tunalim
erkek - 59 yaş, Çanakkale, Türkiye
- Arkadaşlar |
- Ziyaretçi defteri
- | Resimler
- | Blog
- | Gruplar
- | Videolar
- | Haykırlar
- | Linkler
HOŞGELDİNİZ(WELCOME)
Bu dünyada Çözümsüzlük diye bir terim, Müslüman Türkün kitabında olmayan bir ifadedir. Sağlam bir inanç temeline dayanan yüce milletimiz, tarihin en karanlık dönemlerinde, en içinden çıkılmaz badirelerde bile zoru başarmıştır. Hedefe varmak için dağları yol etmiş, denizler aşmış, denizlerin bittiği yerde gemileri karadan yürütmüş, yüzlerce kilo ağırlığında top mermisini tek başına namluya sürmüş, birkaç saniye sonra öleceğini bile bile düşmanın üzerine atlayacak kadar ölüme susamış bir milletin evlatlarıyız. Ondandır ki bizim kitabımızda çözümsüzlük yoktur. Çarelerin bittiği sanıldığı bir anda ölürüz ama, yeniden doğarız.'' Biz Türk Milletiyiz. '' Siteme üye olmanızı bekler,saygı ve sevgilerimi sunarım.
Ziyaretçi defteri 17 Yorumları sırala:
Mehmet Tunabaş (Çarşamba, 1 Ağustos 2007 23:09)
Ben şu an ülkemizdeki sosyal hayatı şöyle düşünüyorum.Milleti kurtaracak azmi, vatan sevgisinin sevdaya dönüştüğü hali görmeden, anlamadan gerçek “vatan mücadelesi” anlaşılamayacaktır. Şimdi herkes kendi halini düşünsün, kendi halini sorgulasın, vatan sevgisini millet sevgisini kendi menfaatinden ne kadar üstün tutup tutmadığını! Etrafında cereyan eden olumsuzluklara kendi menfaatinin kesilmesinden mi yoksa bilmediğinden mi sessiz kaldığını düşünsün! Kendi sorgusunun sonunda; eksik kalan yönlerini tamamlaması ve gerekli gayretleri yerine getirmesi vatanın ve milletin selameti için çok önemlidir. Unutmayalım ki; “Doğusundan batısına bu vatan bizimdir.” NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE-Tunalım...
ERHAN TAVUS (Pazartesi, 10 Eylül 2007 00:33)
iyi gunler abicim ç.kale oturuyon galiba bende bigada görusmek üzere
kürşat bayraktar (Pazartesi, 10 Eylül 2007 11:49)
MEHMET AĞABEY GEÇEN HAFTA BİGADAN ÇANAKKALE EZİNE BAYRAMİÇ TEKRAR BİGA OLMAK ÜZERE BİR GÜNLÜK BİR GEZİ YAPTIM. BEN ÇANAKKALEDE SANKİ KENDİMİ BULUYORUM. GERÇEKTEN HERKESİN GİDİP GÖRMESİ GEREKEN MUHTEŞEM BİR YER. SAYGILAR
kürşat bayraktar (Perşembe, 25 Ekim 2007 10:42)
YIL 1029 KIZIM VE BEN
Yıl 2029,kızım 18, ben 41 yaşındayım...
'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmış neden şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var?
iki arkadaş okulda tavan arasında eski bir atlas bulmuştuk, o atlasta gördük, daha önce Edirne'den Kars'a kadar Turkiye toprağıymış, şimdi neden o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?
Eskiden her mahallede 1 yada 2 cami varken, simdi neden her ilde bir cami var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey varmış, gunde 5 defa camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba?
Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak İsrail'in kurulmasina sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da, topraklarımızı sattırıp şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz. Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları, emaneti böyle mi korudunuz. Günden güne topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba?
Baba küçükken herkesin beni Aybuke diye çağırdığını hatırlar gibiyim şimdi neden bana Angel diyorlar, benim kulağıma Angel ismini ezanla sen mi söyledin?
Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Hergün bize hakaret ederek ve sizi her gördukleri yerde coplayarak demokrasi! mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farkli öğrettiler sanki
Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliginden kalan. Biz Ankara'ya taşınmazdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'miş ve 6317 sehit vererek 'Gazi' lik unvanını kazanmış. Neden şimdi oraya kurdistan diyorlar baba.
