve duanın sonun beklemeden evden aylırmışlar yalnız aylırmadan önce yaşlıca bir kadın annesini eline bir kağıt tutuşturmuş yalnız bu kağıdı kesinlikle bebeğin yanından okunmaması gerektiğini ve sabah namzaında sonra dışarda okumasını söylemiş ve evden kaçar gibi cıkmış. Yazı  eski yazıyla yazılmış olduğundan  anne eski yazı okuması olmadığından yazıyı kayın pederine evlerinin yakınında olan boş bir arazide okutmuş. İlk önce adam bir şeyler anlamamış kağıda boş boş bakmış gelini yaşlı kadının böyle yapmasını söylediğini ama nedeni söylemediğini söylemiş. Adam kağıda bu sefer iyice bakmış kağıta bebeğin bebk olmadığı ve üç harfliler tarafından değiştilirdiğini eğer  evinde bulunan şeyin bu kağıdı görürse bebeğinin öleceği yazılıymış. Yaşlı adam korku içinde yazılanları okumuş gelini ise oracıkta bayılmış nasıl edilir nasıl yapılır bu nedir doğrumdur yalanmıdır. Yoksa bir deli sacmasımıdır. Aile bunları düşüne dursun bebek evde hoplamaya zıplamaya devam etmekte en sonunda yapacak bir şey kalmamış çünkü hem kendine zara veriyor hemde karşısındakine bir evde yemek yerken sıcak çorbayı nasıl yaptı bilinmez babsının üstüne dökmüş tencereyle,  camı elini öyle bir ısırmışki eli kanamış zavallı kadının yapacak bir şeyyok bunu bir hocaya götürmekten başak denmiş ve oralarda oturan ve sadece allah rızaıs için dua okuyan birsinin evine  gitmişler. Gidilen ev yaşlıca bir kadının eviymiş ve kadın bebeği uzaktan bir kere görmüş ve evin başak bir odaına kaçmış annesi ve akrabaları neolduklarını şaşırmış hoca hanımın yanına gitmiş. Yaşlı kadın sakınleştikten sonra aileyi azarlamış ve sizde hiç mi akıl yok ya kırklanmamış bebek yürürmü zıplarmı neden bu kadar beklediniz diye paylamış ve eklemiş ailenizde duydunuzmu gördünüzmü diye . sonra anneye aynen şunu demiş&lt;br /&gt;Bir tencere corba yapacaksın ocağın üstüne bırakacaksın kaynasın&lt;br /&gt;40 adet yumurta kaynatacaksın soğutmadan odaya koycaksın&lt;br /&gt;Bir tavuğu kesip  kanlı boynuyla tüyüyle bırakıp bir kazanda kaynatıp onuda odaya koycaksın&lt;br /&gt;En sonunda odaya bebeği bırakaçaksın yanında ise bir bıcak olacak ve diyeceksinki ben şimdi dışarı gidiyorum bu çorba ateşten inmeden yencek bu yumurtalar soğunmadan kabuğuyla bitecek üstüne bu tavuk ben gelene kadar eski haline geleçek yokse seni bu bıcakla geldiğim zaman ilk önce sol gözünü sonra sağ gözünü en sonunda ise karbini cıkarılim diyeceksin denmiş.ve eklenmiş sakın ha dışarı cıkma evden sadece odadan dışarı cık kapıyı kilitle ve bir yerden bebeği gözetle denmiş . eve gelen aile her şey tas tamam yapmış ve anne bebeği odada tek başına bırakmış tüm sözleri söyleddikten sonra kapı kapanmış ve kilitlenmiş anahtar deliğinden ise anne içeri bakıyormuş belli bir zaman geçmiş bebek ayağa karkmış ve bu kadın delimi divaneni diye kendi kendine konuşmaya başlaömış birkaç dakkika sonra uafak ufak yaratıklar odanın içinde bitmişler ve elinde bir bohça içinde gerçek bebeği odaya bırakmışlar önceki bebek ise ne güzel boş bir anda almıştık ama anladılar senin 3 harfli oldunu gel gidelim diyen yaratıkların arkasında odanın duvarında geçip  yok olmuş</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Sun, 19 Oct 2008 18:00:28 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>KORKUNÇ BİR HİKAYE 3</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2678749</link>