Baba hani sizlere kürtlerle Türkler kardeştir demişler, peki kardeşlerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular.
Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmişti. O her kimse 1933'te Bursa'da bir nutuk vermiş, ben şimdi bile ne kastettigini anlayabiliyorken, sizin gençliginiz bu kadarmı cahildi de o uyarıları dikkate almadınız.
şimdiki kurdistan toprağında yer alan Suleymaniye'de askerimizin başına çuval geçirmişler ve sen o dönemde gençtin, hiç mi kanın donmadı baba. Neden hesap sormadınız bunları görmezden gelen yöneticilerinize?
O az önce bahsettiğim Atatürk size bir hitabe yazmıs ve sizi hain yöneticilere ve uşaklara karşı uyarmış ve hitabenin sonunda da 'Muhtaç olduğun kudret damarlarindaki asil kanda mevcuttur.' demiş. Baba kanınız o kadar bozuk mu ki ülkemizi bu hale getirenlerin yakasına yapışmadınız.
Baba Türkiyeli ne demek, biz Türk çocuğu değil miyiz, soyumuz belli değil mi bizim, o kitapta okumuştum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu. Peki, baba ben neden mutlu değilim. Türküm demek suçsa ve kötu bir şeyse siz eskiden neden söylerdiniz.
Baba biz Kurtuluş Savaşı denen bir şey yaşamısız, kitaba göre dünyanın gördüğü en şanlı savaşmış ve o savaşta 4 milyon sehit vermişiz. Madem bu vatandan bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar şehit verdiniz.
Hiç mi kitap okumadınız, hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi göremediniz ülkemizin peşkeş çekildiğini, eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin o hainlerden ne farkınız kaldı. Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba. 'Vatan sevgisi imandandır' diye bir hadis varken ,hadi diyelim ki Türklüğünüzden vazgeçtiniz bari İslam'ın emrine uysaydınız.
Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir İstiklal Marşımız varmış, o marşı yalnızca körü körüne ezberlediniz mi? Atalarımız sizi her firsatta uyarmıs, demiş ki 'Ey Türk titre ve kendine dön.'Baba ne zaman titreyeceksiniz, Ankara'yıda kaybettikten sonra mı? Bundan 13 yıl önce titremediyseniz eğer artık hiç bir şey titretemez sizi.
Baba sen son bağımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün.'Ya devlet başa,ya kuzgun leşe' diyebilecek bir Hasan Tahsin,bir sehit sahin,bir Sutçu İmam yok muydu aranizda?Yaziklar olsun baba sizin gençliginize!
Bu günleri göreceğime hiç doğmasaydım baba. Türklüğünüzden utanmadınız hiç olmazsa insanlığınızdan utansaydınız baba. Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa *SEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ?
kürşat bayraktar (Perşembe, 25 Ekim 2007 11:15)
TÜRK OLMAK
Turk olmak,
Osmanli'nin borcunu odemektir, hovarda babanin borcla yasayan evladi gibi.
Kosova'da ve Bosna'da, Bati Trakya'da ve Makedonya'da, bilmem kac asir gecmiste kalan meselelerin hesabini vermektir.
Turk olmak,
Kibris'ta, Hocali'de, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykirima ugrayip, yapmadigin soykirimla suclanmaktir.
Turk olmak,
fasist olmaktir, vatanina, yurduna, tarihine sahip ciktiginca.
Turk olmak, 'demokrat ' ve 'cagdas'olmaktir, vatanina, yurduna, tarihine sahip cikmadiginca.
Turk olmak,
lisaninin Avrupa'da yasaklanmasidir ve yine Turk olmak kendini anlatamamaktir.
Avrupa'da hor gorulmek Turk olmaktir, atalarin bir suru asir once Viyana'yi kusattigi icin ...
...ve hos gorulmemektir, sadece kusatip, Napolyon gibi butun Viyana'yi yakmadigi icin.
Turk olmak,
Selanik'te Pontus Aniti'nin, Viyana'da cignenen yeniceri minberinin ve Malta'da papazin uzerine bastigi Turk bayragi heykelinin onunden gecmektir.
Turk olmak zordur, cetindir ve eziyetlidir.
Uc kitadan donup, bir kucuk yarimada da misafir muamelesi gormektir.
Sayisiz imparatorluk kurmak Turk olmaktir, ayni zamanda sayisiz imparatorluk yikmak da Turk olmaktir.
Turk olmak,
Arabaya kosulan ilk atin vataninda, ilk yazili antlasmanin imzalandigi yurtta, yazinin bulundugu, paranin icat edildigi, her metrekaresinden bereket fiskiran bu yurtta... kalkinmak icin yabanci sermaye beklemektir.
Turk olmak;
Troya'dan bu yana, Sumer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, butun zamandan damitilarak gelen yuksek degerlerine ragmen, bir haftalik hafiza ile yasamaktir.
Dogu Roma'yi da Bati Roma'yi da yikip, yeni Roma olan AB'ye girmeye calismaktir Turk olmak.
Turk olmak,
Mostar'da koprudur,
Kerkuk'te kaledir,
Istanbul'da Kizkulesi'dir,
Anadolu'da bugdaydir,
Cukurova'da pamuktur,
Ege'de tutun,
Karadeniz'de findik,
Trakya'da aycicegidir.
Turk olmak,
Canakkale'de olmektir.
Canakkale'de olmeden once dusmana su vermektir, onun yaralisini sirtinda kendi hastanene tasimaktir.
Dusmanin ardindan rahmet okumak, kanlindan helallik almaktir.
Sabahlari odana rahmet dolsun diye, cami acmaktir. Kar yagdiginda kayak yapmayi degil, evsizleri dusunmektir.
Balkon kosesine kuslar icin, kisin ekmek kirintisi, yazin su koymaktir.
Yagmura rahmet, kara bereket diye bakmaktir.
Turk olmak,
harap bir ulkede, zengin ulkelerin mustemlekeligini reddedip...
tahtadan kilic ve ipten uzengi ile...
paylasacak ve sahiplenecek tek varligi fakirlik olmasina ragmen...
yedi duvele meydan okumaktir.
Turk olmak,
askere davul-zurna ile ugurlanmaktir...
belki de donmeyecegini bilerek.
Turk olmak,
annenin ardindan" bir oglum daha olsun, onu da gonderecegim" demesidir.
Babanin gozyaslarini tutarak, tabutuna son kez dokunurken "vatan sag olsun" demesidir.
Turk olmak,
"Turk cayinda radyasyon olmaz" yalanlari ile, "gusul abdesti alana aids bulasmaz" dolanlari ile yasamaktir.
Her hukumetin enkaz devraldigi, ama asla ardinda enkaz birakmadigi ulkede olmaktir.
Turk olmak,
ecdadin yasadigi kitliktan dolayi, cayin yaninda gelen sekerden fazla olani garsona geri vermektir. Ayni nedenle Turk olmak, yemegi ziyan etmekten korkmaktir.
Goz hakkina, dis kirasina saygidir, Turk olmak.
Evindeki bir kap asin yarisini tanri misafirine vermektir.
Kendi yerde, misafiri dosekte yatirmaktir Turk olmak.
Turk olmak,
milli macta aglamaktir.
Ayhan Isik'a, Belgin Doruk'a asik olmaktir.
Turk olmak,
askini olesiye sevmektir.
Aski icin olmektir, oldurmektir.
Sevdiceginin elini bir kez tutamadan topraga girmektir.
En guzel ask siirlerini yureginde hissetmektir.
Eskiyaya turku yakmaktir, Turk olmak.
Milletine sovmektir, ama baskasina sovdurmemektir, Turk olmak.
Turk olmak
Yunus'u bilmektir, Asik Veysel'i sevmektir.
Mevlana'yi, Haci Bektas-i Veli'yi ve Hoca Yesevi'yi...
-tek bir satirini okumasa da-
yureginde tasimaktir.
Turk olmak,
saz caldiginda, ney uflendiginde, kos dovuldugunde ve kaval caldiginda yureginin derinlerinde bir sizi sezmektir...bir de Yemen Turkusu'nde...
Hayatin sana verdiklerine "nasip", vermediklerine "kismet" demektir.
Her isin "hayirlisina" inanmaktir ve "felege" kufretmektir
ve aglamamak icin...
cok gulmekten cekinmektir.