            <description>Size burada ruh bilimiyle ilgili bir hikaye anlatmak isitiyorum pek çoğumuz hayalet hikayeleri duymuşuzdur belki yalan belki gerçek ama ne kadar ürperdiğimizi hatırlayalım insanın kanı yavaşlatan tüylerini diken diken yapan hikayeler ama kimse ne var diyor nede yok diyor hayaletler için her gün başak bir yazı cıkıyor gazeteler biz bunları bıralım hikaye başlayım &lt;br /&gt;ülkemizin güzel bir sahil yerleşkesinde 100 yıldır boş duran bir ev satın alınmış evin eski sahipleri rum muş ve köy halkı onlara ne olduğunu bilmiyormu kimileri rumların gçö ettilirmesi sırasında yunanistan göç etilirmiş olduğunu söyle kimileri ise göç etmemek için dağ kaçtıklarını ve orada öldükleri neyse bunların evler 100 yıl boyunca sahipsiz bir şeklide kalmış taki bölge bir değerlenene kadar birde eski evleri alıp eski haline getirmek moda olunça bu yüz yıl boyunca boş duran ev birden bire sahiplenirmiş ve uzun çalışmalar sonucunda tekrar yaşanılır bir hale gelmiş evin yeni sahibi olan aile üç kişiden oluşuyormuş bu baba, anne ve küçük kız dan oluşan 3 kişilik aile evlerine taşınmışlar. Her şey baştan çok normal bir şekilde devam etmiş günlük işler hayat akıp durmuş saatler saatleri günler günleri kovalamaya başlamış evin en küçük sakını olan küçük kız 5 yaşlarında babasına bir gün demişki&lt;br /&gt;Baba benimle her gece oynamaya geliyorlar sabaha kadar oynuyorum sende gel hep beraber oynuyalım demiiş&lt;br /&gt;Şaşkın olan baba kızın yaşının küçüklüğüne ve hayal güçüne sığınarak kızı belki bir akşam gelirim ama ben ebe olmam demiş kzını başından savmış&lt;br /&gt;Belli bir süre geçmiş bir akşam baba hiç bir şeyden habersiz küçük kızının söylediği kelimeleri tamamen unutmuş bir şekilde yaşarken bir gecve su içmek için evin aşağısında bulunan mutfağa inmiş syunu bir yudumla içtikten sonra tekrar yatağına gönmek için merdivenlere doğru yürürken birden karşısına küçük kızı cıkmış tahta medivenlerden aşağı doğru süzülürken kız gülmekten nerdeyse çatlamak üzermiş ve babasını görünce bu akşam sendemi bizle oynuyacaksın baba diye sormuş? Adam aklını oynattığını sanmış ve kızını yakalayıp karısana bağırarak evden dışarı cıkmış sabah oluncada köyde biraz araştırma yapmış daha öncede bu evden garib sesler geldiğini öğrenmiş hatta ufak çocuklar bu eve girdiklerinde şeker bulurmuş ama kim koyar bu şekerleri ne maksatla koyar asl öğrenilmemiş. Adam duydukları ve gördükleri karşısında ne yapacağını bilmeden hocanın evini tutmuş ve derdini, gördüğünü , duyduğunu anlatmış hocada gelip bir okuyayım demiş ve eve gelmiş kız içerde kendi başına oynuyor anneside başında bekliyormuş daha hoca içeri girer girmez kıyamet kopmuş içerde bir garip cığlıklar  hocanın üstüne evdeki tüm bıcaklar birden gelmiş evde eski ve gizli dolaplar bulunuyormuş hepsi birden acılmış ve hristiyanlık alametleri göstelirmeye başlanmış hoca bu iş benlik değil bunlar ançak papaza itaateder deyip cıkmış adam ise bir papaz bulup olan biteni anlatmış ve evine gelemsini rica etmiş papazda ricayı kabul etmiş gerekli bir kaç eşya almış ve eve gelmişler bu sefer evde duvarlardan rumca yazılar belirmiş bunu yapan şeyler evin 100 yıl önceki sahipleriymiş bunları cocuklaı olmamış