Turk olmak,
Asya'da batili, Avrupa'da dogulu diye tepki gormektir.
Irk sozunu bilmeden yasamak, yaradilani Yaradandan oturu sevmektir.
Magazin programlari ile dizilerin arasina sikissa da, silkinip uzerindeki olu topragini atabilmektir.
Turk olmak,
mahalle maci icin ayni saatte, on kisi bulusamazken, milyon kisinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kisinin kavga etmeden gosteri yapabilmesidir.
Turk olmak
en zayif gununde bile dunyaya meydan okumak, en dertli gununde bile her ufunetin bir safakta bitecegini bilerek tevekkul gostermektir.
Zor istir Turk olmak.
Turk olmak,
Anadolu'da her dusen yagmur damlasina hamdetmek, her cikan basak icin sukretmektir.
Turk olmak,
medeniyetler besigi Anadolu'da dik durabilmektir.
kürşat bayraktar (Cuma, 26 Ekim 2007 07:43)
KİŞİLİKSİZDİR..!
Her kim ki?... Vatan toprakları ayağımızın altından kayarken, ülke parsel parsel
satılırken, Öz yurdunda garip-öz vatanında parya hale gelinmişken. Şahsi
hesaplarını önde tutuyorsa. Türkmen Telefer de katledilirken, Kerkük’te itler
bayrak asıp büro açarken, Türk askerinin başına çuval geçirilirken. Ses
çıkarmıyorsa...
Paçavra bayraklar meydanları süslerken, köpeğe özgürlük sloganları atılırken,
pisliklerin cesetleri devlet ambulansları ile taşınırken,TURK polis'i TURK
asker'i suçlanırken. Suskunluk içindeyse.
Avrupa dan yola çıkan soluğu Diyarbakır da alırken, dil sürçmesi bahanesiyle
Kürdistan zırvası atılırken, İngiltere de bomba patlatana terörist, Türkiye de
kahpece mayın döşeyenlere milis derken, Hakkımızı aramıyorsa.aramadigi gibi
talabani barzani iti ile beraber Avrupali agbeyleri'ne kirmizi halili karsilama
toreni duzenleyip saygi duyuyorsa..
Kardeş kanı akmasın mavrasıyla, polis, asker, sivil insanlarımız şehit olurken,
Kuşadası, Giresun, Gümüşhane, Antalya da tuzaklar kurulurken, hainlik her yerde
kapıya gelmişken. Gözünü açmıyorsa.açmadigi gibi AB ne uyum yasalari zirvalari
ile dagdaki itleri inlerden indirip topluma kazandirmaya çalisan eve donus
yasasi ile SEHITlerimizin kemiklerini sizlatan bu satilmis zihniyete çanak tutan
..zana ve saz arkadaslarin'dan kardes diye soz eden gafillere inaniyorlarsa..
Üç ay evvel Norveç te, Kürt sorunu yoktur, Pkk sorunu vardır deyipte. Diyarbakır
da, kürt sorunu vardır diyen başbakanımızdaki çelişki ortadayken, Diyarbakır
sanki başka bir ülkeymiş gibi karşılama törenleri hazırlanırken. Niyeti
anlamıyorsa.
Pkk nın başı kopek'in zavallı beyanatlar verip, Başbakan Diyarbakır dayken eylem
yapmama kararı alırken, Osman makamı ziyaret edilmedi diye halkı sokağa
çıkarmazken, Başbakandan misafir gibi söz edilirken. Art niyeti görmüyorsa.
Cumhuriyetin kaleleri bir bir yıkılırken, Türk kendi kaderi ile baş başa
bırakılırken, Atatürk Türkiyesi birilerinin oyuncağı yapılırken, Hukuk
katledilip, Adalet güçlünün eline geçerken. Titreyip kendine dönerek. Bayrağına,
vatanına, Kıbrıs’ına, polisine, askerine, Şehidine, gazisine, sahip
çıkmıyorsa.. KİŞİLİKSİZDİR..!
kürşat bayraktar (Perşembe, 1 Kasım 2007 08:55)
Uyanışı sindirme harekatı
Çıkarlarımız üzerine yoğunlaşmalıyız. İlişkilerimiz söz konusu olduğunda bunları gözönüne almalıyız ki başarıya ulaşabilelim.
Kod adı bebek
18 Şubatçılar, TSKnın Kuzey Irak operasyonuna karşı cephe açtı.
CIA elemanları Eric Edelman ve Marc Parris, MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal, Sorosun fonladığı TESEVin Başkanı Can Paker, TRT eski Genel Müdürü Cem Duna, Hasan Cemal ve Cengiz Çandarın 18 Şubat 2005teki Bebek buluşması meyvelerini veriyor!!!
Foyaları ortaya çıkıyor
DÜnyanIn Yeniçağdan öğrendiği toplantıda konuşulanlar sır olarak kaldı. Ancak bu günlerde yapılan açıklamalar ve kaleme alınan yazılar, 18 Şubatçıları buluşturan ortak emeli açığa çıkarmaya başladı..
AKP lehinde propaganda
18 ŞubatçIlarIn hepsi, sınır ötesi operasyona karşı. Parris, Köksal ve Çandar, terör örgütü PKKnın saldırılarının asıl hedefi AKP tezini işliyor. Bebek Grubunun diğer üyeleri bu fikri yaymaya çalışıyor.
Zihin bulandırma çalışması
Edelman, Cemal ve Paker ise zihinlere, sorunun siyasi yoldan çözülmesini işliyor. PKKya karşı silahlı mücadeleyle sonuç alınamayacağı iddiasını tekrarlayarak, kamuoyu yaratma peşinde koşuyorlar.
Ayrı mevzilerde vuruşma
Cemal, dün yine K. Iraka gitti. Paker ise dosya hazırlamak çabasında. Çandar, köşesinden salvolara devam ederken, Köksal, basına fikir vermekle meşgul. Edelman ve Parris kuyu kazıyor.
Konuşmama yemini ettiler
Görev yaptığı ülkeleri paçalamakla ünlü Yahudi Büyükelçi Eric Edelman, yemeği CIAdan arkadaşı eski Büyükelçi Marc Parrisle organize etti. Davete katılanlar, karanlıkta başlayıp karanlıkta biten o gecedeki konuşmalarla ilgili olarak bugüne kadar tek kelime etmedi...
Bebekin meyveleri!
İki yıl önce Bebekte ünlü bir otelin İtalyan Lokantasındaki esrarengiz buluşmasının fotoğrafı gün geçtikçe daha da netleşiyor. O yemektekiler bugün aynı doğrultuda analizler yapıyor
Yeniçağ 22 Şubat 2005 tarihinde İşte o fotoğraf başlıklı manşet haberini şöyle sunmuştu: Günlerdir konuşulan, ancak ısrarla basından kaçırılan ve içeriği hakkında kimseye bilgi verilmeyen Esrarengiz buluşmanın belgesini yayınlıyoruz.
4 Ağustos 2006 tarihinde Yeniçağ, Hasan Cemalin PKKlı teröristlere af istemesi üzerine aynı fotoğrafı tekrar manşetine Medyayı Parris örgütlüyor başlığı ile taşımıştı. Yeniçağ, Cemalin Bebekteki yemekte zehirlendiğine dikkat çekmişti.
18 Şubat 2005 tarihinde İstanbul Bebekteki İtalyan lokantasında bir araya gelen MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal, Milliyet gazetesi yazarı Hasan Cemal, o tarihte DB Tercümanda şimdi Referans gazetesinde yazan Cengiz Çandar, Soros destekli TESEVin yönetim Kurulu Başkanı Can Paker, TRT eski Genel Müdürü Cem Duna ve ABDnin o tarihte Ankara Büyükelçisi olan Eric Edelman ile yine ABDnin eski Ankara Büyükelçilerinden Mark Parrisın PKK terörü konusunda açıklamalarının benzerliği dikkat çekiyor. Dünyanın Yeniçağdan öğrendiği toplantıda konuşulanlar sır olarak kalırken, bu günlerde yapılan açıklamalar ve kaleme alınan yazılar, ortak emeli açığa çıkarmaya başladı.