ve bir evlat hasretiyle ölmüşler bu bu güzel kızı kendilerine evlat yerine koymuşlar ve en sonunda da asla bu evden dışarı cıkmayacaklarını kızın ise bu evde kalmazsa ailenin başına bin bir bele açılacağı açıkca yazılmış. Gerçektende kızı cıkalan aile arabasına doğru giderken araba birde patlamış baba ve annede yara varken küçük kızda hiç bir şey yokmuş kız yaşadığı sürece hiç bir şey olmuyor ama kzı kaçırmaya çalışırlarsa başlarına kötü şeyler gelen aile pes edip onlarla beraber evde yaşamaya başlamışlar. Kızın her sabah tertemiz uaynıyormuş saçları özenle taranmış bir şekilde hazırlanıyo okula gidip gelincede özenle bakımı yapılıyor ve her sefeinde kıza müceverler takılıyormuş kızın gerçek annesi ne kadar uğraşsa bu müceverler cıkmazken her akşam müceverler annesinin gözü önünde kendilinden cıkıp o gizli dolabların içine gidiyormuş havada bolukta süzülerek</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:47:11 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>KORKUN BİR HİKAYE 2</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2675526</link>
            <description>Eski zamanlarda bir diyarda bir ulu ceviz ağacı varmış etrafındaki ki alan ise bir şahaneymiş sanki dünya üzerinde cennet gibiymiş ceviz agacın her yıl hep aynı oranda ceviz verirmiş ama ne ceviz hepisi bir derde devamış ama bu cevizleri sadece 1 bir günü toplayabilirmiş ahali ondan önce gitseler bir tane bile ceviz alamadan dönerlermiş. O bir günde de sedece evinde hastası olan kişiler bu cevizlerden toplar şifa niyetine hastalarına götülürmüş ve çok kısa zamanda hastaları iyileşirmiş yanlız kimse topladığı cevizden bir tane bile satamaz sadece ödünç vereblir bunun karşılığında bir hediye alamaz aldığı taktirde hem cevizi alan kişinin hastası hemde cevizinveren kişinin hastasının acıları 100 kat artar ve sonunda ölürlermiş. Bu olay yıllarca sürmüş taki bölge işgal edilene denk dünyanın en kötü kavimlerinden birisi uzun süren savaşlar sonunda bölgeyi işgal etmeyi başarmışlar halkı köle haline getirmişler mallarını mülklerini samur kürkleri almışlar çalışamıyacak durmda olan yaşlılar ve hastalar yok edilmiş ailereler parcalanmış satılmış. Kalabilenler yeni efendileri için çalışmak zorunda bırakılmış ve buraya bir vali atanmış. Gelen vali için bir saray gerekli ama bütün yöre savaştan. yağmadan bihap düşmüş bir durumda bulunuyor vali ise sarayının en güzel arazi üsütüne yapılmasını emretmiş tüm yöreni etrafına adamlar göndermiş istediği arazi haberini  ise tek bir kişi getirmiş bizim ceviz agacının arazisi yendiği toprakların başına bir bela gibi çöken vali bu dünyada cennet bahcesini görünce emri vermiş tam ortasına vali sarayı yapılsın sacakjları altından tahtası abonuzdan kalem işlemeleri persten halıları ve perdeleri hint ipeğinden olsun denmiş ama bir sorun var ceviz ağacı arazini ortasında tüm haşmetiyle durmakta kesmelerini söylemiş vali ! etraf köylüler yere kapanmış etme eyleme bu agacın meyvesi şifadır kıyma ulu ağaca diye ama dinletememişler birde üstüe üstüne kırbaçla cezalandılırmışlar ve o ulu agaç yerle bir edilmiş ki sanki toprak içinde bir şeyler kızmış gibi sesler cıkararak. İstediği saray çok çobul bitilirmiş içine girmiş ve ailesini getirmiş karısını güzeller güzeli kızını ve evin hizmetkarlarını kızı o kadar güzelmişki bağlı bulunduğu devlette tüm laordalar bu kzıla evlenebilmek için elçiler göndeliyormuş güzellik derecesi cenneteki huru misaliymiş onuniçin vali kızın cennet köşesi bir sarayda bir bahcede durmasına özen gösteliyormuş eve gelen kızının başına gelecekleri bilmeden kız daha ilk geceden rahatsız olmuş daha sonraları rahatsızlığı artmış kimse bir care bulamıyormuş tüm ev halkı ayaty aiken kız dışarıya cıkıyor kimse ne engel olabiliyor nede peşinden gidebiliyormuş sabahım ilk ışıkları doğarken evinde dönüyormuş gündüüz ise tam bir işgence deli divane bağrışlar içinde tüm saray inlermiş böyl uzun bir zaman geçmiş kzın adı illletliye cıkmış isteyenler istemez olmuş haline acınır bir duruma düşmüş vali ise her saniye ölüyormuş kızını görünce birgün dktorlar valiye kızını hamile olduğunu söylemişler vali kulaklarına inanamamış nasıl olur diye düşünmüş ama yapacak bir şey yok gece cıkışlarında başına kötü bir şey geldi yavrumun diye düşünmüş günler günleri aylar ayları ve doğum günü gelmiş catmış doğum gerçekleşmiş ama icerde bununan ebe kadınlar dışarıya feryat figan cıkmışlar vali ise kapıda bir haber bekliyor kadınları durdurmak istemiş ama ne care hepsi deli gibi kaçıyorlar en son ebe kadın cıkmış suratı ben beyez bir şekile bebek ve kızım nasıl diye sormuş vali ebe kızınız iyidir ama bebek şeytan şerine uğramıştır.&lt;br /&gt;gerçektem de öylemiş bebeğin iki dili bir gözü varmış alnında iki boynuzla doğmuş ayaklarıisse ters dünyaya gelmiş. Annesi bebeği kırk gün emzirmiş ve birden bebek yok olmuş sarayda beşiğinde uyurken annesi onun arkasından yok olmuş tüm hizmetkarlarını gözü önünde bir kaç ün sonra o saray bir gece kırk yerden ateşe velirmiş tüm hizmetkarları ve valinin karısı ile birlikte yanmış validen başka kimse sağ kurtulmamış gün o ya valinin tam agacı kestirdiği gün ise vali sarayının enkazı başında asılı bir şekilde bulunmuş ne agızında dili varmış neden gözleri hepsi oyulmuş ve cıkalırmış. Başında ise kaybolan bebek varmış onun gözlerliyle oynuyormuş bir farkla büyümüş olarak her gece bu yaratık bu insan enkazı o araziye gelir ağlarmış sesi yer yüzünü tutarmış valinin güzelergüzeli kızı ise her gece ipek bir elbise ile dolaşırmış üstü tertemiz sacı altın tokalara insanların gözü önünden geçermiş atsız kahyasız bir altın arabayla bu yıllarca sürmüş ve kız yaşlanmış nede bebek kan dökmekten vaz geçmiş</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Fri, 17 Oct 2008 03:01:13 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>KORKUNÇ BİR HİKAYE</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2673470</link>
            <description>eski zamanlardan birisinde yıllardan beri hamile kalamayan bir gelin varmış tüm ailesi ondan sırt cevirmiş bu yüzden tanıdığı hiç bir insan kısır olduğu için onunla konuşmuyormuş bu gelinin bir gün bir duğa etmiş duasını duyanlar onun deli olduğunu sanmışlar duası şöylemiş.&lt;br /&gt;Tanrım bana bir evlat verde istersen yılandan bir evlat olsun demiş. bunu duyanlar onun bebeksizlikten delirdiğini sanmışlar .&lt;br /&gt;Ama gelinin duası olmuş bir kaç ay sonra gelin gebe kalmış etekleri zil çalarak dolaşır olmuş tüm ailesi ona yaptıkları için utanmışlar ve ellerinden geldiği kadar onun rahat bir gebelik geçirmesinin için çalışmışlar elini sıcak sudan soğuk suya sokmamışlar aylar böylce gelip geçmiş ve doğum günü gelmiş ama hamile gelin sancılanmamış bile 11 ay olmuş gine gelin doğurmamış ama karnında bir şeylerin hareketettiğini tüm ailesi biliyormuş en sonunda gelini bir büyücü kadına götürmüşler kadın daha gelini gördüğü anda yanından uzaklaşmış ve kaynanasına şunu demeş.&lt;br /&gt;Bir kazan süt konun altına harlı bir ateş yakın süt kaynasın demiş üstünede gelini baş aşağı bir şekilde bağlayın sonrada derin iki mezar kaın demiş. &lt;br /&gt;Dedikleri aynen yapılmış mezarı kkazınan gelin yapmayın etmeyin diyormuş agaç tepesinde baş aşağı dulurken süt arta kaynıyor gelin bağılıyormuş bir gün geçmiş gelin bağılırken birde sesi kesilmiş gözleri fal taşı gibi acılmış ve birden kapanmış. Gelin ölmüş ama bir kaç dakika sonra gelinnin boğazından bir hareket başlamış bir süre sonra agızı acılan gelinin iki göZ görünmüş insanlar ne olduğu anlayamamışlar ama o iki gözün arkasında uzunca bir yılan yavaş yavaş gelinin agızından süte kadar uzanmış ve kanayan sütün içine düşüp öleceğini düşünen ailesi yanırmış yılan drek evin en küçük üyesiniş sokarak öldürmüş ve oardan uzaklaşimış yılar boyunca bu ailenin tüm fertleri yılan sokmasından hayatlarını kaybetmişler görenler ise yılanın hep aynı şekilde tarıf ediyorlarmış nerede ve nasıl olduğu bilinmiyor ama aile nereye göçse nereye taşınsa hep ölüm şekilleri yılan sokması şeklindeymiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yorumlarını bekliyorum daha ilginç hikaye bilenler varsa yazabilir</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Thu, 16 Oct 2008 15:23:23 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>HEY MİLLET BİR DAKKA ŞU OKUYUN VE YORUM YAZIN</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=2234941</link>
            <description>akp kapanmadı peki bu neyi di sizce ekonomiyi nasıl etkileid idye düşünene varmı acaba nasıl mı etkileid kapanma davası acıdıktan sonra  piyasada oluşan güvensizlik durumu yüzünden deyim yerinde ise yaprak bile kıpırdamadı bununla beraber kapatılmayacağı belli olduktan sonra borsada yaşanan birden cıkış şa sakın aldanmayın unutmayın her sert çıkışın birde sert bir inişi olacaktır bu sert cıkış yabancı yatırımcıya yaradı şimdi ise olacak tek şey var borsa billi bir süre daha cıktıktan sonra birden yüklü miktarda  kâr satışlarının gelmesiyle bir düşüş yaşayacak buradan elde edilen kâr ise son 6 ayın en düşük seviyesinde olan dövize aktarılacak ve yüklü bir şekilde piyasadan döviz alışları gelecektir. Buradan kâr sağlayacak sadece yabancı yatırımcı ve büyük yerli yatırımcıdır. arada küçük yatırımcı ezilecek benden size tavsiye sakın ha borsa yükseldi paramızı borsaya yatıralım demeyin bence elinizde olan parayla döviz alın ki borsadan gelen kâr satışlarıyla dövizden elde edeceğiniz kâr aynı oranla artacaktır. ben böyle düşünüyorum size durum ne olur yorumlarını bekliyorum</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Sat, 02 Aug 2008 10:41:28 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>SÜPERTEKLİF NEDİR ACIKLAYIN LÜTFEN</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=1827735</link>
            <description>selam ey netlog ahalisi nasılsın bakalım bu günlerde merak ettim de sizlere bir sorum var bilmem bir fikir beyan edebilcekmisiniz. Sorum şu şu sıralarda süperteklif diye internette bir şirket var serbest pazarlama yapıyor üye olmanız karşılığınızda size cp telefonunuza veya e_mail adresinize reklam gönderiyormuş eğer siz bu reklamlaı okursanız belli oranlarla para kazanıyormuşsunuz buna üye olan akadaş varmı acaba aranızda bir bilgi verebilirmizsiniz bu işin aslı astarı nedir merak ediyorum çünkü banka hesap nosu ile tc kimlik nosunu istiyorlarmış size bu nedir cevaplarını bekliyorum unutmayı ha</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Wed, 07 May 2008 07:15:12 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>BUNLARI BİLİN SONRA AB DİYE HAYKIRIN HAYKILABİLİYORSANI</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=1542439</link>
            <description>Arkadaşlar ab girmek o kadar önemli bir şeymi sizlere sormak istiyorum neden gircez ab ye bana bunu acıklayınız. Sanki AB ülkeri zaten bizi çok sevdiğinden mi gircez onların işine yaradığımız için mi gircez neden şimdi aranızda eski düşmanlıkları unutmk gerek diyenleri biliyorum ama nasıl unutacaz bizlere yapılan zulumleri nasıl unutacaz eğer unutursak o zaman bu zulümlere karşı gelmek için hayatını kaybedenler suratımıza tükürmezmi öte tarahta &lt;br /&gt;Bugün Ab inantla bizden bir çok şey istiyor özellikle 1915 olayları denen ve ermenilerce bir katliam olarak dünya ya kabul ettirmek için çalıştıkların hepimiz biliyoruz. ve bu ab ülkelerinin bir çoğuda bunu tanıdı ve bizlerede tarihinizle yüzleşin dendi iyi o zaman bize yapılanları bizde yazarım onlar yüzleşsi&lt;br /&gt;-Yunanistan binler türkü zamanın belli bölümlerinde göçe zorlamadımı topraklarına mülklerine böylece el koymadımı osmanlı geri cekildiğinde yok etmmek için çalışmadımı günümüze gelelim batı trakya türklerinin hali ortada düşün&lt;br /&gt;-Bulgaristanda aynısını yapmadı onlar da topraklala el koyup yüksek vergi ödenmesi amacıyla ağı vergi yükleri altına koymadımı türkleri 1950 yılında hiç bir şeyden haberi olmayan 250 bin türkü trenleri bindireip topraklarından ayırmadımı&lt;br /&gt;-Bosna hersek yıllarca sadece müslüman oldukları için kanlı savaşlar yaşanmadımı avrupanın tam ortasında ne kadar uzun kimsenin sesi çıktımı dünya gözlerini yunmadımı&lt;br /&gt;-Kosava yılarca iç savaş nedeniyle oradaki müslümanlrı kıyıma uğramadımı ve bildiğime göre sırıstanda avrupa ülkesi&lt;br /&gt;-Ermenistan AZERBEYCANIN topraklarına girdiğinde kadın çoluk çocuk demeden yüzler türk suçları olmadığı için yok edilmesine o avrupa birliği ne dedi söyleyin halen  toprak kavgası edilmiyormu &lt;br /&gt;-Rusya stalın döneminde bir gecede kırımdaki son ferte kadar tüm türk ailleri sürgün edilmedimi gece yataklarından kaldırıp hayvan vagonlarıyla bilineyene doğru gidenler olmadımı&lt;br /&gt;-İngiltere yüz yıllarca OSMANLYI parçalamak içn planlar kurmadı bizi işgale çalışmadımı 15 bin türk askerinin gözlerini kör ettirmedimi şimdi sizce bizim dostumuzmu düşmanımızmı&lt;br /&gt;-Fransa ilgiltelenin elinden osmanlı kurtalmadımı onlara aylıcalıklar tanındı ve şımalıp bunu o kadar ileriye götürdüler ki yüzlerce yıl bizleri emdiler şimdi türkler avrupa birliğinin parcası olamz diye haykılıyorlar. Bu arada ermeni iddialarını tanıdılar birde üstüne bizim ihalelelimize girmek istemedilermi sonrada türkiyeyi kaybetsek ne olur satış yapmazsak türkiye ye ekonomimiz çökmez diyip bizleri alaya almaya calışmadılarmı ama şimdi ne oldukları belli oldu mal satmak için nerdeyse ağlayacaklar&lt;br /&gt;-Sözde bizin en büyük dostumuz ABD şu anda seçimler olan ülke de tüm başkanlık adaylarında beni seçin ermeni tasarısını geçireyim demiyorlarmı kaç zaman boyunca kuzey ırak konusunda konuşulup bir şeyler yapması beklenmedimi kaç tane askerimiz onların yapmadıkları yüzünden şehit olmadımı &lt;br /&gt;DAH NELER NELER HEPSİNİ YAZMAK İSTESEK VARYA ÖMRÜMÜZ YETMEZ BİZ İSE HALEN BU ÜLKELERİN KURDUĞU VEYA ÜYE OLDUĞU HİÇ OLMAZSA DIŞARIDAN BAKILDI BU BİRLİĞE GİRMEK İÇİN HER ŞEYİMİZ DEĞİŞTİRMİYORMUYUZ BENCE DEĞİLERMİ SİZ SÖYLEYİN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YORUMLARINIZ BEKLİYORUM UNUTMAYIN</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Thu, 21 Feb 2008 06:57:13 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>DÜŞÜNÜN DÜNYADA NELER OLUYOR</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=1324882</link>
            <description>-AVRUPA BİRLİĞİNİN BAŞKENTİ BELÇİKADA GÜNLERDEN BERİ BÖLÜNMEYE VE FARKLI 2 VEYA 3 DERVET KURULMASI İSTENİYOR&lt;br /&gt;-KENYADA ŞİDDET OLAYLARI TIRMANIŞTA EN SON VERİLERE GÖRE RESMİ KAYNAKLARA GÖRE ÖLEN SAYISI 600 BULDU BUNLARIN BÜYÜK BİR ÇOĞUNLU BEBEK VE ÇOCUKALAR &lt;br /&gt;-KENYA DA AYNI GÖLGEDE ASAYIŞ O KADAR SARSIRDI Kİ TOPLU TECAVÜZ EKİPLERİ KURUP RAKİP VEYA KARŞIT GÖRÜŞLÜ KABİLERİN KADINLARINA KIZLARINA ÇOCUKLARINA ERKEK KIZ DEMEDEN BEBEKLERİNE TECAVÜZ EDLİYOR EN SON HABERE GÖRE SADECE 2,5 YAŞINDA BİR ERKEK BEBEĞE 10 KİŞİNİN TOPLU TECAVÜZ ETTİĞİ ORTAYA CIKTI&lt;br /&gt;-AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİNDE İSE YERLİ HAK 150 YIL ÖNCE İMZALANAN ANTLAŞMAYI TEK TARAHLI FES ETTİĞİNİ ACIKLADI BÖYLE ABD DEN HEM TOPLARAK HEMDE TAZMİNAT İSTEMEYE BAŞLADILAR BUNUNLADA KALMAYIP ARTIK KENDİ TOPRAKLARINDAKİ İNSANLARA KENDİ KÜRTÜLERİNE GÖRE İŞLEM YAPACAKLARI ÖN GÖRÜYORLAR&lt;br /&gt;- NEPAL DA MONARŞI KARDILIRDI AMA CUMHURİYYETTE İLAN EDİLİMEDİ AMA UNUTURMAMASI GREKEN BİR KONU VAR KRALIN KENDİ BAKTIĞI VE HALKINDAN DA ÜSÜTÜN TUTTUĞU 75 BİNE YAKIN BİR ORDUSU VAR VE BUNLAR SADECE KRLDAN EMİR ALIYORLAR&lt;br /&gt;-ÇİNDE BİR HAYVANAT BAHÇESİNDE HAYVANLARI BESLEMEK İÇİN GELEN ZİYARETÇİLER CANLI İNEK TAVUK VEYA KOYUN ALABİLİRYOR VE BUNLARI KAPLAN VEYA ASLANLARA VERİYORLAR CANLI OLARAK VE PARCALANMALARINI ÇOCUKLARINA GÖSTELİYORLAR</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Wed, 09 Jan 2008 11:31:58 UT</pubDate>
        </item>
        <item>
            <title>HEY İNSANLARA NELER OLUYOR</title>
            <link>http://tr.netlog.com/sultanzadeprens/blog/blogid=1297588</link>
            <description>bu akşam bir haberde cinde imsamların hayvanat bahçesine gittiklerinde canlı bir inek koyun vaye tavuk alarak bunları aç aslan kaplan gibi hayvanlara attıkları ve canlı canlı nasıl parcalandıklarını seyretiklerini gösterdi bizlerde bu insanlardan meded bulmaya çlışyoruz gen tedavisi altında kaç kişinin parasını aldılar ve ölüme terk ettiler</description>
            <author>sultanzadeprens</author>
            <pubDate>Thu, 03 Jan 2008 20:50:54 UT</pubDate>
        </item>
    </channel>
</rss>