AKP lehinde propaganda
18 Subatçıların hepsi, sınır ötesi operasyona karşı. Parris, Köksal ve Çandar, terör örgütü PKKnın saldırılarının asıl hedef AKP tezini işliyor. Bebek Grubunun diğer üyeleri bu fikri yaymaya çalışıyor. Edelman, Cemal ve Paker ise zihinlere, sorunun siyasi yoldan çözülmesini işliyor. PKKya karşı silahlı mücadeleyle sonuç alanamayacağı iddiasını tekrarlayarak, kamuoyu yaratma peşinde koşuyorlar. Cemal, dün yine K. Iraka gitti. Paker ise dosya hazırlama çabasında. Aynı zaman peşmerge lideri Mesut Barzaninin ortağı olarak bilinen İlknur Çevikle de ortaklığı ile gündeme Çandar, köşesinden salvolara devam ederken, Köksal, basına fikir vermekle meşgul. Edelman ve Parris kuyu kazıyor.
Aynı pencereden bakıyorlar
Mark Parris: Bence mesele Türkiyenin iç politikası ile ilgili. 22 Temmuz seçimlerinde AKP Güneydoğuda büyük başarı kazandı. PKK bunu tehdit olarak görüyor. PKK Biz hâlâ buradayız ve Türkiyeyi etkileme gücüne sahibiz diyor.
Edelman: (ABD Dışişleri Bakanı Ricein Sınır ötesine geçmeyin açıklamasının ardından
Sönmez Köksal: ... AKPnin büyük çoğunlukla bu bölgede oy oranının artırmış olması acaba PKKnın aklına işte kitleleri kaybediyorum duygusunu getirmiş olabilir.
Cengiz Çandar: İşin ilginç yanı, Tayyip Erdoğan, 22 Temmuz seçim başarısının maliyetini ödüyor. Çünkü, PKKnın eskiye dönüş stratejisi yani terörün ülkeyi, özellikle bölgeyi (Güneydoğu) kasıp kavurduğu 1990ları yeniden canlandırma hesabı, seçim sonuçlarıyla büyük ölçüde ilgili. AKP, 22 Temmuzla birlikte Güneydoğunun en güçlü siyasi partisi konumuna geldi. Tabanını genişletti. Ülkenin her yerinde benzeri konumda ve iktidar yetkisini güçlenerek yeniden elde etti. PKKnın tabanı geriledi ve daraldı. DTPnin oy oranından bunu anlamak mümkün.
Hasan Cemal: 22 Temmuz sonrası hava böyle... Sanki aşırı güven, AKPnin soruna ilişkin bakışını değiştirmiş durumda... Tümüyle değişti diyemiyorum. İlk izlenimler böyle... Ancak, bir kez daha yinelemekte yarar var. Kimlik ve kültürel haklar, PKK ile dağdan indirme ve Irak Kürtleriyle diyalog, Güneydoğuda kalıcı barış için yaşamsal konulardır.
Can Paker: Terörle en etkili mücadele, terörün kökeninde yatan toplumsal sorunla hukuk, demokrasi ve insan hakları çerçevesinde siyaset yoluyla yüzleşmektir. Türkiyede siyasetin hâlâ normalleşememiş ve demokrasinin yerleşmemiş olmasında geçmişte yaşanan acıların payı büyüktür. Oysa, sayın Başbakanımız Erdoğanın Ağustos 2005te Diyarbakırda yaptığı konuşmasında belirttiği gibi, büyük devletler, hatalarını kabul eden ve sorumluluklarını üstlenen devletlerdir.
Ertan Tok (Çarşamba, 19 Aralık 2007 10:47)
YAKINLIK NE ZAMANDA NE DE MEKANDADIR..
BAYRAMLARDA AKLINIZA GELENLER ,
YAKIN OLDUKLARINIZDIR.
EN GÜZEL BAYRAM GÖNÜL BAYRAMIDIR,
GÖNLÜNÜZ BAYRAM ETSİN...
SEVGİLER
ERTAN TOK
Ertan Tok (Çarşamba, 20 Şubat 2008 21:44)
Sevgili Dost; Her gün aynı güneş doğar, ama hep farklı bir güne doğar... Bugün hava daha parlak ve daha sıcak.. İnsanların birbirlerini sevmelerine dayanarak döndüğüne inandığımız dünya; senin için yeni bir dönüşe başladı kutlarım.. Doğum günün kutlu olsun..
Bir mesaj yaz